26 Şubat 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Ekümenik Rum Ortodoks Patrikhanesi
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Patrikhane bir fesat ve hıyanet ocağıdır! Bir fesat ve hıyanet ocağı olan ve memleketimize nifak tohumları eken, uyuşmazlıklar yaratan, Hıristiyan hemşerilerimizin huzur ve refahı için de uğursuzluğa ve felakete sebep olan İstanbul Rum Patrikhanesi’ni artık topraklarımız üzerinde bırakamayız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1923)

 8 Kasım 2005 Salı 

AB müzakereleri öncesinde ve başlayan müzakere sürecinde teslimiyetçi ve tavizkar bir politika izleyen Ak Parti yönetiminin bu davranışı küresel güçlere moral vermektedir.
Dış Politikayı ABD'ye, ekonominin yönetimini Dünya Bankası ile IMF'ye, İç politikayı da AB yönetimine teslim edip kendilerini de bunların emir ve talimatlarını yerine getirmekle yükümlü kıldıkları değerlendirmeleri basında daha sık dillendirilmeye başlanmıştır.
Bu tutumun meyveleri toplumda görülmeye başlanmıştır. Bugün vatandaşlarımız kendi devleti yerine etkili ve yetkili olduğunu gördükleri AB, ABD, Dünya Bankası ve IMF'yi doğrudan muhatap olarak almaya ve hareket tarzlarını buralardan gelecek talimatlara göre ayarlamaya başlamıştır.
İşte tehlikeli olan budur. Yani sosyal yaşantımızda halkın kendi yönetimine güvenini kaybetmesi ve dış güçlere güven eğiliminin tutum ve davranış değişikliği olarak başlamış olması en büyük tehlikedir.
Kanaatime göre Fener Rum Ortodoks Patrikhanesinin kendi topraklarımız üzerinde egemenliğini ilan etmeye ve kendi kanunlarına göre birilerini yargılamaya cüret etmeleri de bu tutumun bariz bir neticesidir.
İstanbul'u işgal edilmiş Hıristiyan toprakları olarak görüp 552 yıldır Müslüman Türklerin kontrolünde olmasını kabullenemeyen Hıristiyan âleminin bugün gelinen durumdan çok memnun oldukları bir gerçektir.
Çünkü onlar Bizans'ı diriltmenin gayret ve çabası içindedirler. Onlar, Bizans'ın hamisi ve günümüzdeki temsilcisi olarak Fener Rum Ortodoks Patrikliğini görmektedirler. Roma'daki Vatikan Devleti örnek alınarak Patrikliği Ekümenik bir hale getirip onlara da müstakil bir devlet sıfatı verdirerek "Türkiye'nin bu en önemli merkezini içerden ele geçirebilir miyiz?" hedefi yönünde çalışmaktadırlar.
Birbiri arkasından gönderilerek bütün yurt sathına yayılan papa destekli misyonerler eliyle halkımız kandırılıp Hıristiyanlaştırılırken, Rum Ortodoks Patrikliği vasıtasıyla da bir başka baskı sistemi uygulanmaya, ülkemiz iki koldan kuşatılmaya çalışılmaktadır.
Bu durumda;

- Devletimiz yetkili organlarınca bu tehdit iyi algılanmalı ve Fener Rum Ortodoks Patrikhanesinin Rum cemaatinin dini temsilcisi olma dışında sıfatının bulunmadığı Patriğin kendisine ve onu ekümen olarak gören çevrelere anlayacağı dille resmen tebliğ edilmelidir.

- Patrikhanenin yurtdışı temas ve gezileri kontrol altına alınmalı,

- Dışarıdan maddi destek alması engellenmeli,

- Patrikhanenin izinsiz uluslararası toplantı düzenlemesi önlenmeli,

- Sen Sinod meclisindeki altı yabancı uyruklu din adamının görevine son verilerek derhal yurt dışına çıkmaları istenmelidir.

- Patriğin Türk vatandaşı olması kıstası ise mutlaka korunmalıdır.

Bunlar yapılmadığı takdirde yakın bir gelecekte yurtdışından (ABD veya Yunanistan' dan) atanacak herhangi bir Patriğin emir ve komutasına verilecek üç yüz milyon kadar Ortodoks'un yönetileceği ikinci bir Vatikan Devleti içimizde kurulacaktır. Kendi hukukunu da birlikte getirecek olan bu yeni devletin hiçbir hareketine müdahil olmamız mümkün olamayacaktır..
Bu gelişmeler sonucunda başta ABD olmak üzere dünyayı yöneten küresel güçlerin elinde Müslüman Türkler ile birlikte bütün İslam dünyasına karşı yürütülen Haçlı saldırıları artacaktır. Bunun izleri şimdiden belli olmaya başlamıştır.
Konu ile ilgili olarak Fener Rum Patrikhanesi ile AP Hıristiyan Demokratlar-Avrupa Demokratları Grubu'nca İstanbul'da düzenlenen konferansta konuşan İstanbul - Fener Rum Patriği Bartholomeos'un sözlerini bir kere daha hatırlayalım;

*** Türkiye laik, dinler arası ayrımcılık uygulanmayan bir ülke. Ruhban Okulu'nun, topraklarında bulunması bir şeref olacaktır.
*** AK Parti yönetimi ile aramızda diyalog yoktur.
*** Heybeliada Ruhban Okulu, üniversite düzeyinde bir okul değildi. O zaman özel üniversite konumuna dahil edebilirdik. Buradan mezun olanlara biz bir diploma veririz. Bu diploma, lise sonrası bir senelik eğitim aldığını belgeler. Bu nedenle de, Heybeliada Ruhban Okulu'nun üniversite seviyesine sokularak kapatılması hatadır.
*** Hukuki bir kişiliğimiz olmalıdır. Gayrimenkul edinme hakkımız yok. Bu durumda olan başka bir vakıf bilmiyorum. Ekümenik sıfatını da kullanmıyoruz. Bazı kesimlerin ekümenik sıfatına alerjisi var. Sanki yüzyıllardır yaşadığımız bu topraklara karşı kullanacağımız sanılmakta.
*** Hükümetten daha fazla anlayış bekliyoruz. Daha önceki patrikler ekümenik unvanını kullandılar. Ben seleflerimin devam ettirdiği geleneğin temsilcisiyim.
Ayni toplantıda konuşan Avrupa Parlamentosu Hıristiyan Demokratlar Grubu Başkanı Hans - Gert Poettering, Patriği şu sözleri ile desteklemiştir;

*** Hıristiyan kiliseleri ve Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılması çağrısında bulunuyoruz. Çünkü bunlar tek taraflı olarak kapatılmıştır. Ruhban Okulu açılmazsa Batı Avrupa'da İslam fobisi artabilir.

*** Bugün burada ekümenik patriğin davetlisi olarak bulunmaktan mutluluk duyuyorum. Biz Patrikhane' nin İstanbul'da bulunmasına önem veriyoruz ve ekümenik patrik Avrupa'nın temsilciliğini yapmaktadır. Bu durum Türkiye'nin uluslararası arenadaki beklentileri için de yararlı olacaktır.

*** Heybeliada Ruhban Okulu 1971 yılında Türk yetkililer tarafından kapatılmıştır. Türkiye' deki Hıristiyanların kendi dinlerini öğretme ve eğitme imkanı bulunmalıdır. Heybeliada Ruhban Okulu bunun için vardır. Türk halkı ancak bu şekilde Müslüman olmayan AB'yi tanıyabilecektir."

Sonuç olarak;
Fener Rum Patrikhanesi yasaklanmış olmasına karşın siyasal etkinliklerini din maskesi altında sürdürmektedir. Patrikliğin son siyasal etkinlikleriyle Türkiye'yi bölmeye yönelik ittifakın içinde olduğu değerlendirilmektedir. Nitekim AB kanalıyla gelen isteklerle Türkiye'ye, devleti ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ilkesi aleyhine kararlar alarak Anayasa, yasa, tüzük ve yönetmeliklerde değişiklikler yapması dayatılmaktadır.
Konu son derece hassastır. Her şeyi ile bir Türk Kurumu olan Patrikliğin yüzyılın başından beri Yunanistan'ın Megal-i Ideası doğrultusundaki hedefleri destekler şekilde hareket etmesini Türk kamuoyu yakından bilmekte ve tasvip etmemektedir.
Konunun acilen TBMM çatısı altında ele alınarak bu gidişe artık dur denilmesi zamanı gelmiştir..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
8 Kasım 2005 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale