30 Mart 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Temiz siyaset kavramına uygun temiz siyasetçi Ali Müfit Gürtuna ve Turkuaz Hareketi
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Usul ve kaide şudur ki, genel vaziyeti idare ve sevk mesuliyetini üzerine alanlar, en mühim hedefe ve en yakın tehlikeye, mümkün olduğu kadar yakın bulunur. Yeterki bu yaklaşma genel vaziyeti görüşten uzak bırakacak derecede olmasın. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1919)

 24 Aralık 2005 Cumartesi 

Başlattığı Turkuaz Hareketi isimli siyasi oluşumla birlikte son günlerde sık sık kamuoyunun karşısına çıkan İstanbul’un bir dönem önceki başarılı Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna 22 Aralık 2005’te Sepetçiler Kasrında GÜVEN HAREKETİ’nin konuğu oldu.
Gürtuna, önce “Türkiyenin meseleleri ve çözüm yolları“ konusunda bir saati aşkın bir konuşma yaptı. Daha sonra iki saate yakın süren soru-cevap periyodunda siyasi yaşamımız ile ilgili düşüncelerini, gelecek için beklentilerini ile Turkuaz Hareketinin hedeflerini açıkladı.
İstanbul Belediye Başkanı olarak yaptığı icraatlarıya İstanbul halkının haklı desteği ve sevgisini kazanan Ali Müfit Gürtuna’yı bu toplantıda yakından tanıma fırsatı buldum.
Bu sütun’un devamlı okuyucuları “Siyaset ve Siyasi Ahlak“ ile ilgili düşüncelere çok sık yer verdiğimi bilirler. Siyasetin geldiği düzeysizlik dolayısıyla ülkemizin içine düştüğü çıkmazlardan nasıl kurtulabileceğimiz konusunda fikirlerim son derece açık ve berraktır. Siyasetin iyi insanların işi olduğunu daima vurguladım. İyi düşünen beyinlere sahip iyi insanlarımızı siyasetten caydırmak için müthiş bir çaba harcandığını da biliyoruz.
Gürtuna’yı ülkemizde siyasete gönül vermiş nadir bulunan iyi insanlardan biri olarak değerlendirdim. Sayın Gürtuna’nın “ Türkiye’nin Meseleleri ve Çözüm yolları“ ile ilgili görüşlerinin düşünce yapımla tamamen uyuştuğunu gördüm. Vizyon sahibi, uzağı görebilen, kendinden emin, kararlı ve en önemlisi kendine son derece güvenen bir siyasetçi olduğunu görerek ülkem adına sevinç duydum.
Ali Müfit Gürtuna’nın yukarıda saydığım özellikleri her siyasetçide bulunmayan ama gerçek bir liderde bulunması gereken temel hasletler. Bunu biraz daha açalım.

- Yarım akılla ve kulaktan dolma bilgilere lider olunmaz. Lider bilgi derinliği olan kişidir. Bu derin bilgi ile sadece bugünü değil, yarınları da görerek tedbir alır. Bu bilgi derinliği öncelikle ülkesinin milli kültür değerlerine sahip olması ve kendi tarihi ile ilgili gerçeklere vakıf olması ile mümkündür. Ben Gürtuna’da bu bilgi derinliğini gördüm.

- Liderin bir diğer önemli vasfı kendine güveni olmasıdır. Kendine güven; bilgi ve beceri yanında önemli bir karakter şekillenmesini yansıtır. Kendine güvenmeyenlerin ülke için önemli kararları alması asla mümkün değildir. Gürtuna’da bu özgüveni de gördüm. Ayrıca bu güven duygusunu çevresine yayma özelliğine de sahip olmasının kendi liderlik vasıflarını arttırdığına da inanıyorum.

- Belediye Başkanlığından da tanıdığımız Gürtuna’nın bir diğer karakteristik yanı son derece sakin olmasıdır. Bu vasıf lider için çok önemlidir. Çünkü sakinlik lider kişide, olayların vehameti karşısında herkesin darmadağın olduğu bir ortamda lazım olan bir karakterdir. Sakinlik bilginin ve kendine güvenin bir tezahürüdür. Sinirlenmeden, paniğe kapılmadan ve sesini yükseltmeden sağduyu ile hareket edebilme yeteneğinin kendisinde olduğunu da gördüm. Ve ben Türkiye’nin siyaset arenasında böyle insanlara şiddetle ihtiyacımız olduğunu değerlendiriyorum.

Bilindiği gibi Siyaset; "DEVLET İŞLERİNİ DÜZENLEME VE YÖNETME SANATIDIR" Bunun anlamı şudur; siyaseti herkes yapamaz ve herkes istediği için siyasetçi olamaz. Siyaset yapabilmek için ancak bir sanatkâr seviyesine erişmek, yani yaptığı işi en üst düzeyde gerçekleştirmek zorunluluğu vardır. Bu düşünceden hareketle dünyadaki en zor ve en kompleks faaliyet olduğu bilinen devlet yönetimi işlerinin, sıradan ve niteliksiz kişiler vasıtası ile yerine getirilemeyeceği gerçeğine ulaşılır.
Hele Türkiye gibi bir coğrafyada yer alan ve küresel mimarların sürekli çalışma alanı olan bir ülkeyi sıradan kişilerin yönetmesi asla mümkün değildir. Bilgisiz, kültürsüz, yeteneksiz, devlet ve millet geleneğini anlamamış, milli hasletlerimiz ve milli gücümüzü yeterince tanıma bilincine erişememiş bir takım insanların yenilenmesine ihtiyaç olan mevcut seçim kanunlarına dayanarak yüce meclisimize girmeleri ile bugünkü olumsuz "siyasi ahlak ve imaj" hep birlikte yaratılmıştır.
İç ve dış politikamızı yürüten SİYASİ GÜÇ UNSURU; ülkemizin milli gücünü teşkil eden Ekonomik, Askeri, Demografik, Coğrafi, Bilimsel ve Teknolojik, ve Psiko-Sosyal Güç unsurlarını kullanır, bunları seçilen milli hedefler doğrultunda yönetir ve yönlendirir. Bütün milli güç unsurlarının birbirleri ile uyum içinde çalışmalarını sağlar. Bu unsurların bir bütün halinde milli hedeflerimiz doğrultusunda geliştirilmesi için gerekli tedbirleri alır.
Bu kadar ağır bir yükü üstlenecek olan siyasetçilerimizin bugün içine düştükleri durumun adını sokaktaki sade vatandaşımız koymuştur. Halkımız bugün SİYASET kelimesini; yolsuzluk, hırsızlık, soygunculuk, güvenilmez ve inanılmazlık kelimeleri ile eş anlamlı olarak algılanmakta ve kullanmaktadır. Ayrıca halkımız; yalan, yanlış, eksik ve doğruluğundan şüphe duyduğu konuşmaları da "SİYASET YAPMA" şeklinde ifade etmektedir. Bu duruma gelinmesinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra gelen her seviyedeki siyasetçinin katkısı vardır.
Ali Müfit Gürtuna konuşmasının başında, “Bugün Türkiye’nin en önemli ve öncelikle çözümü gereken sorununun iyi yönetilememe“ olduğunu vurgularken çok haklı idi. Bu tespit doğrudur . Gerçekten bugün ülkemizin öncelikli sorunu iyi yönetilememektir.
Bununla üç yıldır yönetimde bulunan Ak Partiyi suçlu olarak göstermek doğru olmaz. Çünkü bugünlere üç yılda gelinmemiştir. Bana göre bugünkü teslimiyetçi tutum ve başarısızlığın temel sebebi; AKP kadrolarının siyasi tecrübesizliklerinden, devlet yönetimi için henüz hazır olmadıklarından ve Türkiyenin elit kadrolarından ilgi alanlarında istifade etmek yerine önemli görevlerde partilililerin istihdamını önleyememiş olmalarıdır.
Toplantıda ’Turkuaz Hareketi’ adıyla başlattıkları siyasal hareket hakkında da bilgi veren Gürtuna, Türkiye'nin problemlerini çözme noktasında bilgiye dayalı siyaset üreteceklerini, sadece slogana, istismara ve aldatmaya dayalı siyaset anlayışının mantalitelerinde olmadığına değindi.
Şimdi, İyi yönetimin iyi liderlere ihtiyaçı olduğu konusunu biraz açalım;
1912 -1913 Balkan Harbi esnasında dünkü tebamız Bulgar orduları karşısında başındaki komutanların birbirine düşmesi ve orduya siyasetin hakim olması ile dağılan Türk Ordusu tam iki yıl sonra Çanakkale’de yedi düvelin ordularını dize getirdi. Ne oldu bu iki yıl içinde de Bulgarların önünden birbirini çiğneyerek kaçanlar iki yıl sonra biran önce ölmek için düşmanın üzerine atıldılar?
Neydi bu destansı başarıyı hazırlayan sır?
İşte bu sır sadece askerin liderinin değişmesidir. Allah Türklere acıdı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi bir lideri Çanakkaleye hakim kıldı ve dünyaya Türklerin vatanları için neler yapabileceğini gösterdi. Sanıyorum ki Gürtuna’nın meselelere bakış açısında başlangıç noktasını “ İyi yönetilememek“ olarak alması bu düşünceden dolayıdır.
Sonuç olarak;
Türk siyasetini yakından takip eden bir kişi olarak ben diyorum ki, Ali Müfit Gürtuna bugün gündemde olan siyasi liderler ve siyaset kadrolarında görev yapanlar içinde uygun bir lider adayıdır. Siyasi harekete koydukları isim Turkuaz da çok anlamlı ve birleştirici özelliği olan bir kavramdır.
Ben, milletine hizmet sevdalısı olarak yönetime talip olan Ali Müfit Gürtuna’ya özveri ile çıktığı yolda başarılar diliyorum.
İşinin çok zor ve yolunun da çok uzun olduğunu bildiğini görüyorum.
Buna rağmen yakın bir gelecekte adını çok daha sık duyacağımıza ve çevresindeki bir avuç inançlı insanın çığ gibi
büyüyeceğine inanıyorum.
Yolları açık olsun diyorum..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
24 Aralık 2005 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale