24 ŞUBAT 2017 PERŞEMBE

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanlarımızı saygıyla selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürk'ün Ekonomi Mucizesi - Borç batağındaki Türk ekonomisine şok tedavi (8)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Bu vatan, çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya değer bir vatandır… Bu geniş memleketi bayındır bir hale çevirmek lazımdır. Bu halk zengin olmaya mecburdur. Memleket bayındır olmazsa, bu halk zengin olmazsa, size hala yaşama imkânından bahsederlerse inanmayınız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1930)

 5 Şubat 2006 Pazar 

Günümüzde artan borç yükü altında giderek iflasa sürüklenen Türk Ekonomisinin ayağa kaldırılması ve kısa sürede dünyanın güçlü ekonomilerinden biri haline gelmesi için derhal Atatürk'ün Ekonomik Görüş ve Uygulamalarına dönülmesini öneriyorum.
Gazi yönetimindeki 1923-1938 yılları arasındaki başarılı dönemin bugünümüze de ışık tutacağına inanıyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Ekonomik Görüşlerinin ekonomik yaşamımıza "Şok Tedavi" sağlayacağını ve bizi çöküşten çıkartacağını iddia ediyorum.
Bilindiği gibi Gazi; Ekonomi yönetiminde kendisinden önce mevcut olan bütün sistemleri Türk Toplumunun şartlarına ve Türk insanının kabiliyetlerine uygun bulmamış kendimize has milli bir sistem oluşturmuş ve bu sistemi başarı ile uygulamıştır. Şimdi bu sistemin bazı temel görüşlerini irdeleyelim.
Atatürk'ün Maliye Politikasında hedef; Denk Bütçe, iç ve dış itibarı yüksek hazinedir. 1924'te 11 Milyon, 1927'de 1 Milyon açık veren Bütçe 1925'ten itibaren ya fazla vermiş ya da denk bütçe olarak tamamlanmıştır.
Maliye politikası'nın temeli Devlet hazinesinin sürekli olarak güçlü tutulmasına dayanır. Devlet gelirlerinin halktaki gelir artışına uygun bir biçimde dengeli bir şekilde arttırılması gerekmektedir. Hazinenin geliri mutlaka giderini karşılamalıdır. Devlet gelirlerinin halktaki gelir artışına uygun bir biçimde arttırılması üzerinde titizlikle durulmuştur..
Para Politikası'nın hedefi Türk Lirasının değerinin korunmasına yöneliktir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Türk Parasına verdiği değeri şu şekilde açıklamıştır;

" Bilhassa para her türlü vasıtanın üstünde bir mevcudiyet silahıdır."

" Devlet, memleketin asayiş ve müdafaası için yollara, demiryolları ile limanlara, deniz vasıtaları ile telgrafla, telefonla memleketin her türlü nakliye vasıtalarıyla milletin umumi serveti ile yakından alakadardır. Memleket idaresinde ve müdafaasında bu saydıklarımız toptan ve tüfekten ve her nevi silahtan daha üstündür."

Atatürk dönemi içinde paranın değerinin korunmasına çok önem verilmiş ve İstiklal Savaşı içinde dahi Enflasyon uygulamasına gidilmemiştir. Türk Lirası değerini daima korumuş ve zaman içinde giderek değerlenmiştir.
Tedavüldeki banknotlarda belirgin bir artış olmamasına özen gösterilmiştir. Dış ticaret dengesi 1930'dan itibaren devamlı olarak fazla gerçekleşmiştir. Dönem esnasında genel ve katma bütçelerin gelirleri devletin temel görev ve hizmetlerine tahsis edilmiştir. Büyük yatırımlar için devlet tahvili çıkartılmıştır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Dış Ticaret, Dış Ödemeler ve Yabancı Sermaye politikalarında hedef; Yurt dışında itibarı yüksek ve güvenilir bir Türk Hazinesinin yaratılmasıdır. Burada geliri giderine eşit bir bütçeyi öngören maliye politikasına sıkı sıkıya bağlı kalınmıştır. Yani kaynak ve harcamaların birbirine eşit olmasına dikkat edilmiştir. Döviz gelir ve giderlerinin birbirine eşit olduğu ve fakat bu eşitliğin ülke bazında olmasına özen gösterildiği bu politikalar ile yabancılara karşı girişilen taahhütlerin aksatılmadan yerine getirilmesi prensibine bağlı kalınmıştır. Devlet hazinesinin sadece yurt içinde değil, yurt dışında da güçlü ve güvenilir olması sağlanmıştır.
Finansal Yapı'nın milli kurumlarımız tarafından yönlendirilmesi üzerinde titizlikle durulmuştur. Milli Banknot İhraç Kurumunun tam bağımsız olarak çalışmasına dikkat edilmiştir. Türk Lirasının değeri zaman içinde korunurken halkın tasarrufa özendirilmesi sağlanmaya çalışılmıştır.
Atatürk'ün Ekonomik Politikalarını hazırlayan Siyasi, Fikri, Sosyal, Kültürel ve İdari motifleri tamamen milli değer sistemimiz üzerine inşa edilmiştir. Buna göre;

Siyasi Motifler; Atatürk'ün Ekonomik politikası "TAM BAĞIMSIZLIK" kavramı üzerine inşa edilmiştir. Osmanlı Devletinin son elli yılı içinde yaşadığı Kapitülasyon ve ekonomik imtiyazların gayri milli ellerde ülkeyi tam bir sömürge haline dönüştürmesinin bizzat Gazi Mustafa Kemal ile çalışma arkadaşları üzerine ki etkisi büyük olmuştur.
İşte bu yüzden Lozan Barış görüşmeleri safhasında üzerinde durulan en önemli konu ekonomik bağımsızlığımızın kazanılması olmuştur. Sonunda Atatürk'ün Ekonomik Sistemi bu kavram üzerine de oluşturulmuştur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk,"Tam Bağımsızlık" ile ilgili düşüncesini şöyle izah etmektedir;

"Tam Bağımsızlık denildiği zaman elbette mali, iktisadi, adli, askeri, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan mahrumiyet, millet ve memleketin gerçek manasıyla bütün bağımsızlığından mahrumiyet demektir. Biz bunu temin etmeden barış ve sükuna kavuşabileceğimiz inancında değiliz."

Fikri Motifler: Halkta ihtiyaçlarının bugün ve gelecekte mutlaka karşılanacağı kanaatinin gerçeklere dayandırılarak uyandırılmasını ve halkın geleceğine güven duymasının sağlanmasını kabul etmektedir.

Sosyal Motifler: " Ne mutlu Türküm Diyene" sözünün ışığında Türklükle övünme, "Türk, Övün. Çalış. Güven" sözleri ile başarıları teşvik etme esasına dayanır.
Gazi, milleti bir bütün olarak ele almış ve bütün fertlerinin menfaatlerinin kabiliyet, marifet ve çalışma derecesi ile orantılı olması kuralını getirmiştir. Gerçek Sosyal Adalet kavramı bu düşüncenin ana temasını teşkil etmektedir.

Kültürel Motifler: Atatürk'ün Ekonomik Politikasının tatbik edilebilmesi Ekonomik Kültüre sahip yeterli sayıda kişilerin varlığı ile mümkündür. Oysa Osmanlı Devletinden yeterli sayıda kültürlü insan gücü intikal etmemiştir. O halde uygulanacak ekonomi politikaları ile paralel olarak özel bir ekonomik kültür programının da uygulanması gerekmektedir.
Atatürk, uygarlığın maddi olmayan unsurunu, maddi unsurların yaptırıcısı ve itici gücü olarak ele almıştır. Bu yönden fikri ve sosyal kuvvetlere ağırlık vererek ekonomiyi güçlendirmeyi ön görmüştür. Bütün sosyal faaliyetlerde milli ahlakın hakim kılınması esastır. Bütün müesseselerde milli ahlak öğretilmeli ve uygulanmalıdır.

İdari Motifler: İstenen mal ve hizmetleri üretemeyen faaliyetlerin kişisel, toplumsal ve milli bir değeri yoktur. Hangi mal ve hizmetlerin nasıl ve ne amaçla kimler için üretileceği ekonominin temel sorunudur.
İnsanların sınırlı üretim kaynaklarını kullanarak değişik mal ve hizmetler üretmesini ve bunları kimlere nasıl dağıttığını belirleyen ekonomik süreçlerin nasıl gerçekleştirildiğini inceleyen ve esaslarını açıklayan ekonomi biliminden faydalanmak gerekir. Ekonomik sorunların çözümünde bilimi en temel ve yol gösterici olarak ele almak Atatürk'ün Ekonomik Politikasının idari motifini teşkil eder..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
5 Şubat 2006 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale