11 TEMMUZ 2026 CUMARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR VE SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






YİNE BİR ASKERİ KAMP HİKÂYESİ
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu, o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Geçmişte çok güçlüyken tüm gücü ile çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin geleceğe güvenle bakmaya hakkı yoktur.(Gazi Mustafa Kemal Artatürk/1927)

 11 Temmuz 2026 Cumartesi 

EMEKLİLERE GÖSTERİLEN SAYGI, DEVLET GELENEĞİNİN AYNASIDIR.

Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki Özel Eğitim Merkezleri, halk arasında bilinen adıyla askeri kamplar; ömrünü vatan hizmetine adamış subay ve astsubay aileleri ile emeklilerinin dinlenmeleri, rehabilite olmaları ve silah arkadaşlarıyla bir araya gelmeleri amacıyla kurulmuş sosyal tesislerdir.

36 yıl üniforma taşıyıp, otuz yıl fiilen subaylıktan sonra emekli olan biri olarak yıllardır bu tesislerden yararlanıyorum. Kara Kuvvetlerinin merkezi planlama sistemi sayesinde bugüne kadar herhangi bir sorun yaşamadan birçok kampta ailemle birlikte konakladım. Burada özellikle vurgulamak istiyorum ki; Kampları tahsis eden KKK. Disiplin Moral Şubesi kamp motel kontenjanlarının boş kalmaması için büyük çaba harcamakta ve gelen her isteği boş olan yerlere yönlendirmektedir. Yani görevini hakkıyla yerine getirmektedir. Oysa bazı Kamp Komutanlıklarının boş olan motelleri tahsiste gereken hassasiyeti ne yazık ki göstermedikleri ve motellerin yarısı boş iken isteklileri "yerimiz yok" diyerek geri gönderdikleri de bir gerçektir.

Foça Kampı; konumu, doğal güzelliği ve sosyal ortamıyla her zaman tercih ettiğim tesislerden biri olmuştur. Bu yılda boş yerler olduğundan önce 4 Haziran'da başlayan dönemde, ardından 14 ve 24 Haziran dönemlerinde KKK' lığından tahsisle Foça Kampında kaldım. Bu süreçte en güzel kazanımlarından biri de 1991’li Emekli Top. Alb. Sabri Altıntaş ve ailesiyle tanışmam oldu. İyi bir dost kazandım. Kendisi okuyan, araştıran, fikir üreten, yazan, yapay zekâ ve bilgisayar teknolojileri üzerine çalışan üretken bir subaydı. Bilgisayar Yazılım Şirketi sahibi oğlumla uzun sohbetler yaptılar ve ortak projeler üzerine fikir alışverişinde bulundular.

Birkaç Saat İçinde Değişen Tahsis:
----------------------------------
24 Haziranda başlayan kamp dönemi için KKK tarafından bana yaşıma ve sağlık durumuma elverişli ve kısa sürede tüm sosyal tesislere yürüyerek ulaşabileceğim B-14 Moteli, Albay Altıntaş’a ise bir dönem önce kaldığı E-15 Moteli tahsis edilmişti. Ara dönemde kampta kalma müracaatımız kabul edilmediğinden iki aile Foça Jandarma Misafirhanesine taşındık.

23 Haziran saat saat 17:00’de kampa girişler başlayacaktı. Benim arabam ile saat 12:00 sıralarında Alb. Altıntaş'ın eşyalarını odasına koymak amacıyla kampa götürdük. Danışma’daki görevli personel, kendisine daha önce KKK’lığı tarafından tahsis edilen E-15 numaralı 2+1 motelde herhangi bir sorun bulunmadığını, ancak anahtarların saat 17:00'de verileceğini, isterse eşyalarını şimdiden kapının önüne bırakabileceğini söyledi. Bunun üzerine görevli askerlerin de yardımıyla tüm eşyalar E-15 numaralı motelin önüne bırakıldı ve kamptan ayrıldık.

Ancak aynı gün saat 17:00'de kampa geldiğimizde bambaşka bir tabloyla karşılaştık. Bu kez kendisine E-15'in verilemeyeceği, o motelde elektrik arızası bulunduğu, boş yer olmadığından M-8 No.lu 1+1 motelin tahsis edildiği bildirildi. Oysa ayni saatlerde bana tahsis edilip girmekten vazgeçtiğim B-14 Moteli boş duruyordu.
Bu yapılan yalnızca konut değişikliği değildi. Albay Altıntaş'ın ailesi üç kişiden oluşuyordu. Bu nedenle Çeşme'deki iş yerinden izin alarak kampa gelmek üzere yola çıkan kızı, kendisine tahsis edilen 1+1 motelde kalma imkânı olmadığından Menemen'den geri dönmek zorunda kaldı. Eğer idarenin iddia ettiği gibi elektrik arızası bir gün önceden biliniyorsa, bu durumun saat 12:00'de yapılan başvuru sırasında bildirilmesi gerekmez miydi? Böylece Altıntaş ailesi farklı bir planlama yapabilir ve Jandarma Misafirhanesindeki konaklamasını birkaç gün uzatabilirdi. Bu soru hâlâ cevapsızdır.

Gösterilmeyen Arıza:
--------------------
Albay Altıntaş, bir dönem önce sağlam teslim alıp iki gün önce sağlam teslim ettiği tahsisli dairesini görmek istedi. "Elektrik arızası varsa bana gösterin." dedi. Ancak görevli personelin hiçbiri bu talebi yerine getirmedi. Önce uzman çavuş geldi. "Benim yetkim yok." Ardından motel sorumlusu astsubay geldi." Kapıyı açamam. Benim de yetkim yok" dedi. Hiç kimse resmi tahsis edilmiş konutu göstermeye yanaşmadı. Oysa devlet yönetiminde şeffaflık esastır. Bir vatandaşa "arıza var" deniliyorsa bunun teknik gerekçesinin de gösterilebilmesi gerekirdi.

Gereksiz Müdahale:
------------------
Bu esnada kayıt yaptırmak üzere sırada bekleyen ve daha sonra kendisinin albay olduğunu söyleyen bir kişi, olayın tarafı olmadığı hâlde tartışmaya müdahil oldu. Hiç alakası olmadığı hâlde saygı sınırlarını aşan ifadeler kullandı. Buna rağmen Albay Altıntaş çok sakin ve vakur bir tavır sergileyerek yalnızca hakkını aradığını ifade etti. Bir emekli subaya karşı sergilenen bu tavır, orada bulunan birçok kişinin de dikkatini çekti.

Benim Yaşadığım Sorun:
----------------------
23 Haziran günü öğlen kampa eşyaları getirmek için geldiğimizde bana tahsisli B-14 Motelinin önünden geçerken oğlum kendisini rahatsız hissetti. Çünkü o motelde daha önce rahmetli annesi ile birlikte kalmıştık. Duygulandı, hassaslaştı ve o motele girmek istemedi. O’nun ayarında bir motele girmenin kendisi için daha iyi olacağını söyledi. Bu durumu daha önce birkaç kez görüştüğüm motellerden sorumlu astsubaya saat 12:44’de Whatsapp’tan yazı ile bildirdim. Hemen ilgilendi ve F-13 Motelini bize tahsis ettiğini saat 12:50’de bildirdi. Önceki dönem kaldığım bu motelin konumu da benim rahatlıkla çıkabileceğim bir şekilde idi.

Ne oldu bilmiyorum. Motel sorumlusu astsubay beni yarım saat sonra telefonla arayarak F-13 Motelini tahsis edemeyeceğini, M-9 Motelini tahsis ettiğini bildirdi. Sağlık durumum nedeniyle alt kotlarda bulunan bir motelde kalmak istediğimi, diz kapaklarımdaki rahatsızlık sebebiyle merdiven çıkmakta güçlük çektiğimi tekrar anlatmama rağmen bana en üst kottaki 53 merdivenle ulaşılabilen M-9 moteli verildi. Bu motelde kalabilmek için her gün 53 basamak çıkmak zorunda kaldım. Yer boşalması hâlinde uygun bir motelin verileceği söylenmesine rağmen belirtilen tarihte yaptığım müracaata “Tüm moteller dolu” diyerek olumsuz cevap verildi. Oysa kamp içerisinde boş moteller bulunduğunu bizzat gözlemliyor ve görevli erlerden de teyit ediyordum.

Sekiz gün boyunca bu merdivenleri çıkmak zorunda kalmam, emeklilik döneminde dinlenmek amacıyla geldiğim kampı benim için adeta bir komando eğitimine çevirdi.

Sorun Çözmek Yerine Sorun Üreten Yönetim:
-----------------------------------------
Askeri sosyal tesislerde görev yapan personelin asli görevi misafirlerine sorun çıkarmak değil, onların sorunlarını çözmektir.

Ne yazık ki bu kampta bunun tam tersine şahit oldum. Özellikle Albay Altıntaş'ın yaşadığı süreçte, çözüm üretmek yerine sürekli yeni engeller çıkarıldığını gözlemledim. Bir emekli subayın, resmen tahsis edilen konutuna alınmaması, gerekçesinin gösterilmemesi ve alternatif çözüm sunulmaması kabul edilmesi güç bir yönetim anlayışıdır.

Yönetim Nerede?
---------------
Biz subay çıktığımız yıllarda komutanlarımızdan sık sık “SUBAY GÖZÜ” kavramını duyardık. Onlar “Subay gözünün değmediği bir birlikte disiplin ve askerlik olmaz” derlerdi. Onların haklı olduğunu zaman içinde yaşayarak idrak ettik. Komutanlar ve amirler birliğinin her şeyinden sorumlu kişilerdir. Olanı ve olmayanı onlar değerlendirirler. Sorumlu oldukları birliğin sınırları içinde durmadan gezerler, görürler ve hemen hataları düzeltici emirlerini verirler.

Ne yazık ki ben bu kampta ikamet ettiğim 6 Haziran-1 Temmuz arasındaki 25 gün içinde hiç bir subaya rastlamadım. Adını bilmediğim Kamp Komutanını ise hiç görmedim. Ben kendisini göremedi isem O’nun bana kendini göstermesi gerekirdi.

Nitekim birkaç yıl önce Pastane bölgesinde yarım saat içinde tam altı kez önümden geçen kişinin yanına gidip, “Kimsin? Ne yapıyorsun? Olağanüstü bir durum mu var?” diye sormuştum. O’da kendisinin Kamp Komutanı Albay Ayhan Urcan olduğunu, hizmetleri kontrol ve denetlediğini bildirmişti. Kamptaki tüm misafir subayların saygı ve sevgisini kazanan bu subayı şimdi saygıyla anıyorum.

Ayrıca yönetici ilgisizliğinden dolayı kampta pek çok yanlış ve eksik yapılan hususlar mevcut olduğunu gözlemledim. Eksikliklerin en önemlisi ise hijyen ile ilgiliydi. 2026 yılının teknolojik gelişim seviyesine rağmen özellikle misafirlerin toplandığı pastane ve lokantanın bulunduğu kesim adeta bir kara sinek istilasına uğramıştı. Sinekler bizlere “gidin evinize” der gibi saldırıyorlardı. Domuzların her yerde dolaşması önlenememişti. Domuzlar ile birlikte yeşil alanlarda ölümcül olduğu bilinen kenelerinde mevcudiyeti bir başka üzerinde durulacak sorundu.

Emekliler Devletin Yükü Değildir:
---------------------------------
Bugün 79 yaşındayım. Hayatım boyunca Türk Milletine, Silahlı Kuvvetlerimize ve üniversite gençliğine hizmet ettim. Üç ciltlik TÜRK ORDUSU başta olmak üzere 48 kitap yazdım ve yayınladım Binlerce konferans verdim. 16 Yıl üniversitelerde ATATÜRKÇÜLÜK dersi anlattım. Hazırladığım “VATAN BORCU filmi, belgeseller ve kitaplarda Türk ordusunu anlatmaktan her zaman gurur duydum.

Ben emekli bir Kurmay Albayım. Haddimi ve hukukumu bilirim. Hiç kimseden ve hiçbir makamdan ne ayrıcalık ne de imtiyaz istemedim. Sadece yaşımıza, emeğimize ve devlet hizmetinde geçen ömrümüze yakışır bir saygı bekliyor ve bunu hak ettiğimi düşünüyorum. Çünkü bugün bizlere yapılan muamelenin benzeri, yarın bugünün görevde bulunan personeline de yapılacaktır.

Devlet geleneği; makamların değil, insanların onurunu koruyabildiği ölçüde güçlüdür.
Demek ki yeni nesil insanlarımız genellikle önlerini tam göremiyorlar. Bizlerin onların istikbaldeki hali olduğumuzu unutuyorlar. Ve şimdi biz emeklileri sırtlarında yük olarak telakki ediyorlar. Kendilerini atandıkları makamların devamlı temsilcileri olarak düşünüyorlar. Hiç emekli olmayacakmış gibi davranıyorlar.

Bilelim ki; Askerlerin asla emeklisi olmaz.

Rütbeli askerlerimiz başta olmak üzere kendilerine devlet görevi tevdi edilmiş devlet memurlarını; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aşağıdaki sözünü bir kere daha okumaya davet ediyorum;

" Bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu, o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Geçmişte çok güçlüyken tüm gücü ile çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin geleceğe güvenle bakmaya hakkı yoktur”.
-------------------------------------
ÖZEL NOT: Mustafa Kemal Atatürk bu sözü, askerlikten emekliye ayrıldığı gün olan 30 Haziran 1927 tarihinde dile getirmiştir. Bu tarih, Türkiye’de “Emekliler Günü” olarak kabul edilmiştir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
11 Temmuz 2026 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale