27 Mayıs 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Yaşadığımız af gafleti ve beklenen sonuçları
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (NUTUK-1927)

 22 Ocak 2006 Pazar 

25 yıllık hapishane hayatından sonra ülkemizin hukuk sistemini altüst eden AF müessesesine dayanılarak serbest kalan uluslararası üne sahip terörist Mehmet Ali Ağca bizimle birlikte dünya gündeminin de baş aktörü olmaya devam ediyor.
AĞCA’yı milli kahraman gibi gören bir takım gafiller ile onu sıradan bir terörist ve katil gibi görenlerin birbirine zıt tutum ve davranışları medya vasıtasıyla evlerimize taşındı. Ne kadar tenkit etsek dahi medya burada doğal görevini yerine getirmektedir. Dünyanın tanıdığı bir teröristin af ile normal insanların arasına salıverilmesi sıradan bir olay değildir. Bu yüzden basının tutumu abartılı olarak görülmemelidir.
Burada asıl tartışılması gereken husus Türkiye Cumhuriyeti Devletinin halkı üzerinde her alandaki güvenirliğini ortadan kaldıran AF MÜESSESESİ’dir.
Cumhuriyet yönetimlerinin bilinen en kötü icraatları sayıları yüzü aşan AF uygulamasıdır. Hemen her konuda çıkarılan AF’lar ile insanlarının adalet duyguları zedelenmiştir. Devletine olan güveni sarsılmıştır. İnsanlarımız olaylar karşısında kanunlara uyup-uymama ikilemi arasında bırakılmıştır. Kanunlara uymanın adeta cezalandırma olarak görüldüğü bir ruh haleti içine girilmesi ortamı yaratılmıştır. Ve giderek devlet kavramı halkının nezdinde gücünü kaybetmiştir.
Bu husus bir devletin içine düşebileceği en kötü durumdur. Suçların yapanın yanında kar kaldığı, kanunlara uymayanların mükâfatlandırıldığı bir yönetim sisteminin çağdaş olduğunu iddia etmek mümkün değildir.
Son yıllarda yaşadıklarımız insanlarımızı şoka sokmuştur. Yaşadıklarını algılamaya insanların akıl ve izan’ı yetmiyor. İnsanın aklı ve mantığı kendisine dayatılanları kabul etmek istemiyor.
Hapishanelerde birbiri peşi sıra çıkan isyanları bastırmaktan, hapishanelerde devletimizin gücünü göstermekten ve kanun hâkimiyetini kurmaktan aciz yönetimler işin kolayını hapistekileri dışarıya çıkartmakta buluyorlar. Hazırlanan AF YASASI birkaç cılız karşı ses dışında etkin bir muhalefet görmüyor ve bizi temsil eden milletvekillerimiz tarafından yasalaştırılıyor.
Sonra bu AF’lar Ağca’ya kadar uzanınca bu efendilerimizin hiç sesleri çıkmıyor. Sanki bu durumu yaratanlar kendileri değilmiş gibi sadece seyretmekle yetiniyorlar.
Dünyanın hiç bir yerinde bizdeki gibi bir AF uygulaması görülmemiştir... Papayı öldürmeye teşebbüs eden bir eski anarşist bu suç yüzünden tam 24 yıl CEZA KANUNU'nu aynen aldığımız İtalya’da tek başına hücrede kalıyor. Fakat ayni anarşist saygın bir Türk gazetecisi olan Abdi İPEKÇİ'nin de katili olduğu halde Türkiye'de benzeri kanunlara beş yıl içinde rağmen af ediliyor.
Affetmek Allaha mahsustur. Siz kim oluyorsunuz da kulun kula yaptığı cürümleri affetmeye cüret ediyorsunuz ?.
Ben buna hiç bir makam ve hiçbir mevkiin hakkının olmadığını düşünüyorum. Milletin sağduyusu ve engin hoşgörüsüne rağmen, yüz binlerce mağdur ailenin feryadına rağmen, AF MÜESSESESİ daima Türkiye'nin birinci gündemi olabiliyor ve bu milletin tümünü temsil eden yüce Atatürk'ün büyük eseri T.B.M.M.'den çıkabiliyor.
Vergi Affı, Gecekondu Affı, Üniversite’de başarısız olanların Affı, Kredi Kartı Borçlarının Affı, Siyasi yasakların Affı gibi nispeten masum sayılan aflar yanında kamunun vicdanında yaratan en önemli af uygulaması anarşist ve teröristlerin affıdır.
En son “Rahşan ECEVİT Affı” olarak gündeme gelen terörist ve katiller dahil bütün hapishanelerin boşaltılması ile sonuçlanan af uygulamasının benzeri bir diğer büyük af Bülent Ecevit tarafından 1974 yılında gerçekleştirilmişti.
ECEVİT yönetimi 1974 yılında AF GAFI' nı yaparak devletin başına bela olan anarşistleri sokağa salmış ve şimdi kötüledikleri 12 Eylül öncesi korkunç KAN, GÖZYAŞI, ANARŞİ ve TERÖR ortamının yaratılmasına sebep olmuşlardı. Ortaya salınan caniler yeniden ve daha fazlası ile ülkemizi kana bulamışlardı.
Çok değil daha 32 yıl önce olanları insanlarımız unutmadı. Şimdi karı-koca ECEVİTLER’ in bu konuda ne kadar masum olduklarını televizyon kameraları karşısında açıklayacak kadar rahat olduklarını görmek düşünen beyinleri şaşırtıyor. Ben ECEVİT ailesinin o korkunç günleri bu kadar kolay nasıl unutabildiklerine akıl erdiremiyorum..
Anarşi ve terörün aldığı masum canlar, yıkılan ocaklar. Hayatlarının baharında kör bir kurşuna hedef olan fidan gibi delikanlılar, gencecik kızlar, yanan fabrikalar, yıkılan milli servetler ve daha niceleri. Belki onlar unuttu. Ama bu necip millet o günleri hiç unutmadı..
Anarşi ve terörden en fazla zarar gören ve mensuplarından binlercesini kaybeden, pek çoğu hapislerde ömür tüketen Başbuğ Alparslan Türkeş'in MHP'ne ne oldu. Bugün kendilerine ülkücü diyen bir kısım insanların AĞCA gibi teröristi Türk Bayrakları, bozkurt işaretleri ile milli kahraman gibi karşılamasını görse idi Alparslan Türkeş ne yapardı acaba?
Okuyan, araştıran ve inceleyen bir kişi olarak iddia edebilirim ki; dünyanın hiç bir ülkesinde böyle bir af müessesesi yoktur. Olamaz ve olmamalıdır. Devlet ciddiyeti, kanun hâkimiyeti ve hukukun üstünlüğünün ile belli olur. Bu hâkimiyeti yürütme sağlar. Devlet kanunsuz ve hukuksuzluğu teşvik edemez veya buna ortam hazırlayamaz..
Girmek için bin bir atraksiyon yaptığımız Avrupalı milletler bize hayretle, ibretle ve istihza ile bakıyor. Bir suikast girişimi için 25 sene hücre cezası uygulayan İtalya’da bu suikast başarılı olsa idi ne yapardı acaba? Şimdi bunun cevabını bulmadan kendilerine benzemek için çıkarttığımız yasalarla biz katil ve canileri cezalandırmıyor, adeta ödüllendiriyoruz.
Canilere yol gösteriyoruz. Siz istediğinizi istediğiniz zaman öldürün. Azami 6-7 yıl içinde çıkar yeniden ve kaldığınız yerden istediğinizi öldürmeye devam edebilirsiniz diyoruz. Böyle mantıksızlık ve başıboşluk görülmemiştir.
Biz ki 600 yıl adaleti ile dünyaya yön vermiş bir büyük İmparatorluğun mirasını devralan ve 12000 yıldır tarih sahnesinde kalarak üstün kültürünü günümüze kadar bozulmadan getirmeyi başarmış bir milletiz. Bu bakımdan AF GAFLETİ' ni bu necip millete yapılmış bir hakaret olarak görüyorum. Sokaktaki halkın adeta bu haksız ve tutarsız davranış karşısında haykırdığını duyuyorum. Bu sesi duymamakta direnen yetkilileri halkıma şikayet ediyorum..
Bir tarihçi olarak Af uygulamalarını en mutedil tarihçilerin bile anlamakta zorlanacağını değerlendiriyorum..
Bugün Türkiye bir dönüm noktasındadır. Cumhuriyet yönetiminin sırtındaki en büyük kambur olan AF MÜESSESESİ’nin ülke gündeminden mutlaka çıkartılması ve bundan sonra hiçbir şekilde kullanılmaması gerekmektedir.
Bu konuda görev yine başımıza bu gaileleri açan TBBM ‘ne, yani bizi temsil eden vekillerimize düşmektedir. Anayasa’ ya mı koyarlar, yoksa yasalar üstü yeni bir yasa mı çıkartırlar. Referanduma mı sunarlar. Bunun tekniğini hukukçular bilir. Ama Kurtuluş Savaşını yaparak Cumhuriyeti kuran en yüksek milli kuruluşumuz olan TBMM’den bir daha AF çıkartılmaması ve hiçbir hükümetin hiçbir şekilde AF’ fı TBMM gündemine getirmemesi için gerekli yasal düzenlemelerin acilen yapılmasına ihtiyacımız vardır.
Tek başına iktidar olduğu için ülkeye istikrar getirdiğini söyleyen Ak Parti yönetimi önünde tarihi bir fırsat belirmiştir.
Gösterin gücünüzü.
Çözün Af sorununu. Kurtarın milleti af bekleme kargaşasından.
İşte o zaman bu millet sizi sırtında taşır.
Millet af değil, adalet istiyor. Milletin bu isteğini hor görmeyin.
Buna gücünüz ve kabiliyetiniz var. Yeter ki isteyin...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
22 Ocak 2006 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale