18 AĞUSTOS 2017 Cuma

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Çaykur'da neler oluyor?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Bir toplulukta kıymet ve kuvvet, onu kuran fertlerin kendilerini kıymet ve kuvvet saymalarındadır. Ancak bu gibi fertlerden kurulmuş olan toplumlardır ki, yekpare kıymet ve kuvvet manzarası gösterebilirler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1937)

 28 Temmuz 2005 Perşembe 

Gazetede her gün yazma durumundaki köşe yazarlarının önemli bir işlevini bu işi sürekli olarak yapmaya başlayınca bizzat yaşayarak öğrendim. Bir müddet sonra belirli bir okuyucu kitleniz oluşuyor. Dünya görüşü size yatkın olan insanlar sizi kendi gözü, kulağı ve fikir ve düşüncelerinin temsilcisi olarak görüyor ve kendi gündemlerine ilişkin konularda sizden yazmanızı talep ediyorlar. Yazmasanız darılıyor ve sitem ediyorlar. Siz zaten yazıyorsunuz, ama onların istediği üslup içinde değilde biraz yumuşak ve etrafı kırıp dökmeden konuya değindiğinizde sizi korkaklık ve işbirlikçilikle dahi suçlayabiliyorlar.
Sözün kısası; köşesinde ülkenin gündemindeki milli meselelerimiz hakkında fikir yürüten yazarların kendini herkese kabul ettirmesi çok zor. Çünkü değişik çevrelerden gelen insanların kültür değerlerini algılamaları ve milli meselelere bakış açıları daima farklı oluyor. Bu çok doğal. Çünkü herkesin eğitimi, yetiştiği çevre ve toplumda durduğu yer farklı. Bu bakımdan ayni olaya her birey değişik gözle bakıyor ve tepkisi de farklı oluyor.
Ancak birbirine yakın dünya görüşü olan ve benzer eğitimleri almış, ayni çevrenin insanları ortak noktada buluşabiliyorlar.
Bunu bir şikayet olsun diye söylemiyorum. Aldığım maillerin çokluğu ve farklılığı karşısında bir sohbet olarak okuyucularımla düşüncelerimi paylaşıyorum. Benim ülke meselelerine bakış tarzımda gençliğimden itibaren fazla değişiklik olmamıştır. Kendi doğrularımı bilgim ve kültürüm dahilinde bire bir aktarmayı kendime şiar edindim. Doğruluğuna inanmadığım hususlarda sonuna kadar kendi doğrularımı savunmayı da bir alışkanlık haline getirdim. Doğru olduğuna ikna edildiğim konularda da karşı tarafın fikirlerinin yılmaz destekçisi olmayı da bir fazilet olarak kabul ettim. Dolayısı ile benden ısmarlama fikir ve düşünce çıkmasını bekleyenler ömrü yeterse daha çok bekleyeceklerdir.
Gazete yazarlarının önemi işlevlerinden birinin de halkı bilgilendirmek olduğuna inanıyorum. Bilgilendirmek için o işin doğrusunu bilmek gerekir. Oysa bizler her zaman herşeyin doğrusunu bilmek konusunda zorlanıyoruz.
Şahsen bana İnternet kanalı ile pek çok yolsuzluk, usulsüzlük ve çarpık yönetim ile ilgili olarak bilgiler gelmektedir. Konuların çoğu şahsidir, ama toplumun sosyal durumunu gösterdiği için genellikle çok önemlidir. Göndereni çoğunlukla tanımamız mümkün olmamaktadır. Karakter yapısını bilmediğiniz bir kişinin anlattıkları ile yaşanan olayın doğruluk derecesini tahmin etmeniz mümkün olmaz. İşte bu durumlarda yayınlayıp yayınlamamakta vicdanınızla başbaşa kalırsınız.
Ülkemin gündemine ilişkin olaylara ait aldığım yazıları önem derecesine göre hiçbir yorum katmadan BİLDİRİYORUM sutunlarına taşıdığımı okuyucularım iyi bilirler.
Mümkün olduğu kadar tarafsız kalmaya çalışarak, suçlanan müesseseyi ve yönetim kadrolarını kırmadan, konuyu haber niteliği ile değerlendirerek aynen vermeyi uygun görerek okuyucularımla paylaşmaktayım. Bu çabalarımda çok olumlu sonuçlar aldığımı da görerek ayni uygulamaya devam etmeye kararlıyım.
Bugünkü yazımın başlığında gördüğünüz "ÇAYKURDA NELER OLUYOR ?" yazısı yine internet kanalı ile aldığım bir haber. Konu bir firmayı ilgilendirmesine rağmen sorun bütün Türkiye'nin sorunu. Önemli işletmelerimizde bu tip olaylar sıkça olmaktadır. Büyük olayların çözümü ancak ayrıntılar iyi bilindiği ve küçük ayrıntılara akılcı tedbirler üretilebildiği takdirde mümkün olabilir. İşte bu yüzden ben bu haberi aynen yayınlayarak iligililerin bir aksaklık varsa tedbir almalarını istiyorum. Bu şekilde daha büyük olayların meydana çıkmasının şimdiden önlenmesinin yararlı olacağını değerlendiriyorum. Gelen haber aynen şöyle;

"ÇAYKUR'DA NELER OLUYOR?;

- 28 Haziran 2005 Tarihinde Çaykur Genel Müdürlüğü Artvin, Borçka - Muratlı Çay fabrikası inşaat işini ihaleye çıkarmıştır.

- İhaleye toplam 13 Firma katılmıştır. İhaleye giren bu 13 firma kendi maliyetlerini hesaplayarak anahtar teslimi götürü bedel olarak tekliflerini vermişlerdir.

- En düşük teklif 3.510.000 YTL olmasına rağmen Çaykur Genel Müdürlüğü bu düşük fiyatı verene değil, altıncı sıradaki KOBALT A.Ş firmasına çok yüksek bedelle fabrika inşaat işini verme kararı almıştır. Aynı firmanın birkaç yerde daha yüksek bedellerle ihale işleri aldığı bilinmektedir."

Olay yukarıda açıklandığı gibidir. Şimdi vatandaşlarımız şu soruları soruyorlar ve ÇAYKUR yetkililerinden cevap bekliyorlar;

1. KOBALT A.Ş.Firmasının Ak Parti iktidarı ile ilişkisi var mıdır ?

2. Bu firma kimlerle nasıl bir bağlantı içindedir ve kimler bu firma için devrededir?

3. Çaykur Genel Müdürü bahse konu olan bu işi nasıl yüksek bedelle bu firmaya verme cesaretini
kimden almaktadır ?

4. Milletin parası biryerlere peşkeş mi çekiliyor ? Bu ihale işinden kimlerin ne kadar çıkarı oldu ?

Olayın meydana geldiği çevre küçük. İnsanlar birbirlerini tanıyorlar ve pek çok gerçeği
saklamak bu yörede mümkün değil. Demek ki olayda normal olmayan şeyler meydana gelmiş.

Mektubu yazan konuyu şöyle bağlamış;

"Şeffaflık ve dürüstlük, adalet sloganı ile iktidara gelenleri göreve çağırıyorum.Yapılan bu ihaleyi ve sonucunu yüce Türk adaletine ve Yüce Türk insanına şikayet ediyorum. Yetkilileri göreve davet ediyorum ve Yüce Türk adaletine inancımı yitirmek istemiyorum."

Bu durumda bize yorum yapacak bir şey kalmamış. İnanıyorum ki bu küçük, ama kendi yöresi içinde önemli olan olayı ilgililer aydınlatırlar ve yapılan çağrıya müsbet cevaplar bulurlar..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
28 Temmuz 2005 Perşembe

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale