28 HAZİRAN 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanların Ramazan Bayramını kutluyorum.

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Ülkemizde ciddi sağlık sorunlarımız vardır. Sağlık dosyası - 1
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Kendine, inkılâbın ve inkılâpçılığın çeşitli ve hayati vazifeler verdiği Türk vatandaşının sağlığı ve sağlamlığı, her zaman üzerinde dikkatle durulacak milli meselemizdir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1937)

 15 Ocak 2006 Pazar 

Kuş Gribi vakaları sebebiyle ülkemizdeki sağlık sorunları gündeme taşındı. Fakat sağlık sorunlarımız tartışılamadı ve Kuş Gribi kargaşası içinde kayboldu gitti. Gerçekten ülkemizde çok ciddi sağlık sorunlarımız vardır. Ve bu sorunların çözümleri dışarıdan getirilecek reçetelerde değildir. Çözüm yine bizdedir: Bizim insanlarımızın inisiyatifi içerisinde sorunların çareleri üretilmek zorundadır.
Bilindiği gibi dünyada elde edilen bütün nimetler ve güzellikler sağlığın insana verdiklerinden daha değerli değildir.
İnsanoğlunun bu dünyada elde edebileceği en büyük zenginlik köşkler, yalılar, özel şoförlü arabalar ve bankadaki paraları değildir. Çünkü bunlardan da önemli olan en büyük zenginlik SAĞLIKLI bir BEYNE ve SAĞLIKLI bir BEDENE sahip olmaktır. Yani bir insanın ulaşabileceği en yüksek mevkii, sağlıklı bir beyne ve bu beyinin komuta edebileceği sağlıklı bir vücuda sahip olmaktır.
Maalesef insanoğlu elindeki bu en kıymetli hazinesi olan “Sağlıklı Yaşam” sürmenin değerini yeteri kadar bilmez. Ve Allahın kendisine sunduğu bu eşsiz serveti hovardaca harcamaktan geri kalmaz. Oysa bitmeyecek gibi görünen bu hazine çok çabuk tükeniyor ve hiç beklemediğimiz bir anda ve yerde bizi ortada bırakabiliyor.
Sağlıklı bir beyin sağlıklı vücutlarda hayat bulur ve yeşerir. Sağlıklı beyinlerin sayıca fazla olduğu toplumlar diğer toplumlara hükmederler. Onları yönetir ve yönlendirirler.
Bu gerçeği fark eden bilinçli yöneticilere sahip devletler, halkının sağlığını ve sıhhatini her şeyin üzerinde tutar ve bunun için gereken tedbiri alırlar. Kendisinin ve yakın aile fertlerinin sağlığının güvencede olduğunu bilen insanlar daha mutlu olurlar. Mutlu insanlar daha başarılı olurlar ve daha çok üreterek toplumlarını çağın ötesine taşırlar.
Bütün bunlar insan sağlığının; vatandaşlarının mutlu ve refah içinde yaşaması için devletin temel ve öncelikli görevleri arasında olmasını zorunlu kılmaktadır.
Sağlık sistemi bir bütündür. Hastalığı önleyici tedbirlerin yaygınlaştırılması, vatandaşların tamamının bir sağlık kuruluşu çatısı altında güvenceye kavuşturulması, periyodik sağlık kontrollerinin yapılması, hastaların en kısa zamanda ve en yakın sağlık kuruluşlarına sevk edilmesi, Acil İlk Yardım ünitelerinde 24 saat sürekli ve yeterli sağlık hizmeti verilmesi, hastaneye yatırma- teşhis- tedavi- rehabilitasyon- hastalık sonrası sürekli bakım ve kontrol sağlanması, ilaç temini, eczane ve hastanelerin koordine içinde çalışması, milli ilaç sanayinin kurulması ve ihtiyaca cevap verecek şekilde üretimin sağlanması, doktorlar başta olmak üzere her türlü sağlık personelinin yetiştirilmesi için okul ve eğitim merkezlerinin açılması, bunların modern çağın gereklerine uygun olarak donatılması, yeteri kadar ve bütün ülkeyi kapsayacak şekilde ihtisas hastanelerinin açılması, herkese bir aile doktoru temin ederek bütün vatandaşların yaşamları boyunca sağlıklı olmalarının takip ve kontrolü gibi hususlar “Sağlık Sistemi” kavramı içerisinde ilk anda akla gelen hususlardır.
Sağlık hizmeti elzem olasına rağmen çok pahalı bir sistemi gerekli kılar. İşte bu yüzden sağlık hizmetleri zincirinin bir elden ve ancak devletin kontrol ve denetimi altında yürütülmesi ile başarılı olabileceği açıkça görülmektedir..
Sağlık sistemi yediden yetmişe herkese lazımdır. Çünkü bütün insanlar ırkı, dini, inançları, kültür ve eğitim düzeyi, cinsiyeti, rütbesi, sahip olduğu makamı ve son olarak maddi durumu ne olursa olsun sağlık sorunları açısından eşittir.
Hastalık insan içindir. Kimsenin bundan kaçınma lüksü yoktur. Yara herkes için yaradır. Acı herkes için eşittir. Bu bakımdan acı ve ıstırap çeken insanlar bu en zayıf ve kendilerini güçsüz hissettikleri esnada sağlık personelinden güler yüz, ihtimam, hoşgörü ve yeterli ilgi beklerler. Bu insan olmanın verdiği en doğal haktır.
İşte bunu sağlamak ve vatandaşlarını fakir, zengin, Emekli Sandıklı, SSK’lı, Bağkur’ lu veya yeşil kartlı diye ayırım yapmadan eşit sağlık hizmeti vermek devletin temel işlevidir. Sağlık kuruluşları bu hizmeti eşit ölçülerde vermek zorundadır. Bu organizasyon içinde özel sektörden mutlaka yararlanılmalıdır. Fakat genel sorumluluk kesinlikle özel sektöre devredilmemelidir.
Binlerce yıllık devlet kurma geleneğine sahip olan milletimiz 82 yıllık Cumhuriyet yönetiminde sağlık hizmetleri açısından ne yazık ki başarısız olmuştur. 82 yıl içinde pek çok usul denenmiştir. En ücra noktalara kadar Sağlık Ocağı açmak dâhil pek çok yatırım gerçekleştirilmiştir. Fakat sağlık sisteminin bina ve teknik teçhizatla kaim olmadığını, insan unsurunun daima ön planda olduğu bilinmesine rağmen açılan merkezlerde doktor, hemşire ve diğer sağlık görevlilerinin istihdamı mümkün olamamıştır. Devletin bütün önemli kuruluşları kendi sağlık sistemlerini ve tesislerini oluşturma çabasına girmişler, büyük şehirlerimizin dışında da birkaç yerel başarıdan öteye gidilememiştir.
Sağlık sistemlerinin bürokratik labirentlerinde dolaşmaktan perişan duruma düşen halkımız her zaman ciddi sağlık problemleri ile karşı karşıya kalmıştır. Çok iyi yetişmiş, bilgili ve bilinçli doktorlara sahip olmamıza rağmen sağlık sisteminin bozukluğu yüzünden halkımız bu yetenekli insanlara ulaşmakta zorlanmıştır.
Bütün mâniaları geçip doktor kontrolünden geçen hastalarımız tedavi süreci içindeki olumsuzluklardan bizar olmuştur. Sonunda hasta vatandaşlarımız hastane kapılarında sürünmektense paralarına kıyıp her mahallede market gibi açılan Özel Sağlık kuruluşlarından yardım umar hale gelmiştir.
Bu devletin ayıbıdır. Kanaatimce her şey özelleştirilebilir. Ama sağlık hizmetleri kesinlikle özelleştirilmemelidir. Sağlık Hizmeti her zaman devletin temel işlevi olmaya devam etmelidir. Sağlık hizmeti insanların düşkünlüklerinden yararlanılarak para kazanılan bir ticarethane haline dönüştürülmemelidir..
Bugün ülkemizde sağlık hizmetlilerini en iyi şekilde yetiştirecek eğitim ve öğretim kurumlarımız, yeterli sayıda doktorlarımız ve yetişmiş sağlık personelimiz vardır. Ayrıca yeteri kadar ve hatta yeterinden de fazla sayıda hastanemiz vardır. Fakat bu hastaneler ayrı kurumların elinde dağınık çalıştırılarak gayretleri dağıtılmıştır.
Buna bir misal olarak bizzat yaşadığım durumu gösterebilirim.
1992-93 yıllarında Ege Ordusu Lojistik Başkanlığı görevim esnasında bana bağlı olan 600 Yataklı Askeri Mevki Hastanesinin doktor kadrosundaki ciddi noksanlık hep sıkıntı yaratmakta idi. Personel noksanlığından altı yüz yatak kapasiteli hastanede yatan hasta sayısı daima yüz kişinin altında idi. Göztepe’de yer alan bu hastaneye kuş uçuşu 500-1000 metre mesafede her biri 600 yataklı bir Devlet Hastanesi ile yine 600 yatak kapasiteli Askeri Hava Hastanesi bulunmakta idi. Her üç hastane personel ve sıhhi teçhizat noksanlığından kabiliyetlerinin çok altında çalışıyorlardı.
Bu hastaneler arasında güç birliği yapmak için yaptığım çabaların önünde daima hukuki mevzuatın dikildiğini görerek çok sıkıntılı durumlar yaşadım. Hazırlattığım raporda; her üç hastanenin de mevcut kapasite ve kabiliyetlerinin çok altında hizmet ürettiklerini, oysa güçlerinin bir hastane çatısı altında birleştirilmesi ile daha iyi ve rantabl hizmet verilebileceğini üst makamlara teklif ettiğimi, ama hiç dikkate alınmadığımı hatırlıyorum.
AKP’nin Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ göreve geldiğinden itibaren sağlık sistemimizde reform yapacağını ve iyileştirme çalışmalarının hızla devam edeceğini iddia etmiş ve bu konuda gerçekten çok ciddi ilerlemeler kaydedilmiştir. Fakat bütün bunlar sorunların çözümünü tam olarak karşılamış değildir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
15 Ocak 2006 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale