29 Mayıs 2017 Pazartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Adam utanmadan "Atatürk'ün resimlerini kaldırın" diyor...
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Bütün bu şartlardan daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1927)

 25 Eylül 2005 Pazar 

Avrupa Birliğine girme sevdası ile ülkemizi adeta Avrupalı sömürge kafalılara teslim edecek duruma düştük. 10-15 yıl sonra ne olacağı bilinmeyen bir birliğe zamanı belli olmayan bir tarihte girmek uğruna her türlü egemenliğimizi teslim eder bu duruma hızla sürükleniyoruz.
Güney sınırlarımızda Irak toprakları içinde fiilen Federal bir Kürdistan oluşumunu destekleyen küresel şer güçler, şimdi de bu devletin Türkiye'deki büyük kısmının bağımsızlığı için var güçleri ile çalışmaktadırlar.
Biz milletçe tam bin yıldır bu topraklarda egemen olmanın tek yolunun uniter bir yapı içinde bulunmak olduğunu biliyoruz. Ve bu uniter yapının güçlendirilmesine çaba harcıyoruz.
Buna rağmen bir dünya devletinden Anadolu'ya sıkıştırılan Türk Milleti; şimdi de elde kalan bu son vatan topraklarının bölünüp parçalanması ve küçük küçük lokmalar haline getirilip tarihten silinmesini hedef alan vahşi saldırılarla mücadele etmektedir. Bu tehlikeyi önceden görüp ilgilileri uyaranları, vehimle suçlayarak "komplo üreten paranoyak kişiler" olarak nitelendiren satılmış beyinlerin tarihten hiç ders almadıklarını görmekteyiz.
Evet tespitimiz budur; Bugün T.C.Devleti alenen ve büyük bir cüretle AB ile ABD 'den yönlendirilen gayretlerle bölünüp parçalanmak istenmektedir. Bu istekler AB yolunda ilerleme verilen tavizler devam ettikçe dozunu arttırmaktadır.
Meydan o kadar boştur ki ? Ve ülkemiz o kadar sahipsizdir ki; bölücü örgüt tarafından kan gölüne çevrilen ülkemize Avrupa'dan herhangi bir nedenle gelenlerin Başkent Ankara'dan sonra ikinci durakları Kürdistan'ın başkenti olarak tanımladıkları Diyarbakır'a uğramak oluyor ve bu iş artık çok olağan kabul ediliyor.
Bu arada PKK'ya yardım ettikleri sabit olduğundan 10 yıl hapiste yatan Leyla ZANA Hanım ve arkadaşları ile Diyarbakır Belediye Başkanı'nın özel olarak ziyaret edilmesi de gelen misafirlerimizin (!) gündeminde mutlaka yer alıyor. Ve devletimizin yöneticileri bu olayları son derece normal bir durum olarak görüyor ve en ufak bir tepki göstermiyorlar.
Bin yıldır iç içe yaşadığımız ve kaynaştığımız Kürt Türklerini anavatandan ayırmak için yapılan dış destekli çalışmalar başta Doğu ve Güneydoğu halkı olmak üzere 35000 insanımızın canına mal oldu. Ülkemiz azgın teröristlerin at oynattığı kanlı bir arenaya döndürüldü. Anarşi ve terörü önlemek için milyarlarca dolarımız heba oldu. Ekonomimiz bugün içinden çıkamayacağımız borç batağına sürüklendi. Ve biz hâla oynanan oyunlara gözümüzü kapatmaya devam ediyoruz. Şer güçleri görmemekte direndiğimiz gibi onların etkili çalışmalarını kolaylaştıracak ortamı hazırlıyoruz...
Bu durumun oluşmasında devlet bürokrasisinin iyi çalışmamasının yanında yöneticilerimizin dışarıya verdiği tavizler ile gösterilen aşırı müsamahanın önemli katkısı vardır. Bilerek veya bilmeyerek devlet makamını işgal eden kişilerin yarattığı müsamaha ortamı teröristleri ve onları destekleyenleri motive etmekte ve bir bakıma yaptıkları bölücü hareketlere yardımcı olmaktadır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk; Gençliğe Hitabesinde ".... Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir..." diyerek tehlikenin boyutunu ortaya koymuştur. Şimdi aklımıza şu sorular geliyor;

- Para politikasını tamamen IMF ve Dünya Bankasına teslim ederek her alandaki egemenliğimizin tamamen yabancıların denetimi altına sokulduğu ve bu şekilde ülkenin her köşesinin fiilen işgal altına girdiği anlaşılmıyor mu ?.

- Özelleştirme adı altında birbiri peşi sıra devam eden yabancılara milli değerlerimizin teker teker devredilmesi ile "Aziz vatanımızın bütün kalelerine tam olarak girilmemiş olsa da bütün tersanelerimiz, limanlarımız, fabrikalarımız" düşmanın eline teslim mi ediliyor ?

- Aldığı dış destekle palazlanan PKK saldırılarına karşı içeride mücadele eden Türk ordusunun dış operasyonları engellenerek eli-kolu bağlanıyor mu ?

- KKTC'nin varlığının devamının tek güvencesi olan Türk ordusu adadan çıkartılmak istenerek açıkça Türkiye'nin Kıbrıs'taki hak ve menfaatleri ortadan kaldırılmaya çalışıldığı anlaşılmıyor mu?

Bu manzara ortada iken Duff adındaki Avrupalı bir garip kişi tavsiye mahiyetinde verdiği beyanat ile milletin yüzüne baka baka Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e hakaret ediyor. Ve yetkililerden tek bir cılız tepki dahi duyulmuyor.
Kendilerini dev aynasında gören beyinlerini satmış medya bezirganlarından acaba geç de olma bir tepki gelir mi? diye basını günlerdir tarıyorum. En ufak bir çıt dahi yok. Çünkü hepsi Semra hanımın oğlunun ölümü ve bir manken kızımızın sevgilisi tarafından çekilen resimlerin internette yayınlanması gibi son derece önemli gündem maddeleri ile meşguller.
Bu Duff denilen yaratık sıradan biri değil. Adı-sanı ve mevkii var. Türkiye -AB Ortak Parlamento Komitesi Başkan Yardımcısı ve Avrupa Parlamentosu Milletvekili Andrew Duff; Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e dil uzatmakla kalmayıp, "Bu eski liderin fotoğraflarını kamu binalarından indirin. Diyarbakır'a otonomi verin.. Atatürk yaşasaydı Avrupa Birliği'ne 'hayır' derdi." deme cüretini kendinde buluyor.
Bu ve bunun gibi olanlara Türkçede çok yaygın olarak kullanılan bir deyimle cevap vermek istiyorum.

ÇÜŞŞŞ ULAN...

Bu kavramlar benim dilime yakışmıyor. Ama bu adamların başka bir dilden anlayacağı yok. Ancak anlayacağı dil bu olduğu için tekrarlıyorum.

ÇÜŞŞŞ ULAN..

HADDİİNİ BİL..

İÇİNİN BOŞ OLDUĞUNU SANDIĞIN BU ÜLKEDE HALA SANA HADDİNİ BİLDİRECEK MİLYONLAR VAR..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
25 Eylül 2005 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale