23 Mayıs 2017 Salı

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Axa-Arcelor ortaklığı ile Oyak güven kaybediyor
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Biz Türkler yüz sene evveline kadar her şeyi kendi çekicimizle, kendi örsümüz üzerinde vücuda getirir, kendi çarşımızda kendi elimiz ile satardık.. İşte bunun için büyük bir millettik. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk (1923)

 24 Ocak 2006 Salı 

Üyelerini Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının oluşturduğu Ordu Yardımlaşma Kurumu her alandaki güçlü iştirakleriyle Türk ekonomisi için örnek bir kuruluştur.
1961 yılında Ordu personeline maddi yönden katkıda bulunmak ve gelirlerine destek olmak amacıyla mensuplarının maaşlarından her ay kesilen % 10 aidat ile kurulan OYAK; adından da anlaşılacağı gibi kâr gayesi gütmeyen, kazancını tamamen yardıma endeksli olarak arttıran bir kuruluştur.
Başlangıçta sadece üye aidatlarına dayanılarak üyelere yapılan yardım ve destek faaliyetleri, sayıları giderek artan ciddi yatırımlarla çapını ve yardım sahalarını arttırmıştır. Bugün OYAK; İnşaattan-Otomotive, Taşımacılıktan - Bankacılığa, Çimento Sanayinden-Sigortacılığa kadar her alanda faaliyet gösteren dev bir kuruluş halini almıştır.
OYAK'ın başarısındaki sır, bütün üyelerinin kurumun gerçek sahipleri olmalarında yatar. Mesleğe ilk girişi müteakip doğal olarak kuruma üye olan ordu mensupları, 1996 yılında kabul edilen EMEKLİLİK SİSTEMİ uygulaması ile ölünceye kadar kurum üyeliklerine devam edebilmekte, kurumun sağladığı yıllık kârdan kurumdaki hissesi kadar nema almakta ve kurumun pek çok hizmetinden doğrudan yararlanmaktadır. Bu uygulama kurumu sahiplenmenin ve o'nu devamlı denetim altında tutmanın önemli bir göstergesidir.
Kurumu tamamen konunun uzmanı profesyonel idareciler yönetir, fakat kurumun gelişmesine yönelik bütün faaliyetlere üyeler karar verir. Üyeler, bu haklarını kendi aralarından seçilen her rütbe ve sınıftan temsilcinin oluşturduğu 75 kişilik Temsilciler Kurulu ile kullanır. Yani bu kurumun gerçek sahibi ve yöneticisi tamamen askerlerdir.
Türk insanının askerlere bakış açısı çok olumludur. Ordu-Millet karakteri binlerce yıldır değişmemiştir. Askerler konu edildiğinde halkımızda güven ve itimat duygusu ön plana çıkmaktadır. Bu güven duygusu askerlerin ülkemizin bütününü ilgilendiren milli meselelerde çok hassas ve titizlikle davranmalarını zorunlu kılmaktadır.
Son günlerde kamuoyu gündemini işgal eden iki konu üzerindeki bilgi noksanlığı OYAK’ın güvenirliği üzerinde soru işaretleri yaratmıştır. Bunlardan birincisi OYAK şirketlerinden biri olan OYAK SİGORTA’ nın Fransız AXA şirketi ile olan ortaklığıdır. Diğeri ise Türkiye’nin en büyük entegre Demir Çelik Tesisi olan ERDEMİR’ in büyük hissesine sahip olan OYAK’ın bu hissesini Lüksemburg’un ARCELOR Şirketi ile paylaşmasıdır.
Bu iki konu OYAK yönetiminin başını ağrıtacak ve bu müessesenin 45 yıllık başarılı geçmişine gölge düşürecek sürecek kadar önemlidir. Çünkü Türk kamuoyunda bu ortaklıklarla ilgili bilgi noksanlığı vardır. Bu noksanlık soru işaretlerini de beraberinde getirmekte ve sonuçta halkımızın askerlerine olan güveni ciddi ölçüde sorgulanmaktadır.
Kamuoyuna yansıyan bilgiler çerçevesinde konuyu biraz açalım.
Bilindiği gibi Fransız AXA Sigorta Şirketi 1999’da OYAK Sigorta şirketi ile %50 ortaklığa girmiştir. Tamamen ticari amaçlarla gerçekleştirilen bir ortaklık olmasına rağmen AXA’ nın geçmişindeki faaliyetler açısından bu birliktelik kabul edilebilecek gibi değildir.
Fransız AXA Sigorta Şirketi Ekim 2005'te kendilerine sözde "Ermeni soykırımı mazlumlarının torunları" gibi isimler koyan 5000 küsur kişiye tazminat ödemeye karar vermiştir. Bu kararı, hisselerini devraldığı Fransız UAP Sigorta Şirketinin 1922'de tek başına ve hiçbir kanuni veya somut delile dayandırılmadan yaptığı "Soykırımı tanıma" kararına dayandırarak almış ve uygulamaya koymuştur. Bunu yaparken de 1999'dan beri ortağı olduğu Türk OYAK'a danışmak veya onu tam olarak aydınlatmak yoluna gitmemiştir.
Basına yansıyan kadarıyla olayların gelişmesi şu şekildedir; AXA Sigorta ve Ticaret Şirketi 1996 yılında eski bir Fransız sigorta şirketi olan UAP şirketinden yaşam poliçeleri satın alır. UAP şirketi ise 1922'de kendilerinin şirket olarak, Ermenilerin "soykırımına uğradıklarını" kabul ettiğini ilan etmiş ve bunu bir yazı ile Fransız dışişlerine bildirmiş bir şirkettir. 74 yıl sonra hisselerin AXA' ya devrinde satış poliçeleri arasında OYAK ile %50 ortaklığı bulunan AXA bu poliçeleri de satın almıştır. Yani, dolaylı olarak AXA; UAP'nin Ermeni soykırımını kabul etme kararını üstlenmiştir.
2003 yılında Ermenilerin yoğun olduğu Kaliforniya'da bazı sözde soykırım varisleri Fransız AXA şirketini mahkemeye vermişlerdir. Ermenilerin varisleri 1918-1922 tarihli UAP poliçelerine dayanarak büyük maddi tazminatlar talep etmişlerdir. AXA şirketi Amerika’daki işlerine zarar gelmemesi için bu kişilere toplam 14,4 milyon Avro ödemeyi kabul etmiştir. Bu karar Le Monde Gazetesinin 25 Ekim 2005' tarihli nüshasında teferruatlı olarak yer almıştır. Gazete 14,4 milyon Avronun ödeneceğini bildirmektedir.
AXA'nın bu işi bilmeden yaptığını düşünmek saflık olur.. Bunun arkasında derin ilişkilerin ve kirli oyunların olduğu izlenimi vardır. Neden bugüne kadar Diaspora Ermenilerine en fazla desteği veren Fransa ve AXA, ve neden en güvenilir kuruluşumuz OYAK ile Türkiye, hayali soykırım konusunda emrivaki ile karşı karşıya bırakılmaktadır?

İşin püf noktası işte buradadır ve şimdi OYAK Yönetiminin bu duruma açıklık kazandırması gerekmektedir.

- AXA ile OYAK ortak olduklarına göre bu mali portre Türk ortağa nasıl yansıyacaktır?

- OYAK dolayısı ile Türk halkı ve hükümeti 83 yıl önce Fransa'daki bir şirketin tek taraflı olarak aldığı bu karardan nasıl etkilenecektir? İşte soru budur ve Türk kamuoyu bu sorunun cevabını beklemektedir.

Gelelim ERDEMİR hisselerinin ARCELOR Şirketine satış konusuna..
30 .12..2005 tarihli basında yer alan haberler özetle şöyledir;

“Dünyanın önde gelen çelik üreticilerinden Lüksemburg merkezli ARCELOR, Erdemir’e ortak oldu. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, OYAK’ın Erdemir için kurduğu ATAER Holding’in yüzde 41’inin ARCELOR’a devrini uygun buldu. Devir işlemlerinin tamamlanmasının ardından Erdemir’in sermayesinde OYAK yüzde 29.3, ARCELOR yüzde 20 paya sahip olacak. Erdemir’in % 49 hissesi halen borsada işlem görüyor.”
Bilindiği gibi, dünyanın ikinci büyük çelik üreticisi konumundaki ARCELOR, 4 Ekim 2005’de Türkiye’nin en büyük yassı çelik üreticisi Erdemir’in yüzde 46.12 hissesinin blok satışı için açılan ihalede 2 milyar 670 milyon dolara kadar teklif vermişti. İhale, en yüksek teklif olan 2 milyar 770 milyon dolarla milli kuruluşumuz OYAK üzerinde kalmıştı.
ARCELEOR, Erdemir ihalesi sonrasında yaptığı açıklamada, Türkiye’ye ilgilerinin süreceğini kaydetmişti. Bu yeni gelişme ile şekilde ilgilerinin sürdüğü görülmektedir.
Haberlere devam edelim;
“Oyak'ın kurduğu ATAER'in satışı ile Erdemir'in yüzde 20,2'sine sahip olmayı hedefleyen ARCELOR, borsada yaptığı yüklü hisse alımı ile halka açık Erdemir hisselerindeki payını yüzde 5'in üzerine çıkardı. Yani ATAER'in Arcelor'a hisse satışı kesinleştiğinde ARCELOR'un Erdemir'deki payı yüzde 25 olacak. OYAK'ın Erdemir'deki payı ise yüzde 29'a düşecek. Uzmanlar, Arcelor'un halka açık Erdemir hisselerini toplamaya devam ederek hisse oranını yüzde 29'un üzerine çıkarması halinde OYAK'ı da geçerek Erdemir'in en büyük hissedarı olabileceğine dikkat çekiyor.”
Erdemir ihalesinin OYAK’ta kalması ile önce sevindik. Gururumuz okşanmıştı. Bu şekilde küresel güçlerin bütün gayretlerine rağmen Ereğli, İskenderun, Romanya tesisleri Türklerin elinde kalıyordu. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. OYAK, Erdemir için ARCELOR ile anlaştı ve ortaklık onayı için Rekabet Kurumu'na başvurusunu yaptı.
Görüldüğü gibi daha OYAK ile ortak olan AXA’nın "Ermeni Soykırımı" adına tazminat ödemesinin yaratacağı şoku atlatmadan yeniden kazıklanmış olma duygusunu bu defa ARCELOR olayında yaşıyoruz.
Halkımız OYAK’ı en güvendiği kurum olan askerlerin yönettiğini biliyor ve bu iki olayın mantıki bir açıklamasını bekliyor.. Bunu öğrenmeye hakkı olduğunu düşünüyor..

Sonuç olarak;
Türkiye yine çok yönlü, çok maksatlı küresel bir saldırı ile karşı karşıyadır. Burada çözüm öncelikle OYAK yöneticilerine düşmektedir. Bununla da kalınmamalı, bütün yönetim kademelerinde üzerinde dikkatle durulmalı ve karşı karşıya kalınabilecek tuzaklara karşı hazırlıklı olunmalıdır.
Ayrıca bir bütün olarak milletçe tepkimizi göstermemiz gerekmektedir. Sorunun daha da çatallaşmadan biran önce çözülmesine ve kamuoyunun birinci elden doğru bilgilerle aydınlatılmasına acilen ihtiyaç vardır..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
24 Ocak 2006 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale