28 Mayıs 2017 Pazar

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İyi İnsanları saygı ile selamlıyor ve sevgi ile kucaklıyorum....

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Atatürkçü Düşünce Sistemi - 27
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Vatanımız, Türk milletinin eski ve yüksek tarihi ve topraklarının derinliklerinde mevcudiyetlerini muhafaza eden eserleri ile yaşadığı bugünkü sınırlarımız içindeki yurttur. Vatan hiçbir kayıt ve şart altında ayrılık kabul etmez bir kütledir... Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1930

 7 Şubat 2005 Pazartesi 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile özdeşleşen iki temel kavram "Bağımsızlık" ve Millet Egemenliği"dir. Atatürk İlke ve İnkilaplarının temelinde de bu iki kavram yatar.
Atatürk'ün Gençliğe Hitabesinde Gazi'nin Türk gençliğine emanet edip korumalarını istediği iki temel unsur da "Türk bağımsızlığı ve Türk Cumhuriyetidir". Aynı metinde bağımsızlık ve cumhuriyet kelimelerinin tam dört kere birlikte kullanılması da tesadüf olarak görülemez.
Atatürk'e göre "Bağımsızlıktan ve egemenlikten yoksun cumhuriyet, cumhuriyet değildir. Bir devletin dayanacağı temel esaslar 'Tam bağımsızlık' ve 'Millet Hakimiyetidir".
Milli Kurtuluş Şavaşımızın hedeflerini belirleyen temel belgelerden biri olan Misak-ı Milli'nin ilk cümlesi de yine "bağımsızlık" ile başlamaktadır. Altıncı ve son maddesi de tamamen "bağımsızlığa" tahsis edilmiştir. 1920' de son Osmanlı Mebusan Meclisi' nin gizli oturumunda oybirliği ile kabul edilen bu metin Türk Kurtuluş Savaşı'nın ve İnkilapların bir programı niteliğindedir .
Şimdi özet olarak başlangıç bölümünü müteakip toplam Altı Maddeden oluşan bu Milli Yemini görelim;

"Aşağıda imzaları bulunan Osmanlı Mebusan meclisi üyeleri; devletin bağımsızlığı ve milletin geleceğinin, haklı ve sürekli bir barışa erişmek için katlanabileceği fedakarlığın azami haddini belirten aşağıdaki esaslara tamamiyle riayetle temini mümkün olduğunu, bu esaslar dışında payidar bir Osmanlı saltanat ve cemiyetinin vücudunun devamı gayri mümkün olduğunu kabul ve tasdik eylemişlerdir."
BİRİNCİ MADDE: Arap kökenli halkın oturduğu ve Mondros Mütarekesi imzalandığı tarihte yabancı devletlerin işgali altında bulunan bölgelerin geleceği, halkın serbest oyuyla belirlenecektir; mütareke sınırları içinde Osmanlı-İslam çoğunluğun yerleşmiş bulunduğu kısımların tümü, gerçekte ya da hükmen hiç bir nedenle birbirinden ayrılamayacak bir bütündür.
İKİNCİ MADDE: İlk serbest kaldıkları zamanda kendi istekleriyle anavatana katılan Kars, Ardahan ve Batum illerinde gerekirse yeniden halk oylaması yapılabilecektir.
ÜÇÜNCÜ MADDE: Batı Trakya' nın hukuksal durumu da, halkın tam bir özgürlük içinde verecekleri oylarla saptanmalıdır.
DÖRDÜNCÜ MADDE: Hilafet ve Saltanat merkezi İstanbul ve Marmara Denizi' nin güvenliği her türlü tehlikeden uzak tutulacak, Boğazların ticaret gemilerine açık tutulması, ilgili devletlerin aralarındaki antlaşmalarla sağlanacaktır.
BEŞİNCİ MADDE: Antlaşmalarla belirlenen ilkeler çerçevesinde azınlıkların hukuku, komşu ülkelerdeki müslüman halkların aynı haklardan yararlanmaları koşuluyla güvence altında olacaktır.
ALTINCI MADDE: Türkiye' nin siyasal, adli, mali bağımsızlığı kabul edilecektir. Bu konularda hiç bir kayıt ve kısıtlama kabul edilemez. Tahakkuk edecek borçların ödenmesi şartlarıda bu esaslara aykırı olamaz." şeklindedir.
Milli Yemin'in yayınlanmasının sonuçları hemen görüldü. İşgal güçleri çok tedirgin oldular. 15 Mart 1920'de içlerinde milletvekillerinin bulunduğu 150 aydın tutuklandı. 16 Mart'ta İstanbul askerler tarafından tamamen işgal edildi. Devlet daireleri kapatıldı. Meclis basılarak Kuvayı-Milliyeci oldukları belirlenen vekiller tutuklandı. Meclis 18 Mart'ta kendini feshettiğini açıkladı. 19 Mart günü Mustafa Kemal Paşa yayınladığı bir genelge ile; "Kapatılan Osmanlı Mebusan Meclisi yerine Ankara'da bir milli meclis açılacağını, bunun için seçim yapılmasını ve temsilcilerin 23 Nisan'da Ankara'ya gönderilmesini" istedi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Misak-ı Milliye verdiği önemi TBMM'ni açış konuşmalarında görüyoruz. İşte bunlardan bir örnek; Tarih: 1 Mart 1922, Yer: TMMM, I. DÖNEM 3. Yasama Yılı Açış Konuşmasını yapmak üzere kürsüde Gazi Mustafa Kemal;
"Efendiler, TBMM hükümetinin iç yönetimde ve politikasındaki genel kural, Teşkilât-ı Esasiye Kanunumuzun birinci maddesiyle Misak-ı Millimizin bir ve beşinci maddelerinde kesin ve açık olarak gösterilmiştir. Buna göre yönetimimiz, kayıtsız şartsız egemenliğine sahip olan halkın geleceğini kendi eli ile ve fiili olarak yönetme esasına dayanmaktadır. Yüce Meclislerine sunulmuş olan umumi müfettişlik, il özel idareleri ve yasak bölgeler tasarıları bu ruhu kapsamaktadır, kanunlaşacaklarına inanıyorum.
Efendiler; Türkiye halkı, ırk, din ve kültür yönünden tek vücut, birbirlerine karşı karşılıklı saygı ve özveri dolu duyguları taşıyan ve yazgısı ile çıkarları aynı olan bir topluluktur. Bu toplulukta ırk haklarına, sosyal haklara ve çevre şartlarına uymak, iç politikamızın önemli noktalarındandır. İç yönetimimizde bu önemli noktanın, halk yönetiminin geniş anlamda uygun bulunan en yüksek düzeye çıkarılması, politikamızın gereklerindendir. İç politikamızda olduğu gibi, dış politikamızda da ana amacımız Misak-ı Milli hükümlerini içermektedir. Ve Misak-ı Milliyi kabul ederek, maddi ve manevi alanda tam bağımsızlığımızı kabul edenleri derhal dost kabul ederiz."

Sonuç olarak; Osmanlı Meclisi Mebusan'ının Misak-ı Milliyi ilan etmesi; içinde Mustafa Kemal'in olmamasına rağmen onun gayret ve direktifleri ile oluşturulduğundan Atatürk'ün ilk siyasi zaferi olarak değerlendirilebilir.
Galip devletler ordularının fiili işgali altındaki Osmanlı Mebusan Meclisinde alınan Misak-ı Milli kararlarını günümüzün hür ve bağımsız TBMM'de alınan "Uyum yasaları ve İkiz yasalar" gibi yasalarla mukayese ettiğimizde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün neden büyük lider olduğunu bir kere daha açıkça görmek mümkün olacaktır.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
7 Şubat 2005 Pazartesi

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale