28 Mart 2017 Salı

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Psikolojik Harekat hakkında neler biliyoruz? 21. asrın en yaygın savaş metodu (24)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Felaket başa gelmeden evvel, onu önleyecek ve ona karşı savunulacak gerekleri düşünmek lazımdır. Geldikten sonra dövünmenin faydası yoktur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (Nutuk-1927)

 28 Aralık 2005 Çarşamba 

Günümüzde ülkeler, Psikolojik Harekât uygulamalarında basın-yayın organlarını, araştırma merkezlerini, halkla ilişkiler şirketlerini ve üniversitelerin Master ve Doktora proğramı öğrencilerini kullanmaktadır. Bu metot son derece yaygındır.
Devletler milli çıkarları doğrultusunda seçtikleri hedef kitleler için ihtiyaç duyduğu bilgileri ve kullanacağı temaları bu kuruluşlar vasıtası ile tespit edip uygulamalarını da bu bunlar vasıtasıyla yapmakla, hem gizliliği temin etmekte ve hemde bu işler için ayrıca personel istihdam etmeye ve büro açmaya gerek duymadan oldukça başarılı hizmetler sunmaktadır.
Devlet sadece istediği projelerin masraflarını temin ederek istediği bilgilere kolaylıkla ulaşabildiği gibi, hazırladığı planları da bu kuruluşlar vasıtasıyla kolayca uygulama alanına sokabilmektedir. İşte ABD gazetelerinden konuya ilişkin bir haber;

"ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, çeşitli ülkelerde basın-yayın organlarında Amerikan yanlısı mesajlar çıkmasını sağlamak dahil, psikolojik savaş için 400 milyon dolarlık bir bütçe ayırdı.
'USA Today' gazetesinde, programdan sorumlu bir askeri yetkiliye dayanılarak verilen habere göre, yürütülecek bir kampanyayla, ''terörist ideoloji'' hedef alınacak ve yabancı okuyucu ve izleyicilerin ''ABD politikalarını desteklemeleri'' hedeflenecek.
ABD Özel Operasyonlar Komutanlığı'na bağlı psikolojik savaş uzmanlarınca hazırlanan program, ABD'nin müttefiki ülkeler ile, ABD'nin çatışma halinde olmadığı ülkeler de dahil olmak üzere, bütün dünyada uygulanacak. Verilecek mesajlarda, ''ABD hükümet kaynaklarına'' atıf yapılmayacak.
Kampanya üç firma üzerinden yürütülecek.
Askeri yetkililer, amaçlarının, ''el altından dağıtılacak yanlış haberlerin, dünya basınında çıkmasını sağlamak olmadığını'' vurguluyor. Kampanyayla ilgili olarak USA Psikolojik Operasyonlar Destek Birimi başkan yardımcısı Mike Furlong; Ürün üzerinde elbette 'Made in USA' ibaresi yer almayacak. Gazeteciler bir soru yönelttiklerinde bizim yanıtlarımız oldukça dürüstçe, doğru olacak. Çalışmalar özellikle makaleler, reklamlar ve kamusal hizmet alanlarını kapsayacaktır dedi.."

Yukarıda sadece bir tanesini verdiğim örnekten de göreceğimiz gibi ne kadar gizlense dahi sivil toplum kuruluşlarının ve batıda sıkça bulunan Kamuoyu Araştırma Şirketlerinin bu faaliyetlerde kullanılması ile faaliyet gizliliğini kaybetmekte ve PH operasyonları kısa sürede açığa çıkmaktadır.
Bu durum Psikolojik Harekât hedeflerinin elde edilmesinde son derece sakıncalıdır. Çünkü insan beyinleri birilerinin size zorla bir şeyler kabul ettirmek istediğini kolaylıkla anlayacaklardır. Bu durumda kendilerine yönlendirilen temaları derhal reddedecekler ve karşı psikolojik saldırı için kendilerini harekete geçmeye zorunlu hissedeceklerdir.
Psikolojik Harekât planlayıcıları yaptıkları Psikolojik Harekâtın her an kendilerine geri dönebileceğini bilmeli ve buna hazırlıklı olmalı, bu gibi durumları anında karşılayacak alternatif planları önceden hazır bulundurmalıdır.
Medyanın görevi kamuoyunu bilgilendirmektir. Bu bilgilendirme yapılırken rutin ve insanlarda heyecan uyandırmayan haberler yerine sansasyon yaratıcı ve ilgiyi çekici sıra dışı haberleri çok sık kullanırlar. Bu haberler verilirken çoğunlukla abartılarak verilir. Bunda medyanın kendini devamlı gündemde tutarak sağlıklı bir şekilde devamlılığını sağlama kaygısı, yani parasal güç elde edebilme ihtiyacı vardır.
Bu zaaf bütün dünya medyası için geçerlidir. Medyanın bu zaafını bilen uluslararası terörizm merkezleri bu zaafı çok iyi kullanırlar.
Bilindiği gibi Terörizm, şiddet demektir. Beklenmeyen yer ve zamanda beklenmeyen hedeflere saldırı demektir. Adam öldürme, adam kaçırma, yaralama, şantaj, tahrip, sabotaj gibi saldırılarla kendini gösterir. Bu olaylar ne kadar kanlı ve ne kadar yıkıcı olursa basının ilgisi o ölçüde olacaktır. Hatta fidye için çok önemli kişilerin kaçırılması, bir devlet kurumunun veya elçiliğin işgal edilmesi gibi sıra dışı olaylar medyanın sürekli ilgisini çeker. Bu durumda medyanın ulusal sınırları da kalkar ve olaylar bir anda dünyanın öteki yanındaki sade vatandaşın gündemine taşınır.
İşte bunun adı, Silahlı Propagandadır.
Terör örgütleri başta olmak üzere kendi yönetimine karşı çeşitli nedenlerden dolayı karşı çıkan gruplar seslerini duyurabilmek için bu metodu çok sık kullanırlar. Hedef seçilen toplumda korku, şiddet ve kargaşa yaratarak adlarını ve eylemlerinin sebeplerini duyurmaya ve bu şekilde ülke yönetimlerinden davaları ilgili olumlu sonuçlar elde etmeye çalışırlar. Bu terör olayları planlanırken seçilen hedefler tamamen masum ve olaylarla hiçbir ilgisi olmayan kesimlerdir. Bu şekilde olayın sansasyon etkisi ve haber değeri artarak gündemde daha fazla yer alması sağlanır.
Silahlı Propaganda dünyada çok sık kullanılmasına rağmen bugüne kadar bu şekilde çalışan grupların başarılı sonuçlar aldığına rastlanmamıştır. İnsanların, ne kadar haklı gerekçeleri olsa dahi masum kişilerin saldırılara maruz kalmasını kabul etmesi çok zordur. Başlangıçta sansasyonel eylemlerle Silahlı Propaganda metodunu kullanarak adlarını duyuran ve kamuoyu üzerinde baskı kurmayı başaran gruplar kısa süre sonra kendilerini besleyen halk desteğini karşılarına alırlar.
ABD'nin Irak işgali için Irak halkına karşı kullandığı temaların başında, "yıllardır Saddam Hüseyin gibi kendi halkına kan ve gözyaşı getiren zalim bir diktatörden kendilerini kurtarmak ve Irak halkına gerçek demokrasi getirmek" vardı.
Oysa uygulama böyle olmadı. Önce Irak halkının tepesinde patlayan tonlarca bomba ile asker sivil demeden korkunç bir katliam yaşandı. Bilahare bu saldırılar karadan devam ederek kısa sürede ülke işgal edilip Saddam yönetimi ortadan kaldırıldı.
Başlangıçta Saddam'ın heykellerini yıkan ve yağma ettiği saraylarının önünde zafer çığlıkları atan halkın yerinde bugün bambaşka bir anlayışa sahip Iraklıları görmekteyiz. Savaşın doğal sonucu olarak işgal edilen topraklarından işgal güçlerini atmak için Irak halkı her geçen gün ABD güçlerine karşı daha düzenli bir şekilde karşı koymaya başladı. Bu saldırılar ABD askerlerinin sertleşmesine ve bu da direnişin artmasına sebep oldu.
ABD'nin beslediği medya ve sivil toplum kuruluşlarının bütün çabalarına ve Psikolojik Harekât yöntemlerinin tamamının Irak halkı üzerinde profesyonelce uygulanmasına rağmen sonuç değişmedi. Silahlı propaganda burada ters tepti. ABD'nin güçlü silah sistemi ve askeri teknolojisi karşı tarafın gücünü kırmaya yetmedi. Bilakis direniş yanlılarının sayısını çoğalttı.
Bu durum göstermektedir ki Silahlı Propaganda önce sesin duyurulmasını sağlamasına rağmen netice alamıyor ve karşı tepkinin artmasına sebep oluyor.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
28 Aralık 2005 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale