20 EYLÜL 2017 ÇARŞAMBA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürk'ün Ekonomi Mucizesi - Borç batağındaki Türk ekonomisine şok tedavi (6)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Bu vatan, çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya değer bir vatandır… Bu geniş memleketi bayındır bir hale çevirmek lazımdır. Bu halk zengin olmaya mecburdur. Memleket bayındır olmazsa, bu halk zengin olmazsa, size hala yaşama imkânından bahsederlerse inanmayınız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1930)

 3 Şubat 2006 Cuma 

Ben günümüzde artan borç yükü altında giderek iflasa sürüklenen Türk Ekonomisinin ayağa kaldırılması ve kısa sürede dünyanın güçlü ekonomilerinden biri haline gelmesi için derhal Atatürk'ün Ekonomik Görüş ve Uygulamalarına dönülmesini öneriyorum.
Cumhuriyet tarihimizin bu en başarılı döneminin bugünümüze de ışık tutacağına inanıyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Ekonomik Görüşlerinin ekonomik yaşamımıza "Şok Tedavi" sağlayacağını ve bizi çöküşten çıkartacağını iddia ediyorum.
Atatürk'ün ekonomik politikalarını belirleyen ilk dönem 1923-1930 yıllarını kapsar. Mevcut ekonomik durum Cumhuriyetin ilanından 8 ay önce 17 Şubat 1923'de ÇİFTÇİ, TÜCCAR, SANAYİCİ ve İŞÇİ kesimlerini temsil eden 1135 delegenin iştiraki ile toplanan Birinci İzmir İktisat Kongresinde tespit edilmiştir. Kongrenin çalışmaları İKTİSAT MİSAKI' nın açıklanması ile 4 Mart 1923'te sona erdi..
Kongreye Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün şu konuşması damgasını vurur;

"Yeni Türkiye'mizi layık olduğu kuvvete yükseltebilmek için birinci derecede ve en çok ekonomimize önem vermek mecburiyetindeyiz. Zamanımız tamamen bir ekonomi devrinden başka bir şey değildir. Milli egemenlik, ekonomik egemenlik ile kuvvetlendirilmelidir. Yeni devletimiz ve yeni hükümetimizin bütün esasları ve bütün programları ekonomi programından çıkmalıdır"

Bu kongrenin temel amacından biri de devam etmekte olan Lozan Konferansında yeni Türk devletine Osmanlı Kapitülasyonlarının aynisini uygulamak için direten Avrupalılara Kapitülasyonların kabul edilmesinin mümkün olmadığını vurgulamaktır. Nitekim gerek konferans esnasında yapılan konuşmalarda ve gerekse konferans sonunda yayımlanan Misak-ı İktisadi'de Kapitülasyonlar ve diğer imtiyazların kesinlikle kabul edilmeyeceği açık ve kesin bir dille vurgulanmıştır.
Kongrede belirlenen hedeflere ulaşılmaya çalışılır. Kapitülasyonların kaldırılması yolundaki baskısı bu kongrenin en önemli başarısıdır. 1930'a kadar ekonomik faaliyetleri yönlendiren bu kongrede arzu edilen sonuçlara tam olarak ulaşılamaz. Gelişmeler sadece tarım kesiminde görülür. Osmanlı'dan kalan borçlar ödenir. 1929 Dünya Ekonomik Krizi etkilenmeden atlatılır. Bu kongre sonucunda Çalışma Komisyonlarının tespitleri ve çözüm önerilerini günümüz ekonomistlerinin dikkatle okumalarında büyük yarar görmekteyim.
Lozan Barış görüşmelerinin devam ettiği ve Cumhuriyet yönetiminin adının dahi anılmadığı bir dönemde üzerinde çalışılıp kararlaştırılan hususlar Türk toplumunun geleceğine olan inancı ve azmini yansıtmaktadır. Misak-ı İktisadinin maddelerinin bugün dahi dikkatle incelenip uygulanmasında yarar görmekteyim. Çünkü bu maddeler içinde sosyal kültürümüzün temel özelliklerini yansıtan ve bugün küresel kültürlerin saldırısı karşısında pek çoğunu kaybettiğimiz milli hasletlerimiz ana hatları ile vurgulamaktadır.

"MİSAK-I İKTİSADİ ESASLARI:
İZMİR, 17 Şubat 1339 ( 1923 )

Bütün Türkiye'nin Ziraat, Sanayi, Ticaret ve İşçi temsilcilerinden seçilmiş bin beş yüz otuz beş üyenin iştirakiyle İzmir'de toplanan ilk Türkiye İktisat Kongresinin oybirliği ile tespit ve kabul ettiği Misak-ı İktisadi esaslarıdır:

Madde 1: Türkiye, milli hudutları dahilinde, lekesiz bir istiklal ile dünyanın sulh ve gelişme unsurlarından biridir.

Madde 2: Türkiye halkı, milli hâkimiyetini, kanı ve canı pahasına elde ettiğinden hiçbir şey feda etmez ve milli hâkimiyete dayanan meclis ve hükümetine daima güvenir.

Madde 3: Türkiye halkı, tahribat yapmaz, imar eder. Bütün çalışması memleketi iktisaden yükseltmek gayesine yöneliktir.

Madde 4: Türkiye halkı, sarf ettiği eşyayı mümkün mertebe kendi yetiştirir. Çok çalışır, vakitte, servette ve ithalatta israftan kaçar. Milli istihsali temin için geceli gündüzlü çalışmak şiarıdır.

Madde 5: Türkiye halkı, servet itibarı ile bir altın hazinesi üzerinde oturduğunu bilir. Ormanlarını evladı gibi sever, bunun için ağaç bayramları yapar, yeniden orman yetiştirir. Madenleri kendi milli üretimi için işletir ve servetlerini herkesten fazla tanımaya çalışır.

Madde 6: Hırsızlık, yalancılık, riya ve tembellik, en büyük düşmanımız taassuptan uzak, dindarâne bir davranış her şeyde esasımızdır. Her zaman faydalı yenilikleri severek alırız. Türkiye halkı inananlarına, topraklarına, şahıslarına ve mallarına karşı yapılan düşman fesat ve propagandalarından nefret eder ve daima bunlarla mücadeleyi bir vazife bilir.

Madde 7: Türkler, irfan ve marifet ışığıdır. Türk, her yerde hayatını kazanabilecek şekilde yetişir fakat her şeyden evvel memleketinin malıdır. Maarife verdiği kutsiyet dolayısıyla Mevlûd ve Kandil gününü ayni zamanda kitap bayramı olarak kutlar.

Madde 8: Birçok harpler ve zaruretlerden dolayı eksilen nüfusumuzun fazlalaşması ile beraber, sıhhatlerimizin, hayatlarımızın korunması en birinci emelimizdir. Türk, mikroptan, pis havadan, salgından ve pislikten çekinir. Bol ve saf hava, bol güneş ve temizliği sever. Ecdât mirası olan binicilik, nişancılık, avcılık, denizcilik gibi bedeni terbiyenin yapılmasına çalışır. Hayvanlarına da ayni dikkat ve ehemmiyeti göstermekle beraber cinslerini düzeltir ve miktarlarını çoğaltır.

Madde 9: Türk, dinine, milletine, toprağına, hayatına ve kurumlarına düşman olmayan milletler ile daima dosttur. Yabancı sermayesine alehdar değildir. Ancak kendi yurdunda kendi diline ve kanununa uymayan müesseselerle münasebette bulunmaz. Türk, ilim ve sanat yeniliklerini nerede olursa olsun, doğrudan doğruya alır ve her türlü münasebette fazla mutavassıt (aracı) istemez.

Madde 10: Türk, açık alın ile serbestçe çalışmayı sever, işlerde inhisar (tekel) istemez.

Madde 11: Türkler, hangi sınıf ve meslekte olursa olsunlar, candan anlaşırlar. Meslek, zümre itibarıyla el ele vererek birlikte, memleketini ve birbirlerini tanımak, anlaşmak için seyahatler ve birleşmeler yaparlar.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
3 Şubat 2006 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale