24 ŞUBAT 2017 CUMA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanlarımızı saygıyla selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Kıbrıs Türk toplumu intihar ediyor...
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Efendiler! Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece bu bölgenin (Akdeniz Bölgesi'nin) ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs'a dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk

 22 Aralık 2005 Perşembe 

Türkiye, gündemindeki Orhan Pamuk ve Kimlik Sorunu ile meşgul olurken KKTC'de bu ülkenin fiilen sonunu hazırlayan çok önemli bir kanun tasarısı kabul edildi.
Bir bakıma Kıbrıs Türk Toplumu birbiri arkasına gelen intihar teşebbüslerinden sonuncusunu da gerçekleştirdi. Önceki girişimlerinde girdiği komadan kurtulamayan KKTC, bu defa Mehmet Ali Talat ve Serdar Denktaş ikilisinin çabalarıyla kendi hayat damarlarını keserek bitkisel hayata girdi.
Evet, Oluşturulacak Komisyon'a başvuruda bulunacak Rumlara KKTC'deki eski malları için tazminat alma, takas ve iade imkânı yaratan "Kıbrıs'ın Kuzeyinden Güneye Göç Etmek Zorunda Kalanlara Ait Taşınmaz ve Taşınır Malların İadesi, Takası ve Tazmini Yasa Tasarısı" KKTC Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda oyçokluğuyla kabul edilip yasalaştı.
Şimdi bu son tasarıya kadar geçen iki yıl içindeki çöküşleri hatırlayalım;

- AKP yönetimin baskı ve desteği ile Kıbrıs Türklerinin % 65 çoğunluğu, 30 yıldır devam eden egemenliklerini ortadan kaldırıp Rum kesiminin bir eyaleti durumuna sokacak Annan Planını onayladı. ABD-AB koalisyonunun desteğini arkasına almış olan Kıbrıslı Rumların %75'i plana "Hayır" dediler ve AB'ye tam üye yapılarak ödüllendirildiler..

- Kıbrıs'tan Türk askerinin çıkmasını isteyen ve Türkiye'yi sömürgeci olarak gören CTP (Cumhuriyetçi Türk Partisi) Genel seçimlerde en yüksek oyu alarak iktidarı ele geçirdi. Partinin başkanı Mehmet Ali Talat önce Başbakan oldu. Bilahare Kıbrıs'ın 30 yıllık Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın yerine ikinci Cumhurbaşkanı seçilerek KKTC'nin en tepesindeki adam haline geldi. Bu şekilde Türklük yerine Kıbrıslı kimliğini kabul eden ve Türkiye'nin Anavatan olması söylemlerine şiddetle karşı çıkan bir kişi Cumhurbaşkanı olurken, kendilerini Türkiye ve Türklerden çok Kıbrıs Rum Kesimine ve Rumlara yakın gören CTP Kıbrıs Türk Toplumunun yönetimini ele geçirdi.

- Son olarak K.K.T.C. Meclisi başvurmaları durumunda Rumların barış harekatından önceki taşınmaz mallarının geriye verilmesini, tazminat ödenmesini sağlayacak yasayı kendi elleriyle kabul ederek ölüm fermanına imza attılar.

Bu şekilde AKP'nin AB uğruna gözden çıkardığı KKTC'nin ve Kıbrıs'taki 400 yıllık Türk varlığının tarihe karışmasına giden yolda önemli bir adım daha atıldı. Ülke kendi eliyle uçuruma doğru hızla sürüklenmeye başladı. KKTC bizzat kendi meclisi tarafından topluca
güneye teslim sürecine girdi.
Bu önemli gelişmeler olurken Müzakere Basını olayı rutin bir haber gibi geçiştirdi.

Şimdi biraz detaya inelim;
Yasa Tasarısı muhalefetteki Derviş Eroğlu'nun partisinin 17 ret oyuna karşı, iktidardaki M.Ali Talat ve Serdar Denktaş'ın partilerinin 29 kabul oyu ile yasalaştı.
Yasaya göre,"1960 kuruluş anlaşmasında belirlenen askeri tesis, rıhtım, kamp ve benzeri talim sahaları içinde bulunan tüm taşınmaz mallar" iade edilmeyecek mallar kapsamında kalıyor. Güney Kıbrıs'ta bırakılan malların eşdeğer karşılığı olarak verilen mallar çözümden sonra dahi iade kapsamında olmayacak.
Tapulu olan, birilerinin kullanımında olan, askeri tesis olarak kullanılan, üzerinde kamu yararı bulunan eski Rum malları ancak çözümden sonra iade edilebilecek. 1974'ten önce Rumlara ait olup kimsenin kullanımında olmayan, kamu düzenini tehlikeye düşürmeyecek devlet kontrolündeki mallar talep halinde hemen iade edilecek.
Başvuru halinde ilgili Rum'a Kuzey'deki eski malına karşı tazminat ödenmesi için bugünkü rayiç bedel ile o günden bugüne değer artışı dikkate alınacak. Davalı taraf adına ödemeyi Komisyon, yani KKTC yapacak.
Tazminat ve takas halinde mülkiyet hakkının ortadan kalktığını hükme bağlayan yasa, talep halinde Rumlara taşınır mallar için de tazminat verecek.
Komisyonda görev yapacak en az 2 üye yabancılardan oluşacak. Bu yabancılar Kıbrıslı Türk, Kıbrıslı Rum, garantör Türkiye, Yunanistan ve İngiltere vatandaşı olmayacak.
Komisyonun alacağı kararlar bağlayıcı ve yargının aldığı kararlar gibi icrai nitelikte olacak. Mahkeme gibi çalışacak komisyonun talebe göre takas, iade, tazminat veya kullanım kaybından doğan zarar tazmini kararına karşı taraflar Yüksek İdare Mahkemesi' ne, tatmin olunmaması halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuru yapabilecek.
Tasarının karşısında olan Muhalefet lideri Derviş Eroğlu özetle şunlara değinmiştir;

- Başsavcının, tasarının Anayasa'ya aykırı olduğuna ilişkin görüşleri halktan gizlenmiştir.

- Çıkan Kanun Anayasa'ya aykırı olduğu, Kıbrıs Türkü'nü mülksüz ve devletsiz bırakacak ve ağır tazminatlara yol açacaktır.

- Bu yasayla Loizidu benzeri davalar önlenemez. Bizim mahkemenin aldığı kararlar iç hukuk olarak kabul edilse bile birkaç yılda değişecektir. AİHM yolu her halükarda açıktır. Bizim kararlarımız değil AİHM kararları geçerli olacaktır. Zaman kazanacağız diye kendi kendimizi aldatıyoruz.

Tasarıya Kıbrıs Türk Toplumu içindeki Sivil Toplum kuruluşlarından da tepkiler gelmekte gecikmedi. Kıbrıs Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) ve 13 sivil toplum örgütünün oluşturduğu Bağımsızlık İttifakı, yasayı kabul etmeyeceklerini bildirdi.
TMT Temsilcisi Celal Bayar ve Bağımsızlık İttifakı Temsilcisi Ali Rıza Görgün; 24 Nisan Referandumu'nda Kıbrıs Türklerinin evet demesinde AKP'nin müdahalesinin etkili olduğunu iddiasını yinelediler. AKP ve CTP-DP hükümetinin hazırladığı yasanın anayasaya aykırı olduğunu ve Kıbrıs Türkünü yok edecek nitelik taşıdığını belirttiler. Yasanın KKTC topraklarının Rumlara iadesini garantilediğini ve mal iadesiyle KKTC'nin, devlet olabilmesi için en büyük ihtiyacı olan topraktan mahrum kalacağını vurguladılar.

Özetleyecek olursak kabul edilen yasa;

- 1975'teki nüfus mübadelesi sonucu yaratılan iki kesimliliği ortadan kaldırmaktadır.

- KKTC'yi yok saymakta ve tek taraflı olarak büyük tavizler vermeye zorlanmaktadır.

- İleride sürdürülmesi düşünülen barış müzakerelerinde KKTC'ni telafisi mümkün olmayan sorunlar içine sokacaktır.

- KKTC', iadesi talep edilen taşınmaz malların kullanım bedelini ödemek zorunda kalacak ve doğacak çocuklar dahi bir ömür boyu ödeyemeyecekleri borç altına sokulacaktır.

Peki, biz ne yapıyoruz?
Biz Anavatan Türkiye olarak KKTC'nin kendi kendini ortadan kaldırması yolunda hareketlerini elimiz kolumuz bağlı olarak seyrediyoruz. Gazi'nin Kıbrıs ile ilgili olarak verdiği yukarıya aldığım talimatını göz ardı ediyoruz.
Burada milli benliğimize dönmemiz ve milli davalarımıza gereken duyarlılığı göstermemiz gerektiğini, KKTC'nin kendi kendine karar verip bindiği dalı kesmesini kabul etmemizin mümkün olmadığını vurgulamak istiyorum..
Mehmet Ali Talat ekibi, bu son olayda da kendisinden bekleneni yaptı. KKTC'nin ancak Rum kesimine bağlanarak AB içinde yer alabileceğine ilişkin sapkın fikirlerinin uygulanmasında çok tutarlı davrandı. Ne dedilerse aynen uyguladılar.
Bunun için kabahati Talat'ta değil, Rauf Denktaş'a karşı çıkarak Talat'ı bile bile o mevkilere taşıyan AKP Hükümetinin desteğinde aramak gerekiyor.
Keşke bütün kurum ve kuruluşlarımızla Kıbrıs'ın bizim için önemini anlayabilseydik.
Şimdi iş işten geçti. Kıbrıs kendi kendini AB'ye hediye etti..
Peki, ne olacak? Oturup bekleyecek ve aferin ne iyi yaptın mı diyeceğiz.
Hayır beklemeyeceğiz. Kıbrıs'ı yeniden fethetmek için hazırlıklara başlayacağız.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
22 Aralık 2005 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale