27 Nisan 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Ben diyorum ki...
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak evvela bizim kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti hissen, fikren, fiilen, bütün iş ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki milli benliğini bulmayan milletler başka milletlerin avıdır. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1923)

 13 Şubat 2006 Pazartesi 

** IRAK’TA PETROL VE GAZ ÇIKARMA İZNİ İSTEDİK..

Enerji Bakanı Hilmi Güler, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO ) Irak’ta ortak petrol ve doğalgaz arama çalışması için taleplerini, ABD’li yetkililere ilettiklerini söyledi. Bakan Güler, “Kendileri bu konuyu inceleyip araştıracaklarını ve yanıtı bize bildireceklerini söylediler” dedi…

Bu gazete haberini okuyan kişilerin aklına bu bakan hangi ülkenin bakanı acaba sorusunun geleceğine eminim. İnternet kanalıyla ben günde en az iki tane Türkiye Cumhuriyeti Devleti topraklarının “Petrol denizi üzerinde yüzen bir ada” olduğunu belirten bilimsel nitelikte çalışma alıyorum. Bu metinlerde yer ve tarih gösterilerek mevcut petrol rezervimiz anlatılmaktadır. Bilerek ve dışarıdan gelen talimatlara uygun olarak zengin petrol kaynaklarımızın bulunduğu kuyuların ağzına beton dökülerek kapatıldığını ve bu şekilde dışarıya bağımlı halde tutulmamızın devamlılığının sağlandığı bildirilmektedir.
Hatta daha da ileri giderek Karadeniz’deki petrol platformunun bulunun petrolü çıkartmamak için kasten yıkıldığı, Kerkük petrollerinin devamının sağlanması için ayni kaynağın Türkiye sınırları içindeki bölümünde açılan kuyuların kapatıldığı haberlerini sağır sultan bile duydu.
İnternetten herhangi bir arama motoruna “Petrol kaynakları” diye yazdığınız zaman ülkemizdeki petrole binlerce yazı bulursunuz. Demek ki bu bilgiler sayın bakana ulaşmıyor. Ulaştırılmıyor. Sayın Bakanımız Misak-ı Milli sınırları içindeki Musul-Kerkük topraklarını Atlantik ötesinden gelerek işgal eden ABD’den medet umarak Türkiye topraklarımdaki kaynaklar dört gözle çıkarılmayı beklerken Irak’ta petrol arama müsaadesi istiyor. Bu mantığı anlamamız asla mümkün değildir. Türkçedeki “Özrü kabahatinden büyük” diyen atasözümüz işte bu gibi durumlar için söylenmiş olsa gerek

** PAPAZ ANDREA SANTORO AZİZ İLAN EDİLİYOR:

Trabzon’da silahlı saldırı sonucunda yaşamını yitiren Katolik Rahip Andrea Santaro’nun “AZİZ’ ilan edilmesi için gerekli işlem başlatıldı. Karar, Roma’daki San Giovanni in Laterano Bazilikası’ndaki cenaze ayini sırasında Kardinal Camillo Ruini tarafından açıklandı. Kardinal Ruini, Santaro’nun ‘şehit’ statüsünde olduğunu söyledi. “Niyetim, Rahip Andrea’ya önce “MUBAREK” unvanı verilmesi, ardından ‘AZİZ’ ilan edilmesi için gerekli prosedürü başlatmaktır. Zira rahibin ölümünde, Hıristiyanlıkta şehitlik için aranan koşulların tümünün mevcut olduğu ortada.” dedi.

Rahip Andrea Santoro kimdir ve aziz olmak için Hıristiyanlık adına ne yapmıştır. ? Sadece birkaç Hıristiyan’ın yaşadığı Trabzon’da şehit statüsüne girebilmek için din adına ne yaptı bilemiyorum. Ama bu basit ve sıradan bir adli olayının siyasi emeller için kullanılmak istendiğini anlayabiliyorum.
Şimdi bu basit cinayet olayından nasıl Aziz yaratılacağına hep birlikte şahit olacağız. Hıristiyan ülkelerinde beş tüze yakın Papaz öldürülürken sesleri çıkmayanların, seksen yıllık Cumhuriyet yönetiminde ilk defa bir Hıristiyan din adamının bir çocuk tarafından öldürülmesini azizlik rütbesi ile ödüllendirmelerinin arkasında yatan menfur emellerini zamanla öğreneceğiz.
Kanaatimce yeni bir haçlı savaşının başlatıldığını söylemek abartılı olmayacaktır. Ve ben ısrarla diyorum ki; Trabzon'da yaşanan olay basit bir adliye vakasıdır. Adli olayın milletimize, devletimize ve İslam Âlemine mal edilmesi, bu yolla İslam’ın suçlandırılması asla mümkün değildir.
Şimdi biz bu adi cinayeti bahane ederek ülkemizi suçlamaya kalkanları kendi silahları ile vurmalıyız. Trabzon’da yaşayan Hıristiyan cemaatin dini vecibelerine yardım adı altında 100 Dolara Türk çocuklarını Hıristiyanlaştırmalarının hesabını sormalıyız. Bu papazın Trabzon’daki ve diğer papazların tek bir Hıristiyan’ın yaşamadığı diğer bölgelerimizdeki mevcudiyetlerini sorgulamalıyız.
Laik, demokratik hukuk devletimiz bunu yapmamızı mecbur tutuyor. Sayın yetkililerimizin bugün yapacağı ilk iş adli makamlara intikal etmiş bir olan bir cinayeti dinler arası savaş boyutuna taşımak isteyenlere yaranmak değildir. İlk görevimiz Cumhuriyet Savcılarımızı göreve davet etmek olmalıdır.


** İKİ TÜRK KADINI AFGANİSTANDA MÜZİK OKULU AÇIYOR:

Fransa ‘da yaşayan Sera Tokay ve Azade Başağa isimli iki Türk kadını Afganistan'da bir müzik okulu açmayı kafalarına koymuşlar, dört yıl çalışmışlar ve sonunda başarmışlar. Şimdi Afganistan'ın ilk müzik okulunu mart ayında açıyorlar. Başkent Kabil'de açılacak okul için Karzai hükümeti de çok büyük destek vermiş.

Demek ki Avrupa kültürü ile yetişen bu hanımlar Afganistan’ın en büyük eksiğinin batı normlarına uygun bir müzik okulu olduğunu herkesten önce görmüşler ve yıllar süren çabaları sonunda hayallerine ulaşmışlar. Afganistan Halkı bundan böyle bu okuldan alacağı feyz ile ülkelerini yıllardır süren savaş yıkımından çıkartacak akıl ve fikir düzeyine ulaşacakmış.
Kraliçe Mari Antuanet’e atfen anlatılan bir söz vardır. Kraliçe, Halkın ekmek bulamadığını ve aç olduğunu bildiren yakınlarına; “Ekmek bulamıyorlarsa neden pasta yemiyorlar” sözü ile halktan ve halkının gerçeklerinden ne kadar kopuk olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu söz bir simge olarak günümüze kadar ulaşmış ve idare eden ile idare edilenler arasındaki kopukluğu vurgulamak için kullanılmıştır. Bizim müteşebbis hanımların Müzik Okulu fikrinin de buna benzer bir uygulama olacağa benziyor. Ne demeli gayretleri boşa çıkmaz inşallah..


** E. ORAMİRAL HAKSIZ MAL EDİNME SUÇUNDAN HAPSE MAHKUM OLDU.

Genelkurmay Askeri Mahkemesi, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Emekli Oramiral İlhami Erdil'i haksız mal edinme suçundan 2 yıl 6 ay, memuriyet nüfuzunu kötüye kullanma suçundan da 5 ay hapse mahkûm etti. Erdil'in satın aldığı iki gayrimenkulün zoralımına karar verilirken, Erdil'in Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılması kararlaştırıldı.

Emekli Oramiral İlhami Erdil’in mahkemeye verilmesi ve ceza alması henüz yargı tamamlanmamasına rağmen milletimizi derinden üzen ve yaralayan tarihi bir olaydır. Cumhuriyet döneminde ilk defa bir kuvvet komutanı böyle adi bir suçtan yargılanmaktadır. Bilindiği gibi suç ve cezalar şahsidir. Temsil ettiği makama ve topluma mal etmek etik olarak doğru değildir. Fakat buradaki kişi sıradan bir kişi değildir. Binlerce yıllık Ordu- Millet kavramı ile gelişen kültürümüz içinde insanlarımız komutanlarını toplumun en güvenilir kişileri olarak görür ve bir emri ile gözünü kırpmadan ölüme koşarlar.
ERDİL Davası işte bu yüzden önem kazanmıştır. Bu yargılamadan toplumumuzun alacağı çok önemli dersler vardır. Bu dava; bilhassa işgal ettikleri mevkilerin geçici ve kendilerine milletin emaneti olarak görmeyen, verilen yetkileri hazmedemeyerek kendini vazgeçilmez görerek hata üzerine hata yapan üst düzey yöneticilerimizin kendilerine çeki düzen vermeleri yolunda iyi bir örnek olacaktır.
Ateş düştüğü yeri yakarken, bu önemli davanın Cumhuriyet tarihimizde önemli bir dönüm noktası teşkil edeceğini değerlendiriyorum.



Dr. Tahir Tamer Kumkale
13 Şubat 2006 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale