22 TEMMUZ 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Kürt kimliği (1)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

 3 Aralık 2000 Pazar 

"GÖRÜNEN DÜŞMAN GİZLİ DOSTTAN İYİDİR."

Avrupalı Sömürge yöneticisi dostlarımız bütün işlerini güçlerini bırakıp birbiri peşisıra Diyarbakıra kadar geldiler ve bölge halkının en büyük sorununun "Kürtçe televizyon ve radyo dinleyememe" olduğunu hemen tesbit ettiler. Sonunda Avrupa Birliğine girebilmemiz için ön şart olarak KÜRTÇE RADYO VE TELEVİZYON KURULMASI kararını Ortaklık Katılım Protokoluna koydular.

Tam bu olumsuz durum tartışılırken MİT Müsteşarımız Şenkal ATASAGUN'un konuya ilişkin zamansız ve anlamsız beyanları çıkageldi. Bunu takiben ülkemizin vazgeçilmez gündem belirleyici büyük gücü olan şanlı medyamız konuyu bütün unsurları ile ülke gündeminin birinci maddesi olarak ele aldı. Tartışıyorlar. Konuşuyorlar. Olur-olmaz kişileri konuşturuyorlar. Akıllarınca konuyu inleleyip araştırıyorlar. Oysa sonuçta insanlarımızın sadece kafalarını karıştırmaktan başka önemli bir işlevleride olmuyor.

Bir bardak suda fırtınalar kopartıyorlar. Büyük Kürt dostu Alman milletvekili ROTH ablamız, Avrupa Parlementosuna anarşistleri sokarak kürsüde konuşan Dışişleri Bakanımız Sayın CEM'e saldırtan İtalyan bayan milletvekili, APO'nun ablası ve kürt kardeşlerimizin her sahadaki yılmaz savunucusu Fransa eski Cumhurbaşkanının eşi Mitterand hanım, ve daha niceleri. Bunlar nekadar seviyormuş bu kürt kardeşlerimizi. Türklük ve Türkiye aleyhine olsunda ne olursa olsun . Yeterki konu bizi rahatsız ve huzursuz etsin.Ülkemizi zayıf ve güçsüz göstersin.

Sayın beyler, ve bayanlar. Lütfen siz artık kendi işinize bakın. Bırakın bizim bin yıldır birlikte içiçe yaşadığımız doğulu kardeşlerimizi. Sizler ne kadar uğraşırsanız uğraşın , bu ülkenin vatanlaştırılmasında canını vermiş, kanını dökmüş, gayret ve çaba göstermiş öz evlatlarını devletine ve milletine düşman edemezsiniz.

Et tırnaktan ayrılmaz. Boşuna çaba ve para harcamayın. Siz hiç merak edipte sormadınız mı APO kardeşinize. " Be Apo Efendi; sen yirmi yıldır bu insanları ayartıp kandırarak, ve ellerine silah vererek müstakil bir devlet kurmak için savaşıyorsun. Bizde bu savaşta sana elimizden gelen her türlü desteği verdik ve hâlâ veriyoruz. Sen nasıl kürt milliyetçisin ki ? özgürlüklerine kavuşturmaya çalıştığın ve onbinlercesinin yok yere ölümüne sebep olduğun bu insanlara ana dilleri olduğunu iddia ettiğin KÜRTÇE ile değilde , TÜRKÇE ile hitap ediyorsun?
*NEDEN BİZ SENİN VE ATADIĞIN LİDERLERİN AĞZINDAN TÜRKÇEDEN BAŞKA SÖZ DUYMADIK.
*YOKSA SİZ KÜRT DEĞİLMİSİNİZ?
*YOKSA SİZ ANADİLİNİZ OLAN KÜRTÇE'Yİ BİLMİYORMUSUNUZ. ?

Evet ülkemizde kendilerince belirlenen bölgelerde; KÜRT DEVLETİ KURMAK İÇİN 20 YILDIR MÜCADELE EDEN ve TÜRKİYENİN GÜÇLENMESİNİ KENDİLERİ İÇİN TEHLİKELİ GÖREN BÜTÜN ÜLKELERİN DESTEĞİNİ ALAN ABDULLAH ÖCALAN VE EKİBİ FAALİYETLERİNİN TÜMÜNDE TÜRKÇE KONUŞMUŞLAR, YAZMIŞLAR ve EMİRLERİNİ DAİMA TÜRKÇE VERMİŞLERDİR.

NEDEN? EVET NEDEN?
Bölgeye gelen anlı şanlı yabancılar bölge halkının kürtçe konuşmalarını engelleyen bir durum tesbit etmişlermi? Hayır.

Bölge halkına sen kürtçe televizyon mu istersin ? Yoksa İŞ ve AŞ'mı ? diye sorsalardı . Alacakları cevabın İŞ ve AŞ olduğunu göreceklerdi. Bu bölge halkı tam binyıldır bu bölgede çeşitli dinler, ırklar ve kültürler ile içiçe yaşamış ve birbirleri ile kaynaşmıştır. Bin yıl Televizyonsuz ve radyosuz yaşamışlardır. Onların sorunu dil ile değildir. Bugüne kadar günlük yaşamlarında sürekli kullandıkları dilleri ile ilgili olarak hiç bir sıkıntı ile karşılaşmamışlar,baskı görmemişlerdir.

Onların tek ve önemli sorunu daha iyi yaşam şartlarıdır. Oysa bu insanlarımıza daha iyi yaşam koşulları sağlamaya yönelik Türkiye Cumhuriyetinin tarihindeki en büyük ve en kapsamlı projesi olan GAP'a yatırılacak olan paralar ne yazıkki bölge insanının güvenliğini sağlamak için, yani bölgeye hakim olan terörün önlenmesi için harcanmıştır.

20 yılda bölgede PKK ile yapılan savaşta 100 Milyar Dolar harcanmıştır. Bu savaşta 30.000 insanımız hayatını kaybetmiş ve bir okadarıda yaralanarak sakat kalmış işgücünü kaybetmiştir. Meydana gelen yıkımı ortadan kaldırmak için bir bu kadar daha lazımdır. Bu insanlara özgürlük getireceği iddiasıyla yola çıkarak bunlara kan , gözyaşı ve ızdıraptan başka bir şey getirmeyen Abdullah ÖCALAN ve ekibinin bu savaşta harcadıkları parada en az 100 milyar dolardır. Oysa bu paraları bölgenin kalkınma ve güçlenmesine yatırsa idik. Şimdi en az 20 tane GAP bölge insanının hizmetinde idi.

Milli gelirden fert başına düşecek milli gelir bu münbit topraklarda 30000 dolardan aşağı olmazdı. İnsanlarımız müreffeh ve zenginlik içinde olurlardı.

Tartışacağımız ve tartışmamız gereken konular 20 kaybedilmiş yılın yaralarının nasıl sarılacağıdır. Oysa bugün gündemimizde bulunan tartıştığımız şey KÜRTÇE TELEVİZYON ve RADYO olsun mu ? Olursa nasıl olsun ? gibi konulardır. Bölge halkı ise şarkıyı ister Türkçe, ister Kürtçe ve isterse İngilizce olarak dinlesin, bunun kendisine hiç bir şey vermeyeceğinin bilincindedir.

KÜRTÇE radyo ve televizyon yayını ve bunun sonunda istenilmesi beklenilen Kürtçe eğitimin fiilen mümkün olamayacağını bilim adamlarımız yıllardır açıklıyorlar. Kitapçıların raflarında buna ait onlarca bilimsel eser okunmadan duruyor. Lütfen merak edin alın ve okuyun. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın aslında bölge halkının tamamına hitap eden böyle gelişmiş bir dil olmadığı gerçeğini sonunda göreceksiniz. Ortada konuşulan mahalli bir kaçyüz kelimeden oluşan pek çok ağız ve lehçe var. Zorlama ile, uydurma ile dil olmuyor. Dil olması için devlet olmak lazım. Kurallar konulup, bu kuralların uzun yıllar eğitimde yeralması, edebi eserlerde yaygın olarak kullanılması, uluslararası antlaşmalarla tesbit ve kalıcılık kazanması lazımdır.

Neden kendi ana dilleri vardıda . Apo; bunlara daima Türkçe hitap etmek gereğini ve ihtiyacını duydu. ? Önce bunu tahlil edin. Yahut gidin bizzat ÖCALAN'a sorun. Sen kürtçe istiyormusun?. İstiyorsan neden Türkçe konuşuyorsun. O size en doğru ve akılcı cevabı verecektir. " BENİM HALKIM KÜRTÇE BİLMEZ. Birbirlerine 50 kilometre uzak olan iki köylü dahi birbiri ile anlaşamaz. Anlaştıkları ortak dil Türkçedir. HELE BİRKAÇYÜZ KELİMEYİ GEÇMEYEN ORTAK SÖZCÜKLERLE Kürtçe eğitim yapmamız asla mümkün değildir. Eğitim yapılamıyorsa. Bilim yapılamıyorsa o dil sadece evlerde kullanılıyorsa, bu dilin orada kalması çok daha iyi olacaktır" diyecektir.

Sonuç olarak;
Gerek bölge halkının ve gerekse Türk insanınının Kürtçe diye bir sorunu yoktur. Bölgede yaşayan insanlarımızın huzur ve güven içinde karnının doyurulması ve çalışabilecekleri bir işe yerleştirilmeleri sorunu vardır. En acil ve en önemli sorunumuz budur. Bunu nasıl sağlarız gündemimiz olmalıdır. Bu gündemi tartışmalıyız. Anarşi ve teröre verdikleri geniş destekle bölge halkını bu duruma sürükleyen Avrupalı sömürge temsilcileri geldiğinde önlerine bu sorunu koymalıyız. Buna nasıl katkıda bulunacaklar ? Bunu biz sormalıyız. ? İşte sizin kışkırtmalarınızla, bölge insanı 20 yıl içinde gördüğünüz bu yoksulluk ve ezilmişlik içine itildi. Gelin bu insanlara hep birlikte aş, iş, ev ve huzur verelim denilmelidir. Yapılacak budur. Basınımıza bu konuda büyük görev düşmektedir. Yöneticilerimize büyük görev düşmektedir. Üniversitelerimize ve işadamlarımıza büyük görev düşmektedir. KÜRT KİMLİĞİ konusunu ve bölgenin Türkiye Cumhuriyeti Devleti için önemini yazmaya devam edeceğiz.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
3 Aralık 2000 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale