15 Aralık 2017 Cuma

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Psikolojik Harekat hakkında neler biliyoruz? 21. asrın en yaygın savaş metodu (39)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Kendi kuvvetimizi göz önüne almaksızın dışardan, şuradan buradan gelecek kuvvetlere dayanarak emel takip edersek ve o kuvvetten ve o imdattan yardım da gelmezse hayal sukutuna uğrarız. Bunun için her şeyden önce, kendi kuvvetimize önem veriyoruz. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1920)

 10 Mart 2006 Cuma 

PSİKOLOJİK SAVAŞ YÖNÜNDEN "METAL FIRTINA" KİTABININ DEĞERİ:

Psikolojik Harp uygulama yöntemlerinden önemli biri de kitaplardır. Daha çok aydın kesime hitap eden bir malzeme olmasına rağmen çoğunlukla yönetim kademesinde bulunanlara doğrudan hitap etmesi, hazmedene kadar birkaç kere okuma imkânı vermesi ve daima el altında bulundurulabilmesi özellikleri ile kitaplar, hedef topluma iletilecek temalarda çok kullanılan bir iletişim vasıtası olmaktadır.
Güncel Psikolojik Harekât operasyonları içinde "METAL FIRTINA" kitabı ciddi bir yer tutmaktadır. Olağan üstü baskı sayısına erişen bu kitap sadece okuyuculara ulaşmakla kalmamıştır. Kamuoyunda yarattığı tepkilerle, yazarları ile yapılan söyleşiler ve ayrıca çeşitli televizyon programlarında tartışma konusu yapılması ile etkisi katlanarak çoğalmıştır.
Bu kitap dünkü bilgilere ve yaşanmış tecrübelere dayanarak yarınki Türk-Amerikan ilişkilerinin nasıl olabileceğine yönelik bir senaryo şeklinde kurgulanmıştır. Tamamen hayali fakat gerçekleşme ihtimali yüksek olan olaylar üzerine inşa edilmiş bir çalışmadır.
Kısa sürede çok büyük okuyucu kitlesine ulaşan Metal Fırtına; Türkiye'nin 2007 yılında Amerikan Ordusu tarafından işgal edilmesi senaryosu çerçevesinde kurgulanan olayları içermektedir. Genel olarak Türk halkı üzerinde yoğun bir Amerikan düşmanlığı uyandırmaktadır.
Metal Fırtına'nın yayın zamanlaması iyi düşünülmüştür. Türk-Amerikan ilişkilerinin krizde olduğu bir dönemin ortasına bomba gibi düşmüştür. Amerikan televizyonlarında oynanan Türkiye aleyhtarı olduğu bilinen "24" dizisiyle başlatılan menfi propagandaya da anında verilen bir cevap niteliğindedir.
Anketlerde Başkan Bush'tan en fazla nefret eden ülke olarak Türkiye'nin adının tartışıldığı ve Anti-Amerikan bir kampanyanın söz konusu olduğu dönemde, 'Metal Fırtına' sanki bu dalgayı başlatan, ABD'ye karşı toplumsal muhalefet kampanyasının da simgesi gibi görülmüştür.
Kitabı okuyan herkeste merak uyandıran temel soru iki genç yazarın bu kitapta yer alan bilgileri nasıl öngördükleri olmuştur. Yapılan yorumlarda; Türkiye'nin askeri gücünün ve stratejilerinin fotoğrafının ancak bir TSK mensubunun yapabileceği kadar net ortaya konulmuş olması sebebiyle doğal olarak bu kitabın arkasında kim var ya da bu kitap 'derin' bir destekle mi yazıldı, sorusunun kafalarda uyandığı belirtilmektedir.
Kamuoyunda gündeme gelen konular arasında kitabın aslında Genelkurmay tarafından hazırlandığı da yer almıştır. Buna göre; Kitap yayımlanmadan önce bir kopyası Genelkurmay Başkanlığı'na gönderilmiş. Genelkurmay İkinci Başkanı makamında görüşmeler yapılmış. Türk ordusunun çok fazla güçsüz gösterilmesi konusu ele alınmış ve düzeltilmiş. Ayrıca "Kitapta İsrail yer almasın" şeklinde bir uyarı da gelmiş ve uygulanmış.. Özetle Genelkurmay, ABD'nin Türkiye'yi işgali gibi bir senaryoya olumsuz bakmamış..
Tempo Dergisi tüm iddiaları kitabın yazarlarına sordu. Kitabın genç yazarları Burak Turna ve Orkun Uçar'ın iddiaları özetle şöyle cevaplandırdılar;

- Bu kitap Türk milleti adına, ABD'ye karşı bir psikolojik harp ürünüdür. Türk vatandaşı olarak, zaten bu hakka sahibiz. Bu savaş Türk milletine karşı yapılıyor. Psikolojik savaş, topluma karşı yapılıyor, toplum da buna cevap verme hakkına sahiptir. Türk tarihinde ilk defa böyle bir şey yapılmıştır. Türk insanı kendi gücünün farkında değil, ama Batılılar bunun farkındalar. Bizim böyle bir tepki vermemiz Batı'da inanılmaz bir dehşet yaratıyor. Bu kitap, elinizi sürdükçe güçlenen bir kitaptır.

- Kitabın fikri ve konsepti 11 Eylül olayından sonra ortaya çıktı. Projeksiyonumuz ABD'nin Türkiye'yi işgali olasılığının önümüzdeki dönemde artacağını gösterdi. İnsanların bilinçaltında yatan gerçek gündemlerinin de bu olduğunu gördük.

- Türkiye'ye Batı şöyle bakıyor; Bu topraklar kutsal Hıristiyan topraklarıdır ve biz Türkleri buradan atmak lazımdır. Eğer bir savaş olursa, buraya ABD yerleşir ve Türkleri buradan atarlar. Kimse "1000 yıldır buradayız, atmazlar bizi" demesin. 1 inci Dünya Savaşı sonrası İngiliz Başbakanı, "500 yıllık rüyamız gerçekleşsin, Türkleri artık Anadolu'dan atalım" demişti..

İki tanınmamış yazarın kaleme aldığı kitap, bu bilgileri bu gençlere mutlaka derin devlet vermiştir, şeklinde eleştirildi. Bu eleştiriler çok yersizdir. Ben bir asker gözü ile incelendiğimde yaratılan askeri senaryoların pek çok teknik yanlışlarla dolu olduğunu, bilgilerin amatörce yapılan bir arşiv taraması ile toplandığını gördüm. Ayrıca kitapta araştırmaya dayalı hiç bir toplumsal analize de yer verilmemiştir. Anlatım yönünden de oldukça zayıftır. Sadece sürükleyici konusu ile çekici olmaktadır.
Konunun Psikolojik Harekât açısından etkisine gelecek olursak. Bu kitap Türk Milleti tarafından ( hayal mahsulü dahi olsa) ABD ile muhtemel bir çatışmada başımıza neler geleceğini göstermesi bakımından önemlidir. Kitaptaki ana senaryoyu kurgulayanlar ABD'nin saldırı noktalarını belirlerken seçtikleri hedeflerin şimdiden mutlaka korunması gereken yerler olarak algılayarak yetkilileri uyarma görevini de yerine getirmektedir.
ABD düşmanlığının ilk defa bu derece kapsamlı bir senaryo içinde kaleme alınması milli birlik ve beraberlik duygularımızı kamçılayacak kadar açık ve berraktır. Bu yönü ile Türk Toplumu üzerindeki tesirinin çok olumlu olduğunu değerlendiriyorum.
Kitaba ABD yönetimi açısından baktığımızda;
Öncelikli olarak "Bundan sonra işgal edecekleri ülkelerin halkına tutum ve davranışlarına daha dikkatli olmaları gerektiği" dersini çıkartacaklarını söyleyebiliriz. Burada ABD için gelecekteki İstihbarat ve buna dayalı operasyonlarını yönlendirirken Türkiye ile ilgili önemli yeni hedefler ortaya çıkmıştır.
Türkler genç yaşında yetenekli personeli alıp beyinlerini yıkayarak milli değerlerine vakıf, gözü pek tek kişilik bir ordu haline getirip dünyaya salıyorlar. Bunlar bulundukları ülkelerde bulundukları işlerde bir Amerikalı (veya Rus, Japon gibi) yaşıyorlar. Olaylar vukuunda her şeyi göze alarak ülkesinin menfaatlerine yönelik ses getiren ciddi operasyonlar yapıyor, Washington'a nükleer silah atıp beyaz sarayı yok edebiliyor. New York'a saldırı için harekete geçebiliyorlar.
Sanırım ABD İstihbaratı şimdi bu gizli kuruluşu bulmak için çaba içine girmiştir.
- Türkiye'de gerçekten böyle bir organizasyon var mı?
- Varsa nerede ve nasıl çalışıyorlar ve bugüne kadar gizliliklerini nasıl korudular?
- Yıllardır bir arada çalışmamıza rağmen biz bunları neden ortaya çıkartamadık.?
Şimdi bütün ABD İstihbarat operasyonların yukarıdaki soruların cevaplarını bulmak üzere bu timler üzerine yoğunlaşmış olduğunu söyleyebiliriz..
Kitapta ABD başkentine ve New York'a yönelik saldırıların yer alması ABD yönetimini etkilemiş olmalıdır. Böyle bir saldırıyı şimdiye kadar akıllarına getirmedikleri bellidir. Şimdi 11 Eylül'ü de göz önüne alarak, "bu gibi stratejik şehirlerimizi nasıl koruyabiliriz" telaşı içine girdiklerini de değerlendiriyorum.
İşte kitapta yer alan bilinmeyenlerin ortaya çıkartılabilmesi için ABD'nin çok önemli Psikolojik Harekât operasyonları düzenlemesi ve büyük meblağlar tutacak yeni güvenlik sistemleri oluşturması gerektiğine inanıyorum.
Sonuç olarak; Metal Fırtına kitabının Türk devletinin yapamadığını yapmış olduğunu görüyorum. Metal Fırtına'yı Türk gençlerinin ciddi bir Psikolojik Savaş başarısı olarak değerlendiriyorum.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
10 Mart 2006 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale