17 ŞUBAT 2024 CUMARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






TÜRK MİLLETİ, TAM BAĞIMSIZLIK İÇİN LOZAN’A SAHİP ÇIKMAK ZORUNDADIR
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Lozan Antlaşması, Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması'yla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastin yıkılışını ifade eden bir vesikadır. (Gazi Mustafa Kemâl Atatürk /1927-NUTUK)

 24 Temmuz 2023 Pazartesi 

24 Temmuz 2023’te Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kuruluş Belgesi olan Lozan Barış Antlaşmasının imzalanıp yürürlüğe girmesinin ardından tam bir asır geçti. Bir başka deyişle T.Cumhuriyeti Devleti yüz yaşına girdi.

Türkiye Cumhuriyetinin dünya devletleri tarafından resmen kabul edildiği Lozan Belgesi, Birinci Dünya harbinden sonra imzalanan devletler arası barış antlaşmaları içinde değişmeden günümüze kadar devam eden tek belgedir.

Lozan Antlaşması; emperyalizmin işgali altındaki diğer dünya devletleri için emsal teşkil etmiştir. Ön sözünde, devletlerin istiklâl ve hâkimiyetine saygı gösterilmesi ilkesi yer almaktadır. Bu ilke, Türkiye'nin 1’inci Dünya Savaşı galipleri ile eşit şartlar altında Lozan'da siyasi bir mücadeleye giriştiğini gösteren temel hükümdür ve Türk istiklâl mücadelesi ile milli hakimiyetinin tanındığını vurgular..

LOZAN Antlaşması; SEVR Antlaşması ile getirilmek istenen sömürge düzenini yırtıp atmıştır.

SEVR Antlaşması'nın 231'den 268'e kadar olan maddeleri “Mâli ve İktisâdi” hükümleri içerir. Burada, "Osmanlı Dervletinin nasıl esir edileceğinin ve her alanda nasıl sömürüleceğinin esasları sıralanır. Lozan görüşmelerinde bu maddelerin aynen kabul ettirilmesi için İsmet Paşa ve ekibine büyük psikolojik baskılar uygulanmıştır. Ama tüm baskılar sonuçsuz kalmıştır.

Bugün Lozan'da kabul edilen maddeleri eksik bulanlar; bu iki antlaşmanın mâli hükümlerini karşılaştırdıkları zaman Lozan'ın o zamanın süper güçlerine karşı kazanılan muhteşem bir zafer olduğunu göreceklerdir. Lozan’da Sevr hükümlerini kabul ettiremeyen küresel güçlerin toplantıya katılan temsilcilerinin kendi aralarına anlaştıkları husus şuydu.;

" Görünüşe göre Türkler askeri ve siyasi büyük bir zafer kazanmışlardır. Fakat iktisâden sıfır durumundadırlar. Milli mücadelede tüm milli güçlerini harcamışlardır. Şimdi ekonomik açıdan her şeye sıfırdan başlamak zorundadırlar. Türklerin, EMEK, SERMAYE, BİLGİ, KREDİ, İNSANGÜCÜ, YOL, OKUL, ÖĞRETMEN ve İKTİSADİ TECRÜBESİ yoktur. Bu yokları, kendiliğinden var etmesi ise fiziken mümkün değildir. Bırakalım Türkler hür ve özgür olsunlar. Ama biz onları daima ekonomik açıdan sömürmeye devam edeceğiz. Çünkü onların ihtiyaç duyacağı her şey bizde var. İşi zamana bırakalım. Çünkü Türkler her zaman ve her alanda bize muhtaçlar "

Onlar kendi açılarından haklı idiler. Fakat Mustafa Kemal Atatürk gerçeğini asla görememişlerdir.

Günümüzde Türk milletine esareti layık gören ve topraklarını parçalamayı hedef alan Sevr Antlaşmasını yeniden gündeme koyarak Lozan'ı ortadan kaldırmaya çalışan küresel mimarların sinsi planları doğrultusundaki çabaları büyük ivme kazanmıştır. Tüm komşuları ile sorunları olan ülkemiz, hayvanlarına yedireceği samanı dahi ithal eder bir duruma düşürülmüştür. Daima açık veren bütçesi, sıfırlanan üretim potansiyeli ve dış borç batağı ile sadece ekonomisini değil milli kültürel varlığını da emperyalist güçlere teslim etmiştir.

Lozan Barış Antlaşması, dünyanın en sorunlu bölgesi olan Ortadoğu'da sürekli bir barış sağlayarak ve devam ettirerek dünya barışına da hizmet etmiştir. Türkiye, Lozan ile uluslararası alanda hukuki ve siyasi yönden değerini kabul ettirmiştir. Uluslararası toplumun itibarlı ve barışçı üyesi olmuştur. Lozan'daki kazanımların temelinde istiklal mücadelesinin, dökülen kanların ve emsalsiz bir azmin bulunduğu gerçeği asla unutulmamalıdır. Ve yine Lozan'dan vereceğimiz tavizlerin ülkemiz için karanlık günlerin başlaması anlamına geldiği bilinmelidir.

Lozan’ı korumak için güçlü bir orduya ihtiyacımız vardır. Oysa 100 yıl önce düşmanı Anadoludan kovarak cumhuriyeti kuran muzaffer Türk ordusunun durumu hiçte iyi değildir. 15 Temmuz FETÖ Darbesi sonucunda orduda başlatılan yeniden yapılanma çalışmaları henüz ordunun yeterli güce ulaşmasına yetmemiştir .

Aydın olduklarını iddia eden bazı bilgi fukarası makam ve mevki sahibi sözde bilim adamlarınca “Lozan’ın zafer değil, aslında bir hezimet olduğu” hususu yönlendirilmiş ve satın alınmış medyada sıkça dile getirilmektedir. Fakat bunların kafalarının ardında yatan düşüncenin Sevr Antlaşmasının bölünmemizi öngören maddelerini geri getirmek olduğu kolayca anlaşılmaktadır.
Bunlar Türkiye’nin üniter bütünlüğünün gereksiz bir ayrıntı olduğunu utanmadan ve sıkılmadan söyleyebilmektedirler. Küresel mihrakların ülkemizdeki paralı uşakları olan bu kişiler tarafından Lozan’ın temelini teşkil eden “Tam bağımsız üniter bir Türk devleti” yapısı bozulmaya çalışılmaktadır..

Oysa tarihi gerçekler gösteriyor ki, Anadolu Türk beyliklerinin bir araya getirilmesi ve Osmanlı egemenliği altında Anadoluda Türk birliğinin kurulması tam 300 yıl sürmüştür. Gerçek Türk tarihi hakkında yeterince bilgilendirilmemiş Türk halkı ise gelişmeleri şaşkınlıkla seyretmektedir. Türk milleti, kontrol altına alınmış yandaş medyanın kendisine sunduğu yalan-yanlış bilgiler yüzünden gerçekleri anlamakta zorlanmaktadır..

Küresel güçler, 4 Haziran 2003’de büyük bir gaflet içinde TBMM’de kabul edilen İkiz Yasalar’a rağmen Türkiye’nin bölünme ve parçalanmasının önündeki en büyük hukuki engel olan Lozan Antlaşmasını geçersiz kılmak var güçleri ile saldırmaktadır. ABD ve rol ortağı AB’nin BOP çerçevesindeki Ortadoğudaki hakimiyet çalışmaları hâla devam etmektedir.
.
Bilindiği gibi dış politikada başarılı olmak için içeride güçlü olmak gerekir. Milli güç unsurlarının birbiriyle işbirliği içinde çalışmasını sağlayacak siyasi güç unsurumuz zayıf olduğu sürece dış politikada başarılı sonuçlar beklenemez. Yani iç siyaset başarılı değilse, dış siyasetten başarı beklenemez. Günümüz Türkiyesine baktığımızda milli güç unsurlarımızın birbiri ile bütünleşmek bir yana, her geçen gün dağılarak güçsüzleşmekte olduğu görülmektedir. İktidar ve muhalefet arasında siyasi yarış değil adeta bir savaş yaşanmaktadır. Toplum katmanları bir araya gelmeleri oldukça zorlaşan iki büyük gruba bölünmüş görünümü vermektedir.

Oysa Türkiye; çok yönlü, çok taraflı seçenekleri dolayısıyla bölgesinde güç dengelerini sağlayabilecek stratejik bölge hakimiyeti için aktif rol üstlenebilecek kadar güçlü bir ülkedir. Türkiye’yi yönetenler bu büyük gücün farkında olmak ve dünyanın yeniden yapılandırılmasında Türkiyenin ağırlığını her platformda hissettirmek zorundadırlar.

Sonuç olarak; muhteşem bir kurtuluş mücadelesi sonunda kazandığımız uluslararası siyasi haklarımızı belgeleyen Lozan Antlaşması halen ülkemiz üzerinde gizli emelleri bulunan küresel güçlerin önündeki en önemli engeldir. Bu tarihi belgeye sımsıkı sarıldığımız takdirde milli kazanımlarımızdan tek çakıl taşını dahi kaybetmeyiz.

Ülkemiz üzerinde küresel mimarların kendi menfaatleri yönündeki çabalar sürdükçe biz Lozan'ı ortaya çıkarmalı ve bizi bilmeyenlerin kafalarına vurmalıyız. Fakat bunun ilk ve vazgeçilemez şartı içeride birlik ve bütünlük halinde olmamızdır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
24 Temmuz 2023 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale