21 HAZİRAN 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Kuzey Irak politikamız değişiyor mu? (3)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Devletin içine düştüğü yok olma tehlikesinin korkunç derinliğini görmekten aciz olan zavallılar, elbette ciddi ve hakiki çareyi görmemek için gözlerini yumarlar. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1924)

 19 Aralık 2005 Pazartesi 

Türkiye'nin değişen Kuzey Irak politikası hakkında basına yansıyan haberleri yorumlamaya devam ve konunun olumlu-olumsuz yanlarını irdelemeye devam ediyorum..
Barzani'nin Bush tarafından "Kürdistan Bölgesel Hükümeti Başkanı" sıfatı ile kabul edilişinin ardından Dışişlerine davet edilen ABD Büyükelçilik temsilcisine Barzani'ye neden başkan sıfatı verildiği soruldu. "Barzani'nin Irak Geçici Anayasasına göre Kürdistan Bölgesi Hükümet Başkanı'dır" şeklinde alınan cevaba resmi hiç bir tepki gösterilmedi.
Barzani gazetecilerin sorusu üzerine kendini şöyle tarif etti." Irak Kürdistan Bölgesi vardır. Kürdistan'ın Parlamentosu vardır. Bu parlamentoyu seçen Kürt halkı vardır. O parlamento da beni Kürdistan Başkanı seçti."
Başkan Bush, BM Zirvesi için Amerika'da bulunan devlet ve hükümet başkanlarına verdiği resepsiyonda Başbakan Erdoğan'a şunları söylüyor; " Bugün Rice ile birlikte Irak Cumhurbaşkanı Talabani ile görüştük. 'Türkiye PKK konusunda endişeli. Bu konuda bir şeyler yapmanız gerekiyor' dedik." Sözleri ile Türkiye'ye ne kadar yardımcı olduklarını (!) vurgulamıştır.
Görüldüğü gibi ABD'nin Kuzey Irak'a ilgili planları önem kazanmıştır.
Şimdi, MİT Müsteşarı Emre Taner'in Barzani ile yaptığı gizli görüşmeye dönelim. Bu görüşme ile ilgili olarak basına yansıyan haberlere göre; Türkiye Cumhuriyeti, "Türkiye sınırlarına taşmamak" kaydıyla, Kuzey Irak'taki Kürt oluşumu ile iyi ilişkiler kurmak istiyormuş. Yani Türkiyenin kırmızı çizgileri tamamen tarih oluyormuş.
Haftalık TEMPO Dergisi MİT Müşteşarının Taner'in Barzani'yle yaptığı görüşmenin bilgilerini yayınladı. Önce bunları görelim.
"- MİT Müsteşarlarının Barzani gibi siyasi bir liderle doğrudan görüşmesi, devlet usullerine pek de uygun değildi. Dışişleri mensupları Barzani'yle temas etse, ilişki devletlerarası resmi düzeye taşınmış olacaktı. Ancak MİT, 'devlet güvencesi' taşıyan ama 'gayri resmi' olarak adlandırılan ilişki biçimlerini kullanabiliyordu. MİT'te halen 'gayri resmi ilişkilerden' sorumlu özel bir masa bulunuyor. Doğrudan müsteşara bağlı olan bu masa, devlet adına sözler verebiliyor. Bu sözler belgeye yansımıyor ama devletlerarası ilişkilerde geçerli kabul ediliyor.

- MİT Müsteşarı Emre Taner mesleki kariyeri boyunca yedi kez Barzani'yle görüşmüştü ve aralarında bir diyalog oluşmuştu.

- MİT müsteşarı ve personeli Barzani'nin karşısına "Türkiy'yi temsilen" oturdu... Müsteşar, Barzani'nin dört maddede toplanan isteklerini dinledi. Ve ilk kez Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil eden resmi bir görevli bu isteklere o masada 'hayır' demedi... Yani ilk elden reddetmedi. Bu isteklerin görüşülmesi için kapı aralandı.

Kürt tarafının talepleri:

1) KÜRT OLUŞUMUNUN TANINMASI: Türkiye Cumhuriyeti, "Türkiye sınırlarına taşmamak" kaydıyla Kuzey Irak'taki Kürt oluşumunu tanıyacak. Türkiye Halil İbrahim Kapısı'ndaki KDP bayrağına artık tepki göstermeyecek. Yani "Irak kapısında neden Irak bayrağı yok" denilmeyecek.

2) ÇİFTE VATANDAŞLIK: Özellikle sınırdaki Türkiye ve Irak Kürtleri arasındaki yakın akrabalık ve geliş-gidiş sıklığı da dikkate alınarak "her iki ülke vatandaşına da" çifte vatandaşlık imkânı sağlanacak. Yani "Türkiye Cumhuriyet vatandaşıi vatandaşı Kürtler" ortaya çıkacak.

3) ÖĞRENCİ ALIŞVERİŞİ: İki taraf eğitim, sağlık ve ekonomi alanlarında sıkı işbirliği yapacak. Türk-Kürt üniversiteleri arasında öğrenci mübadelesine imkân sağlanacak. Bu yolla Kuzey Irak'taki üniversitelere devam eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürt gençlerin durumu fiili olmaktan çıkıp, resmiyet kazanacak. Belli vadede diploma denkliği imkânı da getirilecek. Türkiye'nin Kuzey Irak'a ilaç ve tıbbi yardım yapması öngörülürken, ilaç üretimi ve ticaretinin şekli bile belirlendi. Ekonomide ise (orta vadede) ticareti serbestleştirecek düzenlemeler yapılacak.

4) KÜRT HARP OKULUNU KİM KURACAK? Eğitim ve sağlık hizmetlerinde işbirliğinin kapsamı geniş tutulacak. Bu kapsam doktor eğitiminden asker değiştirilmesine kadar uzanacak. İddiaya göre Azerbaycan'da olduğu gibi Kuzey Irak'taki Harp Akademisi'ni de Türk Silahlı Kuvvetleri kuracak.

Türk tarafının talebi

Kuzey Irak'taki Kürt otoritesi, Türkiye ile işbirliği içinde PKK'yı yok etmek üzere harekete geçecek. Barzani, PKK karşıtı işbirliğini "PKK tümüyle silah bırakıp yok oluncaya kadar götüreceklerini" ilan edecek. Bu ilan uluslararası toplumu muhatap alacak."
MİT- Barzani görüşmesinin ardından CIA ve FBI Başkanlarının Türkiyeye gelişleri ve ayni tarihlerde KKK Org.Yaşar Büyükanıt'ın ABD ziyareti Türkiyenin Kuzey Irak politikası ve uygulama takvimi üzerindeki detayların görüşüldüğü izlenimini yaratmaktadır.
Devletler arasında dostluklar değil, menfaatler vardır. Bu menfaatler ülkemizi ve halkımızı daha güvenli, refah ve huzur dolu bir ortama taşırlar. ABD tarafından kurulmasına imkan hazırlanan Kuzey Irak Kürt Devletinin Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınması sadece mevcut devlet bürokrasinin kabul edebileceği rutin bir durum değildir. Türk halkına bir kazanç sağlamayacağı açıkça bilinen bu kararın Türk halkının vicdani sorumluluğu dikkate alınmadan gerçekleştirilmesi ve uygulanması asla mümkün görülmemektedir.
Ülkemizin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde müstakil bir Kürdistan kurulması hususu Lozan ile yırtıp attğımız SEVR Antlaşması hükümleri arasındadır. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren başlatılan SEVR'i diriltme çabaları hiç bitmemiştir. Bu ülkeyi birlikte kurduğumuz ve bin yıldır et ve tırnak gibi bütünleştiğimiz Kürt kardeşlerimiz üzerinde kurgulanan dış kaynaklı bölücülük propagandası ile bu insanlarımız defalarca devlete karşı isyana sürüklenmiş ve her defasında başarısız olarak acı çekmişlerdir.
1978 yılında kurulan PKK Örgütü geçen 27 yılda silahlı bir mücadele ile müstakil bir Kürt devletinin kurulması için devlete savaş açmıştır. 35 000 insanımızın kaybı ile birlikte ekonomimizin çökerek tamamen borçlu ve dışa bağımlı bir ülke konumuna gelmemizi sağlamıştır. Bölücübaşının Suriye'den çıktıktan sonraki Avrupa ülkeleri tarafından misafir edilişini bu millet unutmamıştır. 27 yılda sönen ocakların dumanı daha dinmemiştir. Yaralar hala acı verecek kadar tazedir.
Şimdi, bütün bu gerçekler ortada iken AKP yönetimi; milletin sözüne değil, ABD ve AB'nin dayatmasına bağlı kalarak büyük Kürdistanı kuracaklarını resmen ilan eden Kuzey Irak Kürt Devletinin oluşmasını normal bir gelişme olarak görebiliyor. İşte tehlike burdadır.
AB ülkelerinin çoğu ve ABD üniter devlet değildir. Federal devletlerin birleşmesi ile meydana gelmişlerdir. Bu çok doğaldır. Çünkü mevcut konumları bu yapıya elverişlidir. Bu bölgede Türkiye'nin üniter yapısını bozmaya yönelik hareketler çok tehlikelidir. Osmanlı' nın Anadolu Türk birliğini ikiyüz yılda tamamlayabilmiş olması hatırlanmalıdır. Türk toplumuna bu kararı kabul ettirebileceklerini sananlar büyük yanılgı içerisindedir.
Eğer Müzakere Basınının satılmış kalemlerinin alkışlarına ve yönlendirmelerine dayanarak böyle bir girişim için umut görüyorsanız, aldanıyorsunuz. Tarih tekerrürden ibarettir. Cumhuriyetin kuruluş mücadelesi öncesinde ve mücadele süresinde mevcut basın organlarının sadece yüzde beşi Gazi'nin yanında idi. Diğerleri kendisini vatan haini ve mücadelesini de macera olarak görüyordu. Bugünkü gibi o zaman da bunu söyleyenler milleti temsil etmiyorlardı.. Çünkü onlar Türk milletini tanımıyorlardı.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
19 Aralık 2005 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale