21 HAZİRAN 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Kazakistan dosyası (3)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, komşumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacağını kimse bugünden kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir. Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. İşte o zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne yapacağını bilmelidir. Bizim bu dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdır. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprülerini sağlam tutarak. Dil bir köprüdür... İnanç bir köprüdür... Tarih bir köprüdür…... Köklerimize inmeli ve olayların böldüğü tarihimizin içinde bütünleşmeliyiz. Dış Türklerin bize yaklaşmasını bekleyemeyiz. Bizim onlara yaklaşmamız gereklidir.. Gazi Mustafa Kemal Atatürk - (29 Ekim 1933)

 2 Ocak 2006 Pazartesi 

4 ARALIK 2005 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ SONUÇLARI
SEÇİM GÖZLEMCİSİ SAYIN ORHAN KİVERLİOĞLU İLE GÖRÜŞME

4 Aralık 2005 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini değerlendirdiğimiz KAZAKİSTAN DOSYASI’na seçimleri izlemekle görevlendirilen Türk Heyetinden Sayın Orhan Kiverlioğlu ile Avrasya Bir Vakfında yaptığımız röportaj ile devam ediyorum.


T. T. KUMKALE: Kazakistan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gözlemci sıfatı ile bulundunuz. Seçimlerin öncesi de dahil olmak üzere nasıl gerçekleştiğini anlatır mısınız?

O. KİVERLİOĞLU : Kazakistan Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Abutalip Ahmedov ile yardımcısı Konsolos Raşit Oşakbayev aylar önce bana teklifte bulunmuşlardı. Sonra Kazakistan Yüksek Seçim Komitesinden aldığım resmî davet üzerine 1 Aralık 2005 Perşembe günü (Air Astana) Kazakistan Hava Yolları uçağı ile Almatı’ya gittim.

T. T. KUMKALE: Yolculuk nasıl geçti?

O. KİVERLİOĞLU : Mühimce bir aksaklığın haricinde gidiş-dönüş yolculuğumun tamamı pek iyi ve rahat geçti. Uçağın Atatürk Hava Alanından kalkış saati 12:00 idi. Kazakistan İstanbul Konsolosu Raşit Oşakbayev’le birlikte Yeşilköy’e gittik. VİP’ten uğurlayıp döndü. Vaktinde uçağa bindik. Fakat dakikalar, saatler geçtiği halde uçak kalkmadı. Tam beş saat uçağımızın uçmasına izin verilmedi. Meğer Türkiye’den bir şahsın Air Astana’dan alacağı varmış.
Alacaklı senedi tahsile koymuş, parasını alamayınca haciz kararı aldırmış. Arada böyle oluyormuş… Bu sefer de benim gidişime rastladı… Tam beş saat bekletildikten sonra uçabildik… Allah’tan ki, uçağın lüks mevkiinde oturduğum için, rahatsız olmadan kitap okudum ve on saat kadar süren gidiş maceramız, ikinci defa okumakta olduğum “Şu çılgın Türkler” kitabını bitirmeme vesile oldu…
Kaptanın ve iki hostesinin Türkiye Türkü olduğu Air Astana uçak mürettebatının içten ve sıcak ilgi ve hizmetleri arasında, mahalli saatle gece 02:00’de Almatı Havaalanına indik.

T. T. KUMKALE : Kazakistan’ın üzerinizde bıraktığı ilk intiba ne oldu?

O. KİVERLİOĞLU : İlk intibalarımı çok müspet olarak uçakta edinmeye başladım. Uçak mürettebatının tamamının çok içten ve sıcak ilgisini gördüm. Almatı Havaalanında beni karşılayan tercüman, mihmandar ve şoför de gecenin 02:00’sine rağmen hiçbir sıkılganlık ve yorgunluk emaresi hissetmedim. Üç gün boyunca çarşı pazarda, iş yerlerinde, lokantalarda, basında, devlet dairelerinde, siyasi partilerde her sınıf ve zümreden insanlarla görüştüm, tanıştım.
Program çerçevesinde resmi ve özel temaslarım oldu. Hepsinin Türkiye ve Türkiye Türkleri hakkındaki kanaatleri çok iyi düzgün ve sağlam… “Türkiye!.. diyorlar… Bağımsızlığımıza kavuştuğumuz zaman bir saat geçmeden bizi ilk tanıyan kardeş devlet… Bunu hiçbir zaman unutmayacağız!..”

T. T. KUMKALE : Atayurtta Komünizm’den görülen izler var mı?..

O. KİVERLİOĞLU : Kazakistan bağımsızlığından bu yana, hürriyet ve demokrasi ile serbest iktisadî hayata intibak etmiş ve yeni sosyal nizamı içine sindirmiştir. Kazak Türkleri demokrasiye alışmakta hızlı bir başarı gösteriyorlar. 40 yıllık tecrübeleri var gibi…
Türkiye ve Avrupa’da gördüğünüz her malı ve eşyayı Almatı’da kolaylıkla alabilirsiniz… Kolalardan renkli meşrubatlara, cep telefonlarından bilgisayar ve televizyonlara, elektrikli ve aletlerine giyim ve süs eşyasına kadar her şey ve hepsi var… Lüks ve pahalı mağazalardan yeni iş merkezlerine, marketlerden, bildiğimiz işporta ve pazarlara… Semtlerin kalitesine ve alım gücüne göre şehre serpilmiş vaziyette…
Kazak Türkleri, hürriyeti sevmiş ve hazmetmiş insanlardır… Hepsi ümit dolu… İstikbale güvenle bakıyorlar… Komünizmden yaşayan sosyal ve ekonomik iz yok… Almatı’ya modern ve kalkınan şehir havasını veren yeni imar ve inşa hamlesi karşısında, komünizmin ürkütücü soğuk yüzünü mahcubiyetle yansıtan eski mahallelerdeki işçi lojmanları, bana göre hürriyetle komünizm arasındaki dağ çapındaki farkın en yalçın ve çarpıcı numunesi… Mahcubiyet içinde…
Zira, hür medeniyetin büyüleyici güzelliği karşısında; üç-dört katlı, tek parça halinde bazı yerlerde birkaç yüz metre uzunluğundaki cehennemî bir mahzeni hatırlatan asık suratlı bu işçi yurtları, itaatten başka hakları olmayan insanlara yıllarca ailevî hapishane koğuşları olarak hizmet vermiş… Her dört aileye müşterek kullanılan, kapısı ve suyu olmayan bir helâ ve aynı ailelere bir tek mutfak… İşte komünizmin insanlığa ibret dolu bakiyesi ve mirası…
Kazakistan da Cumhurbaşkanı Nazarbayev ciddi yatırım hamleleri ile memleketin çehresini hızla modernleştirmekte ve buna önem vermektedir. Komünizmin, bir an, evvel, utancından ölmek ister gibi yıkılmayı bekleyen suratsız yapılar ve hatıra eşyası satan dükkânlarda orak-çekiçli anahtarlıklar ve Lenin’in resmi işlenmiş ucuz çakmalar işte komünizmin görülebilen izleri… Fakat Rusya dili ve kültürü ilk anda kendisini gösteriyor… Rusçaya ve onun tesirine son vermek uzun yıllar alacağa benziyor…



T. T. KUMKALE: Kazakistan’ın eski başşehri (Alma Ata) Almatı’da modern şehircilik imar ve inşa vaziyetini nasıl buldunuz ?

O. KİVERLİOĞLU : Almatı baş döndürücü hızla modernleşiyor. Şehir bir şantiye manzarasında… Beş yıldızlı oteller, çok katlı, iş ve kültür maksatlı iş merkezleri, yüksek apartmanlar, müstakil lüks villalar papatya tarlasını kaplayan çiçekler misali… Türklerin Almatı da inşa ettikleri sanat şaheseri Merkez Camii Kazakistan’ın ebedî hürriyet nişanesi halinde parlamaktadır… İnşaat sektörü Almatı’da karınca gibi çalışmakta…
Şimdilik Kazakistan’da inşaat sektörünün yıldızı Tük işadamları görünüyor. Fakat Alman Şirketleri bu sahaya yeni yeni el atmaya başlamış. Türk Şirketleri rekabete hazır olmalıdırlar. Kazakistan nüfusunun yüzde 4’ünü Almanların teşkil ettiğini asla unutmamalı… Almatı, geniş caddelere sahip temiz bir şehirdir. Şehrin, yamacında kurulduğu dağın mesire yerlerini ve kayak merkezini gezmek fırsatı bulduk…
Şehirdeki cadde ve sokaklarda, dağdaki gezi ve eğlence yerlerinde atılmış bir tek çöp, kâğıt, yemek artığı v.s. bulamadık… Her taraf tertemiz… Almatı iki milyonluk bir şehir… Arazi çanak tabir edilen bir coğrafyaya sahip. Dağın eteğinde ovaya doğru yayılmış ve etrafı dağlarla çevrili… Hava akımı olmadığından zaman zaman kirlilik yaşanmaktadır… Dağa doğru çıktıkça oksijenin ve havanın en güzeli sizi sarmaya başlar…

T. T. KUMKALE :Kazakistan’da Rusça ve Rus kültürü tesirinin çapı sizce nedir?

O. KİVERLİOĞLU : Komünizmin 70 senelik ömründe Rus ve Rusça lisanı, bu rejimin kılavuzluğunu öncülüğünü ve koruyuculuğunu yapmış… Bu münasebetle rejim, insanların beynine Rusça olarak tohumunu atmış ve yerleşmiştir. Rus, komünizmi başka iklimlere taşıyarak rejime hizmet ederken, komünizm de insanların Rusça düşünmesine, Rusça görmesine, Rusça konuşup yazmasına hizmet etmiştir… Bağımsızlığa kadar serbest ve konuşulması mecburi tek dil. Rusça… Okullarda eğitim dili Rusça… İşte, devlette, ailede, sanatta, sporda her yerde Rusça konuşmaya, beyin Rusça düşünmeye alışmış bir kere…
Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in yaptığı en önemli inkılâp, Rusça’yı okullardan ve resmi dil olmaktan çıkarmasıdır… Bugün Okullarda ve Üniversitelerde Kazak Türkçesi ile eğitim yapılmaktadır... Rusça lisanı ancak yabancı dil sınıfından kabul edilmekte ve bir okulda İngilizce, Almanca, Türkçe, Fransızca ne kadar okutuluyorsa Rusça’da o kadar… Başkan Nazarbayev’in bu çok hayatî ve lüzumlu kararı Kazakistan’ın Kazaklaşması mevzuunda en isabetli kararıdır. Buna rağmen gündelik hayatta insanların ilk hatırına ve kolayına gelen lisan Ruşça’dır… İnsanın beynine ruhuna işlemiş bu tesiri ortadan kaldırmak öyle kolay olmayacak…
Tercümanımla mihmandarım her seferinde birbirleri ile Rusça konuşmalarını ancak benim müdahalemle Kazakçaya çevirirlerdi… Aile hayatında da hakim lisan Rusça’dır… Aile fertleri birbirleri ile, hele kapı komşusu dahi olsa başkaları ile mutlaka Rusça konuşurlar… Bunu ziyaret ettiğimiz bir Kazak Türkünün evinde görünce; “Acaba komünist rejiminin ve KGB’nin baskısının devam ettiği vehmini mi taşıyorsunuz da ihbar edilirim korkusu ile mi Rusça konuşuyorsunuz?...” soruma; “sadece alışkanlık… Öyle kolayımıza geliyor…” cevabını vermişlerdi… Dünyanın en geniş arazisine sahip birkaç devletten birisi olan Kazakistan’ın 17 milyonluk nüfusunun yüzde 35’i civarında Rus olması, Rusça’dan sıyrılma işini daha da zorlaştırmaktadır…
Düne kadar hakim ve efendi olan Ruslar, bugünde Kazakistan’ın ciddiye alınması icabeden güçte nüfusa sahip vatandaşlarıdır ve hâlâ psikolojik itibar görmektedirler… Devlet dairelerinde önemli mevkilerde olanları var… Bir de hükümette bir Rus bakan mevcuttur… Vaziyetin memnuniyet verici tarafı Kazak Türkleri ile vatandaşları Ruslar arasında herhangi bir çekişme, kavga gibi tatsızlık yoktur…
Kazakistan’da Almanlar sessiz ve derinden gitmektedirler… Bir gün Kazakistan’da sosyal bir huzursuzluk başlarsa bunun sebebini oradaki Almanlarda ve Almanların tahrik ettikleri diğer bazı hesapta olmayan unsurlarda aramak mecburiyeti baş gösterecek…

T. T. KUMKALE:Böyle bir ihtimale nereden vardınız. Kazakistan’da böyle bir ırk ve nüfus kargaşası tehlikesi var mı?...

O. KİVERLİOĞLU : Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in başarılı ve dirayetli idaresinde şimdilik böyle bir tehlike uzak görünmektedir… Ancak unutulmamalıdır ki su uyur düşman uyumaz!.. Türk Atasözleri boşuna söylenmemiştir…

T. T. KUMKALE :Orada başka ırk ve kökten gelen milletler var mı, durumları nedir?...

O. KİVERLİOĞLU : Gördüğüm ve anlatılan kadarı ile Kazakistan’da 250 bin civarında Ahıska Türkü ona yakın Kırım Türkü, bir miktar Uygur, Özbek, Türkmen, Kırgız ve Azeri Türkü ve Çinli de var…

T. T. KUMKALE: Seçim gözlemcisi olarak, görevli bulunduğunuz Almatı’daki çalışmalarınızın seyri hakkında bilgi verir misiniz?

O. KİVERLİOĞLU : Programlaştırılmış çalışmalarımı üç bölümde sıralayabilirim…
1- Seçim öncesi resmi ziyaretler
2- Seçim öncesi serbest program
3- Seçim günü faaliyetleri

T. T. KUMKALE: Seçim öncesi resmi ziyaretlerden başlayalım mı?

O. KİVERLİOĞLU: Programımda diğer gözlemcilerinkinden ayrıca Kazakistan Stratejik Araştırma Merkezini ziyaret vardı ve ilk ziyaretimi bizim ASAM (Avrasya Stratejik Araştırma Merkezi) benzeri bu kuruluşa yaptım… Tercümanım Dışişleri Bakanlığında 3. Katip Medet A. Smagul mihmandarlar Dr. Kenjebulat Torsunbayev ve Üniversitede Türk Dili Hocası Aymuhammetov Ayat Sayahanoğlu ile beraber gittik.
Merkezin Direktörü Dr. Bulak Sultanov yardımcıları Marian A. Abıshenova ve Askar K. Nursha ile birlikte bizi karşıladı ve odasında Kazakistan Stratejik Araştırmalar Merkezi faaliyetleri ve yayınları hakkında geniş izahatlarda bulundu… Bilgisayarda internet sitesi üzerinde bilgi verdi. Yayınladıkları dergiyi ve kitaplardan bazılarını hediye etti… Bilhassa Almanya’da bastırdıkları üç kitaptan bahsetti.
Bu kitapların bir tanesi, ASAM’ın Türkçe bastığı Cumhurbaşkanı Nur Sultan Nazarbayev’in kaleme aldığı “Kritik On Yıl” kitabının Almanca baskısı idi. Dr. Sultanov’a, bu kitabın 2003’de Türkiye’de ASAM tarafından Türkçe neşredildiğini söyleyince, çok heyecanlandığını, memnuniyetle bunu öğrenmiş olduğunu fakat henüz ellerine geçmediğini ifade etti… Dönüşte ASAM’ın bu kitabından kendisine gönderdim… Tarafsız gözlemci sıfatım münasebeti ile Nazarbayev imzalı kitaptan Kazakistan’a götürmemiştim. Kitap yerine, yakamdaki Avrasya Bir Vakfı rozetimi Dr. Bulat Sultanov’un yakasına taktım. Kazakistan Stratejik Araştırma Merkezinin diğer idarecileri de kendi ihtisas sahaları ile ilgili bilgiler verdikten sonra, karşılıklı davet ve iyi temennilerle bu ziyaretimizi tamamladık…

T. T. KUMKALE: Bu merkezi ASAM’la mukayese imkânı bulmuş olmalısınız…

O. KİVERLİOĞLU : Kazakistan Stratejik Araştırma Merkezi daha yolun başlangıcında… ASAM’la mukayese edilemeyecek kadar yeni ve dar çaplı… Fakat istikbal için ümit veriyor… Direktör ve yardımcıları arzulu ve azimli gördüm. İşlerini seviyor ve geleceğe hazırlanıyorlar… Meslekî sıkı temas halinde oldukları Alman Stratejik teşekküllerinden bu konuda bilgi ve tecrübeler alacaklar kanaatindeyim…

T. T. KUMKALE : Seçime katılan bütün adayların seçim merkezlerini ziyaret etme imkanı bulabildiniz mi?

O. KİVERLİOĞLU : Programa göre Cumhurbaşkanlığına aday olanların hepsinin seçim merkezlerini ziyaretlerimiz vardı… Nazarbayev dahil beş aday yarışıyordu… Programa göre hepsinin seçim merkezlerini, memleket çapındaki seçim başkanlarını ve ekiplerini ziyaret ettik. Karşılıklı fikir teatisinde bulunduk… Cumhurbaşkanı Nazarbayev ile iki muhalefet adayın seçim merkezlerini Ankara’dan gelen Eski Milletvekili Ömer Bilgin’le diğer ikisini tek başıma tercüman ve yardımcı ekibimle ziyaret ettik.

T. T. KUMKALE: Türkiye’den kaç gözlemci vardı ve bunlarla seçim öncesi ve sonrasında görüşmek fırsatı bulabildiniz mi?

O. KİVERLİOĞLU : Türkiye’nin Almatı Büyükelçisi H. Taner Seben’in seçim gözlemcilerine verdiği yemeğe katılanlar şunlardı: AKP Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı eski Valilerimizden ve MTTB’den arkadaşım Necati Çetinkaya, AKP Milletvekili ve MTTB’den arkadaşım Mehmet Çiçek, AKP Milletvekili, Aydınlar Ocağı üyesi ve AKP İstanbul Kurucu İl Başkanı Alaattin Büyükkaya AKP Milletvekili Zeynep Armağan Uslu, Eski Milletvekili Ömer Bilgin, CHP Tokat Milletvekili Orhan Ziya Diren ile birlikte yedi kişi idik…
AKP Milletvekilleri Çetinkaya, Çiçek ve Zeynep Armağan Uslu Astana’da, diğerlerimiz Almatı’da vazife almıştık. Kazakistan yüksek seçim komitesinin, Seçim Gözlemcilerini, bilgilendirme toplantısına katılan tek Türk gözlemci bendim… Bunun dışında, bahsettiğim gezilerle, altı seçim bölgesinde Ömer Bilgin’le beraberdik.
Ayrıca Almatı Valiliğini de Bilgin ile ziyaret ettik ve seçim günü (4 Aralık 2005) Saat : 18:00 de Kazakistan Milletlerarası Medya Merkezinde Bilgin’le birlikte bir basın toplantısı yaptık. Diğer Milletvekillerini Büyükelçimizin yemeğinden evvel ve sonra hiç görmedim. Almatı’ya bağlı civar yerlerde çalışmış olabilirler. Çetinkaya ve arkadaşları yemekten sonra Astana’ya gitmişlerdi.

T. T. KUMKALE: Cumhurbaşkanı Adayları hakkındaki intibalarınız nelerdir?

O. KİVERLİOĞLU : Dünyanın her ikliminde seçimlere üç gün kala, netice görülür yahut hissedilir. Kazakistan’da da farklı bir şey yoktu… Nazarbayev’in kazanacağı belli oluyordu. İşçi, iş adamı, yaşlı, genç, dar gelirli, zengin, öğrenci, kadın, erkek, kime sordumsa, “Nazarbayev” cevabını almıştım. Kazakistan seçmeni, kendi geleceğini Nazarbayev’de görüyor… Ona ümit bağlamıştı… Vatandaş Nazarbayev’i zeki, çalışkan, yapıcı, hamleci, ileri görüşlü, kalkınmacı ve usta bir devlet adamı görmektedir…
Muhalif diğer adaylar vatandaşların bu tespitlerinin farkında… Buna rağmen demokrasinin çok seslilik usulüne uyulmuş ve toplam beş aday yarışa girmiş… Seçim Genel Merkezlerinin hepsine seviyeli, birbirine yakın hareketlilik vardı. Demokratik yarışın, rekabet ve muhalefetin gereği yerine getiriliyordu… Çok lüks ve yepyeni cip ve arabaların kapısında sıralandığı ve bazı idarecilerinin boynunda tektip sarı renkli atkıların sallandığı bir muhalif adayın merkezinden başka sert ve ateşli konuşmaların yapıldığı hiçbir seçim karargâhı görmedik…
Bu ve diğer seçim merkezlerinde hep aynı şeyi tekrarladım: “Demokrasi, çok seslilik oluşunun yanında, siyasî hazım ve sabır sanatıdır… Batı iki yüz yılda, biz altmış yılda ancak bugüne gelebildik… Hâla ufak tefek aksaklıklarımız olabiliyor… Her şey zamanla yoluna girecek… Elbette muhalefet olacak ve muhalefet yapacaksınız. Ancak bunu kendiniz ve Kazakistan için yapınız, Başkaları için değil…
Batılıların, Avrupa ve Amerikalıların tahriklerine asla kapılmayınız ve biliniz ki onlar sizin dostlarınız değiller… Sizi değil toprağınızın altındaki petrolü ve madenlerinizi seviyorlar… Sizi kavgaya tutuştururlar ki toprağınızın cevherlerinden istifade edebilirsinler… Kazakistan size lâzımdır. Bunu düşünerek yolunuza devam ediniz..”

T. T. KUMKALE: Seçim öncesi serbest programınız nasıl gerçekleşti?

O. KİVERLİOĞLU : Seçim öncesi resmi faaliyetlerimizin dışında, TC. Almatı Büyük Elçimiz H. Taner Seben’in bir davetini almıştık… Daha önce bahsettiğim gözlemci milletvekili arkadaşlarla elçilikteki yemekte buluştuk… Büyükelçimiz Taner Seben Kazakistan’a yeni tayin edilmiş olmasına rağmen, ülkeyi tanımış, olup biteni anlamış gayretli bilgili ve tecrübeli bir diplomat…
Bizi aydınlatmak üzere edebî bir san’at ahengi içinde bilgilendirerek, ehliyet ve vukûfiyetini ortaya koydu… Büyükelçimiz yemek ve sohbet boyunca bana bildiğimiz Türklük firarisi (monşer) tipinden farklı ve kaybedilmemiş bir kıymet halinde göründü… Sıcak ve sempatik alâka ve nezaketinde AKP’li iktidar Milletvekillerimizin mevcudiyetinin tesirli olabileceğini zannetmiyorum… Büyükelçiliğimizin sevecenliğinde tabiilik gördüğümü ifade edebilirim…
Arkadaşım Ömer Bilgin, beni ilk gün Almatı’da bulunan Türk iş adamlarımızdan ikisi ile tanıştırmıştı. İşadamları ertesi gün akşamı yemekli bir toplantı tertipleyeceklerini ve bir konuşma yapmamı talep ettiler… 3 Aralık Cumartesi akşamı büyük ve lüks bir lokantada 40 civarında iş adamlarının “U” şeklinde dizilmiş masaların orta yerine bizi yerleştirdiler… Ömer Bilgin’in bizi tanıtmasından sonra, bir saatlik bile olsa, Vatan hasretini gidermelerine vesile olabilecek konuşmamın ardından, bir işadamı kulağıma eğilerek; “İnanın, sizin konuşmanızdan sonra, işime saha ciddi sarılmaya karar verdim. Siz bana çok önemli bir iş yaptığımı ve önemli insan olduğumu ve Türkiye Cumhuriyetinin benden çok şey beklediğini ilham ettiniz. Kendime güvenim arttı. Şevk ve azim oldum…
Meğer biz sadece para kazanmaya çalışan basit tüccarlar değilmişiz…”Sağ olunuz” dedikten sonra adamın yüzüne baktım. Gözleri çakmak çakmak parlamaya başlamıştı…
Bazı lüks mağazalarda Türk mamullerini görünce hele en lüks marketlerde, Ülker ve Eti’den meydana gelmiş bisküvi duvarlarıyla karşılaşınca Koska Helvalarına ve onlarca Türk markasına bakınca, başım bulutlara varacak çapta dikleşiyordu… Paşabahçe şişe-cam mamullerinin en kaliteli vitrinlerde parlayarak göz kırpışları, mankenlerin üzerinde madde asaleti ile boy gösteren deri elbiselerin “Türk” etiketi taşıması insana başka bir gurur ve mutluluk bahşediyor…
Kaldığım Otel Kazakistan’ın en kaliteli beş yıldızlısı… İsmi “Ankara Oteli” Türk iş adamlarının Almatı’nın yeniden imarına muazzam hediyesi... Türk iş adamları Kazakistan’ın imar ve inşasında ciddi ve kaliteli hizmetlerin sahibidirler… Seneler evvel iyi olmayan kimseler işadamı kılığında Atayurduna gidip kötü şöhret edinmişlerse de, bugün doğru yatırımcı ve iş adamları eski kötü intiba ve puanları silmeye başlamış vaziyetteler…
Bugün Türk İşadamlarının yaptıkları her iş iyi doğru ve güzeldir, kalitelidir… Türk malları aranmakta… Türk mamulleri tercih edilmektedir. Türk mamulleri Çin’in ucuz eşyası karşısında aşılmaz duvar haline gelmeye başlamıştır..

T. T. KUMKALE: Almatı’da seçimin, şehrin dış çehresine yansıması nasıldı?

O. KİVERLİOĞLU : Bizdeki çingene panayırıma çevrilmiş seçim manzarası görmedim… Şehrin belli cadde ve meydanlarında Cumhurbaşkanı adaylarının muhtemel kiralık Billboardlarda resim ve seçim sloganları yer almıştı. Her adayın seçim merkezi olduğu hemen fark edilen karargâhları vardı…
Seçimden evvelki iki günde birkaç seçim konu oyu gördük. Seçim merkezlerinde kitapçıklar, seçim bildirileri, kalemler dağıtılıyordu. Fakat her şey seviyeli bir olgun hava içinde geçiyordu… Kavga, gürültü ve curcuna yoktu. Ses ve görüntü kirliliği yoktu… Herkes kendi işinde gücünde… Kimse zaten şamata ile ilgi değil… Yinede seçime iştirak yüzde 70’lerde oldu…

T. T. KUMKALE: 4 Aralık seçim gününüz nasıl geçti?…

O. KİVERLİOĞLU : Bana verilen programda gezmem gereken altı seçim bölgesi yazıyordu. Ömer Bilgin’le birlikte iki seçim mahallini gezdikten sonra ayrıldık. Seçimin bitiş saati olan akşam saat 21:00’e kadar tek başıma yardımcı ekibimle beraber 14 seçim bölgesini görmüş olduk… Almatı şehrini kaç defa bir baştan diğerine dolaştık… Gittiğimiz her seçim bölgesinde, seçim gözlemcilerinin intiba ve kanaatlerini yazmak üzere hazırlanmış defterlere fikrimi yazarak imzaladım… Her sandıkta demokrasinin şartlarını gördüm. Tarafsızlık, adil davranış, eşitlik, huzur ve sükun gördüm… Bunları da gözlem defterlerine ayrı ayrı yazdım…

T. T. KUMKALE : Oy verme işlemi nasıl gerçekleşiyordu?..

O. KİVERLİOĞLU : Her seçim bölgesinde iki ayrı şekilde oy kullanılmakta… Seçmen isterse elektronik kartlarla seçim kulübesine girer. Bilgisayara bağlı bir cihaza elindeki kartı yerleştirerek istediğine oyunu kullanır… Yahut bildiğimiz şekli ile oy pusulasını kulübeye götürür, dilediğine işaretini koyarak oyunu salonun ortasındaki şeffaf seçim sandığına atar… Her iki oy verme şekline de ayrı ayrı müracaat eden seçmenler vardı…

T. T. KUMKALE: Kazakistan seçim sisteminde dikkatinizi çeken özel bir durum oldu mu?

O. KİVERLİOĞLU: Dikkatimi, takdir ve tebriklerimi çekenler oldu: Bunları şöyle sıralayabilirim;

- Gittiğimiz her seçim bölgesinde hoparlörlerle dışarıya verilmiş müziklerle karşılaştık. Bazı okullarda seçmenleri okulun folklor ekibi karşılıyordu… İlkinde bunun gözlemciler için merasim olduğunu zannettim, değilmiş… Birçok seçim gölgesinde binaların hem de içinde bir köşede müzik gurupları programlarını yürütüyorlardı… İnsanları rahatsız etmeyecek neviden…

- Bazı seçim bölgelerinde, binaların bahçesinde, oyunu kullanacak seçmenlere etli Türkistan pilâvı ücretsiz ikram edilmekte idi. Gittiğimiz seçim bölgelerinde Türk olduğumuzu öğrenince, derhal bir tabak pilav elimize sıkıştırılıyordu… Tatları hâla damağımda…

- Her seçim mahallinde Kazakistan’daki siyasi parti gözlemcilerine de özel bir yer ayrılmıştı. Seçime iştirak etsin etmesin, her parti her seçim bölgesine bir gözlemci müşahit görevlendirmek hakkına sahip… Gittiğimiz her sandık mahallinde, bu gözlemcileri itina ile ayrılmış yerlerinde oturmuş, etrafı kontrol ederken yahut not alırken gördük…

- Oy verme yaşına gelip ilk defa oy kullanacak gençlere Kazakistan’da her seçim bölgesinde ayrı ayrı hediyeler verilmektedir… Hediyeler her yerde aynı değil… Bazı bölgelerde genç kızlara ve genç erkeklere verilecek hediyeler bile ayrı seçilmiş… Bir seçim bölgesinde ilk defa oy kullanan bir genç erkeğe verilen kol saatini, sandık başkanı benim vermemi rica etmişti. Saati delikanlının koluna taktığımda Türk olduğumu öğrenince sevincinde ağlamadan edemedi… Hediyelerin sebebini sorduğumda teşvik için olduğu cevabını verdiler…

T. T. KUMKALE: Bir basın toplantısı yaptığınızı söylemiştiniz. Bu da bir seçim gözlem geleneği mi?

O. KİVERLİOĞLU : Hayır, gelenek değil… İhtiyaçtan…

T. T. KUMKALE: Hangi ihtiyaçtan?..

O. KİVERLİOĞLU : Azerbaycan’da emperyalist Batı’nın tahrikçi gözlemcilerinin oynadıkları oyunu bizim Türk gözlemcilerini nasıl oyun haricinde bıraktıklarını, basın ve TV’den öğrenmiştim. Seçim günü Ömer Bilgin arkadaşımla kararlaştırdık ve tercümanlarımız vasıtası ile gerekli teşebbüslerde bulunarak seçim günü akşam saat 18.00 de Kazakistan Uluslararası Medya Merkezinde basın toplantısını gerçekleştirdik.
Elli civarında muhabir fotoğrafçı ve kameraman vardı… Ömer Bilgin her zaman ki nazik ve kaliteli üslubu ile açılışı yapıp beni tanıttıktan sonra mikrofonu uzattı… Seçim gözlem çalışmalarımızı özetledikten sonra, Türkiye’deki satılmış mandacı basından yüreği yanan biri olarak, Kazakistan Basınına: “Ellerinizdeki kalemleriniz, fotoğraf makineleriniz, bilgisayar tuşlarınız, mikrofon ve kameralarınız çağımızın en tesirli, hem yapıcı hem yıkıcı silahlarıdır…
Emperyalist Barbar Batı istiyor diye, Soroz, Amerika, Avrupa Birliği istiyor diye bu silahları kendi vatandaşlarınızın göğsüne, vatanınızın bağrına, devletinizin temeline çevirmeyiniz… Bu vatan önce size lâzım… Hürriyetin ve bağımsızlığın kıymetin herkesten iyi bilirsiniz… Kazakistan zarar görürse, siz isteseniz de huzurlu ve mutlu olamazsınız… Emperyalizmin alçakça oyunlarına gelmeyiniz. Silâhlarınız sizin namusunuzdur. Onları satmayınız ve vatanınızı ve milletinizi koruyunuz…” tavsiye ve ikaz sınıfından cümlelerle toplantıyı kapattık…
Bununla da yetinmeyerek kendi el yazımla kaleme aldığım ve Ömer Bilgin’le beraber imzaladığımız “Seçim Gözlem Rapor”umuzu fotokopi ile çoğaltarak resmi makamlara verdik… Sandık sayım işlemlerini gözetledikten sonra yazdığım raporu, bazı gözlemcilerin muhtemel yalan, tahrik ve iftiralarına karşı bu da basın toplantısından ayrıca bir tedbir hareketi olmuştu… Bütün Kazakistan TV kanalları basın toplantımızı verdi… Türkiye’den de birçok kanalın toplantıyı ve haberlerinde konu ettiğini öğrendim…
Basın toplantısından sonra bir gazetecinin konuşmam hakkında; “Ben bu adamın konuştuklarında medeni cesareti tanımış oldum.” Sözlerini naklettiklerinde tercümanıma; “Bunu, -güle güle- diyen uğurlama mesajı olarak kabul ediyorum.” diyerek teşekkür ettim…

T. T. KUMKALE : Seçim Gözlem Raporunu görebilir miyiz?

O. KİVERLİOĞLU : Ömer Bilgin ve Orhan Kiverlioğlu imzası taşıyan bu raporumuz aynen şöyledir:

05 Aralık2005


04 Aralık 2005 tarihinde yapılan Kazakistan Cumhuriyeti
Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili Seçim Gözlem Raporu:

1- Kazakistan’ın Almatı şehir merkezinde değişik kesim ve sınıflar arasında yaptığımız araştırma ve gözlemlerimizde, halkın her sınıf ve kesiminin hür iradesi ile oy kullanacağını ifade ettiklerini tesbit ettik.

2- Halk kesimleri muhalefetin bulunmasını tabîi karşılamıştır…

3- Halk, seçim konusunda devletin hiçbir baskısının olmadığını, oy vermek konusunda hiç kimseden herhangi bir baskıya maruz kalamadığını açık ve net olarak belirtmektedir.

4- Kazakistan halkı, bilhassa Avrupa ve Amerikalıların bu seçimi fırsat bilerek, kışkırtmalarda bulunacağından ve huzursuzluk doğmasından endişe etmektedir.

5- Kazakistan halkı, her sınıf ve kesimi ile Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’den çok memnun olduğunu açıkça belirtmektedir. Halk Nazarbayev’i akıllı, çalışkan, çok bilgili, kalkınmacı bir lider ve başkan kabul etmektedir.

6- Halk göre, Nazarbayev, İnsanlara Kazak(Türk) şuurunu azandırmaktadır…

7- Seçim günü olan 04 Aralık Pazar 2005 tarihinde, gün boyunca Almatı’nın değişik semt ve mahallelerinde kurulmuş bulunan seçim sandıklarını gezerek kontrol ettik. Bu kontrollerimizde herhangi aksaklık, zorlama, kasıtlı yönlendirme, teşvik, engelleme ve hiçbir baskıya rastlamadık… Almatı şehrinde Cumhurbaşkanlığı seçimi, hür ve demokratik ve bağımsız iradenin hakim olduğu ortamda gerçekleştiğini gözlemledik.

8- Oy vermek gibi, sayım işlemleri de eşit, adilane ve demokratik ortamlarda gerçekleşmiştir.

9- 04 Aralık 2005 Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı seçimi Almatı şehrinde tam demokratik ölçüde, huzurlu ve sakin geçmiştir.

10-Bizler; Eski Milletvekili Ömer BİLGİN ve Avrasya Bir Vakfı Genel Müdürü Orhan KİVERLİOĞLU, seçim gözlemcileri olarak, 10 maddeden oluşan bu raporu, tarafsızlık ölçüsü içinde, görev bilerek, bu sorumluluk şuurunda yazdığımızı ve imza ettiğimizi beyan ederiz. 04 Aralık 2005 Saat: 21:00

Gözlemci Gözlemci
Ömer BİLGİN Orhan KİVERLİOĞLU
Eski Milletvekili Avrasya Bir Vakfı Genel Müdürü



T. T. KUMKALE: Son Sözlerinizi alabilir miyim?

O. KİVERLİOĞLU : 05 Aralık Pazartesi sabahı, gönlümüzü Ata yurtta bırakarak, Air Atsana ile Anayurda kanat açtık…

Kazakistan’ın Ankara Büyükelçiliğinin aşağıda yer verdiğim Seçim Sonuçları bildirisi ile Üçüncü kez Cumhurbaşkanı seçilen Nur Sultan Nazarbayev’e başarılar diliyorum.

“Kazakistan Ankara Büyükelçiliği Özel Basın Bildirisi:
4 Aralık 2005 tarihinde Kazakistan’da olağan Cumhurbaşkanlık Seçimleri gerçekleştirildi.
Genel oylama 9580 seçim bölgesinde düzenlendi. Merkez Seçim Komisyonu’nun bilgilerine göre, toplam olarak 8 milyon 880 bin kayıtlı seçmen listesinden 6 milyon 850 bin seçmen seçime katıldı. Yani katılım oranı %77 olarak gerçekleştirildi.
1447 seçim bölgesinde yani 3 milyon veya %35 seçmenlere alternatifli oylama biçimi sunuldu. Elektronik seçim sistemi “Saylau” veya “kağıt oy pusulası” üzerinde seçmenler kendi oylarını kullandılar. Elektronik seçim sistemini 400 bin seçmen veya %13,8 tercih etti.
Seçim Günü seçim bölgelerinde 11 binden fazla Kazakistan Cumhurbaşkanı Adaylarının mutemet adamları, 1 binden fazla yabancı devletler, uluslararası kurumları ve basın organların gözlemcileri, 16,5 binden fazla siyasi partilerin gözlemcileri, 5,6 binden fazla toplum örgütlerin gözlemcileri ve 500’den fazla Kazakistan basın ve yayın organları mensupları izleme sürecine katıldılar.
Oy pusulalarında 5 kayıtlı Kazakistan Cumhurbaşkanı Adayların isimleri verildi.
Otan Siyasi Partisi Adayı Nur sultan NAZARBAYEV için 6100694 veya 91,01% seçmen oy verdi. Katılım oranı ve ara sonuçları Kazakistan Cumhurbaşkanlık Seçimlerin resmi olarak gerçekleşmiş olduğunu ilan etmeye müsaade ediyor.
Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan NAZARBAYEV’in seçilmiş olduğunu duyuruyoruz.
Hayırlı olsun!”

Sonuç olarak;
Sayın Orhan Kiverlioğlu’nun Cumhurbaşkanlığı Seçimi gözlemlerinden de anlaşılacağı gibi Orta Asya’nın önemli Türk devletlerinden biri olan dost ve kardeş Kazakistan’da demokratik yaşam yolunda önemli mesafeler alınmıştır.
Türk devletlerinin her alanda gelişmesin yalnız kendilerine değil, bütün Türk dünyasına katkıları olacağını değerlendiriyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
2 Ocak 2006 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale