21 ŞUBAT 2017 SALI

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net



Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Psikolojik Harekat hakkında neler biliyoruz? 21. asrın en yaygın savaş metodu (25)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzünülecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegane vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddî ve manevî ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1931)

 30 Aralık 2005 Cuma 

Silahlı propagandanın, terör örgütlerinin kullandığı yöntem olduğu ve medyanın ihtiyaçlarını çok iyi bildikleri için bu organları kullanarak halkta korku ve dehşet saçmak üzere yaygın olarak uygulandığı bir gerçektir.
Silahlı propaganda; yapılan sistematik saldırılarla halkı ve devlet otoritesini yıldırarak geleceğinden umutsuz, sürekli gergin ve korkudan şiddete boyun eğmiş kitleler oluşturmayı hedef alır. Bu saldırılara karşı etkin bir mücadele için asıl bilinmesi gereken husus, bu işleri yapanların değil yaptıranların bulunması ve ne elde etmek istediklerinin öncelikle ortaya çıkartılmasıdır.
Silahlı propaganda ile bir yandan emniyet güçleri ve hukuk yolu ile mücadele edilirken karşı psikolojik harekâtın uzman planlamacılarına önemli görevler düşmektedir. Bu planlamacıların işi, birbiri ile koordineli ama birbirinden tamamen farklı üç ayrı alanda sürdürülecektir.
Bunlardan birincisi; teröre muhatap olan hedef kitlelerin moral takviyesi ve manevî yönden güçlendirilmeleridir. Çünkü terörü besleyen psikolojik ortamda insanlar kendilerini zayıf, güçsüz, çaresiz ve çözümsüz hissederler. Onları kendilerini güçlü hissedecekleri öğelerle takviye etmeleri önce yapılacak iştir. Bu şekilde propagandaya maruz kalanlar manen ve moral açıdan güçlendirilir, kendilerine güvenleri sağlanır ve karşı psikolojik harekât esnasında kullanılmaya hazır hale getirilir.
İkinci çalışma grubu psikolojik harekât ajanlarının kullandıkları silahlı propaganda uygulayıcılarıdır. Yani, aslında güçsüz ve çaresiz oldukları ve kaybedecekleri bir şey olmadığı için küresel mihraklarca çoğunlukla para ve makam ile ödüllendirilerek kullanılan silahlı propaganda uygulayıcıları üzerinde çalışılacaktır. Onlara bizzat kendilerinin kaybettikleri ve yakınlarının kaybedecekleri hususlar hissettirilerek yaptıkları işin yanlış ve sonuçsuz olduğu, başarı şansının hiç olmadığı yönünde yaklaşılarak inandırılmaya çalışılır. Burada hedef kazanılan bu şahısların karşı psikolojik harekât unsuru olarak değerlendirilmesini sağlamaktır. Bu yöntemin çoğunlukla başarılı olduğu görülmüştür.
Psikolojik Harekât planlamacılarının üçüncü önemli işi, silahlı propagandayı metot olarak kullanan asıl kaynağı, güçleri ortaya çıkarmak, bunların istek ve ihtiyaçları ile muhtemel hedeflerini tespit ederek bunlarla kendi kaynaklarında kendi usullerince mücadele etmektir.
Asıl kaynak ile ilgili bir misal vermek gerekirse; A ülkesi, B ülkesindeki hedeflerinin elde edilmesinde B ülkesi içinden bulduğu sorunlu kişi ve grupları kullanarak ve silahlı propaganda metotlarını uygulayarak B ülkesi üzerindeki milli çıkarlarını elde etmeye çalışmaktadır. İşte buna karşı yapılacak psikolojik Harekât Karşı Koyma Planlarının hedefi; A Ülke yöneticileri ve A ülke halkıdır. Bu operasyonlarda kullanılacak harekât alanı yine A ülke topraklarıdır.
Burada belirttiğim her üç çalışma alanındaki faaliyetler birbiri ile koordineli ve birbirini tamamlayıcı şekilde yapılmalıdır. Bunlardan herhangi birindeki başarı tek başına sonuca ulaştırmaz. Yani toplumun propagandaya maruz kalmadan önceki sakin, huzurlu ve refah dolu ortama geçişi sağlanamaz.
Küresel güçlerin sık başvurduğu propaganda usullerinden biri de Kara Propaganda'dır. Bu metotta gizlilik esastır. Çünkü propagandanın kaynağı doğru değildir. Başka bir yerden geliyor görüntüsü verilir. Burada hile, entrika, yalan haber, yanlış bilgilendirme, iftira ve şayia vardır. Hedefin yöneltildiği toplumda panik ve kargaşa yaratmak inançları sarsmak ve kamuoyunu yanlış düşüncelere sevk etmek esastır.
Bu metodun gücü haberin alındığı farz edilen kaynağın doğruluğuna olan toplumsal inançla artar. Asıl haber kaynağı ortaya çıktığı anda propagandanın etkisi başladığı gibi biter. Propagandanın gücü kaynağın belli olmamasındadır.
Kara propaganda kendini başka kaynaktan çıkıyor gösterir. Bu propaganda da gizlilik esastır ve yalan, gerçekmiş gibi inandırıcı delillerle sunulur. Kara propagandanın amacı, muhatap insanları ruhî çöküntüye götürmektir. Bu çöküntü ortamı psikolojik ajanlara istediklerini elde etmeleri için gerekli zaman ve zeminini sağlar. Neye inandırılmak istediğimizi anlayana kadar karşı taraf yapacağını yapar. Alacağını alır. Bu çeşit kara propaganda uygulamasında hedef, toplumda yerleşen ve onu ayakta tutan temel değerleri sarsmak, bireylerin kendilerine ve çevresine olan güvenini kaybetmelerini sağlamaktır.
Toplumu, kendi değerlerine, kendi liderlerine, kendi kanunlarına, kendi insanlarının güçsüzlüğüne, birlik ve dayanışma duygusunun geçersizliğine inandırır. Bu şekilde yerleşmiş bazı değer ve inançlarını yıkarak insanları ruhen çökertir. Ruhen inancını yitirmiş insanların meydana getirdiği toplum dışarıdan gelecek her türlü yönlendirmeye ve kullanılmaya açıktır.
Çünkü bu propagandaya maruz kalan insanlar daima şüpheci, kaygılı, mutsuz ve zihnî karışıklık içerisindedir. İnisiyatif almaktan ve kendi başına hareket etmekten korkarlar. Dayanışma ve güven duygusu yitirildiğinden çevresindeki insanlarla uyum içinde ve dayanışmalı toplu hareket edebilme yeteneği de kaybedilmiştir. Artık insanlar çevresinde olan olayları sadece seyreden bakar-kör haline gelmişlerdir.
Bu uyuşukluk duygusundan kurtulmak hiç de kolay değildir. Kara propaganda metodu uygulayıcıları açıklık, şeffaflık ve demokrasi olan ortamları hiç sevmezler. Kapalı toplumlarda veya kamuoyu yönlendirme araçları ile medyanın tamamen satın alındığı durumların yaşandığı ülkelerde bu metot uygulaması sık görülür.
Propagandaya maruz kalan kitleler sonunda direnme gücünü kaybeder. İnsanlar dayanacak bir güç ararlar ve işte bu anlarda bu harekâtı yönlendiren güçler ortaya çıkarak sığınacak başka güç arayan kitlelere kolaylıkla sahip çıkarlar. Bu sahiplenme ile zaten hedef toplum teslim alınmıştır. İstenilen her şey o topluma kendi eliyle yaptırılmaya hazırdır.
PKK ve günümüzde adı çok sık duyulan El Kaide "Silahlı Propaganda" ile birlikte "Kara Propaganda"yı birlikte kullanmakta ustalaşmış örgütlerdir. Bu örgütlerin gücü kendi görünen ve bilinen fiziki güçleri ile sınırlı değildir.
Buradaki güç, bu örgütleri her alanda destekleyen ve bu desteklerini saklamaya gerek görmeyen ülkeler ile küresel örgütlerin gücüdür. Terör örgütleri bu destekçilerden güç alıp eylemlerini yaparken hedef ülke insanlarının da bu örgütlerin arkasındaki asıl güçleri bilmelerini sağlanır. Ve insanlar, bu destek ülkelerin her sahadaki yaptırım gücünün büyüklüğü karşısında kendilerini elleri-kolları bağlanmış olarak gördüklerinden tam teslimiyet içine girip direnme güçlerini kaybederler.
Peki, teslimiyet tek çare midir?
Tabiî ki değildir. İyi eğitilmiş ve milli değerlerine sahip toplumların teslim olmaları asla mümkün değildir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
30 Aralık 2005 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale