22 EKİM 2017 PAZAR

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İ,LE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürkçü Düşünce Sistemi - 35
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Gerek askeri hayatımın ve gerek siyasi hayatımın bütün devir ve bölümlerini işgal eden mücadelelerimde daima hareket prensibim, milli iradeye dayanarak milletin ve vatanın muhtaç olduğu gayelere yürümek olmuştur. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1928

 20 Şubat 2005 Pazar 

ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNE DÜŞMAN OLAN UNSURLAR:
Ülkemiz kalkınıp güçlendikçe ve her alanda geliştikçe bu ülkenin güçlenmesini istemeyen mihrakların desteğiyle Atatürk ve Atatürkçü Düşünce Sistemi karşıtı güçlerde çoğalacaktır. Bunlar çoğalıp eylemlerini arttırdıkça Atatürkçüler de doğal olarak çoğalacaktır.
Bu iki karşıt fikre mensup kitleler birlik ve beraberlik içinde ülkenin kalkınmasına çalışacakları yerde, önce birbirleri ile çatışmanın içine sürüklenecekler ve bunu takibende muhtemel bölünmenin tohumlarını atacaklardır.
Dış mihrakların istediği de budur. Önce fikir ayrılıkları yaratmak ve sonra bu karşıt fikirlere mensup olanların aralarını açarak birbirleri ile çatışma ortamı hazırlamak tek hedefleridir. Bu husus ülkelerin içeriden zayıflatılarak bölünme ve parçalanmasında yaygın olarak kullanılmaktadır..
"Atatürkçülük ve laiklik" adına irticai bir düzen getirmek isteyen kesimin karşısına çıkan çok saf ve milliyetçi duygulara sahip Türk insanının dikkatli olması, dış güçlerin emellerine alet olmaması, çatışma değil, diyalog ve uzlaşma yolunu deneyerek aralarındaki fikir ayrılığının çözümlenmesi yolunun bulunması gerekmektedir.
Her büyük insan; ister fikir ve isterse devlet adamı olsun mutlaka istismar edilecektir. İstismar edilmemesinin önlenmesi çok zordur. Tek ve tesirli çare, bu büyük insanı istismar edenlerin karşısına fikirle çıkmaktır. Fakat bu fikirler asla temelsiz ve tutarsız olmamalıdır. Çünkü zayıf fikirler daima karşı tarafın tezini güçlendirir. Onu haklı kılar. Bu bakımdan karşıt fikirlerle mücadelede kullanılacak doğru fikirler güçlü ilmi delillerle, bilimsel araştırmalarla ve yıllarca sürecek planlı çalışmalarla oluşurlar.
Atatürk'ü ve O'nun fikir ve düşüncelerini eleştirenlere kızıp, bağırıp çağırmak ve onları lanetlemek asla çözüm değildir. Bunları önlemek için tek çözüm yolu ilmi hakikatleri ortaya koyarak karşı fikirleri susturmaktan geçmektedir.
Ben ülkemizde bu konuda sürdürülen çalışmaların yeterli olmadığı kanaatini taşıyorum. En azından çalışmaların planlı, proğramlı ve bilinçli olarak yapılamadığına inanıyorum. Ayrıca her istismar alanı ile ilgili özel bir çalışma sistemi uygulanması ve bu çalışmaların birbirleri ile koordine edilerek mücadele yerleri ve mücadele usullerinin bir elden belirlenmesi gerektiğine de inanıyorum.
Ülkemizde bu çalışmaları yapacak kuruluşlar vardır. Teşkilatları tamamlanmıştır. Ve bu kuruluşların yasal bütün destekleri temin edilmiştir. Buna rağmen etkili bir faaliyet yaptıklarını söylemek zordur. Çünkü ortalık bir yığın sahte Atatürkçü ile dolmuş durumdadır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü kendi ideolojik çıkarları doğrultusunda kullanmaya ve yaptıkları devlet ve millet aleyhtarı bütün faaliyetlerini çeşitli söz ve yazı cambazlıkları kullanarak O'nun isminin arkasına saklamaya çalışan bir yığın düzen bozucu, anarşist ile bunların fikir babalarının GERÇEK ATATÜRKÇÜ adıyla ortaya çıktıklarını görmekteyiz. Bu insanlar her taraflarını Atatürk resim ve rozetleriyle süsleyerek ve Atatürk adını ağızlarından düşürmeyerek herkesten çok Atatürkçü oldukları izlenimini yaratarak şer faaliyetlerini örtmeye çalışmaktadır. Meydan boş olduğundan başarılı da olmaktadırlar..
Atatürkçü olabilmek için; şer kafalı aydın bozuntularının söylediklerinin arkasındaki manayı anlayabilmek ve bunların iki yüzlülüğünü ortaya çıkarabilecek yeterli bilgiye sahip olmak zorunluluğu vardır..
Gazi Mustafa Kemal Atatürk daha sağlığında bugünlere yönelik tehlikeleri sezmiş ve genç Türkiye Cumhuriyeti'nin ebediyete kadar devamlılığının sağlanması maksadıyla, yöneticilere ve bilhassa öğretmenlerimize şu kesin ve vazgeçilemez talimatını vermiştir.
" YETİŞECEK ÇOCUKLARIMIZA VE GENÇLERİMİZE, GÖRECEKLERİ ÖĞRENİM SINIRI NE OLURSA OLSUN, EN ÖNCE VE HER ŞEYDEN ÖNCE TÜRKİYE'NİN BAĞIMSIZLIĞINA, KENDİ BENLİĞİNE VE MİLLİ GELENEKLERİNE DÜŞMAN OLAN BÜTÜN UNSURLARLA MÜCADELE ETMEK GEREĞİ ÖĞRETİLMELİDİR.
DÜNYANIN MİLLETLER ARASI DURUMUNA GÖRE, BÖYLE BİR SAVAŞIN GEREKTİRDİĞİ RUHSAL UNSURLARLA DONANMIŞ OLMAYAN FERTLERE VE BU NİTELİKTEKİ FERTLERDEN OLUŞAN TOPLUMLARA HAYAT VE BAĞIMSIZLIK YOKTUR"

Benim nesillerim ne yazık ki Atatürk'ün bu sözünü yerine getirememiş olmanın sıkıntısını ve ıstırabını duymaktadır. Çünkü bizler yeterince bilgilendirilmedik. Biz bilgisiz olunca, bizden sonraki kuşaklara aktaracak fazla bir şey bulamadık. Acı ama, gerçek budur.
Türk'ün istiklaline, milli benliğine düşman olan unsurların ne olduğunu anlatabilmek için önce Türk'ün ne olduğunu bilmek lazımdır. Sonra, buna kimler ve neden düşmandır.? Bunlar bu düşmanlıklarını nasıl ve nerelerde yaparlar ? bunların bilinmesi lazımdır..
Böyle ciddi konuların yalan yanlış ve temelsiz bilgilerle verilmesi, verilmemesinden daha tehlikelidir. Çünkü söylenen her yanlış söz geri tepen silah namlusu gibi tesir gösterir. Yani kendi silahımızla kendi kendimizi vurmak demektir.
Ülkemizin son birkaç yılını kaba bir gözle sadece gazete başlıklarından inceleyecek olursak; adeta Türk olmanın suç sayılacağı bir ortama sürüklendiğimiz görülecektir. AB ve ABD dayatmaları ile ülkemizde Türkten gayri her türlü etnik ve dini cemaatler ortalıkta göğsünü gere gere dolaşırlarken, Türkler adeta sus pus olmuşlar ve kendi vatanlarında üzerlerinde oynanan oyunları hayretle, ibretle ve dehşetle izlemektedirler.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
20 Şubat 2005 Pazar

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale