29 Nisan 2017 Cumartesi

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor...Sevgi ile kucaklıyorum...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Psikolojik Harekat hakkında neler biliyoruz? 21. asrın en yaygın savaş metodu (7)
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak insanlıktan uzak ve son derece üzünülecek bir sistemdir. İnsanları mesut edecek yegane vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddi ve manevi ihtiyaçlarını temine yarayan hareket ve enerjidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1931

 15 Nisan 2005 Cuma 

Sahip olduğu jeopolitik önemi ve bölge gücü olma potansiyeli ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu topraklarda çıkarı olan devletler ile küresel güçlerin her alandaki psikolojik saldırılarına açık bulunmaktadır.
İşte bu yüzden Türk toplumunun saldırıya uğraması muhtemel bütün kesimlerine, iç ve dış tehdit odakları tarafından büyük bir ustalıkla planlanıp yönlendirilen psikolojik harekat uygulamaları ile Türk Milletinin maruz kaldığı psikolojik baskının mevcudiyeti her fırsatta ve her türlü vasıta kullanılarak anlatılmalıdır. Bu konuda toplum liderlerine ve bilhassa siyasi parti yöneticilerine kaçınılmaz görevler düşmektedir.
Bu savaşın en önemli savunma mekanizması saldırıya maruz kalacak kitlelerin muhtemel tehdit odaklarının çalışma şekilleri ile ilgili olarak bilgilendirilmesidir. Bu şekilde bilinçlenmeden karşı konulamayacağı gerçeği halkın beyinlerine çakılmalıdır..
Psikolojik saldırılar toplumun her kesiminde ayrı kanallardan yapılmakta, ayrı metotlarla ve ayrı şiddette uygulanmaktadır. Bu saldırıların yapılabilmesi ve başarılı olunabilmesi için o toplum üzerinde çok detaylı ve uzun süreli bir "Psikolojik Harekat Ön Değerlendirme Çalışması" yapılmış olması gerekmektedir.
Bu husus yeterli maddi desteği olan uzun vadeli ve kapsamlı bir bilimsel çalışmayı, yani ciddi ölçüde labaratuvar araştırmalarını gerekli kılar. Bu labaratuvarın deney sahası insanlar ile bu insanların yaşadıkları toplumsal çevredir. Dolayısı ile Psikolojik Harekat planlayıcıları psikolojilerini değiştirecekleri hedef seçilen toplumun içinde bizzat yaşamadan gerekli ön bilgileri elde etmeleri mümkün değildir. Aslında karşı psikolojik harekat uygulayıcıları için ( yani saldırıdan savunacak taraf planlamacıları için) bu husus hedef toplum üzerindeki ön çalışmaların tesbitinde yardımcı bir unsur olmaktadır.
Hasım Psikolojik Harp planlamacıları öncelikle hedef olarak aldıkları toplumların yaşam çevresine girerler. Birlikte güven içinde yaşayan birer fert görünümü altında çalışmalarını sürdürürler.
Önce o toplumda sivrilmiş lider kişileri tesbit edip tek tek bu kişiler izlenmeye alınır. Bunların çeşitli olaylar karşısındaki ve insan ilişkilerindeki tutum ve davranışları, imkan ve kabiliyetleri, istek ve arzuları, fikri yapısı üzerinde inceleme yapılır.
Yine bu hedef kitlenin tek tek fertlerinin genel karakterleri ile bu karakterlerin yaşamlarındaki muhtemel olaylar karşısındaki tepkilerinin nasıl olacağı değerlendirilir.
Sonra bu kişilerin kümelendikleri iş ve meslek kolları tesbit edilir. Tek tek başka tutum ve davranış gösteren insanların bulundukları toplum içindeki tutum ve davranışları toplum psikolojisi açısından incelenir. Bu şekilde önce toplumu etkileyecek derecede önemli lider kişiliği taşıyan şahıslar ortaya çıkartılır. Bilahare bu kişilerin yaşadıkları ve etkili oldukları sosyal çevrelerin üzerindeki etki dereceleri değerlendirilir. Toplumu teşkil eden fertlerin eğitimleri, kültürleri, duyguları, hisleri, olaylar karşısındaki muhtemel tepkileri, hayattan ve toplumdan beklentileri, günlük ve uzun vadeli ihtiyaçları, arzu ve istekleri, sevinçleri, üzüntüleri, aile yaşantıları, varsa ulaşmak istedikleri hedefleri teker teker tesbit edilir. Bütün bu çalışmalar sonunda tesbit edilebilen hususlar yeniden formatlandırılarak kişiler ve toplum kesitlerinin psikolojik haritaları çıkartılır.
Görüldüğü gibi bu iş iğne ile kuyu kazmaya benzer. Kolay gibi görünen Psikolojik Harekat aslında sabır isteyen ciddi bir bilimsel sürece ihtiyaç gösterir. Sadece "Psikolojik Harekat ön değerlendirmesinin yapılabilmesi için aralarında psikologlar, sosyologlar, pedagoglar, profesyonel yöneticiler, uzman psikolojik harpçiler, tarihçiler ve din adamları gibi uzmanların bulunacağı birbiri ile kordineli olarak çalışan yetenekli kadrolara ihtiyaç gösterir. Ve bütün bu faaliyetlerin çok gizli ve karşı tarafa hissettirilmeden yapılması gibi önemli bir dezevantajı bulunduğu da hatırdan çıkarılmamalıdır.
"Psikolojik Harekat Ön Değerlendirmesi" yapılmış toplum kesitleri artık saldırı için hazır hale gelmiştir. Şimdi artık bu toplum kesitlerinin hangi olaylar karşısında ne gibi tepki verecekleri en ince detayına kadar bilinmektedir. Kendilerine nasıl yaklaşılabileceği, ve toplumu yönlendirmede kendilerinden nasıl yararlanılabileceği ortaya konulmuştur.
Özetleyecek olursam; çok uzun süreli bir saha araştırmasından sonra artık o toplum Psikolojik Harekat ajanları tarafından kendi milli menfaatleri doğrultusunda kullanılmaya hazır haldedir. Profesyonel birkaç pravakatör ajan kolaylıkla büyük halk kitlelerini sokağa dökebilir ve onlara arzu ettiği her şeyi yaptırabilir.. Günümüzde Bayrak yakma hadisesi sonrasında bilhassa Trabzon'da gelişen olayları bu gözle değerlendirmek gerekmektedir.
Şimdi tam yıl geriye dönelim ve ülkemizde köylülere yardım gibi insani bir görevle Amerikadan gönderilen BARIŞ GÖNÜLLÜLERİ uygulamasını hatırlayalım. Bu grup birdenbire gelmiş, Anadolu Türk Toplumunun bütün kesimlerini kapsayacak şekilde ve yeterli sürede ülkemizde kalmış ve topladığı bilgilerle ülkelerine dönmüştür.
Yine hatırlayalım, Birinci Dünya Harbinde müttefik adı altında Alman subaylarının yurdumuzun her köşesinde cirit attıkları bilinmektedir. Yine ayni yıllarda Anadoluda 300 civarında Amerikan Koleji açıldığını ve bu kolejlerdeki öğretmen ve yöneticilerin çoğunun yetişmiş psikolojik ajan olduğunu söylememiz yanlış olmaz..
Ülkemizin her tarafında yaygın Alman Vakıfları ile Soros tarafından desteklenen sivil toplum kuruluşlarını ve nihayet misyonerlik adı altında Anadolunun her köşesinde çalışan kişileri birde bu gözle değerlendirelim.
Bütün bu açıklamalardan sonra; Avrupa Birliği adı altında ülkemize gelen pek çok Avrupalının öncelikli gezi planları içinde neden Diyarbakır, Mardin, Batman v.s. gibi anarşi ve terör örgütlerinin hareket öncelikli alanlarının bulunduğunu şimdi daha iyi görebildiğinizi değerlendiriyorum..


Dr. Tahir Tamer Kumkale
15 Nisan 2005 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale