20 ŞUBAT 2017 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net



Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Gazilerimizi baştacı edelim
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Muharebeye "ya şehit ya gazi olmak için" gidilir. Genel olarak yiğitlik meydanında ölenlerin hepsine şehit derlerse de, sağ kalanların hepsine gazi unvanı verilmez. Bu unvanı ancak kanun verir. Savaştan sağ ve salim çıkanlara belki yalnız ana ve babaları takdir amacıyla "benim gazi oğlum" diyerek övünür. Fakat millet, tarih, unvan verişinde o kadar cömert değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (NUTUK-1927)

 5 Aralık 2005 Pazartesi 

Anarşi ve terör ortamının yeniden ülke gündeminde sıkça yer alması, şehit cenazelerinin artması sokaktaki sade vatandaşlarımızı çok üzüyor. Fakat asıl üzülenler ve bu haberler karşısında kahrolan bir kesim var ki onlarda bu olaylarda yaralanarak Gazilik unvanı ile şereflendirdiğimiz evlatlarımızdır.
Onlar bugün ülkemizde yaşananları kaygı ile ve yürekleri burkularak seyrediyorlar. Yaşadıkları olayları hatırlıyor ve tedbir alması gerekenlerin vurdumduymaz ve beceriksiz tutumları karşısında duydukları acı ile bir şey yapamamasın sıkıntısını yaşıyorlar. Ve bu onları kahrediyor.
Bugün Güneydoğu Anadolu'da teröre karşı savaşırken yaralanıp Gazi olan O.Ü (İsim ve adresi bende mevcut) isimli bir kardeşimizin gönderdiği bir mektubu sizlere aktaracağım. Yani onların acısını sizlerle paylaşacağım. Ve olaylara onların gözü ile bakmaya çalışacağım.. Yorumu ise sizlere bırakacağım.

" Hocam yazılarınızı severek okuyoruz Allah sizin gibi vatansever insanları başımızdan eksik etmesin.
Sağ kolumu bu vatana verdim. Vatanımda yaşayan bizi yönetenler bize ne verdi. Dert, çile ve hüsran. Artık kimseye göğsümü gere gere GAZİ olduğumu söyleyemiyorum. Neden mi?. Çünkü korkuyorum. Kimden mi? Kanı beş para etmeyenlerin kanı bu bizi yönetenler yanında çok değerli olduğu için ne yapacakları belli olmadığından, kolumu bir kazada kaybettiğimi söyleyip geçiştiriyorum.
Bu gün 'Dünya Engelliler Günü'. Ama bir tane hatırlayanımız yok. Tek hatırlayan kim biliyor musunuz? TURKCELL. Dün ve bugün mesaj geçtiler. Ve her zaman yanımızda olduğunu yazmışlar ve bugün tüm mesajların bedava olduğunu yazmışlar.
Hocam biz kimseden para pul istemiyoruz, sadece ve sadece hatırlanmak istiyoruz. Saygılarımla .. Güneydoğu Gazisi O.Ü."

Gazi O.Ü kardeşim serzenişlerinde ve şikâyetinde çok haklıdır. Benzerlerini çevremizde çok sık olarak gördüğümüz Gazilerimize gereken önemin verilmediğini biliyor ve üzülüyoruz. Bu durumun Türk Toplumunun milli değerlerinin ne kadar kaybolduğunu göstermesi bakımından hepimiz için ciddi bir uyarı olduğunu değerlendiriyorum..
Türk Dil Kurumunun sözlüğünde Gazi kelimesinin karşısında; " Düşmanla savaştan sağ ve zafer kazanmış olarak dönen kimse" ibaresini görürüz.
Türk tarihi binlerce yıldır düşmanla savaşarak şehit veya gazi olarak evlerine dönen yüz binlerce Türk evlâdının şanlı menkıbeleri ile doludur.
Topraklar onu besleyen şehit ve gazilerin kanları ile vatanlaşır ve kutsallaşır. Vatan sevgisi bununla gelişir. Üzerinde yaşadığımız Anadolu bin yıllık bir Türk yurdudur ve bu bin yıl içinde uğruna verilen yüz binlerce canın kanı ile sulanarak vatanlaşmıştır. Dünyada eşi ve benzeri bulunmamaktadır.
Günümüzde ŞEHİT ve GAZİ mertebesine sadece ülkeyi cephede koruyan askerler erişmiyor. Dış düşmanlarımız artık kendileri sınırdan orduları ile gelmiyorlar. Onlar içerideki işbirlikçileri ile ülkemizin her tarafını savaş alanına çevirdiler. Ülkemizin insan ayağının ulaştığı her karış toprağı artık birer savaş alanıdır. Saldırının hedefi de artık sadece askerler değildir. Küresel mimarların planlayıp yönlendirdiği bilinen bu saldırıların hedefleri; büyük-küçük, erkek-kadın, rütbeli-rütbesiz, makamlı-makamsız, genç-yaşlı demeden bütün Türk Toplumudur. Hareket alanları ile bütün yurt sathıdır.
Türkiye ve Türklük düşmanlarının açtığı bu amansız savaşta, kardeşin kardeşi katlettiği bu acımasız saldırılarda toplumumuzun her kesiminden şehit ve gazilerimiz oldu. Başbakanlar, bakanlar, orgeneralden başlamak üzere her rütbede askerler, emniyet müdürlerimiz ve her rütbeden polislerimiz, valilerimiz, kaymakamlarımız, kadın-erkek demeden katledilen öğretmenlerimiz, profesörlerimiz, aydınlarımız, dış temsilcilerimiz, değerli medya mensuplarımız, adalet mensuplarımız ,doktorlarımız, ebelerimiz, sokaktaki sade vatandaşlarımız, altı aylık bebeklerimiz ve daha niceleri..
Taraf olmadıkları bir savaşta can verdiler. Şehit oldular. Kan döktüler Gazi oldular.
Yıllardır ülkemizi kasıp kavuran anarşi ve terör Türk kanına doymadı. Yıllardır bu milletin gözünden gözyaşı eksik olmadı. Yurdu bir uçtan bir uca keteden şehit cenazeleri artık günlük rutin görüntüler arasında yerini aldı. Kanıksandı. İşin en acı yanı bu ülkeyi korumak için savaşanlar, saldırganlara eşit muameleye tabi tutuldu.
Ülkemiz coğrafi konumundan kaynaklanan stratejik önemi dolayısıyla dünya güç odaklarının kesif ve sürekli saldırısından kurtulamıyor. Bu coğrafyada bu saldırılar adeta milletimizin kaderi oluyor. Çünkü bölgede "Güçlü Türkiye" istenmiyor. Bundan sonra da istenmeyeceği kesin. Düşmanlarımızı bilerek onlara karşı devamlı hazırlıklı olmak durumundayız.
Saldırılarda doğrudan hedef olan kadirşinas ve sağduyulu milletimiz Gazilerine hayatlarının geri kalan kısmında sağlıklı bir hayat temin edebilmek amacıyla bir yardım kampanyası açmıştı. Halkımız bu kampanyaya yoğun ilgi gösterdi. Sonunda bu yardım kampanyasında toplanan paralar gerçekten yerini buldu. 21 Haziran 2000 TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ REHABİLİTASYON VE BAKIM MERKEZİ Ankara'da hizmete girdi.
Ülke savunması ve milletin bölünmez bütünlüğü için görevi başında sakatlanan veya uzvunu kaybeden Gazi Mehmetçiklerin ruhsal ve bedensel iyileştirmelerinin çağdaş koşullarda yapılabilmesi ve bu uğurda engelli duruma düşenlerin tüm yaşamları boyunca bakımlarının sağlanabilmesi için hizmete giren bu merkez bugüne kadar gazilerimizin tek dayanağı oldu.
Asker sivil demeden terör kurbanı olan vatandaşlarımıza kucak açan ve onları yeniden hayata döndürmek için son derece başarılı hizmetler sunan bu tesislerde tedavi gören Gazilerimizin dertleri burayı terk ettikten sonra başlamaktadır.
Onlar uğruna kanlarını döktükleri toplumumuzun bugün içine düştükleri vurdumduymazlıktan ve olaylar karşısındaki tepkisiz ve duyarsız tutumlarından şikâyetçidir. "Biz bunlar için mi canımızı ortaya koyduk" düşüncesi Gazilerimizin ortak düşüncesi olmaya başlamıştır. İşte bu husus tehlikeli gidişin işaretidir. Giderek yaygınlaşan bu düşüncenin Türk Toplumunun içinde bulunduğu sosyal çöküşün bir göstergesi olarak algılanması ve ilgililerce acilen tedbir alınması gerekmektedir..
Varlığımızı ve istiklalimizi borçlu olduğumuz şehit yakınları ve gazilerimiz için ne yapsak azdır.
Onların paraya-pula değil vefaya ihtiyaçları olduğunun bilinmesini ve sağduyu sahibi halkımızın gazilerini sahiplenmesini istiyorum...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
5 Aralık 2005 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale