25 Kasım 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Aydınların (!) hıyaneti bu ülkenin kaderi olmamalı
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir hal alır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1931)

 26 Eylül 2005 Pazartesi 

Türkiye gündemi Semra hanımın Ata Türk'ünün ölümünden sonra bir başka garip olaya kilitlendi. Yeni gündem; "ERMENİ KONFERANSI". Kamuoyunun haklı tepkisi ile Mayıs ayında yapılması gerekirken 23-25 Eylül'e ertelenen ve bu defa da Mahkeme kanalı ile Boğaziçi Üniversitesinde yapılması durdurulan Ermeni Konferansı şimdi Bilgi Üniversitesinde yapılıyor..
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün başlığa koyduğum tarih ile ilgili sözleri bugünleri görerek söylenmiş olsa gerek. Kendilerine Aydın ve Bilim adamı sıfatı verilmiş bir takım kişiler "Demokrasi ve Üniversite Özerkliği" adı altında kendi devletine, milletine ve tarihine küfretmek ve geçmişini aşağılamak için "ERMENİ KONFERANSI" düzenliyor. Ve bu konferansa konuşmacı olarak tek özelliği bu ülkeye içerde ve dışarıda kötülemek olan kişileri özellikle çağırıyor.
Sözde bu seçilmiş kişiler; Devletin resmi politikasının dışında görüşü olan kişilermiş ve Ermeni Soykırımı hadisesini bilim adına bunlar ortaya koyacakmış.
Türkçede "Özürü kabahatinden büyük" şeklinde bir söz vardır. Bu söz de her halde bu gibi kendini bilim yapıyor sanan insanlar için söylenmiştir. Bu garip kafalar eğer gerçekten bilim adamı olsalardı, tarihin, tarih bilimi yapan tarihçiler tarafından tamamen belge ve dokümanlara dayanarak bilimin tarafsız gözü altında yazıldığını bilirlerdi.
Art niyeti olmayan ve hıyanet maksadı gütmeyen hiçbir bilim adamı tarihi gerçekleri saptıramaz. Eğer gerçeklerin dışına çıkarsa zaten bilim adamı olamaz. Yani, bunların yaptıkları baştan sona yanlış. Kanaatimce tarihimizde pek çok kez karşılaştığımız AYDIN(!) hıyanetlerinden birini daha yaşıyoruz.
Dünyanın hiçbir yerinde her ne sebeple olursa olsun kendi milletine ve tarihine küfretme, aşağılama ve hainlik yapmanın bilimsel gerekçesi olmamıştır. Olamaz. Örneğine hiç rastlanmayan bu hıyaneti de sanırım ilk defa biz gerçekleştiriyoruz..
Ayrıca bu konferansın yeniden yapılmasında Başbakanın ve bazı bakanlarında desteği oluyor. Bunun gerekçesini anlayabilmek hiç mümkün değil.
Bu konferans neden bu kadar tepki alıyor, gerçekleşmeden, sunulan tebliğler incelenmeden, tartışmalar izlenmeden böyle bir tepki gerçekçi olabilir mi? sorusu ilk anda kafalara takılıyor.
Bana göre bu tepkinin olması çok doğal. Çünkü konuşmacılar devlete kafa tutmayı demokrasi ve bilim olarak gören kişilerden özellikle seçilmiş. Konferans davetiyesinde de bu toplantıdan nelerin çıkacağı açıkça belli oluyor.. Yani "Görünen köy kılavuz istemiyor"
Osmanlı Devleti'nin ve dolayısıyla Türkiye'nin sözde Ermeni soykırımı yaptığını iddia edenler bizim vergilerimizle çalışan bir öğretim kurumumuzda toplanıyorlar. Hazırlayıcı ve konuşmacıların arasında kamuoyunun yakından tanıdığı ve Diaspora Ermenileri sözcülerinin söyledikleri görüşleri benimseyen Ermeni Tezi savunucularının bulunması dikkatlerden kaçmıyor..
Bilindiği gibi Türkiye uluslararası alanda Ermeni Soykırımı hadisesinin olmadığını mevcut arşiv belgelerini dünyanın hizmetine sunarak büyük bir açıklıkla ortaya koyarken, Türkiye'de belli bir çevre ısrarla Ermeni Soykırımının yapıldığı ileri sürerek Türkiye'nin soykırımı kabul etmesi istiyor. Bu davranış ile Türkiye'nin soykırımı kabul etmesi için parlamentolarından karar çıkartan 16 ülkenin yapmak istediğini bu defa biz kendi kendimize yapmış oluyoruz.. Bu şekilde diğer ülkelere de kullanacakları bir koz veriyoruz..
Ve bunu bilimsel gerçek adına yaptığımızı ilan ediyoruz.. Ama Atatürk'ün kurduğu Türk Tarih Kurumundaki değerli bilim adamlarının çalışmalarını bilimsel kabul etmiyoruz.. Pes doğrusu...
İşte davetiyeden birkaç bilgi;

"- Konferansın Başlığı:"İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri; Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları."
- Hazırlık Komitesi: Bilgi, Boğaziçi ve Sabancı Üniversitelerinden; Murat Belge, Halil Berktay, Selim Deringil, Edhem Eldem, Hakan Erdem, Çağlar Keyder, Cemil Koçak ve Akşin
- Konferans düzenleyicilerine göre: 1915'in üzerinden doksan yıl geçmiş olduğu bugün, ülkemizin tarihindeki bu trajik olay konusunda, doğrudan doğruya Türkiye'nin kendi bilim ve düşünce insanlarının, resmî tezlerden farklı seslerini topluca yükseltmeleri, katkılarını ortaya koymaları zamanı gelmiş bulunuyor. Büyüyen, dünyaya açılan ve kendi içinde çeşitlenen Türkiye toplumunun, asla küçümsenmeyecek nicelik ve nitelikte bir özgür ve eleştirel düşünce birikimi var.

Bu birikim, tarihçi, sosyal bilimci, edebiyatçı, yazar, yayıncı, hukukçu, gazeteci ve bağımsız aydın çevreleri boyunca yayılıp derinleşiyor, şimdiden oldukça geniş bir yelpazeyi temsil ediyor ve artık kendi sesini duyurmak, özgür ve özerk bir düşünce kuşağı olarak rüştünü ispatlamak istiyor."
Kanaatime göre isimlerinin başında akademik unvanlar taşıyan bir kısım insanlar sözde bilim adına ülkeyi altından kalkamayacağımız bir çıkmaza sürüklüyorlar.
Kendilerine tarihçi diyen birtakım kalabalıklar Ermeni Soykırımı konusunda ortaya konulan arşiv belgelerini "RESMİ TARİH" diye adlandırarak son derece saçma bir anlayış ile karalamaktadırlar. Bu şekilde güya demokrasi ve bilim adına Türkiye'ye, Türklük düşmanlarının tezlerini kabul ettirebileceklerini düşünüyorlar. En azından konulara tam vakıf olmayan saf ve bilgisiz halk kesiminin kafalarını bulandırıyorlar
Üstelik kendine bilim adamı sıfatı yakıştırmış bu kalabalık şer düşüncelerine bilim yuvalarımızı da ortak ederek üniversitelerimizin adını lekeliyorlar.
Ben bu ülkede YÖK diye bir kuruluşun ne işe yaradığını iyice merak etmeye başladım. İlk ertelemeyi olumlu bulan YÖK'ün bu defa konferansa destek vermesi çok düşündürücü.
YÖK yetkililerini göreve davet ediyorum..
Lütfen, bu konferansın davetiyesinde yer alan ifadeleri kanununuzun "Amaçlar ve İlkeler" maddelerine göre gözden geçirin, orada bilim adına yapılan hıyaneti göreceksiniz.. Bu durumda bilimsel özerklik adına yapılan bu cinayeti durdurmak sizlere düşer..
Ben bir tarihçiyim. Genelkurmay Ask. Tar. ve Str. Etüt Başkanlığı Türk Askeri Tarih Komisyonu Genel Kurul Üyesi olarak konulara az çok vakıfım. Bir bilim adamı olarak Bilgi Üniversitesi çatısı altından 24-25 Eylül 2005 toplantılarını bu ülke insanına yapılmış ağır hakaret olarak kabul ediyorum.
Bu davranışın ne yurtdışındaki Ermeni Diasporasına, ne zavallı durumdaki Koçaryan'ın Ermenistan'ına yararı olamaz.. Hele asırlardır bir arada yaşadığımız ve artık her alanda kaynaştığımız Türk Ermenilerine de hiçbir katkısı olmayacaktır..
Bunun bir tek yararı vardır. Necip milletimiz, dostunu ve düşmanını bu şekilde daha iyi tanımış olacaktır..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
26 Eylül 2005 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale