24 TEMMUZ 2017 Pazartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürk'ün Ekonomi Mucizesi - Borç batağındaki Türk ekonomisine şok tedavi (10)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Bu vatan, çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya değer bir vatandır… Bu geniş memleketi bayındır bir hale çevirmek lazımdır. Bu halk zengin olmaya mecburdur. Memleket bayındır olmazsa, bu halk zengin olmazsa, size hala yaşama imkânından bahsederlerse inanmayınız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1930)

 10 Şubat 2006 Cuma 

Ben günümüzde artan borç yükü altında giderek iflasa sürüklenen Türk Ekonomisinin ayağa kaldırılması ve kısa sürede dünyanın güçlü ekonomilerinden biri haline gelmesi için derhal Atatürk'ün Ekonomik Görüş ve Uygulamalarına dönülmesini öneriyorum.
Cumhuriyet tarihimizin bu en başarılı döneminin bugünümüze de ışık tutacağına inanıyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Ekonomik Görüşlerinin ekonomik yaşamımıza "Şok Tedavi" sağlayacağını ve bizi çöküşten çıkartacağını iddia ediyorum.
Atatürkçü Ekonomi; kendisinden önce mevcut olan bütün ekonomik sistemleri Türk Toplumunun şartlarına ve Türk insanının kabiliyetlerine uygun bulmamış kendimize has milli bir sistem oluşturmuştur.
Yıllardır DENK BÜTÇE uygulamasını rafa kaldırarak ithalat lehine gelişen bütçe açıklarını yüksek faizlerle alınan iç ve dış borçlarla kapatmaya çalışan ekonomi bürokrasinin tamamen kendilerini yönetip yönlendiren IMF dayatmalarına karşı tam teslimiyetten başka yapacağı fazla bir şey olmadığı da açıkça görülmektedir.
Toplumsal bilinci uyandırmak zorundayız.
Göz göre göre gidilen tam bağımsızlık ilkesinden uzaklaşmaya DUR DEMELİYİZ.
Sanal olarak başarılı olduğu vurgulanan, aslında tamamen çöken ekonomimizi mutlaka ayağa kaldırmalıyız. Çünkü bağımsızlığımız buna bağlıdır. Bunun için Tüm Vatandaşlarımızı sağduyuların sesini dinlemeye davet ediyorum.
Bugün Gümrük Birliği gibi tek taraflı AB'ne teslimiyeti gerekli kılan anlaşmaların sonuçlarına göre bütün unsurları ile ekonomimiz teslim almıştır. On binlerce işyerimiz kapanmış ve milyonlarca insanımız işsiz kalmıştır. Dışa bağımlı ham maddeye ve doğalgaz ile elde edilen pahalı enerjiye dayalı üretim sonucunda Türk malları yabancı mallarla rekabet şansını tamamen kaybetmiştir.
Sadece bir misal yeter diye düşünüyorum. Dünyaca meşhur ihraç ürünümüz Balıkesir / Yağcı Bedir halılarını üreten 30000 el tezgâhından bugün sadece 200 adet kalmıştır. Üreterek geçinen bu insanlarımız bugün açtır.
Evet, bugün tam bir çöküş içindeyiz. İthal ürün cehennemine dönen ülkemizde işsizliğin çığ gibi artışını önlemek, işsizlere iş ortamı yaratmak ve artan dış borcumuzun faizinin bir kısmını ödeyebilmek için bile borç dilenmek zorunda bırakılan ülkemizin bu kıskaçtan mutlaka kurtulması zorunluluk halini almıştır..
Borsa, Faiz, Döviz üçgenindeki sanal iyileşmeler ülkede sadece birkaç bin kişinin ve ülkemize soktukları sıcak paradan nemalanan yabancı sermaye sahiplerine yaramaktadır. Halkın bu refah üçgeninden aldığı bir şey yoktur. Çünkü küçük bir Çarşı-Pazar araştırması dahi ekonominin gerçek durumunu ortaya koymaktadır.
Bugün ayakta kalabilmiş yerli firmalarımız siftahsız kepenk kapamaktadır. Ürettiğini ve aldığını satamayan firmalarımızın yaşaması imkânsızdır. Her köşe başında görülen yabancı isimli mağazaların ve yabancı markalı ürünler tükenişin sonunun, yani iflasın başladığının göstergesidir.
Bu durumda yönetimden bir atılım beklememiz mümkün değildir. Çare her zaman olduğu gibi halkımıza düşmektedir. Sokaktaki sade vatandaşımız neler yapabilir sorusuna birkaç örnek vermek istiyorum;
- Üretemediklerimiz dışında Yabancı Malları kesinlikle almayalım.
- Yabancı markalı malları satan işyerlerini boykot edelim.
- Bu konuda sivil toplum dayanışması meydana getirelim ve mücadeleyi örgütlü bir hale sokarak ülke çapında yaygınlaştıralım. Açılacak kampanyalara fiilen katılarak güçlü olduğumuzu küresel mimarlara gösterelim.
Şu gerçeği daima hatırlayalım. Türkiye bugün 130 ülkeye mal satmaktadır. Bu ihracatın % 90'ını sanayi ürünlerinden oluşmaktadır ve çoğunlukla gelişmiş zengin ülkelere yapılmaktadır. Bu ülkelerin titiz ve kaliteden anlayan tüketicileri bizim mallarımızı tereddütsüz satın almaktadır. Çünkü Türk işçisinin ürettiği kaliteli birçok ürün tüm dünyada haklı bir beğeni görmektedir. Türk ürünleri kalitesi ile kendi reklâmını kendisi zaten yapmıştır. O halde bizde dünyanın beğendiği kaliteli yerli mallarımızı kendimiz satın almalıyız. Aslında yabancı diye aldığımız pek çok malın üreticisi biz olmamıza rağmen pazarlamayı yabancı markalar üzerinden yaptığımız da bir gerçektir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk yaptığı "Türk yurdu, Türk iktisadiyatı, Türk eliyle, Türk tarihiyle yükselir. Türkler, Türk malı alınız, Türk malı kullanınız; Türk parası Türk toprağında kalsın!" sözlerini unutmamalıyız.
Daha iyisini yapmak varken ve önümüzde Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi bir önderin çok başarılı uygulama örnekleri dururken ekonomimizin bugünkü çöküşünü bilinçli bir saldırının sonuçları olarak görmek zorundayız.
Yönetimden daha iyisini ve fazlasını istemek milletimizin hakkıdır. Çünkü Türk Devleti ve Türk insanı Gazi'den sonra işbaşına gelen beceriksiz yöneticiler tarafından içine düşürüldüğü bugünkü korkunç manzarayı hiçbir zaman hak etmemiştir.
Diğer ekonomik görüşler yanında çok daha tutarlı ve tamamen Türk insanının kabiliyetlerine göre hazırlanmış ATATÜRKÇÜ EKONOMİ' nin uygulanması ile bugün çok daha ileri bir seviye ulaşmamız mümkündür. Bugün Atatürk döneminde olduğu gibi bir ön hazırlık devresine ihtiyaç da yoktur. Atatürk'e inanmış kadroların bilinçli ve planlı çabaları çok kısa bir sürede başarılı neticeler alınabilecektir.
Bugün Özelleştirme konusu ülkenin ekonomik gündeminin en önemli maddesidir. Sadece bunun için bir bakan dahi ayrılmıştır. Türk aklı, Türk işgücü ve Türk sermayesi ile uzun yıllar boyunca oluşturulan dev kuruluşlarımız küresel mimarların ( 21inci Asrın Modern sömürgecilerinin) dayatmaları doğrultusunda yok pahasına sırayla elden çıkartılmaktadır. Oluşturulması yıllar alan bugünkü ekonomik anlayış ile bir daha asla kuramayacağımız milli değerlerimiz yabancılara devredilmektedir. Evet, satış değil fiilen devir yapılmaktadır.
Bu duruma kolay gelinmemiştir. Önce yerli sermaye planlı olarak bitirilmiştir. Yerli sermayeyi destekleyecek bankacılık sektörü bozularak kurulu pek çok banka kapatılmış ve milletin sırtına yük olarak bindirilmiştir. Geriye kalan birkaç bankanın yabancılar tarafından ya tamamen veya sermayesine ortak olunarak satın alınması ile para piyasaları tamamen kontrolümüz dışına çıkmıştır.
Sonunda Sayın Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın "BABALAR GİBİ SATARIM" sloganı ile başlayan satış furyasında dev müesseselerimiz birer birer yabancılara devredilmektedir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
10 Şubat 2006 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale