17 ŞUBAT 2024 CUMARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






AKBELEN DİRENİŞİ VE TERMİK SANTRALIN ACI GERÇEĞİ
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Felâket başa gelmeden evvel, onu önleyecek ve ona karşı savunulacak gerekleri düşünmek lazımdır. Geldikten sonra dövünmenin faydası yoktur. (Gazi Mustafa Kemal Atatürk – 1920)

 9 Ağustos 2023 Çarşamba 

Termik Santraller benim ve ailemin yaşamında çok önemli bir yer tutar. 1947 yılında ülkemizin önemli kömür havzalarından biri olan Kozlu’da doğdum. Kendimle ilgili ilk hatırladıklarım ise babamın Türbün makinisti olarak görev yaptığı Çatalağzı Termik Santralının Işıkveren mahallesindeki işçi lojmanlarındaki günlerim idi.

Santralın hafızama nakşeden unutamayacağım en bariz görüntüsü 24 saat tüten bacasından çıkan gri küller idi. Işıkveren'den yine benzeri bir Termik Santral havzası olan Manisa/Soma’ya 1957 yılında gidişimize kadar geçen 10 yılda biz Termik Santral çalışanları ve aileleri renk nedir bilmiyorduk. Çünkü çevremizdeki her şeyin üstü açık gri kül ile kaplıydı. Yani tüm yaşamımız gri renkli idi. Çevremizdeki canlı organizmalara ölüm saçan bu santral külü ne yazık ki en önemli etkisini insanlar üzerinde yapıyordu. O yıllarda Çatalağzı köy mezarlığının külün sebep olduğu hastalıklardan ölen genç işçilerle dolu olduğu söylentileri çok yaygındı..

Nitekim babam Tacettin Kumkale’de bu aşırı kül yoğunluğundan nasibini almıştı. Tayınen atandığımız Soma Termik Santralında çalışmaya başlayamadan henüz 45 yaşında akciğer kanseri teşhisi ile çok ciddi acılar çekerek aramızdan ayrılmıştı. Termik Santralı ile olan ilişkimiz babamın yerine geride bıraktığı üç çocuğuna bakabilmesi için santralda telsiz operatörü olarak işe alınan annemin 1981 yılında emekli olmasına kadar sürdü. Ben 13 yaşında askeri ortaokula giderek ve ablam da evlenerek Termik havzasından ayrıldığımızdan sağlığımızı koruyabilmiştik. Ama kardeşim Caner orada kalmıştı ve Lise Müdürü iken öldüğünde 49 yaşında idi.

Biz Termik Santralı etkilenenleri olarak çocukluğumuzun ağabeyleri, ablaları ve teyzelerinin genç yaşlarda ölümlerine üzüntü ile şahit olduk. Özellikle erkekler altmış yaşına ulaşamadan teker teker aramızdan ayrıldılar. Çünkü özellikle erkeklerin ciğerleri bir ömür boyu onları sağlıksız yaşatacak Termik Santral külü ile dolmuştu.

Peki bu ölüm saçan baca gazı önlenemez miydi.? Havaya salınan bu gazlar toprak altına verilemez miydi? Evet verilebilirdi. Ama bunun maliyeti çok yüksekti ve işverenlere bunu cebren yaptıracak devlet gücü yoktu. Ve bu gazlar bulundukları çevredeki canlı organizmaları zehirlemeye durmaksızın devam ettiler. Ve bugünde devam ediyorlar…

İşte şimdi AKBELEN’de bu zehirleme işlemlerine devam edilmek istenmektedir. Ve bölgede yaşayan insanlar işte buna direnmektedir.

Ben termik santral külünü soluyan biri olarak haklı mücadelelerinde AKBELEN köylülerini gönülden destekliyorum. Tüm milletimin bu bir avuç hak mücadelesi yapan insanların yanında yer almalarını arzu ediyorum.

Bu en doğal yaşam hakkını kaybetmemek için direnen insanlara birkaç iş adamına şirin görünebilmek için yapılan haksız zulmü lanetliyorum.

Konu ile ilgili olarak dün TBMM’de yapılan görüşmelerde Akbelen köylülerinden değilde beşli çeteye mensup iş adamlarının yanında yer alan AK Parti ve MHP milletvekillerini aklıselime davet ediyorum.





Dr. Tahir Tamer Kumkale
9 Ağustos 2023 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale