23 TEMMUZ 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürkçü Düşünce Sistemi - 38
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Gerek askeri hayatımın ve gerek siyasi hayatımın bütün devir ve bölümlerini işgal eden mücadelelerimde daima hareket prensibim, milli iradeye dayanarak milletin ve vatanın muhtaç olduğu gayelere yürümek olmuştur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk

 11 Mart 2005 Cuma 

ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜK ADINA YAPILAN YANLIŞLAR:
Bugün Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün ve Atatürkçü Düşünce Sisteminin doğuşunun 67 inci yılını idrak ediyoruz. 67 yıl bir sistem oluşturulması, geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve uygulayıcı kitlelere ulaştırılması açısından oldukça uzun sayılabilecek bir süredir. Yeterki planlı, proğramlı ve verilen hedefler doğrultusunda bilinçli bir çalışma yapılabilsin.
Halbuki Atatürkçülüğün sistemli bir hale getirilmesi ve yaygınlaştırılması için yasal dayanakların oluşturulması ve sistemli bir çalışmaya başlanılması faaliyetinin sadece 22 yıllık bir geçmişi bulunmaktadır. Yapılan ilk ve en önemli yanlış işte bu büyük ve sonradan telafisi çok zor olan gecikmedir.
Günümüzde 1983 yılından itibaren Atatürkçülük ve Atatürkçü Düşüncenin yaşatılmasına yönelik bütün faaliyetler 1982 Anayasasına göre oluşturulan devletin yetkili organlarının kontrol ve denetiminde yürütülmektedir. Bu yanlışın geç dahi olsa düzeltilmesi Atatürkçülük adına yapılan büyük bir başarı olarak görülmelidir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, kurduğu Cumhuriyeti yani genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni gençlere emanet etmiştir. Bunun çok önemli bir düşünce alt yapısı vardır. Atatürk bu sonuca birden bire varmamıştır, ve O’nun bu düşüncesi tarihi süreç içinde olgunlaşmıştır..
Cumhuriyetin bugünü ve yarınının gençlerimize verdiğimiz güvene ve onların bu ülkeyi koruyup kollayacak yeterli bilgilerle donatılmasına bağlı olduğunu unutmamamız gerekmektedir.
Gazi; zaman içinde oluşturduğu inkilaplarını gençlere güvenerek ve bu güvenini her fırsatta göstererek gerçekleştirmiştir. Oysa kendisinden sonra gelen yöneticiler ülkenin geleceğinin teminatı olan genç nesilleri ya tamamen unutmuşlar ya da onlara gereken değeri vermemişlerdir. Yıllarca unutulan gençlik ancak bugün bir kısım çevrelerce tamamen ortadan kaldırılmaya çalışılan 1982 Anayasasının 58 nci Maddesi ile ( Geçliğin Korunması) yeniden hatırlanmış ve gençliğimiz anayasal koruma ve güvence altına alınarak bu davranış ile ülkemizin geleceği teminat altına alınmaya çalışılmıştır.
“Atatürk ve Gençlik” konusu kanaatime göre Atatürkçü Düşünce’nin özünü ve temel dayanağını teşkil etmektedir. Bu bakımdan konu üzerinde biraz daha detaya inmenin yararlı olacağına inanıyorum.
Atatürk’ü yücelten en önemli yönlerinden biri de O’nun Türk gençliğine verdiği değerdir. Memleketin geleceğini oluşturacak gençlik kavramı Atatürk’te en güzel anlamını bulmuş ve en yüce değer yargısına ulaşmıştır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün genç ve gençlik kavramına bakışına değinmeden önce sözlüklerde bu kavramın ne şekilde yer aldığına değinmek istiyorum.
Büyük Larusse’ye göre;
GENÇ; Yaşı az ilerlemiş kimse, ve bu kimseye özgü bedensel, ruhsal özellikler ve davranma biçimleridir. Hangi yaşta olursa olsun gençliğin; güçlülük, canlılık ve dirilik, ataklılık, dinamiklik gibi özelliklerini üzerinde taşıyan kimsedir..
Türk Dil Kurumunun 1998 basımlı sözlüğüne göre GENÇ;
- Yaşı ilerlememiş insan,
- Gelişmesini tamamlamamış, olgunlaşmamış bitki,
- Yeni gelişmekte olan, kısa geçmişi olan kuruluş olarak tanımlanmaktadır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e göre ise GENÇLİK yaş ile sınırlanmamıştır; O’na göre gençlik, ülkenin geleceğinin emanet edildiği nesillerdir.
Atatürk; köhneleşmiş zihniyetlere, milleti geriye götürmek isteyen geri kafalılara karşı dayanacağı yerin gençlikte ve onların dinamik fikirlerinde olduğunu görmüştür.
Atatürk; çağdaş ve modern ilmin hakim olduğu zihniyetle yetişecek genç kuşakların, gelecekte eserini ve inkilaplarını daha da geliştireceğini, ve onu her türlü tehlikeden koruyarak yücelteceğini hissetmiş ve buna yürekten inanmıştır.
Denilebilir ki, tarihte hiç bir lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk kadar milletinin gençliğine güvenmemiş ve onun kadar kendi gençliği ile bütünleşmemiştir.
Birinci Dünya Savaşının felaketli sonuçlarının, sancılarının devam ettiği mütareke döneminde Türk gençliği Atatürk için başlıca umut ve ışık kaynağı idi.
Bilindiği gibi 1918 yılı inançların ve kendine güvenin her alanda yıkıldığı ve psikolojik çöküntünün toplumun bütün kesimlerine hakim olduğu karanlık bir dönemdir. Bu inançsızlık ortamında Atatürk için tükenmez inanç kaynağı, yüreğini kaplayan millet sevgisi ve Türk Gençliğine duyduğu güvendir.
Ahlak bunalımı doğuran bir felakat, çöküş ve yıkılış ortamında Atatürk, sırf vatan ve hakikat aşkıyla kurtuluş yolu arayan Türk Gençliğine güvenmektedir. Bunu O’nun şu sözlerinden anlıyoruz.;
“HERŞEYE RAĞMEN MUHAKKAK BİR IŞIĞA DOĞRU YÜRÜMEKTEYİZ. BENDE BU İMANI YARATAN KUVVET, YALNIZ AZİZ MEMLEKET VE MİLETİM HAKKINDAKİ SEVGİM DEĞİL, BUGÜNÜN KARANLIKLARI, AHLAKSIZLIKLARI, ŞARLATANLIKLARI İÇİNDE SIRF VATAN VE HAKİKAT AŞKIYLA IŞIK SERPMEĞE VE ARAMAYA ÇALIŞAN BİR GENÇLİK GÖRMEMDİR.”


Dr. Tahir Tamer Kumkale
11 Mart 2005 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale