23 AĞUSTOS 2017 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Yoksulluk sınırındaki profesör maaşları
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 14 Ocak 2001 Pazar 

"İNSANLARI İSTEDİĞİ GİBİ KULLANAN KUVVET, FİKİRLER VE BU FİKİRLERİ TANIYAN VE GENELLEŞTİREN KİMSELERDİR."
(Mustafa Kemal Atatürk)

14 OCAK 2001 tarihli gazetelerin manşetten verdiği haber gerçekten dehşet verici;

"HOCALARIN İSYANI. ÜNİVERSİTE ÖĞRETİM ÜYELERİ ;TÜRKİYENİN BÜYÜK AYIBINI GÖZLER ÖNÜNE SEREREK ZAM İSTEDİ. 40 YILLIK HİZMET SÜRESİ OLAN BİR PROFESÖRÜN ALDIĞI 560 MİLYON TL. AYLIK YOKSULLUK SINIRINDAKİ 4 KİŞİLİK BİR AİLEYİ ANCAK GEÇİNDİRİR."

2001 Türkiyesinin bu utanç verici tablosu sadece bugünümüzü değil ülkenin geleceğinide her alanda menfi yönden etkilediğinden verdiği dehşet dahada ürkütücü boyutlarda oluyor.

Evet Bilim adamlarımızın içine düşürüldüğü utanç verici mali portre konusu sadece bilim adamlarımızı ve onların ailelerini ilgilendirmiyor. Türk Devletinin ve toplumumuzun geleceğini etkilediği için gündeme getiriyorum . Bıkmadan, usanmadan yazacağım. Yazmayan, anlatmayan, sebep ve sonuçlarını irdelemeyen aydınlarımızı bıkmadan bu sütunlarda kınayacağım. Sorun çözülene kadar sorunu gündemde tutmaya devam edeceğim.

Modern ve çağdaş dünyada ülkelerin gelişmişlik düzeyleri; o ülkedeki bilim adamlarının varlığına, bunların vasıflarına, ilmi araştırmalarının çokluğu ile bunların dünya insanlığına katkıları ile yakından ilgilidir.

Bilim adamı; fikir üreten ve bu fikirleri yaşadığı toplum ile birlikte tüm insanlığın yararına kullanılacak hale getiren kişidir.

Fikir üretmek öyle zannedildiği kadar kolay bir iş değildir...Durup dururken, bilimsel yeterlilikte alt yapı yokken fikir oluşturulamaz. Ülkemizde her zaman ön planda tutulduğu açıkça gözlenen emek üretimi fiziki beceri ve kabiliyet ister . Bu kabiliyet ise eğitimle kısa sürede kazanılabilir... Fikir üretimi ise fiziki beceriye ihtiyaç göstermez. Ama hazırlığı yıllarca süren bir bilgi ve kültür birikimini gerektirir.

Bilgi birikimi; okumakla, incelemekle, araştırmakla, kütüphane raflarını karıştırmakla, bol kitap tozu yutmakla kazanılır. Bu iş yıllarca planlı, proğramlı, özverili ve disiplinli bir çalışmayı öngörür. Bu süreç , zaman ile birlikte büyük bir sabır ve yeterli maddi imkana sahip olmayı gerektirmektedir.

Bilim para, özveri ve sabır ile olur. Yeni bir şey üreterek ülkenin kalkınmasına katkıda bulunacak bilim adamının günlük maddi sıkıntılardan arınmış ve sadece üzerinde çalıştığı bilimsel materyal ile ilgilenmesi ve bu ilgiyi kesintisiz bir şekilde devam ettirmesi lazımdır.

Örnek aldığımız ve yıllardır aralarına kabul edilmeyi beklediğimiz Batılı ülkeler; bugünkü gelişmişliğini ilme ve ilim adamına, yani ülkenin beyinlerine verdiği değere borçludur. Şurası daima hatırlarda tutulmalıdır ki; dünyada en zor yetişen ve bu yüzden en pahalı ve kıymetli varlık "İNSAN BEYNİ"dir.

Bugün toprakları üzerinde 40 ayrı egemen devletin bayrakları dalgalanan Osmanlı İmparatorluğu 600 yıllık hükümranlığını, bilime ve bilim adamlarına verdiği değere borçludur. Padişahlar ulemâ sınıfına daima saygı göstermişler, desteklemişler, onları hoş tutmuşlar, değer vermişler ve toplum içinde mümtaz bir yer almalarını sağlamışlardır.

20 yıl önce sayıları birkaç tane olan üniversitelerimizin sayısı bugün 72' ye ulaşmıştır.1.5 milyon gencimiz her yıl üniversite imtahanına girmektedir. Bu kutsal eğitim yuvalarından feyz alabilmek için gençlerimiz birbirleriyle olağanüstü bir yarış halindedir. Dinamik bir nesil ülkenin geleceğinin teminatı olarak güldür güldür gelmektedir. Bu nesil, okumanın ve daha çok okumanın kendileri için tek çıkış yolu olduğu bilincine ulaşmış bir nesildir.

Üniversitelerimizin sayısının artması önemlidir, fakat yeterli değildir. Ülkelerin kalkınması; ancak buraların gerçek birer ilim ve irfan yuvası haline getirilmesi ile mümkündür. Oysa bugün birkaç üniversitemiz dışında bu müesseselerin ilim irfan yuvası veya gerçek bir bilim merkezi olduklarını söylemek zordur.

4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının 500 milyon liraya dayandığı ülkemizde üniversite öğretim üyelerinin yüzde sekseninin bu sınırın altında maaş aldıklarını anlı-şanlı gazetelerimiz FLASH haberler olarak daima gündeme getiriyorlar. Başlıca görevi bilim yapmak, yani insanlık için bilgi üretmek olan profesörlerimiz bırakınız, ilmi araştırmaları için temel ihtiyaçlarını karşılamayı asgari medeni ihtiyaçlarını gideremez bir duruma düşmüşlerdir.

Profesörlerimiz beyinlerini, bilimdışı olarak geçim zorluklarını yenmek için kullanmak zorunda kalıyorlarsa, onların emirleri ve gözetimleri altında çalışan diğer bilim adamlarımızın yetiştirecekleri memleket evlatlarına verecekleri pek fazla şey olduğu söylenemez.

 * EVET. Memleketimiz güç şartlardan geçiyor... DOĞRUDUR.

 * Güç şartlarda milletçe kemer sıkmak zorunluluktur...BU DA DOĞRUDUR.

 * Ama zorlanan bilim adamımız; memleketin sadece şu andaki durumunu değil, geleceğini de zorlamaktadır... BU DAHA DOĞRUDUR.

Ülkemiz zengindir. Bile bile ve keyfen batırılan bankalara milyarlarca dolar ödenek ayırabilecek kadar zengindir... Zaten sayıları çok az olan bilim adamlarına mevkilerinin gerektirdiği medeni bir hayat yaşatmaya yeterli aylık kazancı sağlayabilecek ve bunun yanında ilmi araştırmaları için ek ödenek verebilecek kadar zengindir... Kanaatimizce kendilerine 560 milyon verilen bir Profesörümüz bugünkü ölçülerde asgari 1.5 Milyar Tl. maaş aylık alabilmelidir.

Bu meblağ siz sayın yöneticilerimiz tarafından fazla görülebilir. Fakat artık BIÇAK KEMİĞE DAYANMIŞTIR. Bu insanların maddi sıkıntıları bu şekilde devam ettirildiği takdirde; bilim yuvalarından kaliteli insan gücünün süratle kaçtığını göreceksiniz.
 
Önce yurtiçinde para getiren işletmelere yönelen BEYİN GÖÇÜ'nün giderek ülkeyi terk ettiğini de göreceksiniz.

Dünya üniversitelerine kaçırılan binlerce bilim adamımızın dünya insanlığına ışık tutacak sayısız yeniliğe imza attığına ve bulundukları ülkelerde nasıl el üstünde tutuldukları haberlerine günlük medyamızın kıytırık köşelerinde her gün rastlamak mümkün...

Ama siz sayın yöneticilerimiz; bu insanların neden bu başarıları kendi yetiştikleri ülkemizde beceremediklerini düşünmek dahi istememiyorsunuz. Belkide içinizden onları vatan hainliği ile suçluyorsunuz...

Sayın yöneticilerimiz ;

 - Lütfen biraz ufkunuzu açın... Kafanızı kaldırın ve ileriyi görün.
 - Milyarlarca liraya malettiğiniz değerli bilim adamlarınızı birkaç milyon lira daha fazla ödeyerek kazanmaya çalışan ülkelerin çabalarını görün ve bir kere daha düşünün...
 - Atatürk'ün istediği "Çağdaş uygarlık düzeyi üzerine çıkma" hedefine, bilimde en üst seviyeyi yakalamış gerçek bilim adamları ile ulaşabileceğinizi unutmayınız...
 - Yarın tarih önünde bunun ağır vebalini taşıyacağınını biliniz...
 - Tarihçileri; batıkları aklamaya milyarları bulabilen bir devletin, neden bilimadamlarını bilim yapmaktan uzak bir düzeyde tuttuğunun sebeplerini aramak ve yazmak zorunda bırakmayınız.
 - Güçlü Türkiye için herbiri birbirinden kıymetli tüm bilim adamlarına diğer ülkelerden önce siz sahip çıkınız... Onların bugüne kadar çıkmayan seslerine kulak veriniz... Yoksa çok yakında geç kaldığınızı göreceksiniz...
 - Gidenleri geri getirmenin hiç de kolay olmayacağını artık görünüz...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
14 Ocak 2001 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale