24 ŞUBAT 2017 PERŞEMBE

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanlarımızı saygıyla selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Ahıskasız Ahıskalı
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Komşuları ile ve bütün devletlerle iyi geçinmek Türkiye siyasetinin esasıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1930)

 30 Eylül 2005 Cuma 

Bu cennet vatanda bin yıldır birlik ve bütünlük içinde yaşayan Kürt Türkleri üzerinde döndürülen oyunların giderek arttığı bir dönemde yaşıyoruz. Büyük ve güçlü Türkiye'nin varlığından rahatsız olan küresel güçlerin kışkırtması ile bazı gafil vatandaşlarımız bu coğrafyada bölünmüş ve küçük parçacıklara ayrılmış bir sahte cennet vaadi ile kandırılarak doymak bilmeyen azgın sömürgecilerin oyunlarına alet oluyorlar. Eti tırnaktan ayırmak için bin bir çaba harcıyorlar.
Vatanı olup, bu vatanı kaybetmek için mücadele eden Kürt kardeşlerime, vatanları zorla ellerinden alınarak topraklarını terk eden ve şimdi yeniden vatanlarına dönmek için gayret gösteren Ahıska Türklerinin dramını doğrudan yansıtan bir şiir sunarak kendi vatanlarından ve öz kardeşlerinden kopartılmak isteyen Kürt kardeşlerimi uyarmak istiyorum. Bizim bölünmeye değil, bilakis ülkemiz üzerindeki emperyalist güçlere karşı dün olduğu gibi bugünde şehit kanı ile suladığımız bu toprakları bütün halde tutmaya şiddetle ihtiyacımız var.
İnternet kanalı ile bana ulaştırdığı şiirinde bakın vatan hasreti ve özgürlük ile ilgili duygularını nasıl dile getirmiş Ahıskasız Ahıskalı kardeşim;

EY KALEM

Ahıska Türküne çıkmak için arka,
Dediler bu zülüm dokundu çarka,
Altmış yıl sürgünde sürünen halka,
Meclisten bir kanun çıktı ey Kalem.

Iğdır'a yüzelli tütün yerleşti,
Ayrılan gönüller orda birleşti,
Proje bitmeden işler karıştı,
Bu olay canımı sıktı ey Kalem

Çocuğum Rusya'da Türk gibi doğdu,
Buraya gelince Yabancı oldu,
Komiser Türklüğün belgesin sordu,
Bu soru dünyamı yıktı ey Kalem !

Oturma iznini gönülsüz verdin,
Çalışma hakkını bahşetmez dedin,
Dilenci değiliz bunu derk edin !!!,
Bu yolda izimiz yoktur ey Kalem

Sizler oralarda lazımsız dedin,
Bayrak olayında darbeyi yedin,
Al Bayrak benimdir iade edin,
Hasreti kalbimi yaktı ey Kalem.

Bizi eriterek etmek için viran
Gavurlar bıkmadı, çalıştı her an
Yene de bu halkım olmadı IVAN
Sınavdan yüzü ak çıktı ey Kalem

Krosnodor bölgesi Rastov- Donu,
Bitmiyor burada çilenin sonu,
Bu feryat mecliste olmuyor konu,
Halkım beklemekten bıktı ey Kalem.

ABD bu işi bir fırsat bildi,
Sivil örgütüyle Rusya'ya girdi,
Mehmedi beklerken Coniler geldi,
Bu durum umudu yıktı ey Kalem.

Gittiğim ülkenin dilini bilmem,
Camiden çıkıp ta Kiliseye girmem,
Ona kavuşmadan inan ki ölmem,
Türkiye Gönlümün Bahtı ey Kalem.

Adem der kalemim bir beni dinle,
Bu işler yürümez nefretle kinle,
Bir milim alamaz gelseler binle,
Türkiye Türklüğün Tahtı ey Kalem.

Ahıskasız AHISKALI

Benim baba tarafım Ahıska'lı. Dayanılmaz hale gelen Rus mezaliminden cennet misali toprakları terk ederek önce Erzurum'a bilahare buradan da İstanbul- Sarıyer, Rumeli Kavağı'na göç etmişler. İki yüz yıla yaklaşan bir hasretlik aile büyüklerinden menkıbelerle nesilden nesile aktarılarak bizlere de ulaştı.
Ahıska Türkleri Anadolu'da yaşayan diğer Türk boylarından çok farklı. Diğer Türk boyları Orta Asya'dan yani doğudan gelip bu toprakları vatan yaparken, Ahıska Türkleri Anadolu'dan doğuya giderek o toprakları vatan yapmışlar. Bu vatan bugünkü Gürcistan sınırları içinde kalan AHISKA ve AHILKELEK şehirlerinin bulunduğu bölge.
Ahıska Türklerinin kötü günleri 1876-77'de Osmanlı-Rus Harbi başlıyor. 93 harbinden sonra Rusların zulmü ile birlikte Ahıska bölgesinden Anadolu'ya göçler artıyor. 1921'de Türkiye-Sovyet Rusya arasındaki Moskova Anlaşmasıyla 5 ilçe Ruslara bırakılıyor.
Komünizmin gelişinden sonra Ahıska'da sıkıntılar iyice artıyor. Sindirme politikaları, sürgünler, önde gelen kişileri suçlamalar, Sibirya'ya gönderme, ya da öldürme. Kimse hakkını arayamıyor. Baskı ve şiddet artarak devam ediyor. İkinci Dünya Harbinde eli silah tutan genç-yaşlı bütün Ahıska erkekleri askere alınıp batıya Alman Cephesine gönderiliyor. Toplu sürgünler İkinci Dünya Harbi sonrasında başlıyor. Sürgün olmak ve sürgünde yaşamak artık Ahıska Türk'ünün değişmez kaderi oluyor.
14 Kasım 1944'de çok soğuk bir kış akşamında seksen bin Ahıskalı Türk kadın, çocuk, yaşlı, genç demeden evlerinden ayrılığa zorlanıyorlar. Trenlere, üstü açık vagonlara dolduruluyorlar. Anneler, çocuklarından gelinlerinden ayrı vagonlarda kalıyor, bir araya gelmelerine izin verilmiyor. Tıka basa dolu vagonlardaki yolculukta ilk mola üç gün sonra veriliyor. Tuvalet olmayan vagonlarda insanlar ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor. Günlerce sürüyor bu insanlık dışı rezil yolculuk. Bu yolculukta yirmi bin masum insan hayatını kaybediyor. Sürgünün bilinen tek sebebi ise, bu insanların Türk olmaları ve Türk kültürüne bağlı kalarak kendi aralarında büyük bir dayanışma göstermeleriydi.
Almanya'da savaşanların çoğu ölüyor, evlerine sağ dönenler ise kimseyi bulamıyor. Bunlardan pek azı ailesine kavuşuyor. Orta Asya'ya sürgün edilenler Türk Cumhuriyetleri içinde küçük gruplar halinde dağıtılıyorlar. Yerli halka baskı yapılıp Ahıskalılarla temas etmeleri yasaklanıyor. Ayrıca bunların yerleştikleri yerler 'olağanüstü hal bölgesi' ilan edilip tam 12 yıl bir köyden diğer köye gitmek dahi men ediliyor. 2'şer-3'er aile dağıtıyorlar her tarafa. Bu baskılar Ahıska Türkünün yaşam mücadelesini kamçılıyor ve onların birbirlerine ve kültürlerine daha sıkı sarılmalarına etken oluyor.
1944 büyük sürgününün devamı 4 haziran 1989'da geliyor. SSCB dağıldıktan sonra Rusya'nın marifetiyle Özbekistan'da Fargane vadisinde çıkan olaylarda yüzden fazla insan öldürülüp, binden fazla ev yakılıyor. Ve sonunda Özbekistan'daki 70 bin Ahıska Türk'ü yeniden yollara düşürülüyor. Her bir aile bir tarafa savruluyor. Rusya'ya, Ukrayna'ya, Azerbaycan'a dağıtılıyor.
Bugün merkezi İstanbul'da bulunan "Ahıskalılar Vakfı" ülkemizde kırk bin civarında olduğu sanılan Ahıska Türklerini kucaklamaya çalışıyor. Vakıf kendi çabaları ile; Dünya genelinde sürgünde bulunan bütün Ahıskalılar'ı bir araya getirmek, dertlerine çareler aramak, maddi ve manevi yönlerden destek olmak için üstün bir gayret gösteriyor.
Peki devletimiz Ahıska Türklerinin sorunlarına nasıl bakıyor?
Devletimiz ne yazık ki Ahıskalılara, Telafer'de, Kerkük'te, Bosnada, Kosova'da yani dünyada yaşayan diğer Türklere baktığı gibi bakıyor. Özetle bakmıyor ve tanımıyor bile.
Onlara sahip çıkmanın çok basit olduğundan, onların yaşadıkları topraklarda kültürlerinin muhafazasını desteklemekle Türkiye'nin gücünün artacağından ilgililerin haberi dahi yok.
Ben saygı ile selamlıyorum Ahıskasız Ahıskalı Türk kardeşlerimi...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
30 Eylül 2005 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale