21 TEMMUZ 2017 Cuma

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürkçü Düşünce Sistemi - 34
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Gerek askeri hayatımın ve gerek siyasi hayatımın bütün devir ve bölümlerini işgal eden mücadelelerimde daima hareket prensibim, milli iradeye dayanarak milletin ve vatanın muhtaç olduğu gayelere yürümek olmuştur. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1928

 19 Şubat 2005 Cumartesi 

ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNE DÜŞMAN OLAN UNSURLAR:
82 yıldır bölgesinde bir huzur adası halinde mevcudiyetini sürdüren Türkiye Cumhuriyeti Devletinin coğrafi konumundan kaynaklanan önemi 1991 yılından itibaren tek kutuplu hale gelen dünyamızda giderek artan bir şekilde devam etmektedir.
Bölgede menfaati olan küresel güçler bu kritik bölgede kendi milli menfaatlerine dur diyebilecek güçlü bir Türkiye arzu etmemektedir. Yakın çevremiz istikrarsız ve tam bir savaş alanı durumunu muhafaza etmektedir. Çevremizdeki istikrarsız siyasi ortam bizi doğrudan ilgilendirmekte ve geleceğimizi de ciddi şekilde tehdit etmektedir.
Ülkemizdeki birlik, beraberlik ve bütünlük bizim güçlülüğümüzün göstergesidir. Oysa ülkemiz üzerinde milli menfaatleri olan şer güçler bu coğrafyada güçlü bir Türkiye görmemek için bütün yolları denemekte ve her alanda saldırılar yaparak bizi zayıflatmaya çalışmaktadır.
İşte bu yüzden Atatürk ve Atatürkçülük; birlik, beraberlik ve bütünlüğümüzü temsil ettiği için ülkemiz üzerinde hain emeller besleyen şer güçler ile bunların yurt içinde satın aldığı işbirlikçilerin saldırdığı en önemli hedef haline gelmiştir.
Bayrağımız, şanlı tarihimiz ve milli bütünlüğümüz yanında en çok yıpratılmak istenen eserlerimizin başında milli birlik ve beraberliğimizin teminatı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve O’nunla özdeşleşen fikir ve düşünceleri gelmektedir.
Türkiye ve Türklük düşmanı mihraklar tarafından Atatürk’ün fikir ve düşünceleri;

• Daima çarpıtılarak ifade edilir,

• Eksik söylenerek manası kaybettirilmeye çalışılır.

• Emsalleriyle mukayese edilmeyerek yalın ve zayıf halde tutulmaya çalışılır.

• Aşırı sol kesim; Kendi milli önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk dururken Lenin, Stalin, Mao Che Tung, Che Guevera, Enver Hoca gibi sosyalist liderler ile bunların bugün her türlü geçerliliğini kaybetmiş fikir ve düşüncelerini kendilerine bayrak yapar. Yaptıkları gösteriş ve mümayişlerde bu liderlerin boy boy resimleri ile bu ülkelerinin bayraklarını taşır. Ve bunun adına yurtseverlik der.

• Aşırı sağ irticai kesim; Anayasamızın 174 ncü maddesinde açıkça belirtilen Inkilap Kanunlarının korunması esasını da hiçe sayarak adeta bu ınkilaplara savaş açarak eylemlerini sürdürürler. Kıyafetleri ile, yayın organlarıyla ve her türlü tutum ve davranışları ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve O’nun düşünce sistemine karşı olduklarını alenen ortaya koyarlar. Onlara göre bu ülkede hür ve bağımsız yaşamalarını sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk bir deccaldır (şeytandır). Din düşmanıdır. Dolayısıyla kendilerini Atatürkçü olarak görenler de din düşmanıdır.

Bunlar ülkemizin bilinen gerçekleridir. Ülkemizde milli menfaatleri olan küresel mimarlar bu karşıt grupları kolaylıkla organize ederek ve her alanda destekleyerek eylemlerini perde arkasında sürdürürler.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dayandığı temel prensipleri ihtiva eden ATATÜRK
İLKELERİ Türk devletine düşman olan unsurlar tarafından devamlı olarak ele alınır ve manası değiştirilerek yani saptırılarak halktan bunlara inanmaları istenir. Misal verecek olursak;(1)

* CUMHURİYETÇİLİK = SOSYALİZM olarak,
* DEVLETÇİLİK = SOSYALİZM olarak,
* MİLLİYETÇİLİK = FAŞİZM olarak,
* HALKÇILIK = SINIFÇILIK olarak,
* LAİKLİK = DİNSİZLİK olarak,
* INKİLAPÇILIK = İHTİLALCİLİK olarak tanımlanır.
Bu şekilde bütün ilkeler anlam ve tanımları değiştirilerek toplum üzerindeki etkileri ortadan kaldırılmaya çalışılır.
Bunlar bilinen karşıt unsurlardır. Yasal ve kültürel açılardan bu tehditlere karşı planlı ve proğramlı olarak tedbir alınması kolaydır. Asıl tehlike bu değildir.
Bence en büyük tehlike; Atatürkçü geçinip Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü hiç anlamayan ve anlamaya çalışmayan; fakat O’nun adına Cumhuriyeti ve yüce milleti korumaya kalkan ve giderek sayıları artan bir kitlenin mevcudiyetidir.
Yukarıda saydığım karşıt unsurlar Atatürkçü Dişünceyi bozamazlar ve bu Atatürkçü geçinenler kadar bu düşünce sistemine zarar veremezler. Onlar zaten karşıdırlar ve bu düşünce sistemini kabul etmediklerini açıkça ortaya koymaktadırlar. Bu bilinen düşmana karşı tedbir almak da kolaydır. Onlar bu kendilerini Atatürkçü sanan cahil ve yarı aydın Atatürkçüler kadar tehlikeli olamazlar. Çünkü bunların korumak adına verdikleri zararların telafisi zamana ve çok iyi yetiştirilmiş gerçek Atatürkçülere ihtiyaç gösterir.
İşte bu yüzden diyorum ki; Atatürk Sevgisi ne kadar içten ve samimi olursa olsun bu büyük insanın fikir ve düşüncelerini anlamak ve tatbik etmek için yeterli değildir.
Atatürk düşmanları ile mücadele edebilmek için sadece sevgi yetmez. Bilgi, beceri, tecrübe ve inanç önemlidir. Bu hususun kazanılması da uzun süren, kesintisiz planlı ve proğramlı bir eğitim ve öğretime ihtiyaç gösterir. Azim, gayret, kararlılık ve devamlı çalışma ister…
(1) Atatürk El Kitabı, Ankara KKK.lığı Yayını, S.21


Dr. Tahir Tamer Kumkale
19 Şubat 2005 Cumartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale