29 HAZİRAN 2017 Perşembe

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanların Ramazan Bayramını kutluyorum.

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürkçü Düşünce Sistemi - 48
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Bir toplulukta kıymet ve kuvvet, onu kuran fertlerin kendilerini kıymet ve kuvvet saymalarındadır. Ancak bu gibi fertlerden kurulmuş olan toplumlardır ki, yekpare kıymet ve kuvvet manzarası gösterebilirler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk - 1937

 28 Mart 2005 Pazartesi 

ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜK ADINA YAPILAN YANLIŞLAR:
Atatürk ve Atatürkçü Düşünce Sistemi adına yapılan yanlışları sıralamaya devam ediyorum...

YÖK tarafından 1991 yılında hazırlanarak uygulama için üniversitelere gönderilen "ATATÜRK İLKELERİ VE İNKİLAP TARİHİ DERS MÜFREDAT PROĞRAMI" son derece geniş kapsamlıdır. Bu proğram hiçbir art düşünceye yer vermeyecek şekilde kapsamlı ve açıktır. Uygulayacılara her alanda yardımcı olan bir rehber niteliği taşıyan Yüksek Öğretim Direktifinde "Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi" derslerinin amacı şöyle açıklanmıştır.
"Türk gençliğini, vatan ve millet bütünlüğüne sahip, Türkiye Cumhuriyetine yönelik iç ve dış tehditler konusunda bilinçlenmiş, Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlı, insan haklarına saygılı fikri hür, vicdanı hür, demokrat, laik düşünceli, bilimsel anlayışı benimsemiş, çağdaş dünyanın ihtiyacını kavramış, bilgili ve bilinçli insanlar olarak yetiştirmek olmalıdır"
Şimdi düşünen bir insan olarak elinizi vicdanınıza koyarak yukarıdaki talimatı birkaç kere okuyun. Burada yapılması emredilen hususları alt alta yazın. Ve her bir hususun nasıl ve nerede, ne kadar zamanda gerçekleştirilebileceği hakkında çok kaba bir plan yapın. Göreceksiniz ki verilen görev son derece zor ve altından kalkılamayacak kadar kapsamlıdır.
Ben ilk defa 1995 yılında İTÜ'de ders vermek için gittiğimde bu proğram ile karşılaştığım zaman çok tedirgin oldum. Burada istenenleri nasıl yerine getireceğimi hayal etmeye çalıştım. Mevcut bilgi birikimime baktım. Genel kültürümü tarttım, yıllarca sürdürdüğüm eğitici kimliğimle ve kazanmış olduğum Atatürkçülük Doktorası kariyerimle dahi bunun altından kalkılamayacak kadar büyük yükler getirdiğini görerek irkildim.
Evet, devletimiz kağıt üzerinde çok önemli tesbitler yapmış ve bunları uygulanmak üzere talimat haline getirmiş ve üniversitelere göndermiştir. Peki üniversitelerimiz bu direktifin esaslarını yerine getirecek öğretim üyelerine sahip midir.? Bu bilgileri verecek öğretmenler yetiştirilmiş midir ? Bunun cevabı "Hayır" olacaktır. Çünkü bunları hakkı ile verebilecek öğretim üyeleri yetiştirilmemiştir.
Peki bu dersleri kimler verecektir.?
Yukarıdaki istenen hususlar çok önemlidir. Eğer bu bilgiler yeterli ve bilinçli kişiler tarafından verilmez ise, bu defa yanlış bilgilerle dolacak genç beyinler ülkeyi güçlendirip kalkındıracaklarına belki de yıkılıp ve bölünmesine neden olabilirler. Konu son derece hassastır ve acil tedbir alınmasını gerektirmektedir..
Eğer tedbir alamıyorsanız, bu takdirde ya yukarıda verdiğiniz talimatı kaldıracaksızınız veya anayasadan Atatürkçülükle ilgili bölümleri çıkartacaksınız.
Görüldüğü gibi son derece teferruatlı hazırlanmış ATATÜRK İLKELERİ VE İNKİLAP TARİHİ DERS MÜFREDAT PROĞRAMI'nı tam anlamı ile tatbik edebilmek için özenle yetiştirilmiş, Atatürk ilke ve İnkilaplarına gönülden bağlı, Türk kültürü değerlerini özümsemiş ve Türk tarihi konusunda bilgi sahibi bilinçli ve yetenekli öğretim üyelerine ihtiyaç vardır. Bu sağlanamadığı takdirde ülkemizin geleceğinin emanet edileceği aydın Türk gençliği; bilgisiz ve yeteneksiz öğretim üyeleri elinde Atatürkçülük adı altında her türlü yabancı ideolojilerin maşası olarak kulanıldığı birer yıkıcı militan haline dönüştürülebilir. Bu bakımdan konunun hafife alınır tarafı yoktur.

*** Üniversitelerimizin Atatürkçü Düşünceyi bilimsel yoldan ortaya çıkartma görevlerini yeterince yerine getiremediğini ve bu yüzden 2876 Sayılı kanun ile kurulan Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek kurumu bünyesindeki Atatürk Araştırma Merkezi'nin çalışmalarına da yeterli katkıda bulunamadığını söylemek mümkündür. Yine Atatürk Araştırma Merkezinin Atatürkçülüğün kitle iletişim araçlarından yararlanarak geniş halk kitlelerine yayılmasında da etkin olmadığı görülmüştür.
Ayni şekilde Atatürk Araştırma Merkezinin Atatürk'ün fikir ve düşüncelerini dünyanın dört bir yanına ulaştıracak uluslararası etkinlikleri de yeterince yerine getirmediği değerlendirilmektedir. Oysa Atatürkçü Düşünce ile ilgili her türlü aktiviteyi gerçekleştirmekten bu merkez sorumludur.
Demek ki bu merkeze aktivite kazandıracak yeni atılımlara ihtiyaç vardır. Bu merkezin 22 senede neler yaptığı bütünüyle ortaya çıkartılmalı, nasıl daha aktif olunabilir sorusunun bilimsel yaklaşımla cevapları bulunmalı, Atatürkçülüğün evrensel boyutlardaki değerini ortaya koyacak ve yaptığı çalışmaları bütün dünyanın hizmetine sunacak modern bir teşkilat yapısına kavuşturulmalıdır..
Buna da acilen ihtiyaç vardır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
28 Mart 2005 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale