20 EYLÜL 2017 ÇARŞAMBA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Psikolojik Harekat hakkında neler biliyoruz? 21. asrın en yaygın savaş metodu (32)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzünülecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegane vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1931)

 24 Şubat 2006 Cuma 

ÖZEL KUVVETLER-KONTRGERİLLA-GLADIO TARTIŞMASI:

Şimdi biraz tarihe dönelim ve Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmaya yönelik küresel Psikolojik Harekât saldırılarının neden Özel Kuvvetler Komutanlığı üzerinde yoğunlaştığını irdeleyelim. Şimdiki adı ile Özel Kuvvetler Komutanlığı çok yeni bir örgütlenme olmasına rağmen “ÖZEL HAREKÂT” adı ile anılan Gayri Nizami hallerde muharebe şekli Türk Silahlı Kuvvetleri tarihinde önemli yer tutmaktadır.
19 uncu yüzyıl sonlarında istiklal için ayaklanan Balkan milletlerine karşı Osmanlı Subayları Balkanların her köşesinde tipik bir gerilla muharebesi vermişlerdir.
Trablusgarp’ta, Balkanlarda ve Arap yarımadasında Türk askerlerinin savaşları arasında nizami harpler çok azdır. Çanakkale’yi hariç tutarsak Ordunun bir kısmı cephede organize kuvvetlerle muharebe yaparken büyük bir kısmı da cephe gerisinde isyanlarla ve çetecilerle boğuşmak zorunda kalmıştır. Bu mücadelelerde Türk Ordusu aynen milis kuvvetleri gibi savaştığından Türk askerleri genel olarak klasik muharebeden çok Özel Hallerde Harekât konusunda tecrübe sahibi olmuştur.
İstiklal Harbine geldiğimizde ise önce dış güçlerin kışkırtması ile Anadolu’da başlayan isyanlar bastırılmıştır. İsyanlar eski askerlerin komuta ettiği Kuvay’ı Milliye (sivil milis güçleri ) tarafından bastırılmıştır. İstiklal Harbinin askeri gücü olarak önce her bölgede halkın kendi kendine oluşturduğu milislerden meydana gelen Kuvay-ı Milliye güçleri ile Yunana karşı konulmuştur.
üneydoğuda ise halkın destansı direnişi sonunda Fransızlar bölgeyi terk etmek zorunda bırakılmıştır. Bu direnişi ödüllendirmek üzere Urfa, Maraş ve Antep’e Şanlı- Kahraman- Gazi unvanları verilmiştir. Sonradan bu milis güçleri nizami kuvvetler haline dönüşerek İstiklal Harbi kazanılmıştır..
Türk askerinin özel muharebe görevleri Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir. 1925’te Şeyh Sait isyanı ile başlayan halk ayaklanmaları Ağrı, Tunceli, Dersim, Zilan Deresi, Hakkari isyanları gibi devam etmiştir. Bu ayaklanmaları bastırmak üzere düzenli ordu kuvvetleri kullanılarak gayri nizami unsurlara karşı savaş verilmiştir.
1968-1980 arasında başlayan ve iç savaşa dönüşme istidadı gösteren teröre karşı Sıkıyönetim uygulamaları ile katılan askerlerin yaptığı hep Özel Harekat türü muharebeler olmuştur. 1980 li yıllarda başlayan PKK terör örgütüne karşı yapılan harekat ise, “Düşük Yoğunluklu Savaş” olarak nitelendirilen tamamen özel hallerde muharebe taktik ve tekniklerinin kullanıldığı savaş şekli olmuştur.
Olağanüstü Hal uygulamaları ile Doğu ve Güneydoğuda yoğunlaşan teröre karşı yeniden yapılanmaya gidilmiş ve kurulan Asayiş Kolordu Komutanlığı bünyesinde görev yapacak Koruculuk sistemi oluşturulmuş, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının tamamına yakını Özel Harekat konusunda ihtisaslaşmıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra orduda görev alan bütün subaylar muvazzaf hizmetleri içinde da özel kuvvetlere komuta etmiştir.
Bu arada yeniden teşkilatlanarak Tümen seviyesine çıkartılan Özel Kuvvetler Komutanlığı çok başarılı görevler üstlenmiş ve terör örgütlerine karşı kullanılabilecek dünyanın en iyi yetişmiş birliği olduğunu kanıtlamıştır.
İşte bu kısa tarihi çerçeve içinde konuya bakılacak olursa Türk ordusunun bugünkü en güçlü yönünün 21 inci asrın en büyük tehdidi olan terör olaylarına karşı koyma, yani Özel hallerde Muharebe alanında olduğu açıkça görülmektedir. Bu savaşı en iyi yapanların başında da Özel Kuvvetler K.lığı gelmektedir. Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırının neden özellikle bu birliğimiz hedef alınarak yapıldığı bu sistem içinde değerlendirilmelidir. Aslında hedef Özel Kuvvetler değildir. Hedef önce Türk Silahlı Kuvvetleri ve bilahare bağımsızlığını bu kuvvete borçlu olan Türkiye Cumhuriyeti Devletidir..
Bunu bilelim ve tedbirlerimizi ona göre alalım. Çünkü sadece yurdumuzdaki değil, dünyanın merkezindeki Balkanlar-Kafkaslar-Ortadoğu’yu içine alan bu bölgedeki küresel hedefleri engelleyecek tek örgütlü yapı sadece Türk Silahlı Kuvvetleridir.
İşte bu gücü önce yıpratmak ve sonra görev yapma azim ve iradesini kırmak üzere bütün Psikolojik Savaş metotları Türk Ordusunu üzerinde acımasızca kullanılmaktadır.
Irak’taki işgalci Amerikan askeri güçlerinin sadece 4 Temmuz 2003 Süleymaniye operasyonu ile elde ettiği Psikolojik Savaş kazançlarını şöyle özetleyebiliriz.
Bölgenin en büyük gücü olan Türkiye’nin ABD’den bağımsız politikalar üretmesini engellemek; Türkiye’nin Kuzey Irak ve Türkmenler ile olan Kırmızı Çizgilerini silmek; Kuzey Irak’taki Kürt Devletinin oluşumunda Türkiye’nin tepkisini ortadan kaldırmak; 1 Mart tezkeresi ile Amerikan kırılan gururunun intikamını almak, Türk Özel Kuvvetlerinin ve dolayısıyla Türk askerlerinin kendilerini dahi korumaktan aciz olduklarını kanıtlamak; Irak başta olmak üzere Ortadoğu’da kayıtsız şartsız Amerikanın hakimiyeti ve otoritesi olduğunu Türkiye’ye kabul ettirmek; Barzani ve Talabani güçleri ile PKK örgütü üzerindeki Türkiye’nin baskısını kaldırmak..
ABD tek kurşun atmadan, sadece 11 Türk askerini esir alarak bu başarıyı elde etmiştir. Yukarıdaki kazançların her biri için meydan muharebeleri verip yüz binlerce kişi ölmeden, binlerce ton bomba atılarak yıllar içinde oluşan insanlık hazinesi alt yapı tesislerinin tek taşına dokunulmadan bu sonuç alınmıştır. Bu operasyon ile Türkiye Cumhuriyeti Devletinin savaşma azim ve iradesi kırılmış, yani ülkemiz beyinlerimizden başlayarak teslim alınarak ABD otoritesi kabullenilmiştir.
Japonya iki Atom Bombası ile yüz binlerce ölüm ve maddi yıkım karşısında teslim olurken biz sadece 11 çuval ile teslim olduk..
İşte PSİKOLOJİK HAREKÂT budur. İyi planlanıp, uzman kişilerce tatbik edildiğinde başarısı katlanarak büyümektedir.
Psikolojik Savaş uzmanları böyle bir harekât için çok uzun bir hazırlık dönemi geçirirler. Hedef toplumun olaylar karşısındaki tutum ve davranışlarının incelenerek muhtemel hareket tarzının tespiti sıradan bir olay değildir. Sabırlı olmayı ve dikkatli bir izleme dönemini gerekli kılar. Harekâtın uygulama zamanının da iyi seçilmesi lazımdır. Çünkü bir anda çok büyük başarı elde edilebileceği gibi çok büyük hayal kırıklığı da yaşanabilir ve hazırlanan Psikolojik Savaş saldırısı misliyle geri dönerek yapana büyük zarar verebilir.
İşte bu çok kısa bir anda meydana getirilen psikolojik çöküntü hasmı anında bitirir ve teslim eder. Teslim alınan beyinlerin yeniden kazanılması ise çok zordur. Tahrip olan tankın, uçağın geminin aynisini ve hatta daha iyisini kısa sürede üretip aynen eskisinin yerine ikame edebilirsiniz.
Fakat Psikolojik Harekat saldırısına maruz kalan bir bireyi yeniden eski haline getirmek kolay değildir. Bilgi, beceri, sabır ve nihayet çok uzun bir zamana ihtiyacı vardır. Fabrikalar bant üzerinde birkaç dakikada komple modern bir tank imal edebilirler. Ama en basit bir bireyin savaşa hazır hale getirilmesi en az yirmi seneyi almaktadır..
Bu bakımdan komutanlar, liderler ve yöneticiler hasımlarının elindeki maddi güçlerin miktarından çok o ülke Psikolojik Savaş yöneticilerin çalışma usul ve metotlarını takip etmeli onları adım adım izleyerek atabilecekleri her adım hakkından önceden haberdar olmalıdır.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
24 Şubat 2006 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale