20 ŞUBAT 2017 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net



Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Sanayi ve Ticaret bakanı Ali Coşkun 800.000 kişiye çalışmadan maaş verildiğini açıkladı. Pes doğrusu!
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Çalışma insanların cismani kuvvetlerini geliştirir ve hayat için gerekli olan şeyleri temin eder. Çalışmaksızın, fikri gelişme ve ahlâki olgunlaşma da mümkün değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1930

 29 Mart 2005 Salı 

25 Mart 2005 tarihli gazete haberi;
"Fatih Üniversitesi Genç Girişimciler Kulübü'nün düzenlediği toplantıda ''Küreselleşme Sürecinde Türkiye Ekonomisinde KOBİ'lerin Yeri; Finansman, Ekonomik Sorunları, Çözüm Önerileri'' başlıklı bir konuşma yapan Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, ''Yaklaşık 800 bin kişi hiçbir iş yapmadan devletten maaş alıyor. Çalışmadan devlete yük olmak kimsenin hakkı değil. Hatır gönülle, adama göre değil, işe göre adam alma dönemi çoktan geldi geçiyor'' diye konuştu.
Bu haber bana iki yıl öncesindeki benzeri haberi ve buna ilişkin yazdığım yazıyı hatırlattı. Ayni bakan ayni konuşmayı tam iki yıl önce yapmıştı ve biz 11 Mayıs 2003'te konuyu BİLDİRİYORUM sütunlarına taşımıştık. Demek ki 370 milletvekili ile iktidar olmak muktedir olmaya yetmiyor. İki yıl önceki yazımı aşağıya aynen alarak geçen bu iki yıl içinde fazla bir ilerleme olmadığını vurgulamak istiyorum..

TARİH: 11 MAYIS 2003

"Son yıllarda devletin içine düşürüldüğü borç batağını durdurmak için alınacak en önemli tedbirlerden biri de devletin savurganlığını önlemektir. İktidara talip olan her parti seçim konuşmalarında savurganlığın mutlaka önleneceğini, devletin her kuruşunun harcanmasına azami dikkat edileceğini vurgular. Ve bunu hükümet proğramlarının en görülebilir köşesine yazar.
Buraya kadar her şey iyi ve güzel. İşte buradan sonra, yani iktidar olunduktan sonra verilen bütün sözler unutulur. Yeni gelen iktidarlar savurganlıkta adeta eskisini hiçte aratmayacak şekilde hovardaca davranmayı kendine şiar edinir. 35 yıldır beni yönetecekleri seçiyorum. Her yeni gelenin aynisini yaptığını gördüğümden böyle kesin konuşabiliyorum.
İktidar olmak, hele Ak Parti gibi TBMM'de muhalefeti olmayacak şekilde iktidar olmak her zaman görülen hususlardan değildir. Bu iktidarın önünde yapmak isteyipte yapamayacağı hiç bir şey yoktur. Çünkü her türlü kanunu derhal TBMM'den çıkartacak yeterli sayıya sahiptir. Yani her türlü yaptırım gücüne sahiptir.
Bir başka deyişle bu iktidar, ancak icra edecek ve icraatını millete açıklayacaktır. Bu sayıya sahip bir iktidarın hiç bir şekilde şikayet etmeye hakkı yoktur. Eğer her hangi bir konuda şikayet ediyorlarsa bu husus bunların iktidar olduklarını, ama muktedir olamadıklarını gösterir.
İşte size kendi ağızlarından çok önemli bir itiraf;
TBMM'nin en eski ve tecrübeli isimlerinden Sanayi Bakanı Ali Coşkun İstanbul'da bir fuar'ın açılışında yaptığı konuşmada halkımıza açıklıyor.
"Tesbit ettiklerine göre hiç bir iş yapmadan, hiç bir hizmet üretmeden sadece ay başlarında bankaların bankamatik makinalarına kadar giderek kendilerine yapmadıkları işler karşılığında ödenen maaşları alan Devlet Memurlarının sayısının 800.000 kişiyi bulmaktadır."
İnsan PES DOĞRUSU demeden yapamıyor. Çok kaba bir hesap ile, bu hiç bir hizmet vermeden sadece maaş alan memurlarımıza ayda ortalama en az Beş yüz Trilyon Türk Lirası (500.000.000.000.000 TL.), yazı ile ifade edecek olursak BEŞYÜZBİN adet BİR MİLYAR LİRA maaş milletin cebinden veriliyor. Yıllık olarak bu savurganlığın millete maliyeti ise 6 KatrilyonTürk Lirası ediyor. Bunu da yazı ile ifade edersek ALTI MİLYON adet BİR MİLYAR TL. bu işsiz memurlarımıza devlet olarak haraç veriyoruz.
Demek ki Sayın Ali COŞKUN bizim adımıza bu ülkeyi yönetmek üzere bakan olarak atandığından beri, bizim cebimizden tam 3 Katrilyon Lira bankamatik memurlarına ödeme yapılmış.
İşte bunu anlamak ve algılayabilmek mümkün değil. Acaba Sayın Coşkun bu verdiği rakamlarla ne yapmak istiyor.?
Biz mi bu BANKAMATİK HIRSIZLARINI atadık.?
Biz mi millet olarak bunların maaşlarının ödenmesi için bankalara talimat veriyoruz ?
Bu soygunu biz mi durduracağız. ?
Gidip dövelim mi ?
Kızıp bağıralım mı ?
Yoksa oturup bu halimize ağlayalım mı ?
İşin neresinden bakılırsa bakılsın, sakat ve kokuşmuş bir soygun düzeninin aynen alındığı yerden devam ettirildiği açıkça görülüyor. Ve bu husus bu işleri düzeltmek için gelen bir iktidarın saygın bir bakanı tarafından kamuoyuna açıklanıyor.
Bu insanları kim işe aldı.?
Kim bunlara iş yapmadan maaş ödenmesi için emir verdi ?
Bu soygun daha ne zamana kadar devam edecek ?
Bu soygunu hazırlayanlardan ve bile bile bu soygunu devam ettirenlerden kim hesap soracak ?
Veya, Neden bu kişilere hesap sorulamıyor ?
Bunlar hangi makam ve mevkilerden destek alarak utanmadan ve sıkılmadan bu soyguna devam edebiliyorlar ?
İşin tuhaf tarafı bu işten şikayetçi olması gereken, yani soyulan taraf biziz. Fakat bu işi önleme makamında bulunan ve hâlâ bu soygunun devam ettiğini bildiren bakanımız şikayet ediyor. Sanırım Sayın Bakan Coşkun hâlâ Ak Partinin iktidar olduğunun farkında değil. Biz Sayın Coşkun gibi tecrübeli bir siyasetçinin ağzından şunları duymak isterdik.
"Aziz milletim. 3 Kasım seçimlerinde bizi iktidar yaptınız. Bizde size verdiğimiz sözü tuttuk. Sizi soyan 800.000 Bankamatik Memurunun işine son verdik. Onlara yapılan şu kadar tutarındaki alacaklarınız için ödeme planı yaptık. Kendileri ile beraber bu soygun düzeninin oluşturulmasında hataları tesbit edilen bürokratlarımızı mahkemeye sevkettik ve devlete verdikleri zararın tazminini istedik. Bizi iktidara taşıdığınız andan itibaren sadece bu yolla kazandığımız şu kadar trilyon lirayı üretime katkıda bulunması için şu sektörlere destek olarak verdik"
İşte halkımızın beklentisi bunlar. Bakalım bu bekleme daha ne kadar devam edecek. Şimdi bu akıl mantık ve iz'ana sığmayan soygun sistemi bütün hızıyla devam ederken Sayın Başbakanımız Erdoğan televizyonlardan yaptığı BİRİNCİ ULUSA SESLENİŞ konuşmasında "Altı aylık iktidarlarının ne kadar başarılı olduğunu gözlerimizin içine baka baka anlatıyor. Anlatıyor. Ve anlatıyor." Vatandaşlarımızda Anlıyor... Anlıyor...Ve Anlıyor...
Ne yazık ki ben anlayamıyorum. Çünkü bu işleri önlemenin çok zor olmadığını 30 yıllık devlet memuriyetim dolayısıyla biliyorum. Devletin istediği takdirde tek kuruşunun hesabını dahi sorabilecek mevzuatla teçhiz edildiğini, bu yapabilecek yeterlilikte ehil kadrolarının bulunduğunu da biliyorum.
Peki aksayan ne? Aksayan husus; sorunlara çözüm üretecek kişilerin bakış açısı ve sorunu çözmek isteyip istememesinde. İnşallah çözerler ve bu miletin takdirini kazanırlar. Yapabileceklerine inanıyoruz ve sabırla bekliyoruz."

Evet, Sayın Bakan hala iki yıl önceki yerde duruyor. Biz hala sabırla hizmet beklemeye devam ediyoruz.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
29 Mart 2005 Salı

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale