Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net



Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






AVRUPA BİRLİĞİ YİNE SAÇMALIYOR: KIBRIS TÜRKTÜR VE TÜRK KALACAKTIR
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Efendiler ! Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece bu bölgenin (Akdeniz Bölgesi’nin) ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir. (Kemal Atatürk)

 11 Temmuz 2026 Cumartesi 

Avrupa Parlamentosu; 8 Temmuz 2026’da aldığı karar ile 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nı “adanın işgali” olarak tanımlamıştır. Ayrıca Türkiye’yi ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ni de işgalci olarak göstermiştir.

Türkiye ve KKTC tarafından “yok hükmünde” kabul edilen bu karar tek taraflı olarak yalnız Rum kesiminin tezlerini esas alan propaganda malzemesi niteliğindedir.
“1974 Müdahalesinin Kıbrıslı Kadınlar ve Kız Çocukları Üzerindeki Etkileri” adını taşıyan karara 575 kabul, 33 ret, 43 çekimser oy kullanılmıştır.

Karara göre; Türkiye’nin adadaki varlığı uluslararası hukuka aykırıdır. Türk askerleri işgalci güçtür. Kadın ve kız çocuklarına yönelik cinsel şiddet ve istismar yapılmıştır. Kayıp kişiler dosyaları sonuca varmamıştır. Kültürel miras korunmamıştır.

Halbuki gerçek şöyledir; 52 yıl önce tüm ada halkına barış ve güvenlik sağlayan Kıbrıs Barış Harekatından sonra adayı işgal eden Yunanistan destekli darbeci Nikos Sampson Yönetimi tamamen bertaraf edilmiş da tam bir barış ve huzur ortamı fiilen tesis edilmiştir.

Avrupa ülkelerinden aldığı desteğe güvenen Rum Kesiminin tutarsız ve anlamsız davranışları yüzünden askerler arasında “Ateşkes Anlaşması” yapılmış ama kalıcı “Barış Antlaşması” yapılamamıştır.

Bu alınan karar ile Kıbrıstaki Tarihsel ve Hukuki kavramlar yok sayılmıştır. Çünkü Türkiye’nin 1974 müdahalesi, 1960 tarihli garantörlük hakkına dayanıyordu. Darbe sonrası Kıbrıs Türklerine yönelik saldırılar ve katliamlar, harekâtın meşru gerekçesiydi.

Gelinen son durum, Avrupa Birliği kurumlarının Kıbrıs konusunda tarafsızlığını tamamen yitirdiğini göstermektedir.

Türk askerine yönelik “istismar” suçlamaları, kanıtsız ve siyasi nitelikte içi boş iftiralardır ve Kıbrıs Türklerinin 1974 öncesinde uğradığı ağır zulüm ve katliamları perdelemeye yöneliktir.

Avrupa Parlamentosu’nun bu kararı, tarihsel gerçekleri çarpıtan, tek taraflı ve siyasi nitelikte bir metindir. Türkiye ve KKTC açısından “yok hükmünde” olan bu karar, Kıbrıs meselesinde çözüm arayışına değil, propaganda ve kutuplaşmaya hizmet etmektedir.

Avrupalı’nın Atina’nın yalanları ile karışan bu kafa yapısı ve bu düşünce tarzı devam ettiği sürece bir elli yıl daha adada çözüm üretilmesi mümkün değildir.
1960 Zürih ve Londra Anlaşmaları ile kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve anayasal düzenini korumak amacıyla Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’a garantör devlet yetkisi verilmiştir. İşte bu yetki, 1974 Barış Harekâtı’nın meşru hukuki dayanağıdır.

Garantörlükten amaç; Kıbrıs’ın bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve anayasal düzenini korumak; adanın Yunanistan’a bağlanmasını yani Enosis’i veya bölünmesini engellemekti..

Türkiye'nin haklılığına rağmen; Avrupa Birliği, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye’nin garantörlük hakkını “işgal” olarak nitelendirmektedir. Ayrıca pek çok siyasi platformda garantörlük sisteminin yerine NATO’nun güvenlik şemsiyesi altına girilmesi tartışılmaktadır. Bir bakıma Türkiye’nin etkin garantörlüğü zayıflatılmak istenmektedir. Oysa Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğü, Kıbrıs Türk halkı için vazgeçilmez güvenlik teminatı olarak kabul edilmek zorundadır.

Sonuç olarak;

Jeopolitik konumu açısından dünyanın merkezi durumundaki Kıbrıs Adası 500 yıllık bir Türk toprağıdır. Bu ada; Nüfusu 300 milyonu aşan Türk Dünyasının UÇ BEYLİĞİ olarak değerlendirilmektedir. Türkiye’nin güvenliği açısından asla vazgeçilemeyecek bir kara parçasıdır. Tarihinin hiçbir döneminde Yunanistan'a ait olmamıştır ve asla olmayacaktır. '

Türkiye bu adada gözü olan küresel güçler ve emperyalist ülkelerle her alanda mücadele edebilecek güce ve cesarete sahiptir.

Avrupa Birliği yönetimi aklını başına toplamalı, birkaç muhteris milletvekilinin ayak oyunlarına alet olarak maceracı davranışlardan kaçınmalıdır. Ve en kısa sürede Türkiye ve KKTC açısından yok hükmündeki bu kararı geri aldıklarını resmen açıklamalıdır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
11 Temmuz 2026 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale