24 ŞUBAT 2017 CUMA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanlarımızı saygıyla selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






İşletilmeyi bekleyen altın madenlerimiz üzerindeki oyunlar
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Ekonomik siyasetimizin mühim gayelerinden biri de genel menfaatleri doğrudan doğruya ilgilendirecek ekonomik kuruluşları ve teşebbüsleri mali ve teknik kudretimizin müsaadesi nisbetinde devletleştirmedir. Bu cümleden olarak; topraklarımızın altında işlenilmeden duran maden hazinelerini az zamanda işleterek, milletimizin menfaatine açık bulundurabilmek de ancak bu usul sayesinde mümkündür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1922)

 10 Haziran 2005 Cuma 

Bilerek ve planlı bir çalışma ile borç batağına sokularak her alanda eli kolu bağlanıp dışarıya muhtaç hale getirilen ülkemin uygulanan IMF güdümlü ekonomik politikalarla düze çıkabilmesi mümkün görülmemektedir.
Küresel güçlerin boyunduruğu altına sokulan ülkemizin çok zengin yeraltı ve yerüstü milli kaynaklarından istifade edilmesi uygulanan IMF proğramlarında yoktur. Oysa Türkiye kendi kaynaklarını kullanarak güçlü ülke konumunu sürdürebilecek ender ülkelerden biridir.
Yıllardır yeteneksiz politikacılar yüzünden her alanda dışarıya bağımlı bir ülke haline getirildik. Şimdi de sömürgeleşme yolunda dev adımlarla ilerliyoruz. Oysa sadece ülkemizin kaynaklarını kullandığımız takdirde kimseye muhtaç olmadan kolaylıkla bölge ve dünya gücü haline gelmemiz imkan dahilindedir.
Üzerimizde sürdürülen pek çok sinsi oyunlardan biri de madenlerimiz ve özellikle altın madenlerimiz üzerinde yoğunlaşmıştır. Fikirlerinin tamamına katıldığım Değerli Araştırmacı Sayın Ali KUZU tarafından hazırlanarak İnternet vasıtasıyla yayınlanan Altın madenlerimizin durumunu ve Anadolu Altınları üzerinde oynanan oyunları anlatan bir yazı dizisini BİLDİRİ-YORUM sütunlarına taşıyarak, bu toprakların gerçek sahibi olan milletimizi bilgilendirmek ve milli çıkarlarımızı koruyamayan yetkilileri onlara şikayet etmek istiyorum.
------------------------------------------------------------------------------------------------
“……. TÜRKİYE’NİN ALTIN HARİTASI

Türkiye’de Altın madenlerinin varlığı konusunda araştırmalarını yıllardan beri sürdüren bazı Bilim adamlarımızın, yaptıkları çalışmalar ülkemizin yüzünü güldürecek sonuçlar verince, MTA’nın ve 1980’li yıllardan beri Türkiye’de araştırmalar yapan yabancı maden şirketlerininverilerini birleştirdik. Aylarca süren çalışmalarımız neticesinde, Türkiye’nin yok denilen Altın
madenlerini ve tespit edilen rezervlerinin zenginliği karşısında şaşkınlığa düştük.
Ekonomik darboğazdan çıkmak için şu an atılacak ilk adımın bu yatakların işletilerek ekonomiye kazandırılması bir çok insanımıza iş olanağı ve ülkemize de önemli döviz girdisi sağlayacaktır. Bu düşünceler doğrultusunda, Kuvayi Milliye Eylemcileri Türkiye’nin Altın Haritasını hazırladı.
1987 yılında İTܒdeki Bilim Adamlarının hazırladığı bazı bölgelerdeki Altın yatakları ve rezerv durumlarının değerlendirildiği araştırma raporunu göre; Anadolu’da en büyük Altın rezervlerinin,Toros sıradağları içinde yer alan Bolkar dağı ile Erzurum’daki Narman-Karadağ cevher kompleksinde olduğu saptanmıştır.
Topraklarımızda bulunan Altının çıkarılması , değerlendirilmesi ve zenginleştirilmesi için bir araştırma merkezinin kurulması da istenen bu raporu, 1988-1990 yılları arasında zamanın ilgili Başbakanı ve Bakanları ile Maden Dairesi Genel Müdürlüğü’ndeki yetkililere de sunulan bu raporda özetle şu verilere ulaşılmış.
Tarih boyunca çeşitli medeniyetlere sahne olan Anadolu’da pek çok Altın eser bulunduğunu, bunun da topraklarımızda bol Altın olduğunun göstergesi olarak algıladıklarını araştırmalara bu noktadan hareket ederek başladıklarını belirten bilim adamları;Türkiye’deki Altın yataklarını ''Plaser tipi cevherler , Serbest Altın içeren cevherler , Sülfürlü minerallere bağlı cevherler ve Refrakter cevherler'' diye sınıflandırmışlar.
Plaser tipi Altın cevherlerinin genellikle Manisa’nın Salihli ilçesi ile Hatay’ın Akıllı Çayı ve İstanbul’a çok yakın olan İğneada’nın kumlarında bulunduğu saptanmış. Bu tür Altın cevherlerinin işlenmesinin kolay olduğu belirtilen raporda Hatay Kızıldağ’daki Altının mobilize olarak Akıllı Çayı ve Asi Nehri’nin sularına karıştığı belirtilmiş.
Türkiye’de işlenmesi en kolay Altın cevherlerinin başında gelen Serbest cevherlerin Bolkar Dağında yer aldığına işaret edilen araştırmada, Bolkarların Altınından Hititlerin de istifade ettiği görüşüne de yer verilerek, Bolkarlar’da 354 bin 800 tonluk bir cevher alanı içinde bulunan Altının tonda 9 gram gibi çok yüksek verimlilikte olduğunun altı çizilmiş. Bu arada Bolkar rezervinin yaklaşık % 75’ini oluşturan Yeşelli Mağarası’ndan alınan numunelerin ise tonda 14.5 grama kadar yükselen zenginlikte olduğu tespit edilmiş.
Araştırmalar sonucu Çanakkale’nin Madendağ, Kartaldağ yöresi , Serçeler Terziler sahaları arasında yapılan incelemelerde Kuvars damarları içinde de zengin Altın cevheri bulunurken, Bilecik- Söğüt arasında uzanan Krom cevherleri içinde de ‘‘Sarsma masa teknolojisi ‘‘ ile Altın elde edilebileceğine dikkat çekilmiş. Öte yandan Erzurum yöresinde Narman-Karadağ kompleksi içinde açılan galerilerde en verimli damarlara rastlanmış ve tonda 25 gram gibi dünya ölçülerine göre yüksek sayılabilecek Altın tenörü tespit edilmiş.
Bakır sülfüre bağlı Altın içeren cevherlerin Rize ‘ Çayeli , Ergani , Artvin , Yusufeli ve Esendere’de yaygın olduğu, Kastamonu Küre’de bakırlı pirit yatağında Altın olduğu saptanarak, Bakibaba , Aşıköy yataklarında da Dünya ortalaması olan tonda 2.5 gram Altın veren rezervlere rastlanmış.
Bu araştırma raporunun, Başbakan, Bakanlar ve yetkililer tarafından nasıl değerlendirildiğinin sonucunu hiç kimse bilmiyor!...
SIR GİBİ SAKLANAN RAPORLARI ELE GEÇİRDİK...
Öte yandan, 1989 yılında MTA Genel Müdürü olan, Prof.Dr. Orhan Baysal, kendi döneminde MTA’nın yabancı şirketlerle yaptığı ortak çalışmalar hakkında şu bilgileri açıklıyordu;
Çanakkale-Yenice yöresinde MTA’ Japon JICA altın baz metal arama projesi 1988 sonbaharında başlatılmıştır. Bu proje kapsamında Japon JICA 120.000 US $ makine teçhizat yardımında bulunmuş ve Japon uzmanlarla birlikte çalışmalar sürdürülmüştür. MTA-İtalyan işbirliği ile Batı Anadolu’da altın ve nadir elementler aranmaktadır. Bu proje için İtalyan hükümetinden 4,7 milyar İtalyan Lireti hibe yardım sağlanmıştır.
Projenin esas amacı Ankara MTA’da 1000 kg/gün kapasiteli altın-gümüş izabe pilot tesisinin kurulmasıdır. ( Bu tesisle ilgili bilgi sahibi olamadık ) MTA’, Birleşmiş Milletler Altın Projesi çerçevesinde 1989 yılında başlatılan bu proje ile özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde düşük tenörlü altın yatakları aramakta ve gerekli laboratuar teçhizatı temin edilmektedir. Projeye Birleşmiş Milletler’in hibe olarak katkısı 296,703-US $, Türk Hükümeti’nin katkısı ise 993 milyon TL’dır.
Anglo-American firmasına Izmir-Karşıyaka’da altın arama sondaj hizmetleri verilmiştir. 1989 yılı Izmir-Arapdağ, Antakya-Kisecik, Kars-Kağızman, Çanakkale-Kartaldağ, Madendağ, Yenice, Ege Bölgesinde Bayındır, Ödemiş, Kula, Tire, Alaşehir, Salihli yörelerinde Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Ordu, Giresun, Gümüşhane, Yusufeli ve Artvin yörelerinde yoğun altın
etüt ve arama faaliyetleri programlanarak başlatılmış, bir kısmında önemli mesafeler kaydedilerek olumlu sonuçlar alınmıştır.
MTA Doğu Karadeniz Bölge Müdürü ise, Doğu Karadeniz’de bulunan yaklaşık 37 ton altının çıkarılmayı beklediğini ve milyarlarca dolarlık altının Çevre Bakanlığı ve çevrecilerin gösterdikleri tepkiler nedeniyle toprak altında kaldığını açıkladı.
Trabzon Valisi Adil Yazar Başkanlığında düzenlenen İl Koordinasyon Kurul Toplantısı’ nda konuşan MTA Bölge Müdürü Arif Sağlam, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin maden zengini olduğunu fakat bu madenlerin işletilemediğini ifade etti. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 2,1 milyon ton metal Bakır, 2,2 milyon ton Çinko, 0.4 milyon ton Kurşun 2 milyon ton Gümüş bulunduğunu belirten MTA Bölge Müdürü; bölgede ayrıca milyonlarca ton seramik ve inşaat sanayi hammaddesinin var olduğunu ayrıca,Gümüşhane Artvin ve Rize’de toplam 37 ton altın rezervinin MTA tarafından bulunduğunu söyleyen Arif Sağlam, Rize’deki altın rezervinin tespit edildiğini ancak henüz ihale edilmediğini belirterek, Gümüşhane’deki Eurogold firması ile Artvin’deki Cominco firmalarının altın rezervlerini ihale edilmesine rağmen Çevre Bakanlığı’ nın onaylamaması nedeniyle işletmeye geçirilemediğini söyledi.
Bu ara 22 Şubat 2002 tarihinde Anadolu Ajansı’nın geçtiği bir haber Türkiye’nin Altın madenleri bakımından ne kadar zengin olduğunu ortaya koydu;
A.A’nın haberine göre; Antalya’nın Boğaçayı Bölgesinde 259 dönümlük alanda ‘‘Altın’’ üretimi gerçekleştirmek üzere ruhsat alan Şengiller Ltd. Şirketi sahibi, Günal Şengiller’in Altın madeninin üretim için ‘‘Mahalli Çevre Kurulu’’ ndan olumlu rapor aldıklarını ve bölgede Siyanürsüz altın üretimine başlayacaklarını açıkladığını duyurdu.
Altın madeni sahibi Şengiller daha sonra yaptığı açıklamalarda şöyle konuştu; Dünya standartlarına göre ton başına altın oranı % 8 civarında. Bölgede bizim ve MTA Genel Müdürlüğü nün yaptığı tespitler sonunda, Boğaçayı bölgesindeki altının % 20 civarında olduğu ortaya çıktı. Bu da Antalya’daki Altın madeni yataklarının dünya standartlarının üstünde olduğunu gösteriyor.
Şengiller, MTA tarafından gerçekleştirilen incelemeler sonucunda bölgeden alınan altın numunelerinden birincisinde tonda 23.5 gram altın ve 38.2 gram gümüş, ikinci numunede ise % 21.7 gram / ton altın ve % 35.6 gram / ton gümüş tespit edildiğini belirtti….

SÖZDE BİLİMADAMLARI MİLLETE VE VATANA İHANET EDİYORLAR!..
Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde, MTA ve İTÜ Maden Fakültesi’nin namuslu kalmış, bazı
değerli bilim adamları tarafından yapılan resmi araştırma ve incelemelerin ardından çok zengin rezerve sahip Altın madenleri tespit edilmiş ve bu tespitler belgeleriyle birlikte değişik raporlar halinde yetkili makamlara teslim edilmiş, Ancak bu raporların birçoğu anlaşılmaz nedenlerden dolayı, ya sümen altı edilmiş, ya da ilgi ve alaka gösterilmemiştir. Hatta bu araştırmaları yapan bilim adamları ile bağlı oldukları fakültelerin araştırma harcamaları kesilmiştir. Bu davranışlar karşısında, amacı sadece aldığı maaşını hak ederek, devlete olan sorumluluğunu yerine getirmek olan bilim adamlarımız küstürülmüş ve emekli olup bir kenara çekilmek zorunda kalmışlardır.
Son yıllarda Bergama’da işletmeye alınmak istenen Ovacık Altın madenleri’nin, sözde çevreciler yüzünden engellenmesi ve yapılan protestolar Türk medyası’nın ilgisini Altın madenlerine yöneltince, Türkiye’de Altın madeni işletmek üzere izin almış olan bazı yabancı şirketler ile bunlarla ticari ilişki içinde bulunan çevreleri bir telaş almıştır. Türkiye’de bol miktarda altın var şeklinde çıkan haberleri yalanlamak peşine düşen bu gruplara bir de MTA ve Maden fakültelerindeki bazı hocalar da destek olmuş. Türk kamuoyunu bilgilendirme adı altında basın toplantıları düzenlemeğe başlayan bu çevreler ‘‘Türkiye’de fazla altın yoktur. Tüm Türkiye’de topu topu 250-300 ton altın vardır. Onu da çıkarmaya değmez“ şeklinde demeçler vermişlerdir.
Daha önce yaptıkları yoğun araştırmalar sonucu Türkiye’nin Altın haritasını çıkaran ve bunun karşılığında ya emekli edilen ya da baskı altında tutulan Bilim Adamları da seslerini duyuramayınca meydan da 17 Ağustos depreminden sonra pıtrak gibi ortaya çıkan ve Televizyonlar başta olmak üzere çeşitli medya kuruluşlarında boy gösterip, vatan kurtaran aslan pozuna bürünen sözde bilim adamlarına kalmıştır.
Türkiye üzerinde yıllardır oyun oynayan bazı yabancı kuruluşların planları yine tutmuş, Türk halkının yükselen morali kırılmış ve anahtar konumundaki Ovacık altın işletmesi mahkeme kararıyla kapatılmıştır. Bu sözde bilim adamları da onların piyonluğuna şahsi menfaatleri karşılığında soyunmayı kabul edenler de, millete hıyanet etmektedirler..
Bizim bu saptamamıza bir örnek vermek gerekirse;
Yüksek Mühendis Burhan Oğuz imzalı ‘Tarihin akışı içinde Türkiye’ başlıklı açıklamaya göz atacak olursak. Türkiye’de petrol yok, olan da çok derinde, rantabl değil, kandırmacası dillerde dolanıyor. Meğer sınırımızdan 50 metre ötedeki petrol üst tabakalarda imiş sınırı geçer geçmez derine kaçıyormuş! Satılmış birçok ağızdan, MTA’cıların bazılarından ve Maden
Fakültelerinin bazı hocalarından kaynaklanıyor bu aldatmaca.
İnsan o zaman soruyor: Madem ki yok, neden bu denli uzman Amerikalısı, Ingilizi, Hollandalısı bunca para döküp sondaj üstüne sondaj yapmaya devam ediyor?
Biz yanıtını verelim; Onlar rezervleri saptayıp kapatıyorlar, zamanı geldiğinde tam egemen olarak açmak üzere!...

BU SORULARA CEVAP VERECEK BIR YİĞİT VAR MI?

- Daha önce düzenledikleri çeşitli düzmece raporlarla Türkiye’yi yer altı madenleri bakımından dünyanın en fakir ülkesi gösteren yabancı şirketler neden son 10 yılda Türkiye’nin yer altı madenlerine aşırı derecede ilgi göstermeye başladılar?

- Türkiye son zamanlarda neden çok büyük iki ekonomik kriz yaşadı?.

Türkiye yer altı zenginlikleri bakımından dünyanın en önde gelen ülkelerinden. Ancak altın çıkaramayan tek ülkeyiz, Tıpkı Bor madeninde olduğu gibi... Halen ülkemizde madenlerin %15’i işletilmekte olup, %7-8 verim alınmaktadır. Ancak Atatürk döneminde teknoloji olmadığı halde, bu madenlerden %10-12 verim alınmıştır. Hala, stratejik öneme haiz olan ve ekonomik alanda kullanılan bu madenler, yabancı şirketlerin iştahını kabartırken, ülkemizce değerlendirilememesi şaşılacak bir durumdur.“...............


Dr. Tahir Tamer Kumkale
10 Haziran 2005 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale