24 HAZİRAN 2017 CUMARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Af gafleti
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 9 Aralık 2000 Cumartesi 

"Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler."
(Mustafa Kemal Atatürk)

İnsanın aklı ve mantığı kabul etmek istemiyor. Hapishanelerde birbiri peşisıra çıkan isyanları bastırmaktan, hapishanelerde devletimizin gücünü göstermekten ve kanun hakimiyetini kurmaktan aciz bir yönetim. İşin kolayını hapistekileri dışarıya çıkartmakta buluyor. Hazırlanan AF YASASI milletvekillerinin bütün karşı koyma isteklerine rağmen yine milletvekillerimiz tarafından yasalaştırılıyor.

Dünyanın hiç bir yerinde böyle bir uygulama görülmemiştir... Papayı öldürmeye teşebbüs eden bir eski anarşist bu suç yüzünden tam 24 yıl CEZA KANUNU'nu aynen aldığımız İtalyada hücrede kalıyor. Fakat ayni anarşist saygın bir Türk gazetecisi olan Abdi İPEKÇİ'nin de katili olduğu halde Türkiye'de ayni kanunlara rağmen af ediliyor.

Affetmek Allaha mahsustur. Siz kim oluyorsunuzda kulun kula yaptığı cürümleri affetmeye cüret ediyorsunuz? Buna hiç bir makam ve hiçbir mevkinin hakkının olmadığını düşünüyorum. Milletin sağduyusu ve engin hoşgörüsüne rağmen, yüzbinlerce mağdur ailenin feryadına rağmen, AF MÜESSESESİ Türkiye'nin birinci gündemi olabiliyor ve sadece üç parti lideri ile bir lider eşinin isteği olarak bu milletin tümünü temsil eden yüce Atatürk'ün büyük eseri T.B.M.M.'den çıkabiliyor.

Sayın ECEVİT'ler; 1974 yılında'da ayni AF GAFI'nı yaparak devletin başına bela olan anarşistleri sokağa salmışlar ve şimdi kötüledikleri 12 Eylül öncesi korkunç KAN, GÖZYAŞI, ANARŞİ ve TERÖR ortamının yaratılmasına sebep olmuşlardı. Ortaya salınan caniler yeniden ve daha fazlası, ile ülkemizi kana bulamışlardı. Çok değil daha 26 yıl önce olanları insanlarımız hiç unutmadı. O korkunç günleri ne çabuk unuttunuz sayın başbakanım.

Anarşi ve terörün aldığı masum canlar, yıkılan ocaklar. Hayatlarının baharında kör bir kurşuna hedef olan fidan gibi delikanlılar, gencecik kızlar, yanan fabrikalar, yıkılan milli servetler ve daha niceleri.... Siz unutabilirsiniz. Fakat be necip millet o günleri unutmadı sayın başbakanım.

Anarşi ve terörden en fazla zarar gören ve mensuplarından binlercesini kaybeden, pek çoğu hapislerde ömür tüketen Başbuğ Alparslan Türkeş'in MHP'ne ne oldu. Alparslan Türkeş olsa idi meclisteki üç milletvekili ile böyle bir uygulamayı mutlaka durdururdu. Yoksa siz bugün meclisteki ikinci büyük partiye mensup değilmisiniz? sayın M.H.P.li milletvekili kardeşlerim.

Sizler tarihin önüne hangi yüzle çıkacaksınız. Bir tarihçi olarak bu yaptığınızı inanın en mutedil tarihçilerin bile anlamakta ve yazmakta zorlanacağını bilmenizi istiyorum.

Irza geçenler affedilmiyor. Fakat hem ırza geçip, hemde vahşice katledenler; bu katmerli suçu işlediklerinden dolayı adeta ödüllendirilerek af ediliyor. Yani bundan sonraki tecavüzlerde , tecavüzcülere mutlaka sonunda öldür, yoksa hapislerde sürünürsün deniliyor. Pes Doğrusu...

İNSAF....İNSAF....İNSAF ....BEYLER, SAYĞIDEĞER MİLLETVEKİLLERİ;

Sizler bu ülkenin insanlarısınız. Bu millet sizleri haklarını koruyasınız diye, onları aç açık bırakmayasınız , iş ve aş bulmalarına yardımcı olasınız, ve bu milleti içeride ve dışarıda başını eğmeden dolaşacak şekilde idare edesiniz diye seçti ve kutsal meclise yolladı. Yaptığınız bu korkunç hadiseyi milletimize ve seçmeninize nasıl anlatacaksınız.

SİZİ SEÇİP O MEVKİYE GÖNDERENLERE HANGİ MEŞRU MAZERETİ SÖYLEYECEKSİNİZ. Parti başkanım böyle istedi bende aynen kabul ettim mi ? diyeceksiniz.

Hiç mi vicdanınız sızlamadı. Hiç mi duygu ve inancınız kalmadı. Bu mübarek Ramazan ayında millet sizden iş ve aş beklerken . Bu yapılanı nasıl tanımlayacaksınız.

Allah bu milletin yardımcısı olsun. Yüce Atatürk; yukarıya aldığım Gençliğe Hitabesinde yer alan sözlerini herhalde bu günleri düşünerek söylemişti.

Okuyan, araştıran ve inceleyen bir kişi olarak iddia edebilirim ki; dünyanın hiç bir ülkesinde böyle bir af müessesesi yoktur. Olamaz ve olmamalıdır. Devlet ciddiyeti kanun ve hukuk hakimiyetinin sağlanması ile belli olur. Bu hakimiyeti yürütme sağlar. Devlet kanunsuz ve hukuksuzluğu teşvik edemezve buna ortam hazırlayamaz..

Devlet sanatçısı olan oğlunun hiç tanımadığı kişilerce 40 bıçak darbesi ile ve işkence görerek öldürüldüğünü televizyonlarda anlatan gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüş gazeteci bir babanın isyanını bütün millet ibretle izledi. Şimdi bu evladın katilini siz affediyorsunuz. Ne hakla ve ne cüretle. Siz demek istiyorsunuz ki ey analar ve babalar. Biz bu katillerle, soyguncularla başemiyoruz. Devamlı isyan ediyorlar. Hapishaneleri örgüt evlerine ve anarşist yetiştirme merkezlerine çevirdiler. Hapishanelerimizi yakıyorlar, yıkıyorlar,istedikleri gibi kullanıyorlar.Bu şekilde devlet malına zararda veriyorlar. Sonra içeride birbirlerinide öldürüyorlar. Bizim bunlara gücümüz yetmedi . Buyrun siz kendi davanızı kendi aranızda halledinmi demek istiyorsunuz.?

Bunu düşünmek dahi insana ürküntü veriyor. Duvara yazı yazdı. Pankart taşıyarak fikrini duyurmaya çalıştı. İçeride kalsın. Ama azılı katiller çıksın. VAH MİLLETİMİZE VAH...

Girmek için binbir atraksiyon yaptığımız Avrupalı milletler bize hayretle, ibretle ve istihza ile bakıyor. En beğenmediğiniz küçücük San Marino'ya, Monte Carlo'ya bakın. Acaba böyle bir uygulama var mı?

Biz ki 600 yıl adaleti ile dünyaya yön vermiş bir İmparatorluğun mirasını devralan ve 12000 yıldır tarih sahnesinde kalarak üstün kültürünü günümüze kadar bozulmadan getirmeyi başarmış bir milletiz. Bu bakımdan AF GAFLETİ'ni bu necip millete yapılmış bir hakaret olarak görüyorum. Sokaktaki halkın adeta bu haksız ve tutarsız davranış karşısında haykırdığını görüyorum.Seslerini duyuyorum.

Sayın yetkililer; bu çok hayati konuyu lütfen halkın oyuna sunun. Bakın netice ne olacaktır. Engin sağduyusu ile yöneticilerine daima örnek olan asil milletimizin % 99' nun buna HAYIR diyeceğini adım gibi biliyorum. Bunu benim kadar sizinde bildiğinizi biliyorum.

Halkının %99'nun HAYIR dediği bir hadiseye halkın temsilcilerinin EVET demeleri mümkün değildir. Eğer buna rağmen EVET denildi ise. Ki T.B.M.M' buna EVET dedi. Bu millete rağmen yapılan yanlışla bu parlamentonun ve bu hükümetin daha uzun süre devamı mümkün görülmemektedir. Türkiyeyi iyi günlerin beklemediğini söylemek için falcı olmak gerekmez. Çünkü "GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTEMEZ" diye güzel bir atasözümüz vardır ve sanırım böyle günler için söylenmiştir.

Devletin başına ilk defa bir hukukçu ve halk adamının gelmesine çok sevinmiş ve bu sevincimi sütunlarımızda bir kaç kere değişik yazılarımda dile getirmiştim. Türkiyenin artık keyfi idare edilen değil, gerçek bir hukuk devleti olacağı yolundaki inancımızı ve güvenimizi sizlerle paylaşmıştım.

Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer Beyefendi; ciddi, tutarlı, dengeli ve devlet adamına yakışır tavır ve uygulamaları ile beni haklı çıkardı. Bu şekilde kısa sürede halkımızın güvenini kazandı ve büyük desteğini arkasına aldı. Bu milletin son yıllarda tek olumlu ve umut verici hadisesinin, devletin başında güvenilir bir kimse bulunması olduğunu bir kere daha vurgulamak istiyorum.

Şimdi Sayın Cumhurbaşkanımızdan AF GAFLETİ dolayısıyla çılgına dönen ve bunu hiç bir zaman kabullenemeyecek olan aziz milletimizin sade bir vatandaşı olarak dileğim şudur. Lütfen siz devlet adamlığınızı ve hukuka bağlılığınızı bir kere daha gösterin. Bu milletin vicdanını derinden yaralayan AF GAFLETİNDEN MİLLETİ KURTARIN.

SAYIN CUMHURBAŞKANIM; MİLLET NEFESİNİ TUTMUŞ BİR KERE DAHA SİZİ BEKLİYOR. AYNEN KARARNAME KRİZİNDE GÖSTERDİĞİNİZ BÜYÜKLÜĞÜ GÖRMEK İSTİYOR. ŞU ANDA TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNDE HUKUKUN HAKİMİYETİ Nİ GÖSTERMEK SİZİN OMUZLARINIZDA AĞIR BİR YÜK OLARAK DURUYOR. BU YÜKÜ KALDIRACAĞINIZA VE AZİZ MİLLETİMİZİN GÜVENİNİ TAZELEYECEĞİNİZE İNANIYORUM...


Dr. Tahir Tamer Kumkale
9 Aralık 2000 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale