Dr. Tahir Tamer Kumkale
tamer@kumkale.net
|
Kitaplarımdan seçmeler... Amazon'da kitaplarım
|
15 TEMMUZ 2016 DARBESİNDEN DERS ALINDI MI? |
|
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:
|
|
Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar, elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar. -Gazi Mustafa Kemâl Atatürk- (1924) |
15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen garip askeri darbenin üzerinden tam yedi yıl geçti. Ve ben tarihimizdeki en kara günlerden biri olan 15 Temmuz darbesini yapmaya kalkışan çalışan dinci güruhu şiddetle kınıyorum.
Ordu- Millet vasfını binlerce yıllık tarihi perspektif içinden günümüze taşıyan Türk milletinin bağrından çıkardığı Türk ordusu milli gururumuzdur. İşte bu ordunun muvazzaf personel yetiştirme kaynakları olan her biri yüz yılı aşkın şanlı tarihi kimliğe sahip Askeri Liseler, Harbokulları, Harp Akademileri ve Astsubay Meslek Yüksek Okulları 669 sayılı 115 maddelik ve toplam 90 sayfa tutan kanun hükmünde kararname ile tamamen kapatıldılar.
Yetkililer, bu karara gerekçe olarak darbe girişimini yapan FETÖ’nün (Fethullah Gülen Terör Örgütü) bu müesseselerdeki yaygın yapılanmasını gösterdiler. “Türk Ordusunun bir daha darbe yapmaması için kesin çözüm getiriyoruz” dediler. Aslında yaptıkları hatanın farkında olmadıklarını da açıkça belirttiler. Oysa darbeyi okullar değil, insanlar yapmıştı.
Üzerinde yeterince düşünülmeden, kısa ve uzun vadede muhtemel sonuçları değerlendirilmeden, tarihe mal olmuş bu okullar için milletin fikri sorulmadan yapılan icraat ile asıl darbeyi kanaatimce Türk ordusuna indirdiler. Ortaokuldan başlayarak askeri okulların tümünde okumuş, bu okullarda biriken derin kültürü iliklerine kadar tüm meslek yaşamında hissetmiş ve uzun emeklilik yaşamında ayni kültürü tüm yaşamına yansıtmış eski bir asker olarak bu kararlar beni ve bu okulları bitiren tüm askerleri çok üzdü. Keşke karar vericiler önceden bu okulları gezip tarihi mekanlarda oluşan milli duyguları hissetme imkanına sahip olsalardı. Keşke, beyni daha ortaokul dönemlerinde dini liderler eliyle bilinçli şekilde şer’i hükümlerle yıkanarak şartlandırılmış son birkaç yılın beceriksiz ve basiretsiz yöneticilerinin cezasını bu köklü müesseselere kesmeselerdi.
Bilindiği gibi dünyanın merkezi konumundaki kritik coğrafyada ayakta kalabilmenin ve üniter devlet yapısını muhafaza edebilmenin tek yolu çok güçlü bir milli orduya sahip olmaktan geçer. Dünyanın merkezindeki Anadolu’da hür ve bağımsız yaşamanın bedeli sanıldığından çok daha ağırdır.
Strateji uzmanları; “Devletlerin ve devleti meydana getiren milletlerin ömürlerinin milli ordularının ömürleri kadar olduğunu” vurgularlar. Ordunuz varsa siz de varsınız. Yoksa sizde yoksunuz. Türkiye Cumhuriyeti devletinde ikame kabul etmeyen tek kuruluş Türk ordusudur. Her şeyin yedeği ve ihtiyatı olabilir, ama milli ordunun yani Mehmetçiğin asla yedeği yoktur.
Hangi gerekçe ile olursa olsun ordunuzun elini ayağını bağlar ve Mehmetçiği psikolojik açıdan görev yapamaz hale getirirseniz düşmanlara gerek kalmadan kendi elinizle devletinizin sonunu getirmiş olursunuz. Şurası bir gerçektir. Ordu-Millet karakteri milletimizin genlerinde vardır. Ve bu genle son yıllarda bilinçli olarak oynandığını değerlendiriyorum.
Ordunun üst yönetim kademesine düşen görev sağduyu ve teenni ( İhtiyatlı davranma, acele etmeme, düşünceli ve yavaş hareket etme ve temkinli davranma) ile hareket ederek ordunun daha fazla yıpranmasına imkan vermemek olmalıydı.
Askeri okullarımız; Türk askerinin birlik ve beraberliğini pekiştiren temel ve simge kuruluşlardır. Subaylar maiyetindekilerin asırlardır ayni kaynaktan beslendiğini bilerek onlara güven duyarlar. Bu okulların askerlerin elinden alınması yönetimine sivillerin getirilmesi biz subayların kolay alışacağı ve hazmedebileceği bir husus değildir. Çünkü her subay bilir ki; askeri liseler, harp okulları ve harp akademileri sıralarında subaylarımıza Atatürkçü Düşünce doğrultusunda vatan-millet-bayrak ve toprak sevgisi aşılanır. Bunun aksi düşünülmez. Oysa 15 Temmuz darbesi öncesinde gelinen durum çok farklıdır. Tarikat mensubu öğrenciler dışarıda önceden hazırlanmış ve imtihan hileleri ile askeri liselere yerleştirilmiştir. Yani FETÖ’cü askerler askeri okul ssıralarında değil askeri okullara yerleştirilmeden önce ciddi şekilde eğitilmiş ve beyinleri tam anlamıyla yıkanmıştır. Onlar askeri eğitim kurumlarında FETÖ’cü olmamışlar, aksine bu okulları FETÖ’cü hale dönüştürmüşlerdir. Ve bu durum tamamen kişisel olup bariz bir yönetim zafiyetini işaret etmektedir.
Şimdi bu konuda çok iddialı olarak konuşacağım. Bana göre gerçek şudur; gençlere ortaokul çağında verilen milli ruh ve şuur( veya tarikata mensubiyet) ileriki yaşlarda asla değiştirilememektedir..
Ben 1961 yılı Selimiye Askeri Ortaokulu mezunuyum. 1959 yılında kurulan bu okul 1963 yılında kapatılmıştır. Kuleli-Erzincan-Işıklar Askeri liselerinin orta kısımları ile 1959-1960 yıllarında sivil kaynaktan alınan tahminen 4000 civarında öğrencisi olmuştur. Bu öğrencilerin % 55’i okuldan atılmış ve sivil olarak hayatlarına devam etmişlerdir. % 45 kadarı ise 1965-1966-1967-1968-1969-1970 devreleri olarak subay olmuşlardır. İşte bu Selimiyeli subaylar 27 Mayıs 1960 ve 1963 Talat Aydemir askeri darbeleri ile her alanda önemli kayıplara uğrayan Türk ordusunu yarım asır ayakta tutan çekirdek kadroyu teşkil etmişlerdir.
Selimiye Askeri Ortaokulunu kuran ve komutanlığını yapan Kurmay Albay Ferit Erdoğan ve bir avuç vatansever subayın 11-13 yaşındaki çocukların beyinlerinde yarattığı vatan ve millet sevgisi bugün her biri 75 yaş üzerinde olan sivil-asker Selimiyelilerde asla değişmemiştir. İşin aslı şudur; asker ve sivil tüm Selimiyeliler bulundukları yerlerde devlet ve millet için elini korkmadan taşın altına sokan, zorluklara göğüs geren, ama milli ruh ve şuuru ayakta tutan meşhur 68 kuşağının ta kendisidir.
Selimiye Askeri Ortaokulu askeri hiyerarşi içindeki ilk askeri müessesedir. Ama orada alınan askerlik ruhu hiç bir dış ideoloji ile etkilenmeyek kadar güçlüdür. Nitekim Selimiye mezunu subayların Türk Ordusunda en üst makamlara kadar ulaşması yanında çok başarılı hizmetler üretikleri de bir gerçektir.
İddia ediyorum ki; bugün Askeri Lise, Harp Okulu ve Harp Akademilerini bitirmelerine ve generallik makamına erişmelerine rağmen cahil bir sivil imamdan emir alacak derecede kendini küçülten çeteci askerlerin tamamı askeri okula girmeden önce ( yani ortaokul dönemlerinde) tarikatların eline düşmüşler ve aldıkları tüm askeri eğitim ve rütbeler onları asıl hedeflerini değiştirememiştir.
Demek ki burada sorun liselerden başlayan askeri okullarda değildir. Kanaatimce daha ortaokul çağlarından başlayarak askeri eğitim alınmış olsaydı, ağaç yaşken eğilecek, ordu tamamen siyasetin dışında kendi işi ile ilgilenecek ve darbelerle bugün gelinen korkunç durum olmayacaktı.
Sonuç olarak; Selimiye Askeri Ortaokulu konusu bilim adamlarınca iyi incelenmelidir. Psikolog ve sosyologlar küçük yaşta yaratılan kardeşlik ruhunun değişmeden 60 yıl boyunca nasıl devam ettiği ortaya konulmalıdır. İnanıyorum ki; güçlü bir ordunun kurulması için genç beyinlerin henüz ortaokul çağında kutsal askerlik mesleğine kazandırılması uygun olacaktır.
Kapatmak çare değildir. Aksine aynen yaşatmak önemlidir. Bu coğrafyada güçlü bir ordunun devamı bir ömür boyu bu zor göreve aşk ile bağlanan vatansever askerler eli ile sağlanacaktır.
Bunun için ben diyorum ki 1963 yılında kapatılan Selimiye Askeri Ortaokulu tekrar kurulmalıdır. Ben bir Selimiyeli olarak bulunduğum yaşa rağmen 1959 Selimiyeli ruhunu aynen genç nesillere aktarabileceğime inanıyorum.
Özetle; tüm Selimiyeliler adına yeniden güçlü ordunun hazırlanması için göreve hazır olduğumuzu vurguluyorum..
Dr. Tahir Tamer Kumkale 14 Temmuz 2023 Cuma |
|
|