28 TEMMUZ 2017 CUMA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






ANAYASA, YASALAR ve ATATÜRKÇÜLÜK- 1
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Türk milleti mukadderatını Büyük Millet Meclisinin kifayetli ve vatanperver eline tevdi ettiği günden itibaren karanlıkları sıyırıp kaldırmış ve ümitleri boğan felaketlerden milletin gözlerini kamaştıran güneşler ve zaferler çıkartmıştı -Gazi Mustafa Kemâl Atatürk- (1927)

 29 Aralık 2011 Perşembe 

1 Ekim 2011’de Cumhurbaşkanı Gül’ün açış konuşmasıyla yeni yasama dönemine başlayan TBMM’nin öncelikli görevleri arasında yeni anayasanın yapılması vardır. Cumhurbaşkanı Gül, TBMM Başkanı Çiçek ve Başbakan Erdoğan konuya ilişkin detaylı açıklamalarını yaparak en geç bir yıl içinde Türkiye’nin sivil bir anayasaya kavuşacağını belirtmişlerdir.

Cumhurbaşkanı’nın TBMM’ni açış konuşmasının büyük bölümü yeni Anayasa çalışmaları ile ilgili görüşlerini ihtiva ediyordu. Cumhurbaşkanı Gül; “Yeni anayasa hiçbir özel fikrin, partinin, ideolojinin ve doktrinin mührünü taşımamalıdır. Taşıması gereken tek mühür milletimizin mührü olmalıdır” sözleri ile ideolojisiz anayasa istediğini kesin bir dille vurgulamıştır. Kanaatime göre Sayın Gül; bu konuşması sözleri ile TBMM Başkanı Cemil Çiçek önderliğinde yürütülecek çalışmaların sonucunu önceden ilan etmiştir..

Yeni Anayasa çalışmaları hakkında Başbakan Erdoğan’ın görüşleri ise daha farklıdır ve Cumhurbaşkanı Gül gibi kesin çizgileri yoktur. Başbakan; “Sadece uzlaşma komitesine üye veren partilerin değil, milletin tamamının görüşlerine açık olduklarını” belirtmiş ve herkesin bu konudaki fikir ve düşüncelerinden yararlanmak istediklerini vurgulamıştır.

Başbakanın bu açık beyanlarına dayanarak her Türk aydınının Anayasa ile ilgili fikirlerini internet ortamında kamuoyu ile paylaşmasının çok yararlı olacağını değerlendiriyorum.

Ben Anayasamız ile ilgili görüş ve düşüncelerimi “Atatürkçü Olabilmek”kitabımda detaylı olarak açıklamıştım.(1) Bugünde ayni düşüncelerimi muhafaza ediyorum.

Bugün için Türkiye’nin yeni bir Anayasaya ihtiyacı olmadığını düşünüyorum. Çünkü yeni bir Anayasaya sahip olmak milletimizin öncelikli gündem konusu değildir. Aş, iş, yoksulluk ve güvenlik sorunlarına çözüm arayan halkımızın ilgi sahasında Anayasa yenilenmesi yoktur. Zaten geçen süre zarfında Anayasamızın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen ilk üç maddesi ile Anayasanın özünü teşkil eden Atatürkçü Düşünce dışında hemen hemen değiştirilmeyen yeri de kalmamıştır.

En son 12 Eylül 2010’da yapılan halk oylaması ile yargı sisteminde yapılan köklü değişikliklerden sonra Anayasanın değiştirilmesini isteyebilecek herhangi bir devlet kurumu da bulunmamaktadır. Yani ne halktan ve nede kamu yönetiminden yeni Anayasaya dair ciddi bir istekte mevcut değildir. 1982 Anayasasına askeri vesayet getirdi diye karşı çıkanlar bu Anayasanın Türk toplumunun % 92 sinin “Evet”oyu ile yürürlüğe girdiğini unutmamaları gerekmektedir. Anayasayı yönetime el koyan askerler değil, bizzat Türk halkı kendi öz iradesi ile kabul etmiştir.

Bilindiği gibi T.C. vatandaşlarının oyları ile yürürlüğe giren ve 30 yıldır bizi yönlendiren 1982 Anayasası; “Atatürk İlkeleri ve Atatürkçü Düşünce Sistemi” temeli üzerine inşa edilmiştir. Anayasamız gücünü Atatürkçü Düşünceden almaktadır. Bu güne kadar onyedi kez değişiklik görmesine rağmen Anayasanın bu temel vasfı aynen muhafaza edilmiştir.

Anayasamızın Atatürkçü Düşünce temeline dayanan kuralları toplumumuzu yönlendiren pekçok temel yasada yer alarak kurumlaşmıştır. Bunlar 30 yıldır Türk toplumunun sosyal yaşantısına şekil vermektedir. Yeni Anayasada bu kuralların yer almamasının büyük sıkıntılar doğuracağını değerlendiriyorum. Ve israrla ayni hususların yeni Anayasada yer almasının zorunlu olduğunu vurguluyorum.

Yeni Anayasa çalışmalarına katkıda bulunmak üzere Anayasa ve yasalarımızda halen yer alan “Atatürkçü Düşünce”sistemine ilişkin hususları bir seri yazı ile vurgulayarak Anayasa çalışmalarına şahsen katkıda bulunmak istiyorum.

Anayasamızın Atatürkçü ideolojiyi vurgulayan dokuz maddesi vardır. Bunlar sırasıyla;

- ANAYASA’NIN BAŞLANGIÇ BÖLÜMÜ,
- MADDE-2 : Cumhuriyetin Temel İlkeleri,
- MADDE-4 : Değiştitilemeyecek Hükümler,
- MADDE-42 : Eğitim Ve Öğretim Hakkı ve Ödevi,
- MADDE-58 : Gençliğin Korunması,
- MADDE-81 : Milletvekillerinin Ant İçmesi,
- MADDE-103: Cumhurbaşkanının Ant İçmesi,
- MADDE-134: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu,
- MADDE-174: İnkılâp Kanunlarının Korunması, gibidir.

Anayasa değişiklik çalışmalarında öncelikli olarak bu maddeler üzerinde önemli tartışmaların geçmesi doğaldır. Bu maddelerin içerikleri müteakip yazımızın konusu olacaktır.

174 maddeden oluşan Anayasanın BAŞLANGIÇ BÖLÜMÜ, yasalara yön gösteren bu temel eserin neden hazırlandığını ve hangi hedeflere yönelik olduğunu açıklar. Bu metinden de anlaşıldığı gibi bu Anayasa'nın temeli Atatürkçülük üzerine inşa edilmiştir.

- ANAYASANIN BAŞLANGIÇ BÖLÜMÜ:
“ ...... Türk milleti tarafından kabul ve tasvip ve doğrudan doğruya O'nun eliyle vazolunan bu ANAYASA;
- Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O'nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;
.......
- Hiçbir düşünce mülahazanın Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, devleti ve ülkesi ile bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılmayacağı; bu anayasa Türk milleti trafından, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.”

(1) Dr.Tahir Tamer Kumkale, Atatürkçü Olabilmek, Pegasus Yayınları, İstanbul-2007


Dr. Tahir Tamer Kumkale
29 Aralık 2011 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale