22 ŞUBAT 2017 ÇARŞAMBA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanlarımızı saygıyla selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Yeni Türkiye'nin takip edeceği siyaset, belirsiz ve keyfi olamaz. Bizim siyasetimiz, mutlaka milletin kabiliyet ve ihtiyacıyla mütenasip olacaktır. Artık yeni Türkiye'nin devlet siyaseti, milli sınırları dahilinde egemenliğine dayanarak bağımsız yaşamaktır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1923)

 1 Kasım 2005 Salı 

"Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu" kamuoyunda adı çok sık duyulan önemli bir finans denetim kuruluşudur. Yıllarca varlığı hissedilmeyen bu kuruluş birbiri ardınca batırılan bankaların denetimini devraldıkça yönetimi içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Milletin hakkını korumak için kurulan bu kuruluş giderek milletin sırtına yük olmaya başlamıştır.
Batan banka sahiplerinin pek çoğu bankacılık hizmetini diğer işkollarının yanında ek bir görev olarak gördüklerinden batan bankaları ile birlikte bu iş adamlarının bütün iş yerlerine de TSMF tarafından el konulmuştur.
Bu durum ülkede sürdürülen IMF destekli ekonomik politikalarına oldukça ters bir durum yaratmıştır. Devlet bir yandan elindeki bütün kazanımlarını ÖZELLEŞTİRME adı altında teker teker başkalarına devrederken, bir yandan da TMSF kontrolüne aldığı şirketlerle devlet ekonominin her alanında ( ve hatta hiç olmaması gereken alanlarda) yer almaktadır. Bu konu o kadar ileri boyutlara ulaşmıştır ki, son günlerde gösterime giren "DÖNGEL KÂRHÂNESİ" isimli sinema filmine dahi konu olmuştur.
Bu filmde devletin kontrolüne alınan genelevin yönetiminde meydana çıkan garip durumlar konu edilerek, bir bakıma TMSF uygulamaları hicvedilmektedir.
TMSF 'nin görevleri arasında yer alan aşağıdaki maddenin uygulaması ile bu kurum altından kalkamayacağı işlerin altına girmiş ve içinden nasıl çıkılacağını bilemez duruma düşüp adeta kilitlenmiştir.
Madde aynen şöyledir;
" - Hisseleri kısmen veya tamamen Fona intikal eden bankaların; yönetim ve denetimini doğrudan ya da dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarından, bu ortakların yönetim ve denetimini doğrudan ya da dolaylı olarak tek başına veya başkalarıyla birlikte elinde bulundurdukları şirketlerden ve iştiraklerinden, yönetim ve denetim kurulu üyeleri, genel müdür ve yardımcıları, kredi komitesi başkan ve üyeleri ile imzaları bankayı ilzam eden memurları ve bunların eş ve çocuklarından olan alacaklar ile hisseleri Fona intikal eden diğer bankaların bunlardan olan alacaklarından Fon tarafından devralınanlar ve Kanunun 15 inci maddesinin (7) numaralı fıkrasının (b) bendinde belirtilen kişilere ait olup Fon tarafından devralınanlar dâhil her türlü alacakları ile ilgili olarak borçlu aleyhine 2004 sayılı Kanun hükümlerine göre başlatılmış bulunan takipler ile alacağın tahsiline yönelik davalara kaldığı yerden devam edebileceği gibi, takibi devam ettirmekten ve/veya davanın takibinden sarfınazar ederek devraldığı alacağın kaldığı yerden 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsiline de karar vermek,"
Aslında bu fonun idaresi, yüklendiği ağır hizmetler dolayısıyla çok güçtür. Pek çoğu ülkemizin sayılı zengin ailelerinin oluşturduğu büyük holdinglere ait bankalar dolayısıyla holdingin bütün yönetimi doğrudan TMSF' na intikal etmektedir.
Aile fertlerinin yönetiminde yıllarca süren çabalarla bir yerlere gelen şirketlerin dışarıdan atanan memurlarla idare edilmesi ve bu şirketlerin yeniden kâra geçirilerek mevcut borçlarının ödenmesi fiilen mümkün değildir.
Devletin elinde bulunan Kamu İktisadi Teşekkülleri devlet memuru zihniyeti ile yönetildiğinden başarılı olamayıp ziyan ettiklerinden yok pahasına özelleştirme adı altında elden çıkartılmaktadır.. Buna rağmen, tam tersi bir uygulama ile sahipleri ve hissedarları tarafından yönetilen tamamen kâr amaçlı şirketlere devlet el koyarak başına dışarıdan bu işlerden anlayıp anlamadığı şüpheli bürokratları atamaktadır.
Kanaatimce bu altından kalkılamayacak ve devleti çıkmaza sürükleyen boş ve bir kısır döngüdür. Bu konudaki kanuni mevzuatı çıkartanlar herhalde bugün geldikleri çıkmazı hayal dahi edememişlerdir.
Kurumun içinde bulunduğu açmazı gösteren aşağıya aldığım bir gazete haberi olayın vahametini bütün yönleri ile ortaya koymaktadır. Buna rağmen Müzakere Basını olarak nitelendirilen basın-yayın organlarımızda konuya ilişkin doyurucu hiçbir haber ve yorum yer almamıştır.. Malatya'daki çocuk yuvasında meydana gelen bakıcı dehşeti ise konunun üzerinin örtülmesine vesile teşkil etmiştir.
Şimdi bahsettiğim bu haberi hatırlayalım;
"Sayıştay, Hazine'den 49.3 milyar dolarlık borcunu ödeyemeyeceği belli olan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) el koymasını ve hacze gitmesini istedi. Önerilen yöntem TMSF'nin, mallarına el koymak suretiyle banka batıranlara yönelik uyguladığı 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'un Hazine tarafından TMSF 'ye uygulanması anlamını taşıyor..
Sayıştay Genel Kurulu 2004'e ilişkin Hazine İşlemleri Raporu'nu onayladı. Raporda Hazine'nin Haziran 2005 sonu itibarıyla TMTF'den 49.3 milyar dolar alacağı bulunduğu ve 16.5 milyar dolarlık kısmının vadesinin geçtiği belirtilerek şöyle denildi;
'Kamu Finansmanı Kanunu'nda vadesinde ödenmeyen Hazine alacakları için 6183 sayılı Kanun'un uygulanacağı hüküm altına alınmış olmasına rağmen bugüne kadar alacağını zamanında ödemeyen TMSF hakkında yasanın bu amir hükmü uygulanmamıştır. Oysa başta belediyeler olmak üzere aynı duruma düşen diğer borçlu kuruluşlar için bu süreç gecikmeksizin işletilmektedir.'
TMSF'nin Hazine'ye yükümlülüklerini tamamen yerine getiremeyeceğini açıkça beyan ettiğine dikkat çeken Sayıştay, TMSF hesaplarına atıfta bulunarak Hazine'ye yapılabilecek ödemelerin 2014'e kadar 6.6 milyar dolarla (toplam alacağın yüzde 13'ü) sınırlı kalacağını vurguladı.
Sayıştay Hazine'den TMSF'nin gelir ya da varlıklarına el konulmasını isterken pratikte bunun uygulanamayacağı belirlendi. "Hazine TMSF'nin neyine el koysun" sorusuna yanıt vermeyen Sayıştay'ın Hazine'yi tahsilâtta pasif kalmakla eleştirmesi de dikkat çekti. TMSF'nin el konulan bankalardan devraldığı aktiflere (şirketler, gayrimenkuller vb.) Hazine'nin el koymasının TMSF'yi işlevsiz hale getireceği bildirildi.
6183 sayılı yasa Devletin tüzel ya da gerçek kişilerden olan alacaklarının tahsilinde izlenecek usulleri belirleyen 6183 sayılı Amme Alacakları Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine göre borçlu kimse ya da kurum, borcunu ödemediği süre boyunca takip altında kalıyor ve malları haczediliyor. Kurumlar için uygulama, Hazine'nin yönetime el koymasını gerektiriyor."
Görülen manzara devletin elindeki en önemli bir denetim organı olan TMSF'nin artık fiilen iflas ettiğidir. Acilen köklü bir değişikliğe ve yeniden yapılanmaya ihtiyacı olan bu kuruluşun bugünkü mevzuatı ile kaldığı sürece daha da batacağı kesindir.
Sonunda bütün zararlarının her zaman olduğu yine milletin sırtına yükleneceği bilinmeli ve gecikmeksizin tedbir alınmalıdır..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
1 Kasım 2005 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale