30 Mart 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Yüksek Askeri Şura Ağustos 2005 toplantısı
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Ordumuz, Türk topraklarının ve Türkiye idealini gerçekleştirmek için harcamakta olduğumuz sistemli çalışmaların yenilmesi imkansız teminatıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1937)

 2 Ağustos 2005 Salı 

Yüksek Askeri Şura Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında olağan toplantısını yapmak için bir araya geliyor. Senede iki kez toplanan Askeri Şura'nın Ağustos çalışmalarında bir üst rütbeye yükselecek general ve amiraller ile generalliğe yükselecek albayların durumu görüşülmektedir. Bu toplantılarda Türk Silahlı Kuvvetlerinin 30 Ağustos 2005 tarihinden itibaren geçerli olacak yeni komuta kademesi belirlenecektir. Bu üç günlük toplantı sürecini generallerimiz ve generalliğe aday albaylarımız için heyecan verici bekleyişlerin olduğu çok özel günler olarak nitelendirebiliriz.
Türk Silahlı Kuvvetleri ülke yönetiminde çok önemli bir işlevi olan etkili bir kurumumuzdur. Devletin ve milletin varlığı ile beka'sının güvencesidir.
Bu coğrafyanın istek ve ihtiyaçları Silahlı Kuvvetlerimize önemli ayrıcalıklar tanıyor. Yasalarımız, girmeye çalıştığımız Avrupa Birliği ülkelerinde benzeri olmayan bir şekilde bu kuruluşumuzu güçlü kılacak şekilde tanzim edilmiştir. Bu özel konumlanma şekli milletimiz için bir güven dolu bir ortamı sağladığı için ayrıca gurur verici olarak da değerlendirilmektedir.
Güçlü Türkiye'yi kendi milli menfaatlerinin elde edilmesi önünde engel olarak gören küresel güçlerin zaman zaman ortaya çıkan serzenişleri (şikayetleri) ile bunların içimizdeki yardakçılarının demokrasi-insan hakları gibi gerekçelerle Silahlı Kuvvvetlerimizin ülkemiz içindeki önemini küçümseyen ve karşı çıkan sözlerini dikkate almamak gerekmektedir. Çünkü bulunduğumuz coğrafya, bize her zaman güçlü, zinde ve uyanık bulunmamızı dikte ettirmektedir. Aslında tam bir ateş çemberi içinde yer alan ülkemizin güvenliği ve beka'sı bu gücün daima harbe hazır halde bulundurulması ile mümkün olacağından diğer bütün anayasal kuruluşların dışında gerek yönetim ve gerekse halk nezdinde çok önemli bir konuma sahip olmasını yadırgamamak lazımdır...
Silahlı Kuvvetlere mevcut gücünü binlerce yıllık Ordu-Millet olma vasfı kazandırmaktadır. Tarihin derinliklerinden gelen kökleşmiş kural ve kaideler orduda halen geçerliliğini koruyor. Disiplin, özveri ve üstün vatanseverlik duygularının pekiştirdiği bu güç; her türlü siyasi etkenin dışında kendi iç dinamiklerine sıkı sıkıya bağlı kalarak günümüzde de halkın en fazla güvendiği unsur olma vasfını sürdürüyor.
Silahlı Kuvvetler kendi iç yönetim dinamiklerini Askeri Şura toplantılarında tesbit eder ve her türlü dış etkinin dışında kalarak bu dinamiklerini uygulamaya özen gösterir. Her yıl Ağustos ayının ilk haftasında toplanan Olağan Yüksek Askeri Şura Toplantısında komuta kademesi şekillendirilir. Şura'ya Türk Silahlı Kuvvetlerinde mevcut Orgeneral-Oramiral rütbesindeki bütün komutanlar katılır. Genelkurmay İkinci Başkanının sekreterliğini yürüttüğü Şura'da general ve amiral olacak albaylar ile bir üst rütbeye yükselecek generallerin (Amiral) durumu karara bağlanır. Bu arada emekli olacak generaller ile rütbelerinde bekleme süreleri uzatılacak generallerin kararları da burada alınır. Yüksek Askeri Şura Kararları kesindir. Geçmişte rastlanan yargının şura kararların değiştirme uygulaması üzerine yeni Anayasamız ile Şura Kararları Anayasanın koruyucu güvencesi altına alınmıştır. Yani bu kararlar yargı denetimi dışındadır. Şura kararlarını her hangi bir şekilde değiştirmek mümkün değildir.
Türk Silahlı Kuvvetleri gelenek ve göreneklerine sıkı sıkıya bağlı bir müessese olarak benzerlerine örnek olacak bir kuruluştur. Zaten gücünü de buradan almaktadır. Terfi ve rütbe yükselmelerinin hiç bir siyasi baskı olmadan ve tamamen askeri usul ve yönetmeliklere göre bir seri kökleşmiş değerlendirmenin sonucu olarak yapıldığı bilinen bir gerçektir. Yani orduda rütbe, kıdem ve ehliyet yükselmelerde temel faktörlerdir. Buna göre kıdemli olan komutanların rütbe ve makam bakımından daima bir üst makamı işgal etmeleri alışılmış bir uygulama olarak günümüze kadar sürdürülmüştür.
Yüksek Askeri Şura Toplantıları bu defa, PKK terör örgütünün her alanda yeniden devletimize saldırıya geçtiği çok kritik bir döneme rastlamıştır. Bu kritik dönemde Yüksek Askeri Şura'dan teâmüllerin dışında sürpriz bir karar çıkması beklenmemelidir. Terörle mücadelede doğrudan ilgili olan Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı ve Jandarma Genel Komutanının görevleri devam etmektedir. Dolayısıyla terörle mücadeleyi eski komuta heyeti aynen sürdürecektir. Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları emekli olacaktır. Bunların yerine atanacaklarda bir yıl öncesinden bellidir. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi ÖZKÖK bu görevde dördüncü ve sonuncu yılına girecektir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin üst kademesini zaten kendi seçtiği komutanlarla yürütmektedir. Bu bakımdan 30 Ağustos 2005'ten sonraki komuta kademesinde önemli bir değişiklik olmayacaktır. Yani son yılların en rutin ve sessiz Askeri Şura Toplantılarından birine şahit olacağımız kesindir.
Orgenerak ÖZKÖK'ün Genelkurmay Başkanlığını devraldığı 2002 Askeri Şurasında meydana gelen olayları dikkate aldığımızda 2005 toplantılarının sakin geçeceğini açıkça söyleyebiliriz. Bilindiği gibi 2002 'de en kıdemli olduğu için Kara Kuvvetleri Komutanlığına atanması beklenen 2 nci Ordu Komutanı Orgeneral Edip Başer emekli edilmiş, teâmülen emekli edilmesi gereken Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman ise Kara Kuvvetleri Komutanlığına atanarak iki yıl daha ayni rütbede kalması kararlaştırılmıştı. Bu şekilde bir kişinin dahi alışılmış kuralların dışında işleme tabi tutulması ordu üst kademelerinde sık görünen olaylardan değildir. Böyle uygulamaların yıllarca düzeltilemeyecek karışıklılar meydana getirmesi çok doğaldır.
Genelkurmay Başkanı ÖZKÖK'ün üç yıllık uygulamaları ile şimdilik teamüller yerine oturmuştur. Bu yılki Şuradan önce yazılı ve görsel basınımızın önde gelen simalarınca şura kararlarını etkileyecek spekülasyonlar yapılmamıştır. Bu taşların artık yerine oturduğunu göstermektedir.
Bilindiği gibi ülkemizde istisnasız her iktidar rütbe, kıdem ve liyakata bakmadan önemli mevkilere kendi partilerine yakın gördükleri kişileri getirmekte birbiri ile yarış etmişlerdir. Sivil yönetimlerin bu uygulaması artık halk tarafından kanıksanmıştır. Bunun pek mantıkî olmayan ama benimsenen açıklaması da "sorumluluk isteyen mevkilere tanıdığı adamları getirerek iktidarlarını güvence altına almak istedikleri, bir bakıma yakın çevresini güvendiği kişilerle emniyete alma işlevini yaptıkları "şeklinde olmuştur. Bu bakımdan her bürokrat iktidara yakın gördükleri partilerle yakın ilişki içine girmeyi kendisi için adeta kaçınılmaz bir görev saymıştır.
İşte ülkemizde yıllardır aksamadan devam eden ve doğal olarak karşılanan bu uygulamanın dışında kalan tek müessese Türk Silahlı Kuvvetleri idi. Bir kaç istisnai durum dışında Silahlı Kuvvetlerimiz daima kendi içindeki kural ve sistemleri değiştirmeden iç yönetim sorununu çözmüştür.

Sonuç olarak;
Türkiye Cumhuriyeti Devletini askerler kurmuştur. Türkiye Cumhuriyetinin temel dinamiklerini Türkiye sevdalısı büyük asker Gazi Mustafa Kemâl Atatürk oluşturmuştur. Ve bugün üzerimizde döndürülen binlerce küresel entrikaya rağmen hala ayakta isek, bunun sebebi sahip olduğumuz güçlü Türk Ordusudur. İşte dış mihraklar bu hususu iyi bildikleri için Türkiye üzerinde menfaati olan güçlerin tek ve vazgeçilemez saldırı hedefi Türk Silahlı Kuvvetleri olmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri siyasi düşüncelerin dışında tutulabildiği, kendi iç dinamiklerine ve teamüllerine uygun yönetilebildiği takdirde ülkemizin ilelebet ayakta kalacağı unutulmamalıdır.

Milletimizin gözbebeği Türk Silahlı Kuvvetlerimizin Askeri Şura Toplantısı sonunda oluşacak yeni komuta kademesini şimdiden tebrik ediyorum. 30 Ağustos 2005'ten itibaren taşıyacakları yeni rütbelerin ve alacakları yeni görevlerin başta kendileri, aileleri, Türk Milleti ve Devletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Terfi edenler kadar liyâkatli ve becerikli olmalarına rağmen kadrosuzluk nedeni ile emekliye ayrılacak silah arkadaşlarıma yeni hayatlarında başarılar diliyorum. Memleket ve millet hizmetinin sadece üniforma altında olmayacağını, ülkemizin bu pırıl pırıl tecrübeli beyinlere her alanda ihtiyacının olduğunu belirtmeyi de bir görev telakki ediyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
2 Ağustos 2005 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale