24 ŞUBAT 2017 CUMA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanlarımızı saygıyla selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Psikolojik Harekat hakkında neler biliyoruz? 21. asrın en yaygın savaş metodu (16)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Felaket başa gelmeden evvel, onu önleyecek ve ona karşı savunulacak gerekleri düşünmek lazımdır. Geldikten sonra dövünmenin faydası yoktur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk (Nutuk-1927)

 8 Mayıs 2005 Pazar 

Özellikle yeni fikir ve araştırmaların üretim merkezleri olan eğitim ve öğretim kurumları; bilgilendirici ve yönlendirici özellikleri yanında disiplin içinde işleyen kurumsal yapıları yüzünden ülkemiz içinde ceryan eden sosyal hadiselerin nirengi noktalarından birini oluşturmaktadır.
Bu yönüyle daima arayış ve kendini geliştirme gayreti içinde bulunan, idealist duygu ve düşüncelerle bezenmiş gençlik kesiminde, mevcut ve muhtemel problemlerin istismarı ile gerek propaganda ve gerekse diğer psikolojik faaliyetler daha da etkili olmaktadır.
Birçok ideolojinin en sadık ve masraf istemeyen gönüllü uygulayıcıları olarak görülen gençlik kesimini önceki bölümlerde bahsolunan psikolojik harekat tehdidinden kurtarmak aklıselim sahibi yetişmiş her yurttaşın milli bir görevidir. Bu görevin ifası için en uygun hareket tarzı; konu hakkında bilgi sahibi olmak ve psikolojik baskı ve etkilerin arkasında yatan gerçek niyetleri zamanında ve doğru olarak teşhis etmektir.
Pek çok ülke ve ideolojinin büyük paralar harcayarak, pek çok yetişmiş uzmanı seferber ederek yürüttüğü psikolojik hareket ve propaganda uygulamalarının tek amacı fertlerin duygu ve düşüncelerini etkileyerek zihinlerde tereddütler doğurmaktır.
Çeşitli vasıtalar kullanılarak zihinlere yerleştirilen “ACABA” sözcüğü daha sonra yoğun çalışmalarla davranış değişikliklerine dönüşmekte ve neticede çeşitli ülke ve ideolojiler masrafsız taraftar, yani bedava savunucular kazanmaktadır.
Ülke içindeki huzur ve güven ortamını tahrip ederek kargaşa ve kaos ortamı hazırlayan ülke ve ideolojilerin izledikleri yol ve kullandıkları yöntemler ile dikkatle seçerek hedef toplumlara sunduğu slogan ve temalar çoğu zaman kendi gizli hedef ve çıkarlarını yansıtmaz. Bunlar bize çok masum ve normal faaliyetler gibi görünürler.
İşte tehlikeli olan durum burada meydana çıkmaktadır. Bu bakımdan son derece iyi, makul düşünceler ve temiz duygularla desteklenen bir çok tema ve davranış hakkında çok daha fazla uyanık ve dikkatli olmak, “acaba” sorularını daha sıkça sormak gerekmektedir. Aksi halde huzur ve güven içinde sürdürmeğe çalıştığımız günlük rutin yaşantımızın yerini bir anda kargaşa ve kaos ortamı alabilir. Sonunda bizi dehşete düşürüp istemediğimiz tutum ve davranışlar yapmamıza sebep olabilir.
Zihinlerini etki altına alarak beyinleri yönlendirilen ve bu ülkenin muhtemel düşmanlarının maşası olarak hareket edip kullanılan insanlarımızın sonradan kandırıldıklarını anlamaları ve suçlu oldukları itiraf etmeleri artık bir işe yaramamaktadır. Mühim olan önceden bilgilenip alet olmamak ve oyuna gelmemektir.
Bu ülkenin aydınları, okumuş nesilleri, idareci yönetici ve öğretici konumuna erişmiş yetişkinleri olarak tarihi bir görev ve vebal altında bulunduğumuzun bilinci içinde olmak zorundayız. Vatana, millete, devlete faydalı nesiller yetiştirilmek üzere bizlere emanet edilen saf ve temiz duygularla bezenmiş memleket evlatlarını psikolojik harekat tehdidinden ve bu tehdidin doğurabileceği yıkımlardan haberdar etmeliyiz..
Elimize verilen genç nesillere sadece bilimsel teori ve literatür bilgilerini vererek onları mesleklerinde ehil birer kişi olarak yetiştirmek yetmez. Onlara içinde yaşadıkları Türk toplumunun zengin kültürel değerlerini mutlaka kazandırmalıyız. Birlikte yaşadığı insanların duygu, düşünce ve kabiliyetleri ile atalarından intikal eden milli değerlerini sahiplenmelerini sağlamalıyız.
Bu evlatlarımızın kitle iletişim araçlarından günde 24 saat beyinlerine pompalanan küresel değerlere karşı kendilerini savunmalarını sağlayacak milli kültür değerleri ile beyinlerini doldurmalıyız ki, küresel sloganlar dolu olan bu beyinlerde yerleşecek yer bulamasınlar ve kötü fikirler bu beyinlerde asla filizlenmesin.
Bugün sokaklarımızda yıllardır sürdürülen yabancı hayranlığı ve İngilizce öğretme bahanesi ile unutturulması başarılan Türkçe yüzünden milli his ve duyguları yeterince tatmin edilemeyen evlatlarımız başıboş dolaşmaktadır. Bunların herbiri küresel psikolojik harekat uzmanlarının elinde kullanılacak birer silah olarak hazır beklemektedir. Bu şartlanmış ve kaybedilmiş beyinlerin geri kazanılması sanıldığı kadar kolay değildir. Çok büyük emek, gayret ve zamanı gerektirmektedir.
Sonuç olarak;
Küreselleşen dünyada, küresel mimarlar milli değerleri ve üniter devletleri bölüp parçalayarak insan topluluklarını çok küçük kümeler haline getirip kolaylıkla kontrol altında tutmayı hedef almışlardır. Kendi değerleri olmayan, aidiyet duygusunu kaybetmiş, çevresine duyarsız, sadece tüketime odaklanmış bir insan tipi yaratılmaya çalışılmaktadır. Psikolojjik Harekat teknikleri bu konuda kendilerine yardımcı olmaktadır. Yaygın internet ağı ve bilgi teknolojisi ise küresel güçlerin beyin yıkama işlevlerine yardımcı olarak onlara destek sağlamaktadır.
Küresel güçlerin hedeflerine ulaşmada ve ele aldıkları hedef toplumların halklarının beyinlerini yıkamada çok usta olduklarını, yani başarılı olduklarını kabul etmeliyiz..
Bu bilinen gerçeğin ışığında ülkemiz güç merkezlerinin en nadide unsuru olan, dayanak noktamızı ve geleceğimizin teminatını teşkil eden gençliğimizi; yabancı fikir, ideoloji ve ülkelerin hedefi olmadan şuurlu, inançlı ve kişilik sahibi fertler haline getirmek, düşman propagandasına fikren ve ruhen karşı koyacak bir hazırlık derecesine eriştirmek biz düşünen beyinlere düşen en önemli ve kaçınılmaz bir tarihi görev olarak önümüzde durmaktadır..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
8 Mayıs 2005 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale