25 EYLÜL 2017 PAZARTESİ

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR, SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürkçü Düşünce Sistemi - 30
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Milletler yerleştikleri toprakların gerçek sahibidirler. Ancak o topraklarda insanlığın da temsilcisi olarak bulunurlar. Oradaki kaynaklardan kendileri faydalanırken bütün insanlığı da faydalandırmakla yükümlüdürler. Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1928

 11 Şubat 2005 Cuma 

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİNİN EVRENSEL BOYUTLARDAKİ DEĞERİ NEDİR ?
İnsanların mutluluğuna, gelişip güçlenmesine, özgürlüğüne yönelik yenilikler getiren fikir ve düşüncelerin büyük bir yayılma gücüne sahip olduğunu görüyoruz. Hele bu düşünceler fiili hayatta gerçekleşmişlerse yayılma daha hızlı olmaktadır. Bu gelişmeyi önlemek ve durdurmak fiilen imkansızdır.
Oldukça eski sayılabilecek dinlerin çıkışlarını ve çıktıkları zamandaki kitle iletişim araçlarını dikkate alırsak dini öğretilerin şaşıtıcı bir hızla gerçekleştirildiğine şahit oluruz. Dinlerin yayılışı gibi diğer fikirlerin yayılışı da dinler kadar olmasa dahi çok büyük bir hızla gerçekleşmiştir. Fransız Devrimini müteakip Fransızlar kendi içlerinde birbirleri ile iktidar mücadelesi yaparken bu akımın yarattığı "özgürlük" fikirleri önce Avrupa'ya sonra da bütün dünyaya yayılmış ve "demokrasi" anlayışını yaygınlaştırmıştır.
Günümüz şartlarında televizyon radyo ve internet kanalı ile fikirler artık anında yayılmaktadır. Fakat bu gelinen yeni şartlar altında ancak iyi fikirlerin ayakta kalma şansı vardır. Temelsiz ve tutarsız fikirler anında kaybolmaktadır.
Yirminci yüzyılda insanlığın geleceğine dönük gerçek bir vizyon çizmiş olan en ilerici fikir akımı olan Atatürkçü Düşünce Sistemi önce Akdeniz çevresine oradanda süratle dünyaya yayılmıştır.
Atatürk'ün fikir ve düşüncelerinin evrenselliği araştırılırken iki önemli eserinin insanlık üzerindeki etkisinin gözönüne alınması gerekmektedir. Bunlardan birincisi padişah hakimiyetine dayalı bir devlet düzeninden oluşturduğu millet hakimiyetine dayalı Türkiye Cumhuriyetidir. Diğeri ise bu Cumhuriyeti sonsuza kadar ayakta tutmak için gerçekleştirdiği İnkilaplarıdır.
Dış dünya Atatürk'ün fikir ve düşüncelerinin evrenselliğini ve güçlü taraflarını bizden önce keşfetmiştir. Nitekim Atatürk'ün fikir ve düşüncelerinin evrenselliğini dikkate alan UNESCO; kendi prensipleri dışına taşarak ilk defa 10 Kasım 1963 tarihini" DÜNYA ATATÜRK'Ü ANMA GÜNÜ" ilan etmiştir. Oysa o tarihlerde Türkiye de 10 Kasımlar sadece matem günleri olarak biliniyor ve milletimiz bu günlerde Atasının yasını tutuyordu. Fikri cephesinin anılması için yaptıklarımız o günlerde söylenen birkaç acıklı şiirden öteye gidemiyordu.
10 kasım 1963'te bütün dünya milletlerine Atatürk'ü anma günü ilan eden UNESCO bununla yetinmedi. Yüce insanın doğduğu yılın 100 ncü yılına denk gelen 1981 yılını "DÜNYADA ATATÜRK'Ü ANMA GÜNÜ" olarak ilan ettti.
UNESCO bu kararıyla; Birleşmiş Milletlere dahil bütün ülkelerin o yıl içinde yaptığı bütün kültürel faaliyetlerle ve eğitim aktivitelerinde Atatürkçülük ve Atatürkçü Düşünce Sisteminin uluslararası bir seviyede tartışılıp görüşülmesine zemin hazırlamıştır. Dünyada o güne kadar böyle bir muameleye mazhar olmuş bir başka kimse olmamıştır. Bu hem bizim ve hemde insanlık alemi için çok gurur verici bir davranıştır.
Şimdi konunun evrensel boyutlarının daha iyi anlaşılabilmesi için UNESCO' nun Atatürkçü Düşünce Sisteminin evrensel boyutları ile ilgili olarak çok dikkatle seçilmiş kavramları içeren bu kararını aynen görelim;

" UNESCO GENEL KONFERANSI; Uluslararası anlayış, işbirliği ve barış yolunda çaba göstermiş olan üstün kişilerin gelecek kuşaklara örnek olacakları inancı ile, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün doğumunun yüzüncü yıldönümünün 1981 yılında anılacağını hatırlayarak, UNESCO'nun üzerinde çalıştığı tüm alanlarda, olağanüstü inkılapçı olduğunu göz önünde tutarak, özellikle sömürgecilik ve emperyalizme karşı inancıyla dünya milletleri arasında karşılıklı anlayışın, sürekli barışın öncülüğünü yapmış olduğunu; tüm yaşamı boyunca insanlar arasında hiçbir renk, din ve ırk ayrımı gözetmeyen bir uyum ve işbirliği çağının doğacağına inancını unutmadan; genel konferans için, eylemi her zaman barış, uluslararası anlayış ve insan haklarına saygı yönünde gerçekleşen Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk'ün kişiliğini ve eserlerinin çeşitli yanlarını belirtmek amacı ile; giderleri Türkiye hükümetince karşılanmak üzere 1981 yılında düzenlenecek uluslararası toplantı konusunda fikri ve teknik planda UNESCO'nun işbirliğine karar verir."

Gerçekten dünyanın bütün ülkelerinde Atatürkçü Düşünce bir yıl boyunca yapılan bilimsel toplantılar, paneller, açık oturumlar, konferanslar, seminerler, televizyon ve radyo proğramları ile medya organlarında bütün yönleri ile tartışıldı. Atatürkçü Düşünce bütün milletlerden oluşan geniş bir halk kesiminin bilgi ve istifadesine sunuldu.
Prof.Dr. Herbert Melzig 1943 yılında yayınlanan "Atatürk Dedi ki" başlıklı kitabında; Yunan filozofu Platon'un, "Krallar filozof olsa ve filozoflar kralların tahtına otursaydı" dileğinin tam iki bin yıl sonra Mustafa Kemal Atatürk ile gerçek olduğunu belirterek, bu büyük insanı dünya insanlığına örnek göstermiştir...
Kılıcı ile dünyaya hükmeden ve halkına özgürlük getiren nice hanlar, hakanlar ve komutanlar tarih sahnesini süslemişlerdir. Bunlardan hiç biri Gazi Mustafa Kemal'nin fikir ve düşüncelerine benzer bir üretim yapamadıklarından tarihin derinliklerinde ve çağları içinde kalmışlardır. Çağı aşan ve çağlar boyu fikirleri ile yaşayan ve yaşatılan tek lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
11 Şubat 2005 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale