20 AĞUSTOS 2017 PAZAR

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Ülkemin ekonomik durumu
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Milleti idarede prensibimiz milletin müşterek ve umumi fikir ve eğilimlerine uymaktır. Bu fikir ve eğilimlerin hakiki ve ciddi olabilmesi, milletin maddi ve manevi ihtiyaç kaynaklarından gelmesine bağlıdır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1925)

 5 Haziran 2005 Pazar 

Küresel güçlerin dünyayı kontrol etmek, ve küresel şirketlerin ülkelerden alacağını son kuruşuna kadar tahsil etmek amacıyla oluşturulan Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kuruluşların bugün tam yetkiyle etkin olarak çalıştığı tek ülke biz kaldık.
Tamamen verdiği borçların nasıl geri alınabileceğine yönelik planlar hazırlayıp bunu gittiği ülkelerde birebir uygulatan, aslında ekonomiyi canlandırmak ve kalkındırmak gibi bir işlevi olmayan bu kuruluşların bugüne kadar gittiği ülkelerde somut bir başarısı görülmüş değil. Nitekim bizim dışımızda bunların kıskacında çırpınan bizden başka ülke de kalmadı.
Ekonomi yönetiminin başında bulunan yetkililerimizin çizdikleri toz pembe tablolar ve verilen rakamlar gerçekten mütkhiş bir iyileşmeyi işaret ediyor. Bunlara göre,Türkiye ekonomisi bütün dünyaya örnek olabilecek muhteşem bir başarı gösteriyormuş (!)..
Gerçekten ortada dolaşan rakamlar ve göstergeler çok güzel.

- 25 yıldır ülkemizi yiyip bitiren Enflasyon Canavarı tek haneli rakamlara indi.

- Uzun yıllar dünyanın en bol sıfırlı parası olma şansını kimselere devredemeyen Türk Lirası attığı altı sıfırdan sonra gerçekten layık olduğu yere oturdu..

- İhracatımız artıyor ve bu ihracat kalemlerinde artık sanayileşmiş ülkelerdeki gibi sanayi ürünlerimiz başı çekiyor.

- Piyasada her çeşit mal var. Dükkanlar her türlü ihtiyaç malının binbir çeşidi ile ağzına kadar dolu. Büyük şehirlerimizdeki alışveriş merkezleri bilhassa tatil günleri hıncahınç dolu.

- Yollardaki araç trafiği artarak devam ediyor ve büyük bir canlılık izlenimini veriyor.

- Borsamız devamlı yükselerek birilerini hep kazandırmaya devam ediyor.

- Gazetelerin emlak ilanlarındaki hareketlilik ise gözlerden kaçmıyor. Enflasyon düşüşü ile emlak piyasasınıdaki fiyatları tutmak mümkün değil.. Ülkemin insanları için isteyene dağ başında istayene orman içinde, isteyene deniz ve göl kıyısında muhteşem villalar yapılıyor. En düşüğü beşyüzbin dolar olan bu ultralüks malikaneler kapış kapış gidiyor.

- Zenginlerimiz dünyanın gözde tatil merkezlerinde harcadıkları olağanüstü meblağlar yüzünden herkesten çok el üstünde tutulmaya devam ediliyor.

- Büyük kentler Avrupa benzeri bir görünüm kazanıyor. Her köşe başında görmeye alıştığımız 25-30 katlı işmerkezleri mantar gibi çoğalıyor.

Görünen manzara bu.. Ama gerçek bu mu ?
İşte bunun cevabı hiç olumlu ve iç açıcı değil.

- Tepeleme dolu olan alışveriş merkezlerinde yüksek kiralarla işyeri açan esnaf değil para kazanmak, dükkanın kirasını dahi ödeyemediğini, gelenlerin alıcı değil sadece bakıcı kalabalıklar olduğunu anlatıyor.

- Diplomalıların çoğunlukta olduğu işsizler ordusu her geçen gün büyüyor.

- İşçi, memur gibi bordo ile çalışanlar aldıkları maaşla geçinemediklerini haykırıyorlar.

- İhracat artıyor, ama ihracatın ithalatı karşılama oranı da giderek açılıyor.

- Artan nüfusa göre her geçen gün yeni işyerleri açılacağına, eskilerin kapandığı haberleri basında daha çok yer alıyor.

- Kredi kartları ile aşırı tüketime zorlanan halkımız oluşan borç yükünün altından nasıl kalkacağının hesaplarını yapmakla meşgul..

- Üretemeyen tarım kesimi gayri memnun.

- Satamayan esnaf ve sanayici gayri memnun..

- Çok uzun yıllardan beri oluşturduğumuz milli sanayimizin dev kuruluşları yerli sermayeci giderek yok olduğundan yabancı kuruluşların eline geçmeye devam ediyor.

- Özelleştirme adı altında pek çok kamu kuruluşu yok pahasına yabancılara satılıyor..

- Ve ekmek ülkemizde hala en ucuz ve en fazla tüketilen besin maddesi olma özelliğini muhafaza ediyor. Yani toplumun büyük kesimi rakamlar ve meydanda görünenler ne kadar abartılı olursa olsun açlık sınırında bulunuyor.

Yukarıdakiler benim görüp tesbit ettiklerim. Ekonomist olmadığım için görüşlerim bazı çevreleri rahatsız edebilir. Bu yüzden konuyu bilen ve ekonomik göstergelerin kontrolunu yapan bir kişinin basına yansıyan görüşlerine yer vererek durumun vehametini daha çarpıcı olarak ortaya koymaya çalışacağım..
İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (İSMMMO) Başkanı Yahya Arıkan'ın başkanlığını yaptığı kuruluşun 16 ıncı Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmadan bazı çarpıcı cümlelere burada yer vermek istiyorum..

" - Ekonomik programın en önemli amaçlarından birisi büyümedir. Ekonomimiz 2004 yılında yüzde 10 büyürken, 2005'te büyümenin yüzde 5'e düşmesi beklenmektedir. Bu oranda meydana gelen düşüş, olumlu beklentilerin zedelenmesi sonucunu doğurabilir..

- Cari işlemler dengesinin olumsuz yapısı giderek büyümektedir. Merkez Bankası'na göre Türkiye'de sıcak para 1 yılda 23.3 milyar Dolar artarak 48.4 milyar dolara ulaşmıştır.Bu kadar yüksek tutardaki sıcak paranın çeşitli riskler yüzünden yurtdışına kaçması durumunda, ekonomik bunalımların olacağı unutulmamalıdır.

- İşsizlik oranı yüzde 11.5 seviyesine ulaşmıştır.

- 5 yıldır uygulanan IMF politikalarıyla işsizlik artma eğilimine girmiştir. Artık bu politikaların ciddi olarak sorgulanmasının zamanı gelmiştir.

- Türkiye'de vergi yükü yüksek değildir. Bunun sebebi vergilendirilmeyen gelirlerin yüksekliğidir. Ülkemizde vergi yükü AB ve OECD ülkeleri ortalamasının altındadır. Kişi başına vergi geliri 822 dolar gibi düşük bir tutardır ve OECD ülkeleri içinde ülkemiz sonuncudur..

- Vergi gelirlerinde dolaylı vergiler giderek artmaktadır. Vergi gelirlerinin yüzde 73' ünün dolaylı vergilerden kaynaklanmaktadır. Oysa dolaylı vergiler yapısı itibariyle adaletsizdir. Az kazanan ile çok kazanan aynı vergiyi ödemektedir. Bu durum önlenmelidir.

- Ekonominin ve vergi sisteminin en önemli sorunu Kayıtdışı Ekonomi'dir. Kayıtdışı ekonomi nedeniyle, her yıl 74 milyar dolar vergi geliri kaybımız vardır. Türkiye'de kayıtdışılık vergi yükündeki düşüklüğe, vergi yükü düşüklüğü vergi gelirlerinde yetersizliğe, vergi gelir yetersizliği de bütçe açıklarına yol açmaktadır. Kayıtdışılık giderek artmaktadır. Ortalama yüzde 80 kayıtdışılık söz konusudur..

- Kayıtdışılığın en önemli kaynağı ülkemizdeki gelirin tanımıdır. Kayıtdışılığın önlenebilmesi için öncelikle safi artış (nereden buldun) teorisine dayanan tanıma geçilerek hangi sebeple olursa olsun elde edilen gelirin, kaynağına bakılmaksızın vergilendirilebilir hale gelmesi mümkün olmalıdır..."

Bilen yetkililer böyle söylüyor. Demekki manzara gösterildiği gibi değil..
İşte bu yüzden asıl yetkililerin bu sese kulak vererek tedbir almaları gerekliyor.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
5 Haziran 2005 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale