19 EKİM 2017 PERŞEMBE

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Psikolojik Harekat hakkında neler biliyoruz? 21. asrın en yaygın savaş metodu (19)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzünülecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegane vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1931)

 28 Kasım 2005 Pazartesi 

Tarihimizde iç ve dış düşmanla ayni anda mücadelenin en güzel ve başarılı örneği, Kurtuluş Savaşı döneminde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde verilmiştir.
Bilindiği gibi Gazi ve arkadaşlarının ülke topraklarının kurtarılması ve müesses nizamın yeniden tesisi için yaptıkları kurtuluş mücadelesinde asıl tehdit, öncelikle içeriden yani bizzat kendi insanlarımızdan gelmiştir.
Anadolu'nun pek çok yöresinde kandırılmış halk kitleleri Kuvay'ı Milliye'ye karşı isyan etmişler ve sonunda bu isyanlar askeri güç kullanılarak bastırılmak zorunda kalınmıştır. Burada isyan edenler ve isyanı bastıranlar Türk'tür. Yani elde kalan ve düşmana karşı birlikte savaşması gereken en son insan gücü, bu mücadele sırasında birbirine kırdırılmıştır.
İngiliz, Fransız ve Yunanistan'ın yoğun Psikolojik Harp uygulamaları sonunda isyan ettirilen bölgelerde sulh ve sükûn temin edildikten, yani cephe gerisi emniyete alınıp milli birlik sağlandıktan sonra dışarıdan gelen Yunan askeri güçlerine karşı silahlı mücadele için harekete geçilebilmiştir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün şahsında Kurtuluş Savaşımızın bütün evrelerinde verilen Psikolojik Harekât mücadeleleri bu alanda yapılan en nitelikli ve sonuç alıcı çalışmalar olmuştur. Günümüzde de aynen milli mücadele öncesi günlerin benzeri şartlarla karşı karşıya bulunduğumuz gerçeğinden hareket ile benzeri çalışmaların bugün de yapılmasının zorunlu olduğunu değerlendiriyorum.
Aksi takdirde küresel saldırılar karşısında ülke topraklarını savunacak tek bir kişi dahi bulmamız mümkün olamayacaktır. Bu bakımdan Milli Mücadele döneminde Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından şahsen yapılan ve profesyonelce yönlendirilen Psikolojik Harekât uygulamalarını özet olarak aktararak günümüz yöneticilerine ışık tutmaya gayret edeceğim.
Ayrıca bu yazı dizisi ile günümüzde küresel güçlerin kendi çıkarlarını elde etmede kullandıkları Psikolojik Harp metotlarından önemli gördüklerimi irdeleyerek ilgili ve yetkililerin tedbir alması için uyarı görevini yerine getirmek istiyorum.
Bugün ABD ve AB ülkeleri tarafından yönlendirildiği bilinen Psikolojik Harekât saldırılarının içeride ve dışarıda milletimizin geleceğini karartmaya ve bizi birbirimize düşürmeye çalıştığını görüyoruz. Saldırılarını ülkemizin her yerine ve toplumun her kesimine yönelten küresel güç odaklarının eski alışkanlıklarından vazgeçmeyecekleri ve Türk toplumunu birbirine düşman kamplar haline getirme faaliyetlerinden asla taviz vermeyecekleri şimdiden açıkça görülmektedir.
Saldırıları hiç bitmeyen küresel güç odaklarına karşı mücadele etmenin en etkin yolu, geçmiş tecrübelerin ışığında aklımızı ve sağduyumuzu kullanmak, milli güç unsurlarımızı bilinçlendirerek bu saldırılarla mücadele edebilecek bir seviyeye çıkartmaktır.
Bu maksatla günümüzün en etkili gücü olan bilgiye ulaşmamız, bilgiye egemen olmamız, bilgiyi değerlendirip yeni bilgilere ulaşmamız, yani bu mücadelede görev alacak insan gücümüzü çok iyi yetiştirmemiz gerekmektedir.
İnsan gücümüzü iyi yetiştirmenin yolu da kendi köklerimize, kendi gelenek ve göreneklerimize ve bunlarla yoğrulmuş binlerce yıllık zengin kültür değerlerimize sımsıkı sarılmaktan geçmektedir. Kendimizi Türk Milli Kültür değerleri ışığında çok iyi yetiştirip milli niteliklerle karakterimizi teçhiz etmeliyiz. Yani milli bilinçle güçlenmeliyiz. Bu şekilde kazanacağımız milli şuur ve milli benlik ile günümüz küresel saldırılarına karşı durmamız ancak mümkün olacaktır.
Milli şuurlaşma ve milli benliğin kazanılması ise üç-beş günde kazanılacak bir husus değildir. Planlı, programlı ve disiplinli bir çalışma sonucu uzun vadede elde edilebilecek bir haslettir. Bu zaman dilimi son elli yılda Türk Toplumu üzerinde kültür emperyalizminin yarattığı derin çatlaklar göz önüne getirildiğinde en az 15-20 yıllık planlı bir gayreti kapsar.
Bununla birlikte halkımızın binlerce yıllık bilgi birikimi ve kültür kazanımları olduğu dikkate alındığında bu zamanın kısaltılması için tek çare vardır. O da ülke yönetimine ehil, inançlı ve liderlik vasfını haiz kişilerin getirilmesidir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu tip lidere en güzel örnektir. O, tamamen millet olma vasfını kaybetmiş ve her alanda teslim olmuş bir toplumla verdiği Kurtuluş Mücadelesini müteakip millet egemenliğine dayalı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni kurmuştur.
Bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk değerinde bir lider bulmak kolay olmayabilir. Ama O'nun fikir ve düşünceleri ile yoğrulmuş sayısız lider adayı genç, kendilerine görev verilmesini ve imkân tanınmasını beklemektedir. Bütün olumsuz gibi görünen şartlara rağmen geleceğimizen karamsar olmamıza hiç sebep yoktur.
O halde neler yapabiliriz;

- Öncelikle Türk milletine düşman olan ve bunu her fırsatta gösteren küresel güçlerin amaç ve saldırı yöntemlerini bilimsel metotları kullanarak doğru tespit etmeliyiz.

- Bu süreklilik gösteren küresel düşman unsurlara karşı tamamen kendimize ait milli mücadele yöntemlerimizi geliştirmeliyiz.

- Bilinçli ve bilgili kişiler olarak bilmeyenleri ve bu şekilde karşı tarafın piyonu olarak kullanılabilecek insanlarımızı bilgilendirmeli ve onlara oynanan oyun içindeki rollerini göstermeliyiz.

- Atatürkçü Düşünce Sistemini ve bu düşüncenin özünü teşkil eden aklın ve bilimin egemenliğini tek çıkar yol olarak ülkemizde hakim kılmalıyız.

- Atatürkçü Düşünce kavramını benimsemeli ve bir yaşam metodu haline getirerek her alanda uygulamalıyız.

2005'te Cumhuriyetin 82 inci yılını idrak ettik. Bugün Türk Milleti Gazi'nin gösterdiği hedeflere doğru bir hayli yol almıştır. Modern ve çağdaş bir dünya devleti olma yolunda da hızla ilerlemektedir. Şimdi gelinen noktada 1920'lerin 13 milyonluk Türkiyesinden çok ilerde olmamıza ve bütün gelişmişliğimize rağmen henüz Atatürk'ün idealindeki Türkiye'ye ulaştığımız söylenemez. Fakat bu durum ülkemize yönelik Psikolojik Harekât saldırılarına karşı koyamayacağımız anlamına gelmemelidir.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
28 Kasım 2005 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale