21 HAZİRAN 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






AB anayasasını reddeden Fransız halkına teşekkürler...
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Milletleri antlaşmalardan ziyade hisler bağlar. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1937)

 1 Haziran 2005 Çarşamba 

29 Mayıs 2005 günü Fransa'nın AB Anayasası için yaptığı ve HAYIR oyu verdiği Referandum, Avrupa tarihine önemli bir dönüm noktası olarak geçecektir. Bu tarih bir bakıma AB için olduğu kadar Türkiye için de dönüm noktasıdır. Fransız halkının milliyetçilik duyguları mantıklarına galip geldi ve kendilerini Birleşik Avrupa Devletine resmen bağlı kılan AB Anayasasını reddetti. Fransa'yı sırasıyla diğer AB ülkeleri de takip edeceği aşikardır.
Alınan sonuç karşısında Ulus Devletleri ortadan kaldırabileceklerini sanan küresel güçler sanırım şimdi "Biz nerede hata yaptık" diye düşünüyorlardır.
Ayrıca bu sonuç AB'nin daha şimdiden büyük çalkantılara gebe olduğunun ve hiçbir zaman bir araya gelip "Avrupa Birleşik Devletleri" olamayacaklarının tipik bir göstergesidir. Şurası bir gerçek ki, artık hiçbir şey Avrupalılar için 29 Mayıs 2005'ten daha iyi olmayacaktır.
Fransız halkı Anayasa için referanduma giderken ülkedeki bütün reklam panolarını süsyelen HAYIR pankartlarında, sadece AB Anayasına değil "Anayasaya ve Türkiye'ye Hayır" ibareleri vardı. Tahmin ediyorum ki bizi doludizgin sonu belli olmayan AB macerasına doğru koşturan yetkililerimiz de bunları görmüş ve gerekli dersleri almışlardır.
45 yıldır devam eden Avrupa Birliği yolunda taviz üzerine taviz vererek geldiğimiz 17 Aralık 2004 tam teslimiyet durumu ile ülkemiz tam bir çıkmaza sürüklenmiş iken Fransızların yaptıkları bu büyük yanlış yüzünden milletimizin yüzü artık gülmelidir. Bu Allah'ın Türk milletine bir lütfudur. Bilindiği gibi, milletimiz benzeri bir durumu 24 Nisan 2004'te Kıbrıs'ta yapılan Annan Planı Referandumunda da yaşamış, bağımsız KKTC Devleti Rum kesiminin verdiği HAYIR oyları ile istiklalini korumuştu..
Aslında Fransızların yaptıkları hiçte yanlış değildir. Tamamen Fransız milletinin kendi doğruları istikametinde alınmış bir karardır. Ama bu kararın sonuçları milletimizin özellikle kapatılan gözünü daha iyi açaçağı için AB açısından önemli bir hata olarak kabul edilebilir.
Türkiye'nin en az 15 yıl sonra olacağı farzedilen AB üyeliğinin kabulü ancak Fransa halkının yapacağı refarandumda EVET demesine bağlanıyor ki, bu referandum bunun hiçbir zaman EVET olamayacağını da açıkça ispat etmiştir.
Bu demektir ki; "Ey Türkiye Cumhuriyeti. Ne yaparsan yap. Ağzınla kuş tut. İstenilen her şeyi dört dörtlük yap. Ben seni yine içime almayacağım. Bunu anla ve başının çaresine bak" Bu kararın Türkçesi budur.
Allah bu Fransız milletinden razı olsun. Şehit kanı ile sulanmış ata yadigarı topraklarda darmadağın bir hale getirilip herşeyini kaybetmiş ve tarihten silinmiş bir devlet olmaktan bizi kurtardılar. Bizim kendi çabalarımızla ve yeni alternatifler üreterek bir dünya devleti olmamızın önündeki engelleri kaldırdılar.
17 Aralık sonrası yurda dönen Sayın Başbakan ve ekibini muhteşem törenlerle AVRUPA FATİHİ olarak karşılayan hızlı AB'ci kalemşörler şimdi bu son durumun bizim için çok iyi olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. Bu ne mantıktır ki adamlar kendi birliklerini dağıtıyorlar. Bir müddet sonra AB diye bir şey kalmayacağı açıkça görülüyor.. Bizimkiler bu sonucun bizim AB'ye girişimiz için çok işimize yarayacağını anlatmaya çalışıyorlar. İşte Mantıksızlık ve İz'ansızlık ancak bu kadar olur..
Bu garip AB bülbülleri; "Foyamız çok çabuk düştü. Sesimizi keselim ve köşemize çekilelim" demiyorlar.. Halkın gözünün içine baka baka yalanlarına devam ediyorlar. Yani kendilerine ezberletilen rolü oynamaya devam ediyorlar.
Ümit ediyorum ki; Fransa halkının HAYIR kararı AKP yönetiminin aklını başına getirecek ve AB'ne üyelik adına sonu belli olmayan maceraya sürüklenmekten ülkemiz kurtulacaktır.
Bu durumda Kıbrıs'taki Türk milli menfaatleri de aynen muhafaza edilecektir. KKTC kendi ayakları üzerinde bağımsız bir devlet olarak egemenliğine devam edecek ve sorun olmaktan çıkacaktır. Bu şekilde birileri de çözüm adı altında Kıbrıs Türk Toplumunu Rum ve Yunan egemenliği altına yollamak zorunluluğundan kurtulacaktır..

Sonuç olarak
Mesele gayet açıktır. Bugün Fransanın aldığı "AB Anayasasına Hayır" kararını sırasıyla Hollanda, Avusturya ve diğerleri takip edecektir. Bu demektir ki; ne yaparsak yapalım AB yolu Türkiye için çıkmaz sokaktır. Onlar diyorlar ki; "Siz bu yola girin, 15-20 sene sonra ne olacağı belli olmaz. Belki koşullar değişebilir"
Adamlar zaten bu dediklerini 17 Aralık kararlarını alırken de vurgulamışlardı.
"Türkiyeyi almayacağız. Ama yalnızda bırakmayacağız .. Bu 70 milyonluk muhteşem pazarı sömürmeye devam edeceğiz. Sizi kendimize bağlı kılacak koşulları biz koyacağız. Bu şekilde sizi, hem engeller koyarak devamlı kontrol altında tutacağız ve bölgesel bir güç merkezi olmanızı önleyeceğiz ve hem de devam ettireceğimiz Gümrük Birliği antlaşması ile sizi inek gibi sağmayı sürdüreceğiz."
Aslında AB yönetimine kabahat bulmamamız gerekiyor. Çünkü adamlar bu fikir ve düşüncelerini hiç saklamadılar. En yetkili ağızlardan her çeşit platformda bunları açıkça hem söylediler ve hemde yazılı kararlarına koydular. Ne gariptir ki, bu teslimiyet belgelerini biz Türk milletine çok büyük muvaffakiyet olarak anlatma başarısını da gösterdik.
İşte şimdi Fransa'nın Referandum sonuçları ile takke düşmüş, kellik ortaya çıkmıştır. Aklımızı başımıza devşirmeli, milli menfaatlerimizi ve milli hedeflerimizi yeniden masaya yatırmalı, AB dışında önümüzde duran pek çok alternetif stratejiyi yürürlüğe koymalıyız.
Bu arada halkımızın yaşantısını Avrupa Birliği halklarının standardına ulaştırma çabalarına devam etmeliyiz.

Son sözüm; TEŞEKKÜRLER FRANSIZ HALKI olacaktır..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
1 Haziran 2005 Çarşamba

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale