27 Mart 2017 Pazartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürk'ün Ekonomi Mucizesi - Borç batağındaki Türk ekonomisine şok tedavi (5)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Bu vatan, çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya değer bir vatandır… Bu geniş memleketi bayındır bir hale çevirmek lazımdır. Bu halk zengin olmaya mecburdur. Memleket bayındır olmazsa, bu halk zengin olmazsa, size hala yaşama imkânından bahsederlerse inanmayınız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1930)

 2 Şubat 2006 Perşembe 

Ben günümüzde artan borç yükü altında giderek iflasa sürüklenen Türk Ekonomisinin ayağa kaldırılması ve kısa sürede dünyanın güçlü ekonomilerinden biri haline gelmesi için derhal Atatürk’ün Ekonomik Görüş ve Uygulamalarına dönülmesini öneriyorum. Cumhuriyet tarihimizin bu en başarılı döneminin bugünümüze de ışık tutacağına inanıyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ekonomik Görüşlerinin ekonomik yaşamımıza “Şok Tedavi” sağlayacağını ve bizi çöküşten çıkartacağını iddia ediyorum.
Atatürkçü Ekonomi; kendisinden önce mevcut olan bütün ekonomik sistemleri Türk Toplumunun şartlarına ve Türk insanının kabiliyetlerine uygun bulmamış kendimize has milli bir sistem oluşturmuştur.
Atatürk’ün kendisinin yarattığı ekonomik görüş ve düşüncelerini fert ile devlet arasında korunması gereken hassas bir denge üzerine oturtmuştur.
Atatürkçü Ekonomik Düşünce’nin Temel Amacı; İmtiyazsız ve sınıfsız bir biçimde topyekûn olarak bütün halkın refahını yükseltmektir. Gazi, Karl Marx gibi insanları üretim ilişkilerinde bir esir, Adam Smith gibi ekonomik açıdan bencil bir yaklaşımla ele almamıştır. Bu sistemde insanların manevi değerleri daima ön planda tutulmuştur.
1933’de “Devletçilik İlkesi” olarak 3115 Sayılı kanun ile Anayasaya konulan maddede Atatürk’ün Ekonomik Görüşlerinin halen uygulanan “Devletçilik Sistemi”nden ayrı bir sistem olduğu görülür. Buna göre Devletçilik;
“Devletçiliğin bizce manası şudur; Fertlerin hususi teşebbüslerini ve faaliyetlerini esas tutmak, fakat büyük bir milletin bütün ihtiyaçlarını ve birçok şeylerin yapılamadığını göz önünde tutarak memleketin iktisadiyatını devletin eline almaktır.”
“ Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türk vatanında asırlardan beri yapılmamış olan şeyleri biran evvel yapmak istedi ve görüldüğü gibi kısa zamanda yapmaya muvaffak oldu. Bizim takip ettiğimiz yol liberalizmden başka bir sistemdir.”
Atatürkçü Ekonominin temelinde İNSAN vardır. Sistem insana değer vermektedir.
Atatürk’ün Ekonomik Düşüncesinde Türk toplumunun bireyleri arasında sınıf ayrılığı yoktur. Bu sistemde birbiri ile uyum içinde çalışan, birbirlerine bağlı ve her birinin hak ve görevleri olan yedi meslek grubu vardır. Bunlar;

- ÇİFTÇİLER
- ESNAF VE SANATKÂRLAR,
- İŞÇİLER,
- SERBEST MESLEK SAHİPLERİ,
- SANAYİCİLER,
- TÜCCARLAR,
- MEMURLARDIR.

Toplumun bütün bireyleri bu gruplardan birine dahildir. Grupların birbirlerine üstünlüğü yoktur. Bu Gruplar üretime katkıda bulunmak için birbirleri ile koordineli çalışmak zorundadır. Gruba mensup bireyler üretime katkıda bulundukları oranda üretimden eşit pay alırlar.
Bunun pratikteki uygulaması, gelirlerin adaletli dağıtılmasını yani sosyal adaletin kesinlikle sağlanmasını zorunlu kılması şeklinde görülür. Bir misalle açacak olursak; Bu yıl memur maaşlarına % 10 zam yapılıyorsa, yani memurların alım gücü eskisine oranla % 10 artıyorsa, bu memura mal satan esnafın ve memurun yaşamı için gerekli yiyecekleri üreten çiftçilerin yaşam kalitesinde de % 10 dolaylarında yükselme görülmelidir.
Günümüzde olduğu gibi işçi ve memura enflasyon kadar gelir artışı verilirken kâğıt üzerinde parayı kullanan ve üretim için en çabayı harcayan Bankacılık sektörünün kazancı % 1000 olmayacaktır. İşte gelir dağılımında sosyal adalet bu şekilde tesis edilmektedir.
Buna göre sermayenin birkaç kişinin elinde birikerek toplumda tekel oluşturması engellenmeye çalışılmıştır. Bu sistemde birkaç kişinin ve bazı sektör mensuplarının zengin olması değil, toplumun bireylerinin tamamının birbirine yakın ölçülerde zenginleşmesi hedef alınmıştır.
Bu şekilde meslek gruplarının oluşturulması ve devletin bu gruplar arasındaki ekonomik ilişkileri koordine edici ve işbirliğini sağlayıcı şekilde rol almasıyla sosyal ve ruhsal yapıları ile ekonominin temel unsuru olan insana azami değer verilmiş olmaktadır. Bilindiği gibi insana layık olduğu değeri vermemek ve onu ekonominin bir esiri olarak kullanmak Kapitalizm’in ve Sosyalizmin en büyük kusurudur.
Sadece bu uygulaması ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk toplumunun bütün unsurları arasında HAK ve YARAR DENGESİNİ esas almaktadır. Çünkü bu düşünce sisteminde İNSAN; en değerli unsurdur ve asla satın alınabilir bir mal değildir.

Bu sistemde İNSAN; Üretimin başındadır ve üretime katkısı oranında hakkını alan ekonominin temel gücüdür.

Bu sistemin Bakış Açısı; Tüm milleti kucaklayacak ve ülkenin her kesimine eşit oranda hizmet götürecek bir geniş yelpaze içinde bireyi görmektedir.

Sistemin Hedefleri; Türk milletinin onurlu olarak imtiyazsız ve sınıfsız olarak, milletin topyekun refah ve mutluluğunun sağlanmasıdır.
Sistemin Hareket Noktalarını; Milli İhtiyaçlarımız, Türk milletinin yapısı ve karakteri ile milli eğilimleri belirlemektedir.

Sistemin Ana Kuralları; Bireylerin ekonomiye yaptıkları katkı oranında menfaat temin edebildiği “Hak ve Yarar” dengesinin yarattığı bir düzen sağlamaktır.
Sistemin Üretim ve Üretimi Arttırıcı Tedbirlerini şöyle sıralayabiliriz;

- Piyasa ekonomisine uyar,

- Pazar kuralları hâkimdir. Devlet Pazar kurallarının disiplini içinde hareket eder,

- Devlet yol gösterici ve yol açıcıdır. Faaliyetleri geçici olarak düzenler.

Sistemin Kar ve kazanç Dağılım Kuralları;

- Devlet gelirleri halktaki gelir artışına uygun olarak arttırılır,

- Fertler ve meslek grupları arasında dengeli gelir dağılımı uygulanır,

- Bölgeler arası dengeli kalkınmaya önem verilir.

Sistemin İstihdam Politikası; Tam istihdamı sağlamayı hedef alır. İşsiz kimsenin kalmaması sistemin değişmez kuralıdır.

Sistemin Politika ile İlişkisi; Bilgili, inançlı, dürüst ve Türk toplumunun temel dinamiklerini iyi tanıyan yönetici kadrolara ihtiyaç gösterir.

Sistemin Uluslararası Niteliği; Özellikle kalkınmakta olan ülkeler başta olmak üzere sömürge siyaseti gütmeyen bütün ülkelere hitap eder.

Sistemin Ekonomiye Yaklaşma Yöntemi; Sosyo-Ekonomik paralelliklerden ve toplumu meydana getiren insanların duygu, düşünce ve anlayışlarındaki ortak noktalardan yaklaşır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki Atatürkçü Ekonomi Sistemi;

YAKLAŞTIRICI,
UZLAŞTIRICI,
BİRLEŞTİRİCİ,
YÖNLENDİRCİ ve
BARIŞÇIDIR.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
2 Şubat 2006 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale