29 ŞUBAT 2024 PERŞEMBE

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






DEPREMİN KORKUNÇ YIKIMLARI ARASINDAN TÜRK MİLLETİ YENİDEN DOĞDU…. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.…
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Büyük davamız, en medeni ve müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir. Bu yalnız kurumlarında değil düşüncelerinde temelli bir inkılâp yapmış olan büyük Türk Milletinin dinamik idealidir. (Gazi Mustafa Kemâl Atatürk-1922)

 18 Şubat 2023 Cumartesi 

6 Şubat 2023 saat 04:17 depremi ülkemiz için yeni bir başlangıçtır. Ergenekondur.

7.7 ve 7.6 lık iki depremle yıkılan Anadolu topraklarındaki enkazda Türkler; canlarını, mallarını, işlerini, sağlıklarını ve gelecek umutlarını kaybetmişlerdir. Bu asla saklanamayacak çok acı bir gerçektir.

Bir diğer gerçek ise, 7.7 ve 7.6 lık iki depremle yıkılan Anadolu topraklarındaki enkazın altından Türkler; milli benliklerini ve Türk olma şuurunu yeniden kazanmışlardır. Biz Türküz diye dünyaya haykırmışlardır.

Evet. son yıllarda içerden ve dışarıdan yapılan sinsi saldırılarla giderek Türk milli hasletlerinden uzaklaştırılarak ümmetleşme yolunda ilerlemeye zorlanan Türkler; deprem şokunun yıkıcı etkisiyle titremiş ve aslına dönmüşlerdir.

İlk andan itibaren hiç bir yerden emir beklemeden sadece vicdanlarının ve Türklük milli şuurlarının emirlerine uyarak şahlanmışlar, bütün varlıklarıyla depreme maruz kalan soydaşlarının yardımına koşmuşlardır.. Orada açlık, susuzluk, yorgunluk dinlemeden tüm güçleri ile önceden hiç tanımadıkları insanları kurtarmak için canlarını karşılıksız tehlikeye atmışlardır. Efsaneler yaratmışlar ve yedi düvele “İŞTE TÜRK VE TÜRKLÜK BUDUR” dedirtmişlerdir. Türk dünyasının gururu olmuşlardır.

İnanıyorum ki; enkazın küllerinden doğan Türklük milli şuuru ile deprem yaralarımız en kısa sürede sarılacaktır. O topraklar yeniden eskisinden daha güçlü olarak Türk milli kültürü içindeki mümtaz yerlerini alacaklardır.

Şimdi beni bu düşünceye sevkeden gelişmeleri kısaca görelim;

Bu yıl Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yılını coşku ile kutlamaya hazırlanacaktık.. Oysa 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 lık şiddetteki iki deprem ile başlayan yıkım dalgaları kadim on ilimizi adeta haritadan sildi. Cumhuriyetimiz ve milletimiz tarihinin en büyük felaketini ve yıkımını yaşadı.

İnsanlık tarihinin başlangıcından beri var olup semavi dinlerin doğuşuna tanıklık etmiş bu müstesna şehirlerimiz harabeye döndü. Bölgenin tamamı hayalet kent görünümüne büründü. Deprem havzasında yer alan binlerce yıllık kent kültürüne sahip olan şehirlerimizin zengin kültür varlıkları da ağır yıkıma uğradı. Kent kültürünü yaşatan insanlarımızın büyük çoğunluğu evlerini terk ederek diğer şehirlerimize sığındılar. Depremzedelerin acılarını hafiletmek amacıyla devletimiz ve misafirperver halkımızın tüm yurt çapında sağladığı imkanlarla tahliyeler kısa sürede gerçekleşti.

Bilim adamlarının israrla “geliyor, tedbir alın” uyarılarına rağmen 21 yıllık iktidarın yeniden kurguladığı depreme müdahale düzenlerinin bu çapta büyük doğal afetler karşısında çok eksik kaldığına da şahit olundu.

Yıkım beklenen ve tahmin edilebilenin çok üstündeydi. Dolayısıyla devletin depreme hızla müdahalesi ile faaliyetlerin koordineli ve dengeli bir şekilde yıkım alanlarında görevlendirilmesinde büyük sıkıntılar ortaya çıktı. Denilebilir ki 24 yıl önceki Gölcük depreminden alınan dersler yeterli olmamıştı.

Yıkım gerçekten çok büyük, müdahale edilecek alan çok geniş ve yardım bekleyen nüfus pek çok dünya ülkesinden fazlaydı. Ayrıca devletimizin afetle mücadele teşkilatları bu çapta bir olayı yönetebilecek tarzda dizayn edilmemişti. İşte bu yüzden ilk saatler ve ilk günlerden itibaren deprem yönetiminde devlet ve millet yardımlaşması arasında işbirliği ile koordinasyonun sağlanmasında bariz aksamalar oldu. Bu işbirliği sağlandığında ise deprem 10 ilimizde yapacağını yapmış ve alacağını almıştı.

Kahramanmaraş Depremi yüz yaşındaki cumhuriyetimizin gördüğü en büyük afettir. Bu afet sadece deprem bölgesindeki halkımızı değil milletimizin tamamını derinden sarsmış ve acısını tüm Türkler ayni şekilde hissetmişlerdir.

Bu felaket Türk milletini acıda birleştiren bir etken olmuştur. İnsanlarımız yurdun her köşesinde kendine “ bu acıyı nasıl paylaşabilirim ve ne yapabilirim” sorusunu sormuştur. Sonunda hiçbir yerden emir ve talimat beklemeden sosyal medyanın da avantajlarından faydalanarak binlerce dayanışma ve yardımlaşma grubunu oluşturmuşlardır. Türk milleti olarak bunun bir benzerini yüz yıl önce 15 Mayıs 1919’da Yunan askerlerinin İzmiri işgali ile tüm Anadoluda başlatılan Kuvvay-ı Milliye ve Müdafa-i Hukuk Cemiyeti kuruluşlarında da görmüştük.

Henüz devletimizin ilgili kuruluşları müdahale için hazırlıklarını yaparken milletimiz, yıkıma uğrayan kardeşlerine yardım için adeta uçarak bölgeye gitmiş ve hiç karşılık beklemeden ilk saatlerden itibaren onlara destek vermeye başlamışlardır. Emir beklemeden seferber olan insanlarımız millet olmanın ve milletçe dayanışmanın ne olduğunu tüm dünyaya göstermişlerdir. Milletimizle ne kadar gurur duysak azdır.

Şu anda depremin sıcak günleri devam etmektedir. Her alanda yaralar sarılmaya çalışılmaktadır. Şurası bir gerçek ki depremin maddi hasarı da manevi hasarı da olağanüstü büyüktür. Yıkılan bu on şehrin yeniden inşaası ve eski kent kültürlerini kazanarak normal yaşantısına ne zaman dönebilecekleri hakkında şimdiden tahminde bulunmak zordur.

Şüphesiz bölgenin yeniden tanzimi için de dünya ülkeleri bize yardımcı olacaklardır. Çünkü dünyanın hiçbir ülkesinin dış yardım almadan böyle bir yıkımın altından kalkması mümkün değildir.

Özetle;

Türk milleti kadın-erkek, yaşlı-genç demeden doğrudan kendi iradesi ile yıkıma uğrayan bölgelerdeki kardeşlerinin imdadına koşmuştur. Toprağı tırnaklarıyla kazımış ve kardeşlerini enkaz altından çıkarıp yaşatmak için olağanüstü bie çaba harcamıştır. Ve bu deprem Türk milletinde doğuştan var olan Türklük şuurunu öne çıkarmıştır. Geçen on gün içinde Türk milletinin ataletinden kurtulup enkazın küllerinden yeniden doğduğuna şahit olunmuştur.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE….


Dr. Tahir Tamer Kumkale
18 Şubat 2023 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale