26 TEMMUZ 2017 Çarşamba

 
Dr. Tahir Tamer Kumkale

tamer@kumkale.net

İYİ İNSANLARI SAYGI İLE SELAMLIYOR... SEVGİ İLE KUCAKLIYORUM...

Ana Sayfa
Başlarken
Yazı Arşivi
Yazı Arama
Kitaplarım
Hakkımda


    Kitaplarımdan seçmeler...

Amazon'da kitaplarım






Süreyya Ayhan'a verilen ceza ile Türk sporu ne kazanacak?
Bu yazımı Facebook'ta beğenmek veya bir arkadaşınıza göndermek (tavsiye etmek) için:

Dünyada spor hayatı, spor alemi çok mühimdir. Bu kadar mühim olan spor hayatı ,bizim için daha mühimdir. Çünkü spor ırk meselesidir. Irkın düzelmesi ve gelişmesi meselesidir .- Gazi Mustafa Kemâl Atatürk - 1926

 4 Şubat 2005 Cuma 

81 yıllık Cumhuriyet döneminde atletizm alanında dünya çapında adımızı duyuran ve Türk bayrağını gururla göndere çektiren yüz akımız başarılı atlet Süreyya AYHAN cezalandırıldı. Dünya ve Avrupa çapında başarı kazanan ilk atletimiz olan ve genç sporcularımıza Türklerin de atletizm yapabileceğini ispat ederek örnek teşkil eden Süreyya AYHAN 2 yıl yarışmadan men cezası aldı. Yani spor hayatı en verimli çağında sona erdirildi.
2 Şubat tarihli gazeteler konuyu manşetten gündeme taşıdılar;
" Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Ceza Kurulu, milli atlet Süreyya Ayhan Kop'a, 2 yıl müsabakalardan men cezası verdi.
Uluslararası Amatör Atletizm Federasyonu (IAAF) tarafından anti-doping kurallarını ihlal ettiği ileri sürülen milli atlet Süreyya Ayhan Kop ile eşi ve antrenörü Yücel Kop'un Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Merkez Ceza Kurulu'nda görülen duruşması sonuçlandı. Merkez ceza kurulu, yaklaşık 4 saat süren bugünkü oturumdan sonra Süreyya Ayhan'a, müsabakalardan 2 yıl men cezası verdi.
Milli atlet Süreyya Ayhan, Atina Olimpiyatları öncesinde Uluslararası Doping Merkezi'nden gelen yetkililere zorluk çıkardığı ve yanlış örnek verdiği gerekçesiyle 2 yıl müsabakalardan men cezası aldı.
Ayhan, bu sene Finlandiya'nın Helsinki şehrinde yapılacak olan Dünya Şampiyonası'na da katılma hakkını da kaybetmiş oldu. Ayhan iki yıllık ceza karşısında gözyaşlarını tutamazken bu yaz Helsinki'de yapılacak olan Dünya Şampiyonası'na katılma hakkını da kaybetmenin üzüntüsünü yaşadı.
Süreyya AYHAN'ın Atina Olimpiyatları öncesi Edirne'de kamp yaparken Uluslararası Doping Merkezi'nden (WADA) gelen yetkililere idrar örneklerini vermekte zorluk çıkarmış ve yanlış örnek verdiği iddia edilmişti. "

Sporcuyu katılacağı müsabakaların heyecanı ayakta tutar. Onu kamçılar ve daha çok çalışması için onu motive eder. Şimdi bu kararla Süreyya AYHAN'ın spor yaşamı bitirilmiştir. Bundan ülkemiz ve sporumuz ne kazanacaktır ? Süreyya AYHAN'a bu cezayı layık gören spor yöneticilerimizin bu sorunun cevabını teşkil edecek meşru mazeretleri vardır sanırım.
Süreyya AYHAN son yıllarda dışarıdan ithal edip isimlerini değiştirerek Türkleştirilen madalyalı sporcularımızdan değildir. Dışarıdan büyük paralarla transfer edilen yabancı antrenörler tarafından da yetiştirilmemiştir. Süreyya AYHAN bir Türk sporcusudur ve Türk antrenörleri nezaretinde bu seviyede başarılı sonuçlar almıştır. Burada cezalandırılan sadece Süreyya AYHAN değil, Atletizm sporumuzun geleceği olmuştur.
Kanaatime göre bu sonuç birdenbire olmamıştır. Olimpiyatlar öncesi bu sporcumuz hakkında basınımızda sürdürülen karalama kampanyasını hatırlarsak bu sonucun daha o zaman hazırlandığını söyleyebiliriz.
Ben Türk'ün adını Atletizm pistlerine dünyaya duyuran ilk sporcu evlâdımız Süreyya Ayhan'ı, bu tertemiz yüzlü saf Anadolu gencinin başarılarının geçici olmadığına ve daha nice yıllar ismini altın harflerle spor dünyasına kazıyacağına inanıyordum. Fakat şer güçler burada da galip geldiler. Seksen yıl sonra kazandığımız bu müstesna sporcumuzu olimpiyatlar öncesi iki kalem darbesi ile katlettiler. Süreyya Ayhan'ın da makine değil, bizler gibi etten kemikten bir insan olduğunu unuttular. Milli sporcumuz hakkında ortaya attıkları kanıtlanmamış bir takım garip iddialarla bu genç ve istikbal vadeden sporcumuzun spor hayatını hayatını kararttılar.
Peki bundan Türk sporu ne kazandı. ?
Süreyya Ayhan'ı karalamakla bu ülkeye ne kazandırdılar ? Bunu anlamak güç.
Süreyya Ayhan'ın eşi ve antrenörü Yücel KOP'un o günlerde basına yansıyan açıklamaları çok düşündürücüydü. Ve bu sözlerden Türk sporunun bu mümtaz evladının planlı bir linç hareketi ile karşı karşıya kaldığı izlenimini veriyordu.
Naim Süleymanoğlu ile başlayarak dünya çapında başarılı sonuçlara ulaşan Türk Halterciliği gibi Süreyya Ayhan ismi de Türk Atletizmi için bir başlangıç olmuştur. Türk halkı bu altın kızımız ile atletizme ilgi duymaya başlamıştır. Sonunda Süreyya'nın rüzgarı pek çok gencimizi atletizm pistlerine sürüklemiştir.
Süreyya alanında ilk ve tek olmanın büyük psikolojik baskısını yaşamıştır. Paris'te yapılan ve kendisinden altın madalya beklenen dünya şampiyonasında Süreyya ikinci oluşunu açıklarken üzerindeki büyük baskıyı şöyle tanımlamıştır.

" Hiçbir yarışta bu kadar zorlanmamıştım. Altın Madalya için çıkmıştım. Ama ikincilik de müthiş bir olay. Bundan sonraki hedefim olimpiyatlar. Türk halkı emin olsun ki olimpiyatlarda en iyi dereceyi elde edeceğim. Son derece mutluyum. Çünkü elimden geleni yaptım. Burada ilk üçe girmek büyük olay. Bu yarış beni 4-5 sene yaşlandırdı. Öyle bir hava yaratıldı ki sanki altın madalya dışında hiçbir madalyanın önemi yok"

Haklıydı atletimiz. Sadece 70 Milyon Anadolu Türkü değil, 250 milyonluk Türk dünyası uzun yıllar hasret kaldıkları Altın Madalyayı bekliyorlardı. Bu bir sporcunun omuzlarındaki en ağır yüktü. Fakat o artık bir yıldız sporcu idi ve bu ağır yükü taşımak zorundaydı.
Süreyya Ayhan sadece sporcu değildir. O bu milletin gençliği için; bir simge ve tek başına bir okuldur. O,Türk çocuklarının bütün imkansızlıklara rağmen neler yapabileceğinin tipik bir örneğidir. Türkün gücünü dünyaya ispat eden bir kahramandır. Çünkü O, Türk gençleri için her saniyesi örnek alınacak ve başarıya ulaştıracak bir yaşam süreci geçirmiştir.
Yazık etmişlerdir bu altın kızımıza. Süreyya bu muameleyi hak etmemiştir. Bana göre Süreyya Ayhan; bugüne kadar daima Türk olmayanları inceleyen ve incelediği kişilerden yola çıkarak Türk çocuklarına yön vermeye çalışan psikolog, sosyolog ve pedagoglarımız için incelenmesi gereken çok önemli bir kişiliktir. Süreyya'nın bu günlere gelmesini sağlayan yaşam öyküsü Doktora ve Mastır tezi yapacaklar için de emsâlsiz bir malzemedir. Ve yine alınan bu son cezadan sonra bu altın kızımızın "içine düşürüldüğü psikolojik yıkıntının boyutları sporcumuzun geleceği üzerindeki menfi etkileri"de ayrı bir tez konusudur.
Kanaatime göre Süreyya Ayhan tarihi misyonunu, yani kendisine yine kendisinin verdiği görevi başarı ile tamamlamıştır. Türk çocuğunun bütün imkansızlıklara rağmen başarılı olabileceğini dosta-düşmana da kabul ettirmiştir. Sporumuza musallat olan kıskançlık ve adam kayırmalara aldırmadan, basınımızın özel hayatı ile ilgili yaptığı yargısız infazlara rağmen, disiplinli ve kararlı bir kişiliğin alabileceği sonuçların azamisini elde etmiştir.
Süreyya; Türk insanına ve Türk sporuna bir milât yaşatmıştır. Kendisini 70 milyona kabul ettirmiştir. 250 Milyon Türk'ün hayır-duasını alarak başarıya ulaşmıştır.
Burada spor yöneticilerimizce yapılacak olan Süreyya'yı cezalandırmak olmamalıydı. Bu genç sporcumuzu yeniden nasıl Türk sporuna kazandıracağımız üzerinde durulmalıydı. Ben Süreyya'yı kaybetmenin yanlış olduğunu değerlendiriyorum.
Süreyya sporcudur. Spora kilitlenmiştir ve bir yaşam tarzı olarak seçmiştir. O hedefini çizmiştir. İstesek de istemesek de beyninin şartlandığı yeni şampiyonluklara ve madalyalara ulaşacaktır. Bunu önlemek mümkün değildir. Burada önemli olan bu şampiyonluklarda Türk bayrağını taşımasıdır. Eğer Türkiye ona bu imkanı onun elinden alıyorsa o gücünü başka bayraklar altında kanıtlayacaktır. Bu sonuç kaçınılmazdır.
Sonuç olarak;
Süreyya Ayhan'ı karalamak ve yok saymak yanlıştır. Ülkemizin bir değil daha yüzlerce Süreyya'ya ihtiyacı vardır. Çünkü dünya devletleri günümüzde birbirleri ile güç mücadelesini artık spor sahalarında yapmaktadır. Fakir Afrika ülkelerinin kara-kuru çelimsiz ve gösterişsiz, yalınayak koşarak besili ve canlı-kanlı beyaz rakiplerini arkasından koşturan atletlerinin İstiklal marşları çalınırken Beyaz Adama olan hınçlarını gösteren gözü yaşlı atletlerini gözümüzün önüne getirelim. Ve Süreyya'nın bizlere yaşattığı başarıları bu gözle bir kere daha değerlendirelim.
Burada Süreyya AYHAN' a verilen cezanın sadece onu değil, O'nu örnek alan genç nesil sporcularımızın geleceğini de kararttığını görmemiz gerektiğini vurguluyor ve spor camiasını çok zor yetişen yıldız sporcularımız hakkında duyarlı olmaya davet ediyorum.


Dr. Tahir Tamer Kumkale
4 Şubat 2005 Cuma

 
BİLDİRİ-YORUM
2000-2012 | Dr. Tahir Tamer Kumkale