25 Kasım 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Psikolojik Harekat hakkında neler biliyoruz? 21. asrın en yaygın savaş metodu (31)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzünülecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegane vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1931)

 23 Şubat 2006 Perşembe 

ÖZEL KUVVETLER-KONTRGERİLLA-GLADIO TARTIŞMASI:

Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve milletimizin gözbebeği Özel Kuvvetler Komutanlığının ülkemiz için önemini bilen dış güçler her fırsatta ve her platformda Kontrgerilla suçlaması ile her karanlık olayda bu birlik mensuplarının parmağı olduğunu söylemekten sakınca duymamakta ve bu birliğin kaldırılması için yönetime baskı yapmaktadırlar. .
4-6 Temmuz 2003 tarihinde Süleymaniye’de esir alınan 11 askerimiz de bu birliğin mensuplarıydı. Irak’taki ABD işgal güçleri Süleymaniye operasyonu ile Irak Türklerinin umudu ve PKK’nın korkulu rüyası olan Türk askerlerini bu 11 asker nezdinde karalayarak Türk halkının gözünde küçük düşürmeye çalıştı ve Irak Türklerine de “Bunlar kendilerini korumaktan acizler. Sizi nasıl koruyacaklar” mesajını verdi.
ABD Psikolojik Harekât yöneticilerinin güdümünde görev yaptıkları açıkça belli olan yandaş medyamız, bu 11 askerin herhangi çatışmaya girmeden teslim olmasına pek sevindiler. Yazdıklarında işledikleri ortak tema; “Herhangi bir yanlışlık yapmadan ABD askerlerine karşılık verilmemesi çok yerinde bir davranıştır. Eğer cevap verilse idi orada 11 askerimizle birlikte en az 100 Amerikan askeri ölebilirdi. Bu durumda tezkere dolayısıyla zaten bize kızgın olan dostlarımızla aramız iyice açılacaktı ve bunun intikamını bizden fazlasıyla alacaklardı. Bu basit bir olaydır ve üzerinde durulmaya değmez” şeklindeydi..
Aslında 11 askerin Süleymaniye’de çarpışarak şehit olmaları bütün Türk Milletinin ortak beklentisi idi.. ABD ordusu da Türklerin silahla karşılık verilmesini bekliyordu ve bunun sonuçlarına göre kendisini hazırlamıştı. Türk askerleri üstlerinden aldığı emirle silahlarını teslim edip kafalarına çuval geçirilmesini kabul edince planlarını Psikolojik Harekât uzmanlarının kullanabilecekleri malzemeleri temin edecek şekilde sürdürdüler. Yani Türk milletinin hazmedemeyeceği görüntüleri maharetle hazırladılar.
Bu küçük birlik nezdinde Türk Silahlı Kuvvetlerini ve dolayısıyla Ordu-Millet karakterli Türk milletini aşağılamak ve gururunu kırmak için her türlü iletişim araçlarını kullandılar. Bu konuda planladıkları hedeflerinden daha fazla başarı elde ettiler. Çünkü burada Türk Ordusuna verdikleri zarar fiziki olarak çok fazla değildi, ama beyinlerde yarattığı hasar çok büyüktü ve tamiri kolaylıkla mümkün değildi.
Süleymaniye baskını günlerindeki Türk medyasını inceleyenler, bu yazılar arasında “ABD’nin kıtalar ötesinden gelerek bu bölgede bulunmasını meşru gören ve Türk Askerinin güvenliği için dahi olsa başka bir ülkede bulunmasını kınayan” yazılar olduğunu görürler. Bu husus yapılan iyi planlanmış Psikolojik Harekât operasyonunun ne derece başarılı uygulanmış olduğunu kanıtlamaktadır.
Hiç ilgisi gereği yokken ayni günlerde Özel Kuvvetlerin geçmişinde karanlık ilişkiler olduğunu iddia edenlerin kullandığı “GLADIO” sözcüklerinin de basında yer alması planlı hareketin bir başka boyutunu işaret etmektedir.
Bütün saldırılara rağmen Özel Kuvvetler Komutanlığı bilinen gizlilik kavramı içinde söylenenlerden hiç etkilenmeden, bir adım geri çekilmeden eskisinden daha ciddi bir vazife anlayışı içinde görevlerine devam etmektedir.
Bu birlik üzerinde yapılan sürekli propaganda ve aşağılama çabalarına rağmen istenildiği ölçüde başarılı olunamamasının bir tek geçerli sebebi vardır. Başbakan ECEVİT de söylese, bir başka meşhur isim dahi bildirse halkımız bu güzide birliğimiz hakkında söylenen menfi ve olumsuz sözlere inanmamaktadır. Yani aydınlarımız kandırılmasına rağmen halkımızı kandırmak mümkün olmamaktadır. Aksine halkımız hemen her ortamda bu askerleri ile gurur duyduğunu açıklayarak çabaların boş olduğunu vurgulamaktadır.
Saldırganlar yeni taktikler ve şimdiye kadar kullanmadıkları orijinal metotlar aramalarına ve uygulama alanına sokmalarına rağmen bir türlü başarılı olamamaktadırlar. Çünkü binlerce yıllık Ordu-Millet kavramı milletimizde bütün canlılığı ile yaşamaktadır.
Ordumuzun tarihteki kahramanlık menkıbeleri ile yetişen insanlarınız bu birlik mensuplarını gerçek birer kahraman gibi görmekte ve bunu çekinmeden dile getirmektedir. Milletin askerleri hakkındaki düşüncelerini değiştirmek kolay değildir. Nitekim ülkemize yönelik Psikolojik Harekât uygulama merkezlerinin başarılı olamadıkları tek konu budur.
Bu husus bilinmesine rağmen PKK’yı yasallaştırarak siyasi bir görünüm vermek için yapılan çalışmalar içinde yer alan Şemdinli olaylarında da hedef yine askerler ve özellikle askerlerin en güzide birliği olan Özel Kuvvetler idi. Burada yapılan bütün kışkırtma çalışmalarına, satın alınmış basınımızın yaygaralarına, televizyonlarda nerede ise kendi askerlerini halk düşmanı ilan edecek kadar ileri giden aydın kılıklı gafillerin sanal programlarına rağmen halkımız yine oyuna gelmemiştir..
Dünyada küresel güçlerin ele geçirmek ve kontrol altında tutmak için büyük çabalar harcadığı ve bu çabaların Afganistan-Irak işgalleri ile fiiliyata döküldüğü bir coğrafyada konuşlanan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin güvenliğini sağlayacak yegâne kuruluşu Türk Silahlı Kuvvetleridir.
Dünyadaki benzeri bulunmayan Türk Ordusu; 12000 yıldır tarih sahnesinde yer alan Türk Milletinin ORDU-MİLLET vasfı ile karakterize edilmiş bir bölümüdür. Türk Ordusu; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bel kemiğidir. Onsuz bu coğrafyada bir an bile yaşamamız mümkün değildir. Bugün ülkemize yönlendirilmiş küresel saldırılar karşısında her zamankinden daha güçlü ve her an harbe hazır bir Silahlı Kuvvetlere olan ihtiyacımız ortaya çıkmıştır. Çünkü sadece bize değil çevremizdeki ülkelere karşı yürütülen küresel saldırılarla meydana gelen sıcak gelişmeler dahi bize bunu dikte ettirmektedir.
Ordularımız Cumhuriyetin bekasının gerçek teminatıdır.
Hangi mevki ve makamda bulunursak bulunalım bu yüce müesseseye gözbebeğimiz gibi bakmalı, O'nu korumalı ve kollamalıyız. Aksi takdirde Cumhuriyeti koruyup kollamamız mümkün değildir.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin devleti ve milleti içindeki önemini iyi kavrayan küresel güçler, içerideki yardakçılarını da kullanarak,“Barış - Demokrasi - İnsan Hakları” gibi insani değerlerin arkasına sığınarak bu gücü tamamen etkisiz kılmayı ve bunun sonucunda ülkemizin tamamını hiç bir direniş görmeden teslim almayı hedefliyorlar. Bu alçakça yönetilen oyunu milletimiz görmüş ve bu konudaki her türlü Psikolojik saldırıyı elinin tersi ile itmesini bilmiştir.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
23 Şubat 2006 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale