20 EYLÜL 2017 ÇARŞAMBA

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Psikolojik Harekat hakkında neler biliyoruz? 21. asrın en yaygın savaş metodu (9)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzünülecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegane vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1931

 17 Nisan 2005 Pazar 

Ekonomik ve sosyal hayattaki hızlı gelişmeler, kitle iletişim araçlarındaki baş döndürücü gelişmeye paralel olarak artan yabancı kültür bombardımanı ile milli kültürümüzün yozlaştırılması insanlarımız üzerinde uyumsuzluk ve dengesizliklere sebep olmaktadır. İnsanlarımızın kültür değerlerini koruyucu müesseselerin yetersizliği bu uyumsuzlukları arttırıcı rol oynamaktadır.
Görsel medyanın zenginleşip yaygınlaşması ve bunların bilimsel düşünce ve milli değerlerimizi arttırıcı değilde, daha çok eğlence kültürünün hakim olduğu hoş zaman geçirtecek ve düşünme ile bilgilenme yönünü ikinci planda tutacak proğramlarla desteklenmesi insanlarımızın beyinlerinde ciddi boşluklar meydana getirmektedir.
Okumaktan zevk almayan, kendilerini ilgilendiren dünya meselelerine bihaber, sadece futbol ve magazin kültürü ile dolan beyinlere sahip insanların çoğunlukta olduğu bir toplum haline dönüştürülmemiz kaçınılmaz bir gerçek haline gelmiştir. Mevcut bilgi boşluğu ve bu boşluktan kaynaklanan kavram kargaşası içinde bilimsel fikirler yerine, insanlarımızı hasım kutuplar haline dönüştürecek Sağ-Sol, Laik-Antilaik, Dinci-Dinsiz, İlerici-Gerici, Amerikancı- Millici gibi kavramlar sıkça kullanılmaya başlamıştır. Sonunda milli kültür değerlerini kapsayan milli fikir ve ülkülerden mahrum bırakılan dimağlar; dış tehdit odaklarının saldırılarına ve bunların içerideki uzantısı yandaş mihrakların ideolojik kirletmelerine karşı savunmasız bırakılmıştır.
Köklü ve samimi çözümler üretilemediğinden yönetime olan güven sarsılmaktadır. Milli hedef ve milli menfaatler doğrultusunda şuurlandırılması gereken insanlarımız başıboş kalmakta, sağlam bir psikolojik ve sosyal yapı oluşturulmadığından başıboşluk , kural ve otorite tanımama olgusu bütün yurdu kaplamaktadır.
Ülkemizin geleceğinin emanet edileceği gençlik kesimi başta olmak üzere bütün toplum kesitlerinde değer yargıları, inanç ve düşünce sistemleri planlı olarak tahrip edilmekte ve ülke çapında demokratik haklar adı altında kural tanımama ve kurulu düzeni kabul etmeme en belirgin davranış haline dönüştürülmektedir.
İşte bu başıboş ortam içinde bırakılan insanlarımız doğal olarak çevreye güvensiz hale gelmektedir.. Bilahare mevcut anayasal düzene ve rejime karşı çıkarak kitle iletişim araçları ile kendilerine yapılan psikolojik baskı sonucu dimağlarına sokularak doğru olduğuna inandırılmış ideolojileri topluma kabul ettirme gayreti içine girmektedirler.
Kendileri gibi düşünmeyenleri ise önce dışlamakta ve sonrada en büyük hasım ve sonunda düşman olarak görmektedirler. Bu seviyeye gelindikten sonra ise profesyonel kışkırtıcılar ile istismarcıların elinde ülkeyi istenilen kaos ortamına sürükleyerek milli gücü tahrip etmektedirler. Neticede ülke üzerinde milli menfaati olan küresel güçlerin rahatça istediklerini elde edebilecekleri anarşi ve terör ortamı ile birlikte otorite boşluğu meydana getirilmektedir.
Burada üniversite gençlerinin durumlarına ilişkin birkaç özel durumu vurgulamak istiyorum. Şimdi 2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun "Yüksek öğretimin amacı" başlıklı 4 ncü Maddesi ile "Ana İlkeler" başlıklı 5 nci Maddesinde yer alan bazı ifadeleri görelim. Ve burada yapılması istenilen hususları yerine getirmek amacıyla üniversite ve yüksek okullarımızda ne gibi bir ön hazırlık yapıldığını düşünelim. Öğretim üyeleri ve yöneticilerin bu formasyonları verecek kadar yetenekli ve bilgi sahibi olup olmadıklarını veya bu hususları yerine getirmek için ne gibi proğramlar hazırladıklarını değerlendirelim.
Ondokuz yıldır üniversite öğretim üyeliği yapan ve gençlerimizi milli milli hedefler doğrultusunda yönlendirecek zorunlu derslerden olan "Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi" derslerini veren bir kişi olarak ben bu konuda bilinçli olarak bir şey yapılmadığını üzülerek söyleyebilirim. İşte öğrencilerle verilmesi kanunen emredilen hususlar;

" MADDE. 4- Yüksek Öğretimin Amacı: Öğrencilerini;
1-) Atatürk İnkılapları ve ve ilkeleri doğrultusunda Atatürk milliyetçiliğine bağlı,

2-) Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, Türk olmanın şeref ve mutluluğunu duyan,

3-) Toplum yararını kişisel çıkarlarının üzerinde tutan, aile, ülke ve millet sevgisi ile dolu,

4-) Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren,

5-) Hür ve bilimsel düşünce gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı,

6-) Beden, zihin, ruh, ahlak ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş vatandaşlar olarak yetiştirmek.

MADDE.5- Ana İlkeler

a.) Öğrencilere, Atatürk inkılapları ve ilkeleri doğrultusunda Atatürk milliyetçiliğine bağlı hizmet bilincinin kazandırılması sağlanır.

b.) Milli Kültürümüz, örf ve adetlerimize bağlı, kendimize has şekil ve özellikleri ile evrensel kültür içinde korunarak geliştirilir ve öğrencilere, mili birlik ve beraberliği kuvvetlendirici ruh ve irade gücü kazandırılır."

Görüldüğü gibi üniversitelerimizin Psikolojik Harekatın doğrudan hedefi olduklarını kanun koyucu değerlendirmiş ve bu konuda tedbir alınmasını üniversiye yönetimine emtretmiştir. Peki uygulama ne olmuştur.?
İşte şimdi yöneticilerimize düşen ve değerlendirilmesi gereken temel sorun budur.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
17 Nisan 2005 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale